TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13/06/2024 NUMARASI : 2016/470 Esas, 2024/471 Karar ASIL DAVA BİRLEŞEN İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2019/680 ESAS SAYILI DAVA DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ : 17/12/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde ya…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/410 KARAR NO : 2025/997 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13/06/2024 NUMARASI : 2016/470 Esas, 2024/471 Karar ASIL DAVA BİRLEŞEN İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2019/680 ESAS SAYILI DAVA DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ : 17/12/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : 1) ASIL DAVA Asıl davada davacı vekili, taraflar arasında 01/08/2002 tarihli ve 35.052.000 USD bedelli Sultançiftliği-Edirnekapı Raylı Toplu Taşıma Sistemi Yapım ve Elektromekanik İşleri Sözleşmesi’nin imzalandığı, yapım süresinin 12 ay olarak belirlendiği, ancak davalı idarenin projede sürekli ve esaslı değişiklikler yapması, kamulaştırma ve fiilî yer teslimlerini gerçekleştirememesi, revizyon talepleri ve yeniden imalat istemleri nedeniyle işin sözleşme süresinde tamamlanamadığı, gecikmenin tamamen davalı idarenin kusurundan kaynaklandığı, bu hususun idarenin yazışmaları ve encümen kararlarıyla da kabul edildiği, güzergâhın önemli bir kısmında uzun süre çalışma yapılamadığı, buna rağmen davacının edimlerini yerine getirerek hattı 15/10/2007 tarihinde ticari işletmeye açıp teslim ettiği ve geçici kabulün 31/12/2007 tarihinde yapıldığı, geçici kabul eksikliklerinin ve garanti kapsamındaki işlerin süresinde tamamlanmasına karşın davalı idarenin kesin kabul işlemlerini yapmadığı ve teminat mektuplarını hukuka aykırı şekilde iade etmediği, hakedişlerin tamamının süresinde ödenmediği, bu nedenle gecikme faizi ve munzam zarar doğduğu, proje değişiklikleri sebebiyle davacının üçüncü kişi proje firmalarına ödeme yaptığı, encümen kararlarına rağmen hakedişlerin 2004 yılı birim fiyatlarıyla düzenlenmediği, kur farkı ve fiyat artışlarından kaynaklı ciddi zarar oluştuğu, sözleşme süresinin idarenin kusuruyla yaklaşık altı yıl uzaması nedeniyle şantiye, sigorta ve finansman giderlerinin arttığı, teminat mektuplarının iade edilmemesi sebebiyle davacının yeni işler alamadığı, ayrıca aynı hatta ilişkin devam işi kapsamında imzalanan 11/01/2008 tarihli sözleşmeden doğan kesin teminatların da kabul işlemleri tamamlanmış olmasına rağmen serbest bırakılmadığı, davalının teminatları Sayıştay incelemesi gerekçesiyle elinde tuttuğu, bunun hukuki dayanağının bulunmadığı ileri sürülerek; gecikmeli hakedişlerden doğan faiz, munzam zarar, proje bedelleri, fiyat farkı, kur farkı ve işin uzamasından kaynaklı zararlar yönünden şimdilik talep edilen bedellerin avans faiziyle tahsiline ve davalı idare uhdesindeki teminat mektuplarının iadesine karar verilmesinin talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı idare vekilince; öncelikle davanın yetkisiz mahkemede açıldığı, sözleşmenin ifa yeri ve sözleşmenin 33. maddesi gereği İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğu, müvekkili idarenin 3645 sayılı Kanunla kurulmuş bir kamu kurumu olup kent içi toplu ulaşım hizmetlerinin yürütülmesi ve bu kapsamda tesis ve hatların inşasına yetkili bulunduğu, Edirnekapı-Sultançiftliği raylı sistem işinin avan projeye dayalı teklif birim fiyat esasına göre ihale edildiği, onaylı uygulama projesine dayalı anahtar teslim götürü bedelli bir iş olmadığı, sözleşmenin 4. maddesi uyarınca uygulama projelerini hazırlama yükümlülüğünün davacıya ait olduğu, ...’nin 24/09/2004 tarihli kararı ile işin bir kısmının yer altına