T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:27/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:17/05/2022 DAVANIN KONUSU:Alacak (Kooperatif Üyeliğinin Sona Ermesi Nedeniyle) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:27/02/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. …
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:27/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:17/05/2022 DAVANIN KONUSU:Alacak (Kooperatif Üyeliğinin Sona Ermesi Nedeniyle) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:27/02/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkilinin Antalya 1. Noterliğinin 21.10.2016 tarihli ... yevmiye nolu uyarı ile kooperatiften ayrıldığını, bu uyarıda istifa yoksa da Yargıtay kararlarına göre üyenin kooperatiften alacaklarını istemesinin kooperatiften ayrılma isteğini de içerdiğini, davalı kooperatif yönetiminin bu uyarıya verdiği 31.10.2016 tarih, ... sayılı yanıt ile istemin kabul edilmeyeceğinin bildirildiğini, müvekkilinin bu kez 10.03.2017 tarihinde başvurarak istifasını bildirdiğini, kooperatifin bu başvuruya 30.03.2017 tarihinde yanıt vererek müvekkilinin istifasının kabul edilmediğine ilişkin kararı gönderdiğini, ardından davalı kooperatifin 19.03 2018 tarih, ... nolu karar ile müvekkilini kooperatiften ihraç ettiğini, alacaklarını isteme uyarılarına karşın bugüne değin alacaklarının ödenmediğini, müvekkilinin kooperatiften 19.03.2018 tarihinde ihraç edildiğini, kooperatiften ihraç edildikten sonra 2019 yalında genel kurul yapıldığını, bilanço sunulduğunu, ancak alacaklarının bilançoda yer almadığını, kooperatifçe de ödeme yapılmadığını, kooperatif yönetiminin aradan 3 yıl geçmesine ve varlığı da bulunmasına karşın alacaklarının ödenmediğini, tüm kanıtlarının Asliye Tic. Mah. ... Esas sayılı dosyasında olduğunu, bu dosyayı -kooperatif kayıtlarını alacaklarının miktarı yönünden bilirkişi incelemesini kanıtları olarak sunduklarını, Kooperaetif arsasının satımından paylarına düşen bedel, satış bedelinin banka faizinden paylarına düşen bedel ve kooperatif üyeliği sırasında ödedikleri paralarla alınan ve halen tapusu kooperatif adına olan, ... ada, ... parsel, ... ada, ... parsel, ... ada, ... Parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını kapsadığını, banka kayıtları, tapu kayıtlarının alacaklarının kanıtı olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere ve alacaklarını istifa tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanarak davalı kooperatiften ayrıldıkları, ihraç edildikten sonra doğan alacakları karşılığı 40,000.00 TL'nın tazmin ve tahsiline, tüm yargılama giderleri, avukatlık ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; davayı kabul etmediklerini, kooperatifin kuruluş amacının üyelerine konut edindirmek olduğunu, Kooperatifler Kanunu'na göre üyenin talep ettiği bedel ister kooperatiften çıkmak amacıyla olsun, isterse kar paylaşımı amacı gütsün, kooperatifin kuruluş amacına ulaşmaya engel olacaksa uygulanmayacağını, dolayısıyla usulsüz satıştan kaynaklı arsayı geri alma amacı da hasıl olduğundan söz konusu bedellerin dağıtılmasının ana sözleşmeye zaten aykırılık teşkil ettiğini, dağıtılan işbu bedellerin haksız ve hukuka aykırı olduğundan davalının da içinde bulunduğu kooperatif üyelerine yeni yönetim tarafından Antalya 10, Noterliği'nine 18/08/2016 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtamamesi marifetiyle ihtar çekilerek söz konusu bedellerin kooperatife iadesinin istendiğini, aksi halde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiğini, davalı yanın iddia ettiği gibi üyelerin çıkarlarına hareket eden bir durumun engellenmesinin söz konusu olmadığını, yapılan dağıtım işleminin Kooperatifler Kanundaki mevzuata aykırılık teşkil ettiği gibi Vergi Mevzuatı bakımından da sıkıntılar taşıdığını, kooperatifin sahip olduğu söz konusu arsanın satışından elde edilen kazanç ile bu kazançların değerlendirilerek nemalandırılmasından elde edilen