TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 23/06/2025 DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 12/03/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme s…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1966 KARAR NO : 2026/336 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 23/06/2025 DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 12/03/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı talebine ilişkin olup; davanın zamanaşımı uğradığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar taraflarca ayrı ayrı istinaf edilmiştir. Davacı vekili, müvekkili ile davalının bir araya gelerek İstanbul İli, Pendik İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde devam eden dört (A, B, C, D ve E blok) blok ve bir havuzdan oluşan inşaatta mimari proje, makine projesi, elektrik projesi ve statik proje hazırlanması, zemin etüt raporlarının hazırlanması, performans analizinin yapılması, ısı yalıtım projeleri ve ruhsatların alınması hususunda sözlü olarak anlaştıklarını, müvekkilinin anlaşma gereği üzerine düşen tüm edimleri yerine getirdiğini, hatta işin devamı esnasında inşaatın gecikmemesi için yeri geldiğinde ilgili kurumlara ödenmesi gereken harç ve ödemeleri dahi kendisinin karşıladığını, nitekim müellif mimar ...’a yapılan toplam 10.500,00 TL tutarındaki ödemenin de müvekkilinin karşılamak zorunda kaldığı kalemler arasında olduğunu, neticede inşaatın tamamlandığını ve yapı ruhsatının 09/09/2009 tarihinde alındığını, müvekkilin yükümlülüklerini yerine getirip yapı ruhsatı alındıktan sonra davalıdan ödeme yapmasını istediğini ancak davalının ödeme tarihlerini sürekli olarak ertelediğini ve müvekkiline yaptığı iş karşılığında gerekli olan ödemeyi yapmadığını, müvekkilinin yaptığı işin karşılığını ve ödemek zorunda kaldığı giderlerin ödenmemesi üzerine inşaatta yer alan A, B, C, D, E blok ve havuza ait proje bedelleri toplamı 323.237,00 TL ile müellif mimarlara ödenmek zorunda kalınan toplam 10.500,00 TL’nin işlemiş faizi ile birlikte davalıdan tahsili için İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, ancak davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı yanın icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında yapılmış olan hiçbir yazılı ya da şifahi sözleşme akdedilmediğini, müvekkilinin dava dışı 3.kişi .... ... ... ile arsada yapılacak imalatlar ile ilgili 2002 yılında anlaştığını, müvekkilinin kooperatifin taşeronu olarak bir kısım imalatları yapmayı taahhüt ettiğini, dolayısıyla İstanbul İli, Pendik İlçesi, ... Mah, ... Ada, 3 parselde yapılan inşaatlarda tek yetkili ve hak sahibinin dava dışı .... ... ... olduğunu, müvekkilinin taşeron olarak bahsi geçen inşaat projesinde herhangi bir sözleşme yapma yetkisinin bulunmadığını, yetkilinin .... ... ... olduğunu, dolayısıyla husumetin kooperatife yöneltilmesi gerektiğini, dava dışı .... ... ...'nin dava konusu taşınmazda 1991 yılında site inşaatına başladığını, inşaatın uzun zaman sürdüğünü ve ... kooperatifi ile müvekkilinin 2002 yılında inşaatların yapılması ile ilgili olarak taşeron olarak çalışmaya başladığını, 2005 yılı sonuna kadar müvekkilinin A, B ,C bloklarının inşaat işlerini (havuz da dahil olmak üzere) yaptığını, 2005 yılı sonunda inşaat işlerinde her 5 yılda bir alınması gereken yeni şartnamelere uygunluk raporlarının süresi dolduğunu, 2006 yılı Mayıs ayında .... ile davacı arasında D ve E blok işlerinin yapılması için inşaat emsal hesapları yapılarak yeniden tadilat projesi yapılması, diğer yapılmış olan A, B, C blokların (havuz dahil) yeni şartnameye uygunluk raporu alarak işin yapılması için temdit süresi ve tasdik işlemlerinin yapılması için anlaşıldığını, davacı ile .... ... ... arasında sözleşmenin 2006 yılı Haziran ayında yapıldığını, davacı tarafça müvekkiline 10/08/2018 tarihinde icra takibi yapıldığını, hiçbir şekilde borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı ile .... ... ... arasında yapılan sözleşme gereğince borcun zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın 12 yıl boyunca iddia etmiş olduğu alacağı ile ilgili ne .... ... ...'ne ne de müvekkiline hiçbir