T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1016 KARAR NO : 2025/2338 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2022/320 Esas-2023/455 Karar DAVA TARİHİ : 22/03/2022 KARAR TARİHİ : 19/07/2023 DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit DAİRE KARAR TARİHİ : 16/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/12/2025 Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/320 Esas 2023/455…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1016 KARAR NO : 2025/2338 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2022/320 Esas-2023/455 Karar DAVA TARİHİ : 22/03/2022 KARAR TARİHİ : 19/07/2023 DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit DAİRE KARAR TARİHİ : 16/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/12/2025 Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/320 Esas 2023/455 Karar sayılı dosyasından verilen 19/07/2023 tarihli kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, taraflarınca 08.02.2018 tarihinde Aydın'da Asliye Ticaret Mahkemesi olmaması sebebiyle Aydın 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/43 Esas sayılı dosyası ile aynı taleplerle davanın açıldığını, ancak işbu dosyanın görülmesi sürecinde 7.7.2021 tarihli Hakimler Savcılar Kurulu kararı uyarınca Aydın'da Asliye Ticaret Mahkemesinin açılması üzerine dosyanın re'sen Asliye Ticarete gönderilmesi gerekirken mahkemece yanlış bir şekilde önce görevsizlik ile usulden ret kararı verildiğini, devamında dava görevsizlik kararı ile kesinleştiğini, kesinleşme şerhi akabinde mahkemece davanın açılmamış sayılmasına ilişkin ek karar verildiğini, mevcut durumda Aydın 4. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen ek karar istinaf kanun yoluna tabi olarak verilmiş ise de, yerleşik Yargıtay içtihadları uyarınca davanın açılmamış sayılmasına ilişkin karar sonrası bu karar temyiz/istinaf kanun yoluna açık olsa dahi mevcut durumda dava görevsizlik kararı ile kesinleşmiş olduğu için yeni bir mahkemede yeniden dava açılabileceğini, Aydın 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce 2018/43 E. Sayılı dosya nezdinde 2018 yılından beri yargılaması görülen ve dosyada alınan birden fazla heyet bilirkişi raporları uyarınca haklılıklarının ortaya çıkmış olduğunu, 05.02.2018 tarihli Aydın Büyükşehir Belediyesi Sicil Hesap Özeti uyarınca müvekkile 1.613.924,91 TL tahakkuk toplamı ve 169.625,63.-TL gecikme zammı olmak üzere toplam 1.783.550,54.-TL borç tahakkuk ettirildiğini, belirtilen borcun haksız ve dayanaksız olup Aydın 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 2018/43 E. Sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporlarında da tespit edildiğini,davacı şirketin ... ili, ... ilçesi, .... Mahallesi sınırlarında ...Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Işletme ruhsatlı sahalarındada ... abonelikleri bulunduğunu, bu aboneliklere dayalı olarak taraflarına gönderilen su faturalarını düzenli ödediğini, davalı ...tarafından müvekkil şirketin ... Mah.......'da bulunan 15177056, 15177052, 15177168, 15177173, 15177059, 2140035, 563364, 563351, 563352, 563353, 563363 ve 563350 numaralı su abonelikleri için özetle; müvekkil şirket aboneliğine ait su ücretlerinin ticarethane abone tarifesinden tahsil edilmesi gerekirken sehven köy suları tarifesinden tahakkuk ve tahsilatının yapıldığının tespit edildiği, Su Kullanım ve Tahakkukları Değerlendirme Komisyonu'nun 14.04.2017 tarih ve 14-15-16-17-18-19-20-21-22-23-24-25 sayılı kararlarına istinaden müvekkil şirkete 120.181,02 TL, 104.134,56 TL, 11.823,77 TL, 97.318,78 TL, 43.308,42 TL, 26.872,40 TL, 138.315,84 TL, 63.933,01 TL, 463.879,44 TL, 66.948,79 TL, 18.568,99 TL ve 81.395,70 TL su kullanım ücreti tahakkuk ettirilmiş olduğu, yazının taraflarına tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde ödenmesi gerektiği aksi takdirde müvekkil şirket aleyhine icra takibi yapılacağı ihbar olunduğunu, görüldüğü izere bu abonelikleri ile ilgili .... tarafından fark fatura borcu çıkarılmış olduğunu, taraflarından fark su ücretleri talep edilmesi ve birbiriyle tutarsız oranlarda ve fatura bedellerinin 20 kat fazlasına varan oranlarda tahakkuk işlemleri yapılmasının yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki alacağın zamanaşımına da uğradığını, ... köyü; ... ili, ...ilçesi köyü statüsünde iken, Aydın ilinin 6360 sayılı On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'una dayalı olarak Aydin ilinin büyükşehir olması üzerine mahalle statüsüne dönüştüğünü ve.. ili, ... ilçesi,.. Mahallesi olduğunu, bu arada Aydın ilinde su hizmetlerini veren Aydın Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdare Genel Müdürlüğü tarafindan hizmet verilmeye başlanıldığını, bu düzenleme uyarınca, ... ili, ...ilçesi... köyünün bilahare anılan kanuna dayalı olarak mahalleye dönüştürülmesi karşısında, 31.12.2017 tarihine kadar "kullanım su" bedeli olarak talep edilecek ücretin beş yıl süre ile en düşük tarifenin %25'ini geçmemesi gerektiğini, bu durumda ... tarafından talep edilen fark faturaların hesaplanmasında emredici bu kanun hükmü dikkate alınmadığını ve yanlış uygulama yapıldığını, bu konuda haksız olarak taraflarınca talep edilen fark su tahakkuklarına dayanak kararının ve su tahakkuklarının iptali için Aydın 1. İdare Mahkemesine dava açtıklarını, mahkemenin 2017/771E-2017/1012K sayılı kararı ile görevsizlik kararı verildiğini ve adli yargının görevli olduğunun bildirildiğini, kanun hükmünde en fazla %25 artış yapılabileceği düzenlenmesine rağmen 20 kata varan artışlarla davalı tarafindan sehven yanlış tarife üzerinden hesaplama yapıldığı gerekçesiyle, geriye dönük olarak müvekkil şirkete fark su bedelleri adı altında birbirine uyumlu olmayan şekilde bazı faturalarda 4 kat bazısında 5 kat ve bazılarında 20 kata varan usulsüz ek tahakkuklar yapıldığını ve müvekkil şirketten toplamda 1.241.680,72 TL tutarında fark su ücreti talep edildiğini, yapılan tahakkuklar usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, ayrıca 197.055.99 TL artezyen atık su ücreti, 125.616,42 TL atık su ücreti, 48.137.09 TL usulsüz su kullanım ve gecikme cezası taleplerinin tamamının da izah edildiği üzere haksız ve dayanaksız olduğunu belirterek; davacı şirketin davalı tarafindan taraflarına gönderilen ihbarname ve tahakkuk yazılarında ve 05.02.2018 tarihli sicil hesap özetinde belirtilen toplam 1.783.550,54 TL tutarındaki borcu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının bu davaya konu taleplerin daha önce Aydın 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/43 E. sayılı dosyasına konu edilmiş olup, Aydın 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/392K. sayılı kararı ile dava konusu uyuşmazlığın ticari dava olması nedeniyle dosyanın Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine ve görevli mahkemenin Aydın Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verildiğini, verilen görevsizlik kararı taraflarca kanun yoluna başvurulmaması üzerine kesinleştiğini, Aydın 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/43 E. - 2021/392 K. sayılı kararına karşı davacı tarafından süresi içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemesine gönderilmesi yönünde talepte bulunulmadığı gerekçesiyle 2018/43 E. -2021/ 392 K. sayılı ek kararı ile davanın, HMK 20/1, maddesi gereğilce açılmamış sayılmasına istinaf yolu açık olmak üzere karar verildiğini, Aydın 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/43 esas, 2021/392 Karar Sayılı ek kararının henüz kesinleşmemiş olup, derdest olduğundan aynı dava konusuna ilişkin olarak daha önce açılmış bulunan ve henüz kesinleşmemiş, tarafları da aynı olan bir davanın bulunması sebebiyle iş bu dava hakkında derdestlik itirazında bulunduklarını, ayrıca bu davanın idare mahkemesince verilen kararın kesinleşmesinden itibaren yasal süre içerisinde açılmadığını, mahkemenin görevli olmadığını, dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmediğini, tarife değişikliğine ilişkin işlem ve tahakkuk eden fark su bedellerinin usul ve yasaya uygun olduğunu, idareleri tarafından düzenlenen resmi tutanaklara bağlı olarak tahakkuk eden ücretlerin mevzuat ve tarife hükümlerine uygun olduğunu savunarak; davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ: Mahkemece, davacı şirketin bulunduğu ... Köyünün mahallle statüsüne çevrildiği, 6360 Sayılı Kanunun Geçici 1. maddesinin 15. Bendinde söz konusu istinaların uygulanmasında gerçek kişi ya da tüzel kişi ayrımının yapılmamış