gelirlerin ortaklara dağıtılması durumunda GVK.nun 94 maddesinin 6/b-i bendine göre % 15 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması ve muhtasar beyanname ile beyan edilmesi gerektiğini, KK'nın 17'nci maddesine göre ayrılan ortakların alacakları, ayrıldıkları yılın bilançosuna göre belirleneceğini, kooperatifçe varsa arsa satışı için yapılan giderlerin arsa satışından elde edilen kazancın tespitinde dikkate alınmasının mümkün olacağını, kooperatifin aktifinde iki yıldan fazla süreyle bulunan taşınmazın satışından elde edilen kazancın; özel bir fon hesabında tutulması, hiç bir şekilde ortaklara dağıtılmayarak koaperatif amaçları doğrultusunda kullanılması ve 5520 sayılı Kamınun 5/1-e maddesinde yer alan diğer şartların da sağlanması halinde % 75'i kurumlar vergisinden istisna edilebileceğini, ancak, istisnaya konu kazancın kooperalif ortaklarına dağıtılması, satışın yapıldığı yılı izleyen beş yıl içinde fon hesabından başka bir hesaba (sermayeye ilave hariç) nakledilmesi, işletmeden çekilmesi, bu süre içinde tasfiyeye girilmesi halinde, anılan istisna hükmünden yararlanılamayacak olup satış bedeline isabet eden istisna nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergilerin de ziyaa uğrayacağının unutulmaması gerektiğini, kooperatife ait taşınmaz satışından doğan kazanç ile varsa diğer kazançların ortaklara dağıtılması halinde dağıtım esnasında Gelir Vergisi Kanunumun 94. maddesinin birinci fikrasının 6/b-i) alt bendi uyarınca %15 oranında gelir vergisi kesintisi yapılması ve muhtasar beyanname ile beyan edilmesi gerekmekte olup dağıtıları kâr paylarının kooperatifin ortakları açısından Gelir Vergisi Kanunumun 75. maddesi gereğince menkul sermaye iradı sayılarak, ortaklar tarafından elde edilen menkul sermaye iradı mahiyetindeki bu gelirlerin, Gelir Vergisi Kanununun 22/2. maddesi uyarınca yarısı gelir vergisinden istisna olup, kalan tutarın ilgili yıl için belirlenen beyan haddini aşması halinde ortaklar tarafından da beyan edilmesi gerektiğini, dava dilekçesi ve içeriğini kabul etmediklerini belirterek hem kooperatifler kanunu hem de vergi mevzuatı değerlendirilmeksizin açılan iş bu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "Kooperatif yönetim kurulunun 19/03/2018 tarih, ... sayılı kararı ile davacı üyelikten ihraç edilmiştir. Bu durumda davacının aidat alacağının, 31/12/2018 tarihli bilançoya göre hesaplanacağı açıktır. Davalı kooperatifin defter ve kayıtları ile davacının dosyaya sunduğu ödeme belgeleri nazara alınarak yapılan hesaplama neticesinde davacının, 12.905-TL aidat ödemesinin bulunduğu belirlenmiştir. Bilirkişi tarafından tespit edilen davacı hissesine düşen 4.058,73-TL masraf hissesinin düşümünden sonra davacının, 8.846,27-TL çıkma payı alacağı isteyebileceği kanaatine varılmıştır. Öte yandan, dava konusu yapılan alacağın muaccel olduğu tarihinde belirlenmesi gerekmektedir. Anılan bilanço 28/04/2019 tarihli genel kurulda onaylanmıştır. Alacağın, bilançonun onaylamasından itibaren bir ay içinde ödenmesi gerekeceğinden, temerrütün 28/05/2019 tarihinde gerçekleştiği belirlenmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin ... esas, ... karar sayılı ilamında"......Davalı kooperatifin 13.06.1999 tarihli genel kurulunun 9. maddesinde ".....netice itibariyle kooperatifin malvarlıklarının tespiti yapılarak, ortaklar üzerine sermaye yansıtıldıktan sonra alınacak üyelerin en az bu sermaye taahhüdünde bulunduktan sonra üye olarak alınmasına oybirliğiyle karar verilmiştir. Bu işlemin en geç 31 Temmuz 1999 tarihine kadar gerçekleştirilmesi için yönetim kuruluna yetki verilmiştir." şeklinde, 11.06.2000 tarihli genel kurulun 7. maddesinde ise; " 6. maddede adı geçen parsellerin satışı yapıldığı taktirde hak sahiplerinin sermayelerine eklenmesine, satış yapılmadığı taktirde 6. maddede belirtildiği şekilde değerlendirilmesi yapılarak hak sahipleri sermayesine eklenmesi için yönetim kuruluna oybirliğiyle yetki verilmiştir." şeklinde karar