başvuru yapmadığını, dava dilekçesinde hangi bedel üzerinden anlaşma yapıldığının ifade edilmediğini, müvekkili açısından hiçbir kabul anlamına gelmemek kaydıyla, yapılacak işlerin belirli olduğu bir sözleşmede bedel belirlenmeden anlaşma yapılmayacağını, 2006 yılı için 333.737,00 TL bedelin çok yüksek olduğunu, bu çaplı bir anlaşmanın bedel üzerinde anlaşılmadan şifahi olarak yapılmış olmasının hayatın doğal akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece, gerek sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nun 126/4. maddesine ve gerekse 6098 sayılı TBK'nın 147/6. maddesine göre yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacakların 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, taraflar arasındaki ilişki eser sözleşmesinden kaynaklandığından, olayda uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu, zamanaşımı süresinin alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlayacağı, eser sözleşmelerinde sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa iş bedeli alacağının eserin tamamlanıp teslim edildiği tarihte, sözleşmenin feshi halinde ise fesih iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla muaccel hale geleceği, dosyaya celp edilen Pendik Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü'nün 02/09/2009 tarihli yazısına göre, dava konusu Pendik İlçesi, Kurtköy Mahallesi, ... ada, 3 parsel sayıdaki yerdeki mevcut A-B-C blokların inceleme raporlarının yürürlükteki yönetmeliğe göre kontrol edildiği ve ilgili mimari projesinin onaylandığının belirtildiği, dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı davacı tarafın teslim yükümlülüğünü 02/09/2009 tarihi itibariyle yerine getirdiği, ancak bu davaya konu icra takibinin ise 10/08/2018 tarihinde açıldığı, eser sözleşmesinden kaynaklı alacaklar eserin teslim tarihinden itibaren beş yıl içinde zamanaşımına uğradığından ve davalı vekilince süresinde zamanaşımı itirazında bulunulduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiği gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, müvekkili tarafından İstanbul İli, Pendik İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, 3 parsel üzerinde devam eden, 4 blok ve bir havuzdan ibaret inşaatta mimari proje, makine projesi, elektrik projesi ve statik projesinin hazırlanması, zemin etüt projelerinin hazırlanması, performans analizinin yapılması, ısı yalıtım projeleri ve ruhsatlarının alınması işini üstlendiğini, müvekkilinin üzerine düşen edimleri yerine getirmesine rağmen davalı tarafın yapılan işin karşılığının ödemediğini, davalı tarafın davanın en başından beri, müvekkili ile arasında sözleşme olmadığını, davacının işi kooperatif nam ve hesabına yaptığını, kendisinin bu ilişkide hiçbir dahlinin bulunmadığını öne sürdüğünü, tarafların dosya kapsamındaki beyanları birlikte değerlendirildiğinde; dava dışı kooperatifin, üzerine inşai faaliyet yapılan taşınmazın sahibi olduğu, davalının müteahhit olduğu ve müvekkilinin ... şirketi olup, dava konusu projenin hazırlanması ve tatbiki işini üstlendiğini belirtildiğini, görüldüğü üzere; davacı, davalı ve dava dışı taşınmaz sahibi arasında üçlü bir ilişkinin varlığının söz konusu olduğunu, davalının iddiasına göre, işin sahibinin dava dışı kooperatif olduğunu, oysa dosyadaki delillere göre davalının iddiasının aksine, işin davalı tarafından müvekkiline verildiğini, dolayısıyla davalının kooperatif nam ve hesabına iş yaptırdığının ortaya çıktığını, işin yapılması noktasında kooperatifin müvekkilini görevlendirmediğine göre dava konusu iş bakımından davalı ile kooperatif arasında vekaletsiz iş görme özelliklerini taşıyan bir ilişkinin varlığından bahsedilebileceğini, müvekkili ile davalı arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, ancak davalı ile müvekkili arasında bir işin yapılmasına ilişkin mutabakat sağlandığını ve müvekkilinin talimatı davalıdan aldığının yargılama esnasında ispat edildiğini, nitekim mahkemenin de davalı ile müvekkili arasında bir mutabakat olduğuna kanaat getirdiğini, diğer ilişkinin ise, müvekkili ile taşınmazın sahibi -davalının iddiasına göre- dava dışı kooperatif arasındaki