alınmasının Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi’nin 19. maddesi kapsamında ve davacının kabulüyle aynı sözleşme koşullarında yaptırıldığı, davacının projelerin yeterince titiz hazırlanmadığı yönündeki beyanının kendi kusurunu ikrar niteliğinde olduğu, kamulaştırmaya ilişkin iddiaların yapımından vazgeçilmiş depo alanına dair olup işin esasını etkilemediği, sözleşme konusu hatta fiilen hiçbir kamulaştırma yapılmadığı ve davacının bu nedenle bekletilen tek bir işi bulunmadığı, davacının sözleşmeyi feshetmeyip imalat bedellerini alarak ilişkiyi sürdürdüğü halde sonradan sözleşme dışı talepler ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiği, işin teklif birim fiyat esasına göre yaptırıldığı ve davacıya yaptığı tüm imalatların teklif ettiği birim fiyatlar üzerinden eksiksiz ödendiği, bedeli ödenmemiş herhangi bir iş bulunmadığı, sözleşmede fiyat farkı ödenmeyeceğinin açıkça düzenlendiği, hakedişlerin sözleşmeye uygun şekilde Merkez Bankası kurları üzerinden ödendiği, ileri sürülen faiz, munzam zarar, kur farkı ve enflasyon zararlarının gerçek ve kanıtlanmış olmadığı, davanın zamanaşımına uğradığı, davacının yükümlülüğünde bulunan as-built projelerinin sözleşmeye uygun şekilde teslim edilmemesi, sinyalizasyon ve ... sistemlerinin testlerinin tamamlanmaması ve geçici kabulde bildirilen eksikliklerin giderilmemesi nedeniyle kesin kabulün kamu güvenliği açısından yapılamadığı, bu sebeple teminat mektuplarının iadesi koşullarının oluşmadığı savunularak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesince 2013/215 Esas 2016/101 Karar sayılı görevsizlik kararıyla dosya Ticaret Mahkemeleri tevzi bürosuna gönderilmiş, mahkemeye tevzi edilen asıl dosya yukarıda belirtilen esasa kaydedilerek yargılamaya devam edilmiştir. 2)BİRLEŞTİRİLEN İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2017/1166 ESAS SAYILI DOSYASI Davacı vekili, taraflar arasında 01/08/2002 tarihli ve 35.052.000 USD bedelli Sultançiftliği–Edirnekapı Raylı Toplu Taşıma Sistemi Yapım Sözleşmesi ile bunun devamı niteliğinde olan 11/01/2008 tarihli Edirnekapı–Topkapı sözleşmesinin imzalandığı, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/470 Esas sayılı dosyasında alınan 13/10/2015 tarihli bilirkişi kök raporunda davalı idarenin kusurlu olduğunun tespit edildiği, anılan dosyada faktoring alacaklarının müstakil bir talep olarak ileri sürülmediği, ancak aynı raporda faktoring masraflarının faizli bakiyesinin 13.353.912,15 TL olarak belirlendiği, eldeki dosyada yalnızca 01/08/2002 tarihli sözleşmeye değil, bu sözleşmenin devamı mahiyetindeki 11/01/2008 tarihli sözleşmeye ve davalı idarenin her iki sözleşmeden doğan edimlerini gereği gibi yerine getirmemesine dayalı olarak zararın talep edildiği, bu kapsamda kur farkı zararları, faktoring şirketlerine yapılan ödemeler nedeniyle uğranılan zararlar, teminat mektubu komisyonları ve şantiye giderlerinden kaynaklanan zararlar yönünden her bir kalem için şimdilik 1.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı idare vekili, davanın eksik harçla açıldığı ve davacı ortak girişimin taraf ehliyetinin bulunmadığı, müvekkili idarenin temerrüde düşmediği, davacı yazışmalarının temerrüt doğuracak nitelikte olmadığı, taleplerin beş yıllık zamanaşımına uğradığı, 11/01/2008 tarihli sözleşmenin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümlerine göre birim fiyat esasına dayalı olarak ihale edildiği ve bu nedenle fiyat farkı talep edilemeyeceği, ara hakedişlerin itiraza uğramaması halinde kesinleştiği, yer tesliminin 21/01/2008 tarihinde yapıldığı, yüklenicinin sözleşmeden dönmeden yer teslimindeki gecikmeye dayanarak tazminat talep edemeyeceği, yer tesliminin iş sahibi açısından bir külfet olup yerine getirilmemesinin