olması nedeni ile davacı şirketin söz konusu istisnadan faydalanması gerektiği, kanundaki tek ölçü, köy iken mahalleye dönüştürülen yerde bulunuyor olmak olduğu, davalı idarenin tarifeler yönetmeliğinde köy halkı ve köy hayatının devamı ile ilgili işletmelerin 6360 sayılı kanunun geçici 1. maddesinin 15. bendinden yararlanacağı belirtilmiş ise de, normlar hiyerarşisinde öncelikli uygulanması gereken normun kanun olduğu, davacının 30.03.2014 tarihinden 14.04.2017 tarihine kadar davalı idarece tahakkuk ettirilen su ücretlerini de ödediği, fark su bedeli ve gecikme zammı olarak geriye dönük bir borcunun mevcut olmadığı, davacının bu yöndeki davasında haklı olduğu ,ayrıca davalının davacı firmanın abonesiz atık su kullanımı yaptığı gerekçesiyle 1297 sayılı tutanağa dayanarak 125.616,42 TL borç tahakkuk ettirdiği, 1321 sayılı tutanak ile abonesiz atık su kullanımı yapıldığı gerekçesi ile 197.055,99 TL borç tahakkuk ettirdiği, yine davacının usulsüz su kullandığı belirtilerek 48.137,09 TL geriye dönük tahakkuk yapıldığı, davacının Devlet Su İşleri 21. Bölge Müdürlüğü'nden 211A08394 nolu 07.09.2015 tarihli 1 yıl geçerli yeraltı suyu arama belgesi aldığı, 07.09.2015-07.09.2016 tarihleri arasında geçerli olacak şekilde arama izni olan işletmenin 30.03.2014 tarihinden itibaren yeraltı suyu kullanımının esas alınarak atık su kullanım ücreti tahakkukunun yasaya uygun olmadığı, yine kaçak usulsüz su kullanımı ile ilgili davalı .... görevlileri tarafından 14.08.2017 tarih ve 1854 sayılı tutanak tutulduğu, usulsüz su kullanımı ile ilgili iddia olunan mesken ve ticari alan arasında yüzeye çıkmış su boruları görülmüş ise de, usulsüz su kullanıldığına ilişkin aktif bir bağlantının görülmediği, boruların bu amaçla kullanıldığının belirlenemediği ve bu hususun sabit olmadığı, mahkemece alınan bilirkişi heyeti raporlarının hüküm kurmaya elverişli olması sebebiyle itibar edildiği gerekçeleriyle davanın kabulü ile 05/02/2018 tarihli sicil hesap özeti ile belirtilen toplam 1.783.550,54 TL tutarındaki borç tahakkukundan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN: Davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Aydın 4.ASHM 2018/43 E. Sayılı dosyanın Aydın 1. İdare Mahkemesinin 2017/771 esas1012 karar sayılı dosyasında açılan devamı niteliğinde olduğunu, İdare Mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararı üzerine genel mahkemede ikame edilen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesiyle birlikte tüm sonuçların ortadan kalktığını ve davanın süresinde açılmadığını, -dava açılmadan önce arabuluculuk başvurusunda bulunulmaması sebebiyle dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, -mahkemece talimatla alınan bilirkişi raporlarında emsal niteliğinde sunulan aynı konuda tesis edilmiş Bölge İdare Mahkemesi kararlarının dikkate alınmadığını, emsal kararlara tamamen aykırı bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, HMK 266 maddesi gereğince bilirkişilerin hukuki değerlendirme ve nitelendirme yetkisinin olmadığını, buna rağmen bilirkişilerin yetkilerini aşarak davacı şirketin de 6360 sayılı Yasanın ilgili maddesinde yer alan düzenlemeden yararlanacağı ve herhangi bir borcunun mevcut olmadığı yönünde hukuki değerlendirmelerde bulunduklarını, -dosyaya sunmuş oldukları emsal Bölge İdare Mahkemesi kararlarında açıkça köy tüzel kişiliği kaldırılarak bağlı oldukları ilçenin mahallesi statüsüne dönüşen köylerdeki konutlardan düşük tarifeye göre indirimli olarak su ücreti alınması öngörülmüş olmakla birlikte söz konusu düzenlemenin köyde ikamet eden ve tarım ve hayvancılıkla uğraşan köylülerin mahalle statüsüne dönüşümünden dolayı mağdur edilmemeleri amacını taşıdığı, köy sınırlarında oturmalarına karşın belirtilen amaçla bu tür yerlerde ikamet etmeyen kişilere yasanın amacına uygun olarak farklı tarifeye göre ücretlendirme yapılabileceğinin açıkça belirtildiğini, -kanunun amaçsal yorumuna gidildiğinde ve bu işin uygulayıcısı Su ve Kanalizasyon İdaresi tarafından çıkarılan Tarifeler Yönetmeliğine bakıldığında geçimini hayvancılık ile sağlayan konut aboneliklerine köy tarifesinin uygulanacağının belirtildiğini, -6360 sayılı yasanın geçici 1.maddesinin gerekçesinde de tüzel kişiliği sona erecek köylerde