ilişki olduğunu, eğer bir eser sözleşmesi ilişkisinden bahsedilecekse müvekkili ile kooperatif arasındaki ilişkinin bu niteliklere sahip olduğunu,müvekkilinin işi ve talimatları kooperatiften değil, davalıdan aldığını, dolayısıyla davalının dava dışı kooperatif nam ve hesabına iş yaptırdığı, bu durumda "vekaletsiz iş görme" hükümleri kapsamında hareket ettiği noktasında şüphe bulunmadığını, bu nedenle bu davada taraflar arasındaki ilişkinin de vekaletsiz iş görme hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiğini, oysa mahkemenin hatalı bir şekilde, müvekkili ile davalı arasındaki ilişkiyi eser sözleşmesi hükümleri kapsamında değerlendirdiğini,gerek 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda, gerekse 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda eser sözleşmelerinden kaynaklanan alacakların 5 senelik zamanaşımına tabi olduğunun düzenlendiğini, ancak vekaletsiz iş görme hükümlerinin uygulanacağı ihtilaflarda özel bir zamanaşımı süresinin düzenlenmediğini, genel zamanaşımı yani 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğunu, bu ihtilafta, mahkemenin davalı ile müvekkili arasındaki ilişkiyi hatalı şekilde nitelendirdiği için buna bağlı olarak zamanaşımının da hatalı şekilde tayin ve tespit ettiğini, işin teslim edildiği tarih ile icra takibinin başlatıldığı tarih dikkate alındığında zamanaşımı süresinin dolmadığının açık olduğunu, ortada tamamlanan bir iş, yapılan işten menfaat sağlayan bir davalı ve yaptığı işin karşılığını alamamış bir yüklenici bulunduğunu, davalının, yapılan işten menfaat sağlamasına rağmen müvekkili ile arasındaki ilişkiyi reddetme yoluna gittiğini, Türk Medeni Kanunu'nun 2nci maddesinde yer alan "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz" düzenlemesi karşısında arada yazılı bir sözleşme olmamasının arkasına sığınan davalının açıkça kötüniyetli olan bu davranışının TMK'nın 2. Maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Dairemizin 10/11/2022 tarihli 2022/1734 Esas ve 2022/1899 Karar sayılı kararı ile, "...husumetin varlığı dava şartı olup, gerek mahkemece gerekse Dairemizce re'sen dikkate alınması ve dava şartına ilişkin olguların itiraz ve def'ilerden önce karara bağlanması gerektiğinden, mahkemece öncelikle davada davalının pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı konusunda değerlendirme yapılması, davalı yanın pasif husumet ehliyetinin bulunduğunun tespiti halinde ise, davacı yanın davada vekaletsiz iş görme hükümlerinin uygulanması gerektiğine yönelik itirazlarının tartışılması sonucu olaya uygulanması gereken zamanaşımı süresinin tespit edilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi dosya kapsamına göre usul ve yasaya aykırı olmuştur" gerekçesiyle kaldırma kararı verilmiştir. Mahkemece, her ne kadar davalı tarafça taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığı, bu nedenle davalı tarafa husumet yöneltilemeyeceği savunmasında bulunulmuş ise de, alınan bilirkişi raporu ile dava konusu İstanbul İli, Pendik İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... pafta, 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yapılacak yapının yapı sahibinin ..., ....... ...., yapı müteahhiti/yüklenicisinin davalı ... olduğu ve projelerin yapımından da sorumlu olduğunun tespit edildiği, yine dosya üzerindeki bilgi ve belgeler üzerinde yapılan incelemede dava konusu yapıya ilişkin ruhsatların tamamında mimari proje müellifi olarak ...’nun yer aldığı ve davacı firmanın sahibi olduğu, bu haliyle davalı tarafın dava konusu işin yapımında asıl yüklenici, davacı tarafın ise alt yüklenici olduğunun görüldüğü, alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere dava konusu İstanbul İli, Pendik İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... pafta, 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yapılacak yapının yapı sahibinin ..., ....... ...., yapı müteahhiti/yüklenicisinin davalı ... olduğu, buna göre dava dışı kooperatifin iş sahibi davalının ise ilk yüklenici olduğu ve aralarındaki ilişkinin eser sözleşmesine dayalı olduğu, huzurdaki davadaki asıl uyuşmazlığın davacının davalı ile aralarında