tazminat sorumluluğu doğurmayacağı, bu hususun borçlu temerrüdü olarak da nitelendirilemeyeceği, davacının yer teslimi sırasında gecikme tazminatı talep hakkını saklı tutmadığı, TBK 472 ve mülga Borçlar Kanunu 357. maddeleri uyarınca asıl borcun sona ermesiyle fer’i hakların da sona ereceği, dosya kapsamında davacının gecikmenin olumsuz sonuçları konusunda idareyi zamanında bilgilendirdiğine dair delil bulunmadığı, iş artışı yapılması halinde buna ilişkin sürenin davacıya verildiği, şantiye giderlerinin asıl dava dilekçesinde yer almayıp ek dava ile ileri sürüldüğü, bu giderlerin munzam zarar sayılamayacağı, yüklenicinin nihai teslim tarihine kadar şantiye giderlerine katlanmasının sözleşmenin gereği olduğu, ayrıca bu giderlerin gerçek ve ispatlı olmadığı, benzer bir uyuşmazlıkta görevli hakem heyetince işin uzamasına bağlı maliyet ve finansman gideri taleplerinin reddedildiği, 11/01/2008 tarihli sözleşme ve ilgili idari şartname ile 4735 sayılı Kanun hükümleri gereği fiyat farkı verilmesinin yasak olduğu, ayrı bir sözleşmeye konu Topkapı–Edirnekapı işlerinin hesaplamaya dahil edilmesinin hatalı olduğu, 06/07/2012 tarihli ihtarnamede talep edilen bedellerin miktar ve faiz yönünden belirli olmadığı, Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi’nin 39. maddesine göre ödeme süresinin hakedişin idareye sunulmasından itibaren 60 gün olduğu, davacının çekle ödemeyi kabul ettiği ve çek üzerindeki tarihin vade sayılması gerektiği, bu nedenle temerrüt ve munzam zarar koşullarının oluşmadığı, teminat mektuplarının iadesinin SGK ilişiksiz belgesi ve borçsuzluk tespiti şartına bağlı olduğu, ek dava tarihi itibariyle bu şartların gerçekleşmediği, teminatların bir kısmının sözleşme gereği iade edildiği, kalan kısmın iade edilmemesinin davacının kusurundan kaynaklandığı savunularak davanın reddini talep etmiştir.Asıl dava ile birleştirilen İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1166 Esas sayılı dosyası yönünden davacı vekilince sunulan 24/01/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile; asıl dosyada hakedişlerin zamanında ödenmemesinden kaynaklı olarak talep edilen 10.000 TL’nin 14.553.579 TL artırılarak 14.563.579 TL’ye, 2002 yılı teklif birim fiyatlarıyla yapılan işlerde işin uzamasından doğan zarar kalemi yönünden talep edilen 10.000 TL’nin 31.193.779 TL artırılarak 31.203.779 TL’ye, 2004 yılı teklif birim fiyatlarıyla yapılan işlerde işin uzamasından doğan zarar yönünden talep edilen 10.000 TL’nin 50.302.920 TL artırılarak 50.312.920 TL’ye, kur farkı zararı olarak talep edilen 10.000 TL’nin 34.950.179 TL artırılarak 34.960.179 TL’ye ve ödenmeyen proje bedeli olarak talep edilen 10.000 TL’nin 3.478.394 TL artırılarak 3.488.394 TL’ye yükseltildiği, aynı ıslah dilekçesi ile birleştirilen dosya bakımından ise faktoring şirketlerine yapılan ödemeler nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarar için talep edilen 1.000 TL’nin 16.433.545 TL artırılarak 16.434.545 TL’ye, teminat mektubu komisyon alacağı olarak talep edilen 1.000 TL’nin 5.997.682 TL artırılarak 5.998.682 TL’ye ve şantiye gideri zararı olarak talep edilen 1.000 TL’nin 16.349.922 TL artırılarak 16.350.922 TL’ye ıslah edildiği anlaşılmaktadır. 