alınmıştır. Alınan bu kararlara istinaden taşınmazların satışının yapılıp yapılmadığı dosya kapsamından anlaşılamamakla birlikte davalı kooperatif malvarlıklarındaki değer artışı ve kooperatif malvarlığındaki bir kısım taşınmazların satış bedelleri üzerinden yapılan değerlendirme neticesi davalı kooperatif yönetim kurulunca üye kayıt defterinde davacıların hesabına sermaye olarak eklenmek suretiyle yansıtılmış ve mahkemece de bu miktarlar davacıların kooperatife yaptıkları ödeme gibi değerlendirilerek çıkma payı hesabında dikkate alınmıştır. Kooperatif malvarlıklarındaki değer artışı veya kooperatif malvarlıklarının satışından elde edilecek miktarlar kooperatif ortaklarının ancak tasfiye neticesi elde edebileceği kazanımlardır. Kooperatiften ihraç veya istifa neticesi ayrılan bir ortak sadece ödemelerinin istirdadını talep edebilir. Bu nedenle anılan genel kurul kararları gereğince davacıların sermayelerine yapılan bu eklemelerin davacı ödemesi olarak kabulü ve çıkma payı hesabında dikkate alınması mümkün değildir." gerekçelerine yer verilmiştir. Toplanan deliller, yukarıda yer verilen Yargıtay ilamı dikkate alınarak, bilirkişi ...'ün 28/02/2022 tarihli raporu hükme esas alınarak; davacının 8.846,27-TL çıkma payı alacağının bulunduğu belirlenmiş, dava dilekçesindeki talebin 40.000-TL olması nazara alınarak davanın kısmen kabulüne alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren yasal faiz yürütülmesine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin kararına gerekçe olarak Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin ... Esas sayılı kararını aldığını, bu karar ile davanın örtüşmediğini, kararda kooperatifin ''bir kısım taşınmazların satış değerleri üzerinden yapılan değerlendirme ile kooperatif mal varlığındaki değer artışı saptanarak, sermayeye eklenmiştir'' denilerek mal varlıklarındaki değer artışından pay alamayacakları sonucuna varıldığını, oysa davanın mal varlığındaki değer artışı olmadığını, kooperatif mal varlığının satılmasıyla oluşan bilançodan, gene aynı şekilde bu mal varlığının, yani paranın bankada 2018 bilançosuna yansıyan ve kooperatif mal varlığı olan değerdeki paylarının istenmesi olduğunu, değer artışını değil, bilanço aktifindeki değerden paylarına düşenin dava edildiğini, değer ile değer artışı arasındaki farklılığın Mahkemece saptanamadığını, kooperatifin arsasının değer artışını değil, arsanın satılmasıyla oluşan kooperatif mal varlığındaki paylarının saptanmasını istediklerini,aynı şekilde kooperatife yatırdıkları sermaye ile alınan ve halen taşınmaz olarak kooperatif mal varlığında olan taşınmazlardaki paylarının da saptanmasını istediklerini, Mahkemenin davayı nitelendirmesinde maddi ve hukuki hata bulunduğunu, 30 yıl önce yatırdıkları 12.500,00 TL karşılığında alınan ve satılarak somut rakam haline gelen kooperatif mal varlığından alacaklarının olmadığının savunulamayacağını, bu nedenle kararın ortadan kaldırılmasını istediklerini, Kooperatifler Kanunu'nun 17. maddesinin son fıkrasının aynen "Çıkan veya çıkarılan ortağın sermaye veya mevduatından kısmen veya tamamen yoksun kalacağı hakkındaki şartlar hükümsüzdür'' denilerek, yasanın açık hükmünün belirlendiğini, Mahkemenin bu yasa maddesine göre, bilgisiz ve yanlı bilirkişinin yanlış değerlendirmesindeki yasaya aykırılığı saptamamasının kararın yanlış ve yasaya aykırı oluşmasına neden olduğunu, bu yönden ortadan kaldırılmasını istediklerini, bilirkişinin; ''Kooperatifler Kanunu, Kooperatif Anasözleşmesi ve Yargıtay kararlarına göre kooperatife ait gayrimenkulün değeri ile arsa satışından elde edilen gelirden davacının hissesine düşen tutarın davacıya ödenemeyeceği değerlendirildiği'' şeklindeki 1163 sayılı yasanın 17., ana sözleşmenin 10. maddesine aykırı değerlendirmesine uyan Yargıtay kararının, benzeri bir kısım arsaların satışından sonra diğer arsalar üzerine üyelerine konut inşaatı yapan kooperatifden, daha önce yapılan arsa satış bedellerinin istenemeyeceğine