sözleşmesel ilişki bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı, incelenen kayıt ve belgelere göre dava konusu taşınmaz üzerindeki yapının yapı müteahhidinin davalı olduğu ve projelerin tamamının yapımından sorumlu olduğu, davacının da işbu projelerin tamamında mimari proje müellifi olarak yer aldığı, bu haliyle taraflar arasında ilk yüklenici ve alt yüklenici olarak bir eser sözleşmesinin mevcut olduğu, bu hususun tanık beyanları ile de doğrulandığı anlaşılmakla huzurdaki davada davalı tarafın pasif husumet ehliyetinin bulunduğu, davalı tarafın bu yöndeki itirazlarının yerinde olmadığı, her ne kadar davacı tarafça somut olaya vekaletsiz işgörme hükümlerinin uygulanması gerektiği iddia edilmiş ise de, yukarıda açıklandığı üzere taraflar arasındaki hukuki ilişkinin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu ve TBK da eser sözleşmelerine ilişkin ve genel zamanaşımı sürelerine ilişkin düzenlenen hükümlerin uygulanması gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı davacı tarafın teslim yükümlülüğünü 02.09.2009 tarihi itibariyle yerine getirdiği, ancak huzurdaki davaya konu icra takibinin 10.08.2018 tarihinde başlatıldığı, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar bakımından eserin teslim tarihinden itibaren beş yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğu, davalı tarafça süresi içerisinde zamanaşımı definin ileri sürüldüğü gerekçeleriyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, taraflar arasında vekaletsiz iş görme sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği, davalının dava dışı kooperatif nam ve hesabına iş yaptırdığı, bu durumda "vekaletsiz iş görme" hükümleri kapsamında hareket ettiği noktasında şüphe bulunmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi olduğu kanaati oluşmuş olsa bile zamanaşımı süresinin başlangıcının doğru tespit edilmesi gerektiği, yargılama esnasında, yüklenilen işin sorumluluğunun ne zaman sona erdiği bilirkişi marifetiyle incelenmediği, Pendik Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü'nün17.05.2022 tarihli yazısında, dava konusu yapıdaki her bir blok için 2009 yılında ruhsat düzenlendiği, ardından 2015 tarihinde yine dava konusu bloklar için yenileme ruhsatı düzenlendiği, 2015 tarihinde düzenlenen bu ruhsatlarda da yine proje müellifi sorumlusu olarak müvekkil şirketin yetkilisi mimar. ... ...'nun yer aldığının görüleceği, esasen taşınmaz ile ilgili olarak iskan alınabilmesi için tadilat projelerin hazırlanıp tadilat ruhsatı düzenlenmesi gerektiği, müvekkilin işbu dava ile talep ettiği alacağın 2009 tarihinde başlayıp devamında 2015 tarihli ruhsatlara ilişkin olduğu, kaldı ki yerinde yapılan aykırılıklara ilişkin tadilat projelerinin, proje müellifi olarak görev alan müvekkil şirket yetkilisi ... ... tarafından hazırlanması gerektiği, dolayısıyla müvekkili ile davalının 2009 ve 2015 tarihli yapı ruhsatlarının alınması hususunda anlaştıklarını, 2015 yılı itibariyle de yenilenen ruhsatta adının geçtiğini, dolayısıyla sorumluluğunun devam ettiğini, sorumluluğu devam ettiği sürece zamanaşımının işlemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde, davacı ile müvekkil arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu, davacı tarafın dilekçelerinde teslim yükümlülüğünü 02.09.2009 tarihi itibariyle yerine getirdiğini beyan ettiğini, istinaf dilekçesinde 2015 yılının teslim tarihi olduğuna yönelik beyanların ise "iddia ve savunmanın genişletilmesi" yasağına tabi olup iddia ve savunmanın genişletilmesine muvafakat etmediklerini, işbu davanın miktar itibariyle senetle ispat kuralına tabi olduğunu, miktar nedeniyle tanık dinletilemeyeceğini, gerekçeli kararda "tanık beyanlarına" dayanılmasının yasaya ve usule aykırı olduğunu beyan ederek gerekçe yönünden kararı istinaf etmiştir. DEĞERLENDİRME Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Davacı, davalı ile aralarında sözlü bir sözleşme akdedildiğini, bu sözleşme ile davacının yüklenici sıfatıyla İstanbul İli, Pendik İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, 3 parsel üzerinde devam eden, 4 blok ve bir havuzdan ibaret inşaatta mimari proje, makine