T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/779 Esas KARAR NO: 2026/207 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 10/02/2022 NUMARASI: 2020/233 Esas, 2022/72 Karar DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ: 12/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; icra takibinin, muht…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/779 Esas KARAR NO: 2026/207 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 10/02/2022 NUMARASI: 2020/233 Esas, 2022/72 Karar DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ: 12/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; icra takibinin, muhtelif tarih ve miktarlarda kesilen faturalardan kaynaklandığını, ayrıca müvekkili şirketin alacaklı olduğuna dair davalı şirketin kaşeli imzalı mutabakat beyanının da mevcut olduğunu, alacağın tahsili amacıyla ilk önce İzmir .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının yetkiye itirazının kabul edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği İstanbul Anadolu ..... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından tebliğ edilen ödeme emrine de davalının itiraz etmesi sebebiyle takibin durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; faturaya dayandığı iddia edilen alacağın sebebi ortaya konmadığından borcun kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili şirket yetkilisi tarafından imzalanan bir mutabakat metninin bulunmadığını, aslının sunulması halinde imza ve sair itiraz haklarını saklı tuttuklarını, alacak talebinin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin, dava dilekçesinde bahsi geçen faturalara ilişkin hizmeti almadığını, hizmeti verdiğini ispat külfetinin davacıya ait olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere borç likit ve belirlenebilir olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, temerrütün oluşmadığını, talep edilen faiz ve miktarı ile oranının da kabulünün mümkün olmadığını belirterek davanın reddine, %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına, %10'dan az olmamak üzere idari para cezasına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; taraflar arasındaki sözleşmesel ilişki bakımından TBK'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıl olan zamanaşımı süresi dolmadığından zamanaşımı definin reddine karar verilmiş olup esas bakımdan yapılan değerlendirmede , davalı tarafça mutabakat formunun altındaki imzaya itiraz edilmiş ise de, icra takip dosyasında mutabakat formu ile birlikte ödeme emrinin tebliğ edildiği, ancak davalı tarafından icra takibine itiraz edilirken imzaya itiraz edilmediği, bu nedenle eldeki davada davalının imza inkarının dinlenemeyeceği, davacının, ibraz ettiği ticari defterlerine göre, davaya konu faturaların kayıtlı olduğu ve davalıdan 8.154,80 TL alacaklı olduğunun anlaşıldığı, davalının mazeretsiz olarak defterlerini sunmaması nedeniyle davacı defterlerindeki kayıtların ispat edilmiş sayılması gerektiği, icra takip talebinde faiz oranı belirtilmediğinden alacak miktarına yasal faiz işletilmesi gerektiği, ayrıca taraflar arasındaki ilişkinin sözleşmesel ilişki olması ve alacağın likit olması nedeniyle icra inkar tazminatının yasal şartlarının oluştuğu gerekçelerine istinaden davanın kabulüne, takibe yönelik davalının itirazının iptaline, kabulüne karar verilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına ve alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesinin kararında cari hesap mutabakatının müvekkili şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığı ve geçerli olmadığı yönündeki itirazlarına hiç değinilmediğini, oysa itirazları doğrultusunda mutabakat metninin aslının sunulması istenerek imza incelemesi yapılması gerektiğini, ödeme emrinde takip dayanağı olarak mutabakat formu yer almadığından borca itiraz dilekçesi ile itiraz edilmesinin de mümkün olmadığını, davacının davasını ispatlayamadığını, davacının, alacağına dayanak yaptığı faturaya konu hizmeti/malı verdiğini ispat etmesi gerektiğini, faiz başlangıç tarihleri, faiz miktarı ve oranının yerinde olmadığını, ayrıca icra inkar tazminatına ilişkin yasal koşulların da oluşmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, açık hesap alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davacının, davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında asıl alacak olan 8.154,80 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Takip dayanağı belgeler arasında, davalı şirketin kaşesi üzerine atılan imza ile 31/12/2018 tarihi itibariyle borç tutarının 8.145,70 TL olduğu hususunda mutabık kalındığına ilişkin belgenin sunulduğu görülmüştür.Davacının ticari defterlerinin incelenmesi için yazılan talimat üzerine düzenlenip Söke ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/... Talimat sayılı dosyasına sunulan ..../04/2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacının 2017-2018-2019 dönemine ait ticari defterlerinin TTK hükümlerine göre sahibi lehine kesin delil olma vasfına haiz olduğu, davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan 8.154,80 TL alacağının olduğu bildirilmiştir.Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı HMK'nun 222. maddesi "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklinde düzenlenmiştir.Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin diğer tarafın defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK`daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." (Yargıtay 6 HD'nin 2023/2249 Esas 2024/4733 Karar sayılı ilamı).Yukarıda belirttilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde, Mahkemece davalı vekilinin hazır olduğu celsede usulüne uygun şekilde verilen ihtaratlı kesin süreye rağmen davalı tarafın ticari defter ve belgelerini sunmadığı gibi yerinde inceleme talebinde de bulunmadığından ticari defterleri üzerinde inceleme yapılamadığı, talimat yoluyla aldırılan bilirkişi raporu uyarınca davacıya ait incelenen ticari defter ve belgelerin ise usulüne uygun tutulduğu ve davacının 8.145,70 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalı taraf defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. O halde davacının sahibi lehine delil niteliği bulunan defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile icra takibi ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlandığı, ayrıca davalının, borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün olduğundan dava ve takip konusu alacağın likit olduğu anlaşılmakla Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar isabetli olmuştur. Ayrıca takip tarihinden itibaren talep edilen asıl alacağa yasal faiz işletilmesinde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Davalı vekili istinafında, mutabakat metni üzerinde yer alan imzaya itiraz etmiş ve bu yönden inceleme yapılmadığından kararın hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, mahkamece ihtara rağmen davalının ticari defterlerini sunmamasına HMK'nun 222. maddesi uyarınca bağlanan sonuç esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş olup davanın kabul gerekçesi bahsi geçen mutabakat mektubuna dayanmadığından davalının bu hususa yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/.... Esas, 2022... Karar sayılı ve..../02/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı tarafından yatırılan 139,26 TL harcın mahsubu ile bakiye 592,74 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.12/02/2026