ilişkin, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18.2.1991 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararının bulunduğunu, bu kararın dava ile örtüşmediğini, olayda satılan arsaların inşaat yapımında kullanılmasının kooperatifin amacı gereği diğer arsalarda süren inşaat faaliyetinin bulunduğunu, davada ise satılan ve bilançoya giren, tüm üyelerin olan bir parasal değerin bulunduğunu, bu değerin de payları oranında kendilerine ait olduğunun kabulüyle kararın ortadan kaldırılması gerektiğini, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinin de Kooperatif ana sözleşmesinin 10. maddesi ve yasanın 17. maddesi ile uyumlu şekilde; ''madde 10. kooperatiften çıkan veya çıkarılan ortaklarla, ölen ortakların varislerinin bilançonun genel kurulca kabulünden bir ay sonra sermayeleri ile sair alacakların tasfiyesini isteyebilirler'' yönünde olduğunu, buradaki ''sair alacaklar''ın ortağın kooperatif mal varlığındaki sermaye dışında oluşan payını açıkladığını,nitekim tip ana sözleşmenin 15. maddesinde de ''devir dışında bir nedenle ortaklığı sona erenlerin sermaye ve diğer alacakları o yılın bilançosuna göre hesaplanarak, bilanço tarihinden itibaren bir ay içinde geri verilir'', tip ana sözleşmenin 15. maddesinde belirttiği ''diğer alacaklar''ın da ortağın biriken, edinilen kooperatif mal varlığındaki payı olduğunu, Mahkemeye, müvekkilinin kooperatiften alacağını belirleyen, doğru hesaplamaları içeren bir çok bilirkişi raporunun da sunulduğunu, müvekkilini ihraç eden davalı kooperatifin 19.03.2018 tarih 04 nolu kararıyla 14 üyenin birden ihraç edildiğini, Haziran 2022'de yapılan genelkurulda son 3 muhalif üyenin daha ihraç edildiğini, tümüyle husumetten ve muhalif üyelerin mal varlığına çökmek olan bu kötü niyetli kararların, çıkar sağlama nedeniyle yapıldığını, bu nedenle yasa gereği hemen ödenmesi gereken alacakların beş yıldır ödenmediğini, görev suçu işlendiğini, yasaya ve ana sözleşmeye aykırı bu tutumun Mahkemece dikkate alınması gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kooperatiflerin kuruluş amacının üyelerine konut edindirmek olduğunu, Kooperatifler Kanunu’na göre üyenin talep ettiği bedelin ister kooperatiften çıkmak amacıyla olsun isterse kâr paylaşımı amacı gütsün, kooperatifin kuruluş amacına ulaşmaya engel olacaksa uygulanmayacağını, dolayısıyla usulsüz satıştan kaynaklı arsayı geri alma amacı da hasıl olduğundan söz konusu bedellerin dağıtılmasının, ana sözleşmeye zaten aykırılık teşkil ettiğini, dağıtılan bu bedeller haksız ve hukuka aykırı olduğundan davalının da içinde bulunduğu kooperatif üyelerine yeni yönetim tarafından Antalya 10. Noterliği'nin 18/08/2016 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi marifetiyle ihtar çekilerek söz konusu bedellerin kooperatife iadesinin istendiğini, aksi halde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiğini, davalı yanın iddia ettiği gibi üyelerin çıkarlarına hareket eden bir durumun engellenmesinin söz konusu olmadığını, aksine üyeleri zarara uğratan bir durumun engellenmesi amacıyla söz konusu yasal işlemlerin başlatıldığını ve devamının da getirildiğini, kooperatife ait olan arazinin daha önceki yönetim tarafından satışından elde edilen gelirin özel fon hesabına aktarıldığını, bu halde üyelerin zararından söz etmenin mümkün olmadığını, yapılan dağıtım işleminin Kooperatifler Kanunu'na aykırılık teşkil ettiğini, Vergi Mevzuatı bakımından da sıkıntılar taşıdığını, kooperatifin sahip olduğu söz konusu arsanın satışından elde edilen kazanç ile bu kazançların değerlendirilerek nemalandırılmasından elde edilen gelirlerin ortaklara dağıtılması durumunda GVK'nın 94. maddesinin 6/b-i bendine göre % 15 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması ve muhtasar beyanname ile beyan edilmesi gerektiğini, KK’nın 17. maddesine göre ayrılan ortakların alacaklarının, ayrıldıkları yılın bilançosuna göre belirlendiğini, kooperatifçe varsa arsa satışı için yapılan giderlerin arsa satışından