yaşayanlara sunulan bir kısım belediye hizmetleri karşılığında alınacak harç ve ücretlerde muafiyet ve indirimler sağlandığı hususuna yer verilerek köylerden mahalleye dönüşülen yerlerde yaşayan kişilere verilecek hizmetlerde bir takım muafiyet ve indirimlerin amaçlandığının görüldüğünü, Yargıtayın 27/03/1957 tarih, 1-3 sayılı içtihadı birleştirme kararında kanunun lafzından çıkan anlam yerine kanun ruhundan çıkan manaya göre hüküm verilmesi gerektiğinin belirtildiğini, davacı şirketin ticareti faaliyetle iştigal halinde olan tüzel kişilik olduğu ve köy nüfusuna kayıtlı olmadığı, tarım-hayvancılık gibi faaliyetlerde bulunmadığı dikkate alındığında su ücretleri ile ilgili 6360 sayılı yasanın geçici 1.maddesinin 15.fıkrasında yer alan indirimli tarifeden yararlandırılmamasının söz konusu yasa hükmünün getiriliş amacına uygun olduğunu, düzenleme ile getirilen indirimden yararlanamayacağını, -Aydın 4.ASHM 2018/43 sayılı dosyasında hazırlanan bilirkişi raporunda davacı şirket adına kayıtlı abonelik tarifesinin köy suları tarifesinden ticarethane tarifesine dönüştürülmesine dair iş ve işlemlerin mevzuat hükümlerine uygun olduğu, tarifeleri uygulama yetkisinin ....Genel Müdürlüğünde olduğu, Sayıştay denetiminden geçerek yürürlüğe giren tarifeler yönetmeliği gereğince işlem tesis edildiği, bu işlemin haklı, usul ve yasaya uygun olduğunun belirtildiğini, -mahkemece talimatla ile alınan bilirkişi heyeti raporlarında her ne kadar Aydın 4.ASHM de tanzim edilen raporları hazırlayan teknik heyetin tespitlerinin esas alındığı belirtilmiş ise de; Aydın 4.ASHM 2018/43 E. Sayılı dosyasında mevcut 01/03/2021 tarihli kök rapor ile 04/06/2021 tarihli ek raporda kaçak ve usulsüz kullanımlar ile ilgili düzenlenen 3 adet tutanağa konu edilen tüketimlerin mevcut olduğu tespit edilerek tahakkuk hesaplaması yapıldığını, -01/03/2021 tarihli kök raporda 27/01/2017 tarihli 1297 sayılı tutanak ile 22/02/2017 tarihli 1321 sayılı resmi tutanaklara konu tahakkuklar yönünden tespit ve değerlendirilmelerde bulunularak ... Genel Müdürlüğü Tarifeler Yönetmeliğinin 33.maddesi gereği abonelik tesis edilmeksizin gerçekleşen kullanım sebebi ile hesaplama yoluna gidildiğini ve toplam 41.850,43 TL alacak hesaplandığını, -yine aynı raporda 14/08/2017 tarihli 1854 sayılı resmi tutanağa konu tahakkuk yönünden tespit ve değerlendirmelerde bulunularak 30.085,68 TL alacak hesaplandığını, söz konusu rapordaki hesaplamada dikkate alınan süre ve tespit edilen tutar yönünden kök rapora itiraz edilerek ek rapor düzenlenmesinin istendiğini, -davacı şirket tarafından artezyen suyu kullanıldığı konusunda herhangi bir ihtilaf bulunmamakla birlikte yasal zorunluluk bulunduğu halde atık su aboneliğinin tesis edilmediğinin ....görevlileri tarafından yerinde tespit edildiğini ve 27/01/2017 tarihli 1297 sayılı tutanak ile 22/02/2017 tarihli 1321 sayılı resmi tutanaklar ile kayıt altına alındığını, tutanak tarihinden hemen sonra davacı tarafından atık su aboneliğinin yaptırıldığını, abonelik işleminin tesisinin dahi tutanaklara konu mevcut fiili durumun doğruluğunu teyit ettiğini, tutanak tarihinin hemen akabinde sondaj kuyularına abonelik yapılması halinde bulunan ve sayaç takılan işletmede teknik heyetçe yapılan keşifte sondaj kuyusunda ve müştemilatında atık su aboneliği ile ilgili su sayacının takılı olduğunu tespit ederek fotoğraf çektiği şeklinde bir tespitin yer almasının hayatın olan akışına uygun olduğunu, zira usulsüz tüketimin tespitinden hemen sonra davacı tarafından abonelik yaptırılmış olduğundan su sayacının olmamasının mümkün olmadığını, -Aydın 4.ASHM 2018/43 E. Sayılı dosyasında düzenlenen 01/03/2023 tarihli kök raporda 14/08/2017 tarihli ve 1854 sayılı resmi tutanağa konu tespit ile ilgili olarak yine aynı dosyada düzenlenen 06/09/2019 tarihli bilirkişi raporunda "kaçak iddiasını güçlendirir nitelikte su borularının arazi sınırına doğru uzandığı görülmektedir." "bulunan mesken arasında su iletimi olması gerektiği kanaatindeyiz. Keşif esnasında üretim kuyusu ile mesken arasında böyle bir iletim olup olmadığı araştırılmıştır. Üretim kuyusundan parselin sınırına kadar giden ve aradan geçen çay yatağının diğer tarafından tekrar gözlemleyebildiğimiz mavi renkli su borusu