3)BİRLEŞTİRİLEN İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2020/455 ESAS SAYILI DOSYASI Davacı vekili , 47 nolu hakediş raporunda davalı idare tarafından haksız kesintiler yapıldığını, davalıdan olan hakediş alacağının tespitine, bakiye hakediş alacağının şimdilik 10.000 USD'sinin hakediş raporunun idareye sunulduğu tarihten itibaren uygulanacak en yüksek döviz faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, kesin hesabın yapılması için onaylı As Built Projelerin varlığına ihtiyaç duyulduğu, projeyi hazırlama yükümlülüğünün davacıya ait olduğu, 47 nolu hakedişin ancak As Built Projeler incelendikten sonra düzenlenebildiğini, 47 nolu hakedişe yapılan itirazın usulüne uygun olmadığını, itiraz içeriğinin haksız olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Asıl dava ile birleştirilen dosyalar bakımından davacılar vekilince sunulan 03/12/2020 tarihli ıslah dilekçesiyle; birleştirilen İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/455 Esas sayılı dosyasında her ne kadar yapılan işler toplamının hakediş bedelinin 161.647.698,91 USD olduğu ileri sürülmüş ise de, 26/11/2020 tarihli uzman raporunda taraflar arasındaki sözleşmeye göre kesin hesap alacağının KDV dâhil toplam 1.994.619,05 USD olarak hesaplandığı, bu doğrultuda tamamlama harcının 02/12/2020 tarihinde yatırıldığı, HMK 107/2 uyarınca dava değerinin artırıldığı, kesin hesap sonucu bakiye iş bedelinin 1.984.619,05 USD artırılarak dava değerinin 1.994.619,05 USD olarak ıslah edildiği ve bu tutarın 47. hakedişin davalı idareye sunulduğu tarihten itibaren işleyecek döviz faiziyle birlikte tahsilinin talep edildiği, ayrıca asıl dava kapsamında teminat mektuplarının iadesine ilişkin talepler yönünden mektup bedelleri üzerinden yatırılması gereken peşin harcın ikmal edilmemesi nedeniyle bu taleplerin asıl davadan tefrik edilerek mahkemenin 2019/680 Esas sayılı dosyasına kaydedildiği anlaşılmıştır. 4)BİRLEŞTİRİLEN İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2018/86 ESAS SAYILI DOSYASI Davacı idare vekili, müvekkilinin 3645 sayılı Kanunla kurulmuş bir kamu kurumu olduğu, Sultançiftliği–Edirnekapı Raylı Sistem ve Elektromekanik İşleri yapım işinin ön projeye dayalı teklif birim fiyat esasına göre 35.052.000 USD bedelle davalı iş ortaklığına ihale edildiği, 01/08/2002 tarihli sözleşmenin imzalandığı, iş süresinin uzatıldığı, UKOME kararı gereğince yaklaşık 13 km’lik hattın 5.700 metrelik kısmının yer altına alınmasına ilişkin yapım işinin davalıya teklif edildiği ve davalının kabulü üzerine sözleşmenin 24. maddesinin revize edilerek imalata başlandığı, tünel imalatları bakımından sözleşmede yer almayan işler için revize 24. madde uyarınca yeni birim fiyatlar oluşturulduğu, 01/08/2002 tarihli sözleşme kapsamındaki işler ile 2004 yılı sonunda kararlaştırılan yeni işlerin bedellerinin davalının teklif ettiği fiyatlar üzerinden belirlendiği ve toplam teklif birim fiyat tutarının 163.344.371 USD’ye ulaştığı, işin geçici kabulünün 31/12/2007 tarihinde yapıldığı, yaklaşık 1.000.000 USD tutarındaki eksik işlerin giderilmesi için yükleniciye süre verildiği ve as-built projelerin tesliminin istendiği, ancak bu projelerin süresinde teslim edilmemesi nedeniyle kesin hesabın geciktiği, projelerin ancak 13/10/2014 tarihinde onaylanabildiği, kesin kabulün 11/04/2014 tarihinde yapıldığı, bu aşamada geçici kabul eksikliklerinden 648.042 USD tutarındaki işin halen tamamlanmadığının belirlendiği, ayrıca 47. hakediş ve as-built projeler üzerinden yapılan incelemeler neticesinde yükleniciye 5.032.618,63 USD fazla ödeme yapıldığının tespit edildiği, yüklenicinin buna haksız şekilde itiraz ettiği, ayrıca raylı sistemde imalat ve döşeme hataları nedeniyle ray kırıkları oluştuğu ve idarenin zarara uğradığını ileri sürerek şimdilik 10.000TL fazla ödemelerin ve eksik/ayıplı işlerin bedelinin faiziyle birlikte tahsili ile fazla ödeme tutarının iadesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekillerince; işlerin ayıplı ve eksik olduğunun ispat külfetinin davacı idareye ait olduğu, 28/01/2008 tarihli geçici kabul tutanağında belirtilen 38 kalem eksik ve kusurlu işin tamamlandığının 01/07/2008 tarihli yazı ile idareye bildirildiği, idarenin gerekli kontrolleri