elde edilen kazancın tespitinde dikkate alınmasının mümkün olacağını, kooperatifin aktifinde iki yıldan fazla süreyle bulunan taşınmazın satışından elde edilen kazancın özel bir fon hesabında tutulmasının, hiç bir şekilde ortaklara dağıtılmayarak kooperatif amaçları doğrultusunda kullanılması ve 5520 sayılı Kanunun 5/1-e maddesinde yer alan diğer şartların da sağlanması halinde % 75'i kurumlar vergisinden istisna edilebileceğini, ancak istisnaya konu kazancın kooperatif ortaklarına dağıtılmasının, satışın yapıldığı yılı izleyen beş yıl içinde fon hesabından başka bir hesaba (sermayeye ilave hariç) nakledilmesinin, işletmeden çekilmesi, bu süre içinde tasfiyeye girilmesi halinde, anılan istisna hükmünden yararlanılamayacağını, satış bedeline isabet eden istisna nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergilerin de ziyaa uğrayacağını, kooperatife ait taşınmaz satışından doğan kazanç ile varsa diğer kazançların ortaklara dağıtılması halinde dağıtım esnasında Gelir Vergisi Kanunu'nun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının 6/b-(i) alt bendi uyarınca %15 oranında gelir vergisi kesintisi yapılması ve muhtasar beyanname ile beyan edilmesi gerektiğini, dağıtılan kâr paylarının kooperatifin ortakları açısından Gelir Vergisi Kanunu'nun 75. inci maddesi gereğince menkul sermaye iradı sayılarak, ortaklar tarafından elde edilen menkul sermaye iradı mahiyetindeki bu gelirlerin, Gelir Vergisi Kanunu'nun 22/2 nci maddesi uyarınca yarısı gelir vergisinden istisna olup, kalan tutarın ilgili yıl için belirlenen beyan haddini aşması halinde ortaklar tarafından da beyan edilmesi gerektiğini, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu madde 42/3 hükmü (“İşletme hesabiyle bilanço ve gerektiğinde gelir gider farkının bölüşülmesi hakkında karar almak”) gereği kooperatif hesaplarında kayıtlı arsa satış karının ancak yönetim kurulu kararı ile genel kurul kararı ile dağıtılabileceğini, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu Madde 38 1. bendi hükmünde “Ana sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı takdirde ortaklarla yapılan muamelelerden bir yıllık faaliyet sonunda elde edilen hasılanın tamamı gelir gider farkı olarak kooperatifin yedek akçelerine eklenir. ”, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu Madde 38 4. bendi hükmünde “(06.10.1988 tarih ve 3476 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle değişen şekli.) Ortak dışı işlemlerden elde edilen hasılanın ortaklara sermaye payları oranında dağıtılabileceği anasözleşmede hükme bağlanabilir. Dağıtılmadığı takdirde, bunlar kooperatifin gelişmesine yarayacak işlerde kullanılmak üzere özel bir fonda toplanır." müvekkili kooperatifin ana sözleşmesinde “gelir gider farkı, yedek akçe ve özel fonların dağıtılabileceğine dair” bir hüküm bulunmadığını, Kooperatif Anasözleşmesi'nde yazmayan konular için 1163. sayılı Kooperatifler Kanunu hükümlerinin uygulanacağını, KK m. 38/4’e göre, kooperatiflerde ortaklık dışı işlemlerden elde edilen hasılanın, anasözleşmeye konulacak bir hükümle ortaklara sermaye payları oranında dağıtılmasının mümkün olduğunu, ortaklık içi faaliyetlerden kaynaklanan hasılanın, nasıl ki ortakların kendi tasarrufları olup bu tasarruflar da tasarrufu yapan ortağın faaliyetine endeksli olarak ortağa geri yansıtılıyorsa ortaklık dışı faaliyetlerden elde edilen hasılanın da başkalarının kooperatife bıraktığı kâr olduğunu, bu kârın ortakların kooperatife koyduğu sermayeye endeksli olarak ortaklara yansıtılmasının hakkaniyet gereği olduğunu, ortaklık dışı işlemlerden elde edilen hasılanın dağıtımına yönelik anasözleşmede bir hüküm bulunmaması halinde veya hüküm olmakla birlikte genel kurul ortaklık dışı işlemlerden elde edilen hasılanın, ortaklara sermaye payları oranında dağıtılması yönünde bir karar almamışsa; bu hasılanın kooperatifin gelişmesine yarayacak işlerde kullanılmak üzere “özel bir fon”da toplanacağının da KK m.38/4’te hükme bağlandığını, bu