projesi, elektrik projesi ve statik projesinin hazırlanması, zemin etüt projelerinin hazırlanması, performans analizinin yapılması, ısı yalıtım projeleri ve ruhsatlarının alınması işini üstlendiğini ileri sürmüş, davalı yan ise; tüm savunmalarında öncelikli olarak sözleşme ilişkisini reddettiğini, taraflarına karşı dava açılamayacağını savunmuştur. Davacı tanığı ..., "...'yı mütehatilik yapması sebebiyle tanırım ayrıca beraber de çalışmıştık, davacı ... ... Şirketinin yetkilisi ... Hanımı da tanırım arkadaşım olur. ...'nın Kurtköy de kooparatif inşaat işi vardı bende tanıdığım ... ... şirketi ile kendisini tanıştırdım. Ben tanıştırdıktan sonra aralarında anlaştılar projelerini yaptılar inşaatı bitirdiler işin ne zaman teslim edildiğini bilmiyorum ama yaklaşık 10 sene olmuştur, ben tarafların hangi miktar üzerinden anlaştıklarını bilmiyorum. bildiklerim bundan ibarettir.." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı ..., "Ben inşaat mühendisiyim aynı zamanda dava konusu inşaatın da mühendisiydim mühendislik projesini de 2005-2006 yıllarında ben yaptım ... ... şirketi de ... projesini yaptı ve projeyi teslim ettik ve ruhsatı Pendik Belediyesinden aldık. Ondan sonrası yapı kontrol ve mütehaitin işidir bizim işimiz ruhsatın alınmasıyla bitmiştir. ... Mimarlığın bildiğim kadarıyla davalıdan alacağı kalmıştır . Hatta benim de bir kısım alacaklarım bulunmaktadır. Davacı ile davalının hangi miktar üzerinde anlaştığını hatırlamıyorum ancak ruhsat harçları da ... ... tarafından yatırılmıştır..." şeklinde beyanda bulunmuş, davacı vekilinin sorusu üzerine gerek kendisinin ve gerekse de ... ...'ın ... ile muhatap olduğunu, mülkiyet sahipleri ile muhatap olmadıklarını ifade etmiştir. Uyuşmazlık konusu hususlar ele alındığında; Dosyada mevcut deliller ışığında, ilk derece mahkemesinin taraflar arasında sözleşme ilişkisinin varlığına yönelik değerlendirmesi ve ayrıca bu sözleşmeyi eser sözleşmesi olarak nitelendirmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Davacı, her ne kadar vekaletsiz iş görme hükümlerinin uygulanması gerektiğini ileri sürmüş ise de, taraflar arasında sözleşmesel ilişkinin varlığı tespit edildiğinden ve davacının hak ve yükümlülükleri dikkate alındığında bu sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu açık olup, vekaletsiz iş görmeye dair hükümlerin uygulanması mümkün değildir. Eser sözleşmelerinden kaynaklanan alacaklarda zamanaşımı süresi 5 yıl olup, kural olarak eserin teslimi ile bu süre başlar. Olayımızda, davacının dava dilekçesindeki açıklamaları da dikkate alındığında tarafların İstanbul İli, Pendik İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde devam eden dört (A, B, C, D ve E blok) blok ve bir havuzdan oluşan inşaatta mimari proje, makine projesi, elektrik projesi ve statik proje hazırlanması, zemin etüt raporlarının hazırlanması, performans analizinin yapılması, ısı yalıtım projeleri ve ruhsatların alınması hususunda sözlü olarak anlaştıkları, inşaatın tamamlandığını ve yapı ruhsatının 09.09.2009 tarihinde alındığını, müvekkilin yükümlülüklerini yerine getirip yapı ruhsatı alındıktan sonra davalıdan ödeme yapmasını istediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davacı tarafın eseri teslim tarihi en geç 09.09.2009 olup, -aksi yönde bir anlaşmanın varlığı ispat edilemediğinden- eseri teslim ile birlikte alacağını talep etme hakkı doğmuştur. Bununla birlikte huzurdaki davaya konu icra takibi 10.08.2018 tarihinde başlatılmıştır. Dolayısıyla, ilk derece mahkemesinin zamanaşımı süresinin dolduğuna yönelik tespiti yerinde olup, taraf vekillerinin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 23/06/2025 tarih ve 2022/948 Esas, 2025/520 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Taraflardan alınması gereken 732,00 şer TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 ar TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 ar TL istinaf karar harcının taraflardan ayrı ayrı alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde BIRAKILMASINA, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 12/03/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.