yaparak onay vermesi gerekirken herhangi bir işlem tesis etmediği, bunun üzerine 17/09/2008 tarihli yazı ile hattın mülkiyet ve kontrol sorumluluğunun idareye devredildiğinin bildirildiği, garanti süresinin sona erdiği 31/12/2009 tarihinden itibaren varsa eksikliklerin idarece tespit edilerek giderilmesi ve kesin kabulün yapılması gerektiği, idarenin sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmediği, giderilen eksikliklerin iş ilerleme raporlarına işlenmediği ve kesin kabul belgesinin düzenlenmediği, kesin hakedişe esas 47. hakedişin süresinde hazırlanmadığı, idarenin tüm çağrılara rağmen kesin kabulü yapmadığı, kesin kabulün ancak 11/04/2014 tarihli olur ile gerçekleştirildiği ve bu tutanağın 10/04/2014 tarihinde ihtiraz kaydıyla imzalandığı, kesin kabul tutanağında keyfi düzeltmeler yapıldığı, buna derhal itiraz edilmesine rağmen 47 nolu kesin hakedişin itiraz şerhi konulmasına izin verilmeden imzalatıldığı, nefaset kesintilerine itiraz edildiği halde toplam hakedişten 648.042 USD karşılığı 1.427.442,11 TL ile birlikte toplam 1.843.142,70 TL kesinti yapıldığı, garanti süresi sona ermeden eksikliklerin tespit edilip üçüncü kişilere yaptırılması gerekirken bunun yapılmadığı, 31/12/2009 tarihinden sonra meydana gelen ayıp ve hasarlardan yüklenicinin sorumlu tutulamayacağı savunularak davanın reddi talep edilmiştir.5)BİRLEŞTİRİLEN İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2019/680 ESAS SAYILI DOSYASIMahkemenin 21/11/2019 tarihli ara kararı ile, asıl dava kapsamında peşin harcı yatırılmadığı belirtilerek iadesi talep edilen teminat mektuplarına ilişkin taleplerin tefrikine karar verildiği, bu kapsamda açılan davanın mahkemenin 2019/680 Esas sayılı dosyasına kaydedildiği görülmüştür. Davacılar vekilince 18/02/2020 tarihli dilekçe ile davanın yenilenmesinin talep edildiği, Asya Katılım Bankası’na ait 02/02/2006 tarih ve 178247 numaralı 5.602.573 USD bedelli ile aynı bankaya ait 10/01/2008 tarih ve 331153 numaralı 927.295,21 USD bedelli teminat mektupları yönünden peşin harcın ikmal edilerek 18/02/2020 tarihinde 202.085,36 TL yenileme harcının yatırıldığı, ayrıca davacı vekilinin 03/02/2020 tarihli dilekçesi ile Yapı Kredi Bankası’na ait 23/07/2002 tarih ve 719 seri numaralı 1.051.560 USD bedelli teminat mektubu yönünden işlemden kaldırılan davanın yenilendiğini ve harcının yatırıldığını bildirdiği, bu kapsamda 03/02/2020 tarihinde 32.543,51 TL yenileme harcının depo edildiği, böylece mahkemenin 2019/680 Esas sayılı dosyasının asıl dava ile birleştirildiği ve Yapı Kredi Bankası’na ait 23/07/2002 tarihli 719 seri numaralı 1.051.560 USD bedelli teminat mektubu yönünden davaya kaldığı yerden devam edilmesine karar verilmiştir. Davacılar vekili, teminat mektuplarının iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilince, şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece asıl davada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda, yargılama sırasında alınan ve birbirini teyit eden teknik bilirkişi raporlarına göre Sultançiftliği–Edirnekapı arası Yüzeysel Raylı Taşıma Projesi kapsamında taraflar arasında 01/08/2002 tarihli, 35.052.000 USD bedelli ve 12 ay süreli sözleşme imzalandığı, idareden kaynaklanan nedenlerle yükleniciye toplam 1777 gün süre uzatımı verildiği, bu süreçte iş artışlarıyla sözleşme bedelinin 163.344.371,41 USD’ye ulaştığı, idarenin ihtiyacı doğrultusunda hattın yaklaşık 5.700 metrelik kısmının yüzeyden vazgeçilerek tünel olarak yapılmasına karar verildiği ve bu kapsamda 03/12/2004 tarihli ek sözleşme ile yeni birim fiyatlar belirlendiği, işin geçici kabulünün 31/12/2007 tarihinde yapıldığı ve eksikliklerin verilen sürede tamamlandığı, buna rağmen sözleşmeye göre en geç 31/12/2009 