yasal hükümler ve açıklamalar çerçevesinde, kooperatif hesaplarında kayıtlı olan ve yedek akçe - özel fon hesabına alınması gereken arsa satış karının genel kurul kararı olmadan yönetim kurulu kararı ile dağıtımının yapılamayacağını, arsa satışından elde edilen ve kooperatif muhasebe kayıtlarında özel fon hesabına alınan paranın dağıtımı ile ilgili alınmış herhangi bir genel kurul kararı olmamasına rağmen, bilirkişi tarafından dağıtılma kararı verilmiş bir arsanın satış karı varmış gibi hesap yapılmasının kooperatifler mevzuatı ve Kooperatif Anasözleşmesi'ne aykırı olduğunu, bu paranın ancak alınacak bir kooperatif genel kurul kararına müteakip dağıtılmasının söz konusu olduğunu, belki de genel kurulun dağıtılmasını kabul etmeyip yeni bir arsa alınmasına karar vereceğini, müvekkilinin davalıya karşı Yerel Mahkemedeki dava ile konusu aynı olan diğer bir üye tarafından Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde dava açıldığını, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/03/2022 tarih ... Esas - ... Karar sayılı kararı ile "6102 sayılı TTK'ya eklenen 5/a maddesi, 6235 sayılı kanuna eklenen 18/a-2 maddesi ile hmk'nın 114/2 ve 115. maddeleri uyarınca, dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine" karar verdiğini, davacı yanın Yerel Mahkemede davayı açmadan önce arabulucuya başvurması gerektiğini, dava şartını yerine getirmediğinden dolayı yerel mahkemenin açılan davayı usulden reddetmesi gerekmekteyken esas hakkında karar vermesinin yerinde olmadığını, hem Kooperatifler Kanunu hem de Vergi Mevzuatına aykırı olarak talep edilen bedele ilişkin Yerel Mahkemenin vermiş olduğu esasa ilişkin hükmün yerinde olmadığını istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır. Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Dava; üyeliği sona eren kooperatif üyesinin 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca çıkma payı alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesinin 1. fıkrası " (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmünü içermektedir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 'Dava Şartı Olarak Arabuluculuk' başlıklı 18/A maddesinde ise "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya son tutanağın 1 haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklindeki yasal düzenlemeye yer verilmiştir. Bu yasal düzenlemeler doğrultusunda; ticari dava niteliğindeki kooperatif çıkma payı alacağı istemine ilişkin işbu davada, davanın açıldığı 07/08/2020 tarihi itibariyle dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulması dava şartıdır. Somut uyuşmazlıkta; dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğuna ilişkin arabuluculuk son tutanağının bir örneğinin davacı tarafça dosyaya sunulmadığı görülmekle Yerel Mahkemece 7155 sayılı Kanun'un 18/A maddesi uyarınca davacı tarafa zorunlu arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağı ibraz etmesi amacıyla 1 haftalık kesin süre verilerek bu süre içerisinde arabuluculuk son tutanağının sunulması halinde yargılamaya devam edilmesi, aksi taktirde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi uyarınca arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeksizin işin esasına girilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Sonuç olarak; taraf vekillerinin istinaf başvurularının sair istinaf sebepleri incelenmeksizin yukarıda açıklanan gerekçelerle esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a.4. maddesi gereğince Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/05/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince taraflarca peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının istem halinde İlk Derece Mahkemesi'nce yatıran tarafa İADESİNE, 5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesi'nce yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgili tarafa İADESİNE, 8-Kararın İlk Derece Mahkemesi'nce taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 27/02/2026 ...