görülmüştür.", "iddia olunan mesken ve ticari alan arasında yüzeye çıkmış mavi renkli su boruları görülmüş olsa da keşif sırasında bağlantı aktif olarak görülememiştir." şeklinde tespitlere yer verildiğini, bu nedenle mahkemece bu tespitlere rağmen usulsüz su kullanıldığına dair aktif bir bağlantının görülmediği, boruların bu amaçla kullanıldığının belirlenemediğinden bahisle bu talebin kabul edilmesinin hatalı olduğunu, -bilirkişi raporu ile varılan tespitler ışığında mesken aboneliğinin bulunduğu yer ile üretim kuyusunun bulunduğu mesafe ve bu alan içerisinde yer alan yer yer açığa çıkmış su borularının mevcudiyeti ve su borularının arazı sınırına kadar uzandığının bilirkişiler tarafından fotoğraflanarak detaylı bir şekilde açıklandığını, usulsüz bağlantının mevcudiyeti bilirkişi raporları ile ortaya konulduğu halde bilirkişi heyeti raporlarında " her ne kadar mahkemece görevlendirilen teknik heyetin tespitlerine esas aldığının belirtmelerinin doğru olmadığını, çünkü 01/03/2023 tarihli kök rapor ve 04/06/2023 tarihli ek raporda yer verilen tespitler ve hesaplamaların bilirkişi heyeti raporlarında hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, -mahallinde keşfin mahkemece 12/07/2019 tarihinde yapıldığını, usulsüz kullanım tespit tarihi ile keşif tarihi arasında tam 2 yıl geçtiği göz önünde bulundurulduğunda usulsüz kullanım tespit tarihindeki mevcut durum ile karşılaşılmamasının ve aktif bir bağlantının keşif tarihi itibariyle mevcut olmamasının hayatın olağan akışına uygun olduğunu, -davacı şirketin yer altı suyu arama izin belgesi almasından çok önce söz konusu yerde 19/07/2010 işletme ruhsatı tarihi itibariyle faaliyet gösterdiğini, bu süre içerisinde kullanılan suyun nereden ve ne şekilde elde edildiğine ilişkin herhangi bir izahat yapılmadığını, yer altı suyu arama belgesinin 07/09/2015 tarihli olduğu dikkate alındığında davacı şirket tarafından en azından bu tarihten bu itibaren artezyen suyu tüketiminin gerçekleştirildiğinin delili olduğunu, -sonuç olarak Aydın 4. ASHM 2018/43 E. Sayılı dosyasında hazırlanan 01/03/2021 tarihli kök rapor ve 04/06/2021 tarihli ek rapor ile davalının iş ve işlemlerinin haklılığının ispatlandığını, sadece bu bilirkişi raporlarında hesaplamalarında ortaya çıkan toplam 251.065,46 TL alacak miktarı ile davalı .....tarafından hesaplanan toplam 1.783.550,54 TL tahakkuk miktarı arasında bulunan fahiş fark sebebiyle itirazda bulunduklarını, itirazları doğrultusunda tahakkuklara esas alınan süre ve ortalama tüketim miktarları tespit edilerek yeniden hesaplama yapılması gerekirken bilirkişi heyeti raporlarındaki alacak bulunmadığı yönündeki tespitlerin ve bu tespitlerin hükme esas alınarak karar verilmesinin hatalı, hukuki ve maddi gerçeklerden uzak olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Dava, davalı ... tarafından davacı şirket adına tahakkuk ettirilen fark su ücreti, artezyen atık su ücreti, atık su ücreti, usulsüz su kullanım ücreti, gecikme cezası olmak üzere 05.02.2018 tarihli sicil hesap özetinde belirtilen toplam 1.783.550,54.-TL tutarında meblağdan dolayı borcu olmadığının tespiti istemine yönelik menfi tespit davasıdır. Davacı tarafın bu davayı açmadan önce davaya konu işlemin iptali istemiyle idari yargı yerinde açtığı davada Aydın 1.İdare Mahkemesi'nin 2017/771E. 2017/1012 Karar sayılı karar ile adli yargının görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği, davacı vekilinin bu kez Aydın 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/43 E. sayılı dosyasında davalıya karşı menfi tespit davası açarak, 05.02.2018 tarihli sicil hesap özetinde belirtilen toplam 1.783.550,54.