tarihinde yapılması gereken kesin kabulün 11/04/2014 tarihinde gerçekleştirildiği, bu aşamada yüklenici hakedişinden 648.042 USD tutarında eksik imalat ve nefaset kesintisi yapıldığı, yüklenicinin bu kesintiye itiraz ettiği ancak şartnamede öngörülen usule uygun ihtirazi kayıt düşmediği, işin devamında hattın Topkapı’ya uzatılmasına karar verilerek 10/01/2008 tarihli yeni sözleşmenin imzalandığı, her iki iş sürecinde idarenin ödeme güçlüğüne düştüğü, hakedişleri ve çek ödemelerini zamanında gerçekleştiremediği, asıl dosyada 2002 yılı fiyatlarına esas hakedişlerin 23.778.354,55 USD, 2004 yılı birim fiyatlarına esas hakedişlerin 82.497.231,75 USD olduğu, toplam hakediş tutarının 106.275.586,30 USD’ye ulaştığı, yüklenicinin 46. hakediş sonunda gerçekleştirdiği imalat tutarının 143.009.797,55 USD olduğu, işin teslim süresinin uzamasının yükleniciden kaynaklandığını gösterir ceza tutanağı veya benzeri bir belgenin sunulamadığı, teslim süresinin yaklaşık beş kat aşıldığı ve gecikmenin idarenin kusurundan kaynaklandığı, sözleşmenin birim fiyat esaslı olup olmamasına bakılmaksızın yer teslimindeki gecikme ve proje değişiklikleri nedeniyle oluşan zararların idareden talep edilebileceği, davacı taleplerinin borcun gereği gibi ifa edilmemesinden doğan zarar kapsamında kaldığı, Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin delil sözleşmesi niteliğinde olmakla birlikte taraflar arasındaki yoğun yazışmalar, belediye meclisi ve Sayıştay kararlarıyla idarenin uyuşmazlıktan haberdar olduğu sabit olduğundan ihtirazi kayıt yokluğunun TMK m.2’de düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı biçimde ileri sürülemeyeceği, bu itibarla yüklenicinin sözleşme süresinin uzaması ve kesin kabulün gecikmesinden kaynaklanan zararlarını idareden talep edebileceği, ancak sözleşmede kur farkının açıkça yasaklanmış olması ve idarenin miktar belirtilerek temerrüde düşürüldüğünün ispatlanamaması nedeniyle temerrüt faizi ve munzam zarar taleplerinin reddinin gerektiği, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğu, denetime elverişli son bilirkişi raporlarında tespit edilen proje bedeli ve fiyat farkı kapsamında toplam 39.606.899,80 TL asıl alacak yönünden davanın kabulüne, 30.000 TL’nin dava tarihinden, kalan kısmının ise 24/01/2020 tarihli ıslah tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Birleştirilen İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1166 Esas sayılı dosyası yönünden yapılan incelemede; taraflar arasında 01/08/2002 tarihli, 35.052.000 USD bedelli Sultançiftliği–Edirnekapı Raylı Toplu Taşıma İnşaatı Elektromekanik İşleri Yapım Sözleşmesi ile bu işin Edirnekapı’dan Topkapı’ya uzatılmasına ilişkin 11/01/2008 tarihli sözleşmenin imzalandığı, her iki sözleşme kapsamında da işin kararlaştırılan sürede tamamlanamamasının idareden kaynaklandığı, 11/01/2008 tarihli sözleşmeye konu iş bakımından bitiş tarihinin 26/12/2008 olarak belirlendiği, geçici kabulün 03/03/2009 tarihinde, kesin kabulün ise 11/04/2014 tarihinde yapıldığı, teslim süresindeki gecikme nedeniyle yüklenicinin katlandığı maliyetleri idareden talep edebileceği, dava tarihi ve ıslah tarihi itibariyle kesin hesap tarihinden itibaren beş yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, bu nedenle davacının 04/03/2024 tarihli ek bilirkişi raporunda tespit edilen ve asıl dava konusu edilmeyen faktoring maliyetleri, işin sözleşmede öngörülen süreyi aşması sebebiyle katlanılan teminat mektubu komisyonları ve şantiye giderlerini talep etmesinin mümkün olduğu, buna karşılık idarenin miktar belirtilmek suretiyle temerrüde düşürüldüğünün ispatlanamaması nedeniyle munzam zarar talep edilemeyeceği, asıl davada munzam zarar adı altında açıklanan bazı