Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Başkanlığının (Belediye) iştirak Şirketine bağlı olarak sürekli işçi kadrosunda istihdam edildiğini, kadroya geçişinin 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) ile sağlandığını, hâlen davalı Şirketin kadrolu işçisi olarak çalışmaya devam ettiğini, kadroya geçerken bireysel iş sözleşmesi imzaladığını ve ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini; ancak eksik ödeme yapıldığını, 13.11.2019 tarihli topl
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Başkanlığının (Belediye) iştirak Şirketine bağlı olarak sürekli işçi kadrosunda istihdam edildiğini, kadroya geçişinin 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) ile sağlandığını, hâlen davalı Şirketin kadrolu işçisi olarak çalışmaya devam ettiğini, kadroya geçerken bireysel iş sözleşmesi imzaladığını ve ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini; ancak eksik ödeme yapıldığını, 13.11.2019 tarihli toplu iş sözleşmesi imzalanana kadar haftalık en az üç saat fazla çalışma yaptırıldığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştırıldığını ileri sürerek ödenmeyen ücret farkı, ilave tediye ücreti, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçinin, kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ücretinin tespiti ile talep edilen fark ücret alacağının bulunup bulunmadığı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile ilave tediye ücreti alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı hususundadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.