-TL tutarındaki borcu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiği, Aydın 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/43 Esas 2021/392 Karar sayılı kararı ile Hakimler Savcılar Kurulunun 08.07.2021 tarihli ve 568 sayılı kararı ile 01.09.2021 târihi itibariyle Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin faaliyete geçirildiğini, dava konusu uyuşmazlığın ticari dava olması nedeniyle dosyanın Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine ve görevli mahkemenin Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi olması sebebiyle mahkemenin görevsizliğine karar verildiği, verilen görevsizlik kararı taraflarca kanun yoluna başvurulmaması üzerine kesinleştiği, Aydın 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/43 E. - 2021/392 K. sayılı kararına karşı davacı tarafından süresi içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemesine gönderilmesi yönünde talepte bulunulmadığı gerekçesiyle 2018/43 E. -2021/ 392 K. sayılı ek karar ile davanın HMK 20/1, maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verildiği, davacı vekilinin Aydın 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/43|Esas, 2021/392 Karar Sayılı ek kararı kesinleşmeden aynı dava konusu ile ilgili iş bu menfi tespit davasını açtığı, davanın açılmamış sayılması kararı ile dava açılması ile meydana gelmiş olan sonuçların ortadan kalkacağı, davanın açılmamış sayılmasına ilişkin ek karar kesinleşmemiş olsa bile Yargıtay yerleşik uygulaması da nazara derdestlik durumu son bulduğu, ayrıca iş bu dava devam ederken Aydın 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/43 Esas ve 2021/392 Karar davanın açılmamış sayılmasına ilişkin ek kararın kesinleştiği anlaşılmakla; davalı vekilinin bu hususlara ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir. İş bu menfi tespit davası Aydın 1. İdare Mahkemesinin 2017/771-1012 Esas ve Karar sayılı dosyasında açılan davanın devamı niteliğinde olmadığından ve açılan dava menfi tespit davası olduğundan, menfi tespit davası açmak için yasada bir hak düşürücü süre bulunmadığından, yine menfi tespit davası, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat davası olarak nitelendirilemeyeceğinden, Yargıtay uygulaması ile yerleştiği şekilde dava tarihi itibariyle arabuluculuk dava şartı iş bu davada bulunmadığından, davalı vekilinin bu hususlara ilişkin istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Eldeki davada davacının, ...-.....-.... .... Mahallesinde .... Jeotermal kaynaklar ve mineralli sular işletme ruhsatlı sahada on iki adet su saati abonesi olduğu, sözü edilen abonelikler için davalı tarafından köy statüsündeki yerlerde uygulanan tarife üzerinden su ücretleri tahakkuk ettirdiği ve bu bedellerin tahsil edildiği, davacı firmaya ait ...-.... İlçesi, .... sahası köy statüsünde iken 6360 Sayılı Kanunun Geçici 1. Maddesinin 15. bendi ile mahalle statüsüne dönüştürüldüğü, davalı .....Genel Müdürlüğü'nün 30. 03. 2014 tarihinde tüzel kişilik kazandıktan sonra oluşturduğu komisyon tarafından 14.04.2017 tarihinde aldığı 12 adet karar ile davacı firmanın abonelikleri için sehven yanlış tarife üzerinden tahakkuk yapıldığı belirtilerek 30.03.2014 tarihinden itibaren geriye dönük olarak fark su bedeli, artezyen atık su ücreti, atık su ücreti ,usulsüz kullanım ücreti,gecikme zammı ve sayaç değiştirme ücreti adı altında toplam 1.783.550,54 TL borç çıkardığını belirterek, davalı ....'ye borçlu olmadığının tespitini istediği anlaşılmaktadır. Davacı vekilinin dava açmadan önce aynı dava konusu ile ilgili açtığı Aydın 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/43 Esas ve 2021/392 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılamada talimat yoluyla mahallinde 12.07.2019 ve 14.01.2021 tarihlerinde keşifler yapılmış, 06/09/2019 tarihli, 01/10/2019 tarihli 01/03/2021 tarihli bilirkişi kök raporu 04/06/2021 tarihli ek bilirkişi raporu alınmıştır. İlk derece mahkemesince talimatla alınan bilirkişi heyeti raporları hükme esas alınarak; davanın kabulü ile 05/02/2018 tarihli sicil hesap özeti ile belirtilen toplam 1.783.550,54 TL tutarındaki borç tahakkukundan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. 6360 Sayılı Kanunun Geçici 1.Maddesinin 15.fıkrasında " bu kanuna göre tüzel kişiliği kaldırılan köylerde, bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununa göre alınması gereken emlak vergisi ile 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu uyarınca alınması gereken vergi, harç ve katılım payları beş yıl süreyle alınmaz ve 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 9. maddesinin birinci fıkrasının üçüncü bendi, 23. maddesinin birinci fıkrasının birinci bendi ile beşinci bendi, 66. maddesinin birinci fıkrasının beşinci bendi hükümleri 31/12/2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil) uygulanmaya devam edilir. Bu yerlerde içme ve kullanma suları için alınacak ücret beş yıl süreyle en düşük tarifenin % 25’ini geçmeyecek şekilde belirlenir. 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun geçici 2. maddesi ile köy tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüştürülen yerlerde de bu fıkra hükmü uygulanır." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Davacı şirketin işletmesinin bulunduğu ... Köyü de bu bağlamda 6360 Sayılı Kanun kapsamında köy iken mahalle statüsüne geçirilmiştir. 6360 Sayılı Kanun gereğince 30.03.2014 tarihinde tüzel kişiliği sona ererek mahalle statüsüne geçen ... Köyünde bulunan ve davalıdan su hizmeti alan davacı şirketin 6360 Sayılı Kanun'un Geçici 1'nci maddesinin 15'nci fıkrasındaki indirimden faydalanıp faydalanamayacağı üzerinde durulması gerekmektedir. Davalı şirket tarafından tahakkuk ettirilen su tüketim bedeli, maliyet unsurları ve kârlılık hesabı da gözetilerek abonelik sözleşmesine göre alınmaktadır. Başka bir deyişle, abone ile davalı arasında imzalanan sözleşme ile alacak borç ilişkisi doğmakta, ödenecek miktar verilen hizmet karşılığında belirlenmektedir. Ödemenin hukuksal dayanağı iki taraf arasında yapılan abonelik sözleşmesine dayanmaktadır. Buna göre, eldeki davada uyuşmazlığın, tacir olan taraflar arasında akdedilen ve imzası inkar edilmeyen sözleşmeye göre çözümlenmesi gerekeceği tartışmasızdır. Hal böyle olunca; uyuşmazlığa konu dönemde sarf edilen suya tahakkuk edecek bedelin taraflar arasında çekişme bulunmayan sözleşme uyarınca ve davalı tarafından hazırlanan tarifeye göre belirleneceği açıktır. .... tarafından çıkarılan Tarifeler Yönetmeliğinde de köy tüzel kişiliği kaldırılarak bağlı oldukları ilçenin mahallesi statüsüne dönüşen köylerdeki geçimini hayvancılık ile sağlayan konut aboneliklerine köy tarifesinin uygulanacağı belirtilmiştir. 6360 sayılı yasanın geçici 1.maddesinin gerekçesinde tüzel kişiliği sona erecek köylerde yaşayanlara sunulan bir kısım belediye hizmetleri karşılığında alınacak harç ve ücretlerde muafiyet ve indirimler sağlandığı hususuna yer verilerek köylerden mahalleye dönüşülen yerlerde yaşayan kişilere verilecek hizmetlerde bir takım muafiyet ve indirimlerin amaçlandığı görülmektedir. Davacı şirketin ticareti faaliyetle iştigal halinde olan tüzel kişilik olduğu ve köy nüfusuna kayıtlı olmadığı, tarım-hayvancılık gibi faaliyetlerde bulunmadığı dikkate alındığında su ücretleri ile ilgili 6360 sayılı yasanın geçici 1.maddesinin 15.fıkrasında yer alan indirimli tarifeden yararlandırılması söz konusu yasa hükmünün getiriliş amacına uygun olmadığından anılan düzenleme ile getirilen indirimden yararlanamayacağının kabul edilmesi gerekir. Davacı tarafın sıfatı, tesis edilen aboneliğin kurulu bulunduğu tesisin niteliği ve kapasitesi de dikkate alındığında; geçiş dönemi için büyükşehir belediyelerine mahalle olarak katılan köylerde yaşayanlara getirilen mali yükümlülükler ile su hizmet bedelinin indirimli tahsiline yönelik 6360 sayılı Kanun'un Geçici 1'nci maddesinin 15'nci fıkrasında yapılan düzenlemeden yararlanamayacağının kabulü gerekir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2022/1816 esas 2022/3894 karar sayılı ilamı emsal niteliktedir.) Hal böyle olunca, dava konusu fark su tüketim bedelinin, tarafları bağlayan sözleşme hükümleri çerçevesinde ve .... Tarifeler Yönetmeliği hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle fark su ücretine ilişkin talebin kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Ancak mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporlarında tarafları bağlayan sözleşme hükümleri çerçevesinde ve .....Tarifeler Yönetmeliği hükümlerine göre 30.03.2014 ila 14.04.2017 tarihleri arasında ne kadar fark su ücreti alınabileceğine dair herhangi bir hesaplama yapılmadığından bu konuda yeni bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekmektedir. Artezyen atık su ücreti ve ve usulsüz su kullanım ücretlerine ilişkin yapılan değerlendirmelerde ise; İlk derece mahkemesince talimatla ile alınıp hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporlarında, Aydın 4.ASHMM 2018/43 E. Sayılı dosyasında tanzim edilen raporları hazırlayan teknik heyetin tespitlerinin esas alındığı belirtilerek artezyen atık su ücreti ve usulsüz su kullanım ücretlerine ilişkin hesaplama yapılmamış ise de; Aydın 4.ASHM 2018/43 E. Sayılı dosyasında mevcut 01/03/2021 tarihli kök rapor ile 04/06/2021 tarihli ek raporda artezyen atık su ücreti ve kaçak ve usulsüz kullanımlar ile ilgili düzenlenen 3 adet tutanağa konu edilen tüketimlerin mevcut olduğu tespit edilerek hesaplama yapılmıştır. Davacı şirket tarafından artezyen suyu kullanıldığı konusunda herhangi bir ihtilaf bulunmamakla birlikte yasal zorunluluk bulunduğu halde atık su aboneliğinin tesis edilmediği .... görevlileri tarafından yerinde tespit edilerek 27/01/2017 tarihli 1297 sayılı tutanak ve 22/02/2017 tarihli 1321 sayılı tutanaklar ile kayıt altına alınmış olup, tutanak tarihinden sonra davacı tarafından sondaj kuyularına atık su aboneliği yaptırıldığı, bu nedenle keşiflerde teknik heyetçe sondaj kuyusunda ve müştemilatında atık su aboneliği ile ilgili su sayacının takılı olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Aydın 4.ASHM 2018/43 E. Sayılı dosyasında düzenlenen 01/03/2021 tarihli kök raporda ayrıca 14/08/2017 tarihli ve 1854 sayılı tutanağa konu tespit ile ilgili olarak yine aynı dosyada düzenlenen 06/09/2019 tarihli bilirkişi raporunda "kaçak iddiasını güçlendirir nitelikte su borularının arazi sınırına doğru uzandığı görülmektedir." tespitinin yapıldığı, keşif esnasında üretim kuyusundan parselin sınırına kadar giden ve aradan geçen çay yatağının diğer tarafından tekrar gözlemleyebildiğimiz mavi renkli su borusu görülmüştür.", "iddia olunan mesken ve ticari alan arasında yüzeye çıkmış mavi renkli su boruları görülmüş olsa da keşif sırasında bağlantı aktif olarak görülememiştir." şeklinde tespitlere yer verilmiştir. Az yukarıda açıklandığı üzere mesken aboneliğinin bulunduğu yer ile üretim kuyusunun bulunduğu mesafe ve bu alan içerisinde yer alan yer yer açığa çıkmış su borularının mevcudiyeti ve su borularının arazı sınırına kadar uzandığının bilirkişiler tarafından fotoğraflanarak detaylı bir şekilde tespit edilip açıklanması karşısında, Aydın 4.ASHM 2018/43 E. Sayılı dosyasında yaptırılan 12.07.2019 ve 14.01.2021 tarihindeki keşiflerdeki bu tespitlere rağmen ilk derece mahkemesince, davaya konu edilen artezyen atık su ücretleri ve usulsüz su kullanım ücretinin ayrıca gecikme zammının da tarafları bağlayan sözleşme hükümleri ile ....Tarifeler Yönetmeliği hükümlerine göre hesaplatılması gerekirken usulsüz su kullanıldığına dair aktif bir bağlantının görülmediği, boruların bu amaçla kullanıldığının belirlenemediğinden bahisle artezyen atık su ücretleri ve usulsüz su kullanım ücreti ile gecikme zammına ilişkin taleplerin de kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Bu durumda ilk derece mahkemesince, Aydın 4. ASHM 2018/43 E. sayılı dosyasında hazırlanan 01/03/2021 tarihli kök rapor ile 04/06/2021 tarihli ek rapordaki hesaplamaların da irdelenmek, tartışılmak ve davalı vekilinin bu raporlara itirazları da karşılanmak suretiyle; davaya konu edilen fark su ücreti, artezyen atık su ücretleri, usulsüz su kullanım ücreti ile gecikme zammının taraflar arasındaki tarafları bağlayan sözleşme hükümleri ve ... Tarifeler Yönetmeliği hükümlerine göre hesaplanması için yeni bir bilirkişi heyetinden ayrıntılı, gerekçeli, denetime ve hükme elverişli bilirkişi heyeti raporu alınarak; ortaya çıkacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yukarıda ayrıntısıyla izah edildiği şekilde eksik inceleme ile tesis edilen ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli deliller toplanmadan ve değerlendirilmeden karar verildiğinden, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/320 Esas 2023/455 Karar sayılı dosyasında verilen 19/07/2023 tarihli kararının HMK'nun 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dairemizin kararına uygun şekilde inceleme yapılıp hasıl olacak sonuca göre yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-İstinaf talebinde bulunan davalı tarafından yatırılan 30.459,00 TL istinaf nispi karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına, İlişkin, dosya üzerinde yapılan inceleme ve müzakere sonunda HMK 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 16/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.