zarar kalemlerinin talep konusu yapılmadığı, davalının derdestlik itirazının yerinde olmadığı anlaşılmakla; ıslah talebi de gözetilerek faktoring maliyetleri, teminat mektubu komisyonları ve şantiye giderleri yönünden toplam 19.038.748,90 TL’nin 24/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, 3.000 TL’nin ise dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davacılara verilmesine, 11/01/2008 tarihli sözleşme kapsamında düzenlenen hakedişler yönünden kur farkına ve fazlaya ilişkin zarar taleplerinin reddine karar verilmiştir.Birleştirilen mahkemenin 2019/680 Esas sayılı dosyası yönünden yapılan değerlendirmede; taraflar arasında akdedilen eser sözleşmelerinin 11.4 ve 29. maddeleri uyarınca kesin teminat mektuplarının iade edilebilmesi için yüklenicinin idareye herhangi bir borcunun bulunmaması şartının kararlaştırıldığı, dava tarihi itibariyle davacı yüklenicinin ödenmemiş vergi, sigorta ve İSKİ borçlarının bulunduğu, ayrıca kesin hesap sonucu itibariyle davalı idareye 4.014.430,35 USD borçlu olduğunun tespit edildiği, bu durumda... Bankası’na ait 02/02/2006 tarih ve 178247 numaralı 5.602.573 USD bedelli teminat mektubu ile 10/01/2008 tarih ve 331153 numaralı 927.295,21 USD bedelli teminat mektubunun ve Yapı Kredi Bankası’na ait 23/07/2002 tarih ve 719 seri numaralı 1.051.560 USD bedelli teminat mektubunun iadesi için sözleşmede öngörülen koşulların oluşmadığı, bu nedenle teminat mektuplarının iadesi isteminin reddinin yerinde olduğu, dava tarihinden sonra iade edilen teminat mektupları bakımından ise davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı, SGK ilişiksiz belgesinin de dava tarihinden sonra temin edildiği anlaşıldığından yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.Birleştirilen İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/455 Esas sayılı dosyası yönünden yapılan incelemede; yüklenici davacıların kesin hesabın onaylandığı 11/08/2015 tarihinden itibaren beş yıllık süre içerisinde arabuluculuk başvurusunda bulundukları anlaşıldığından davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, ancak son bilirkişi kök ve ek raporlarında davacıların nakde dönüştürülen teminat mektubu bedelinin iadesini talep edebileceği yönünde görüş bildirilmiş ise de, sözleşme hükümleri uyarınca nakde çevrilen teminat mektubu bedelinin tahsil edilebilmesi için geçici kabul tutanağının onaylanmış olması, yüklenicinin bu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun bulunmadığının tespit edilmesi, kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların yarısının SGK’dan ilişiksiz belgesi getirilmesi ve kesin kabul tutanağının onaylanması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği, buna karşılık davacı yüklenicilerin son bilirkişi kök ve ek raporlarında da tespit edildiği üzere davalı idareye 4.014.430,35 USD borçlu oldukları sabit olduğu gerekçesiyle, nakde çevrilen ve 1.051.560 USD tutarlı teminat mektubunun karşılığı olan 5.967.182,38 TL’nin tahsilinin talep edilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmiştir.Birleştirilen İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/86 Esas sayılı dosyası yönünden yapılan değerlendirmede; bilirkişilerce düzenlenen kesin hesap raporlarına göre nefaset kesintilerinin haksız olduğunun kabulü halinde dahi davalı idarenin yükleniciden 4.014.430,35 USD alacaklı olduğu tespit edilmiş olup, davacının kısmi dava talebiyle bağlı kalınarak ve son bilirkişi heyetince düzenlenen denetime elverişli kök ve ek raporlardaki kesin hesap esas alınarak, 10.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl ve birleşen 2017/1166 E. , birleşen 2020/455 E., birleşen 2019/680 E. sayılı davalarda davacılar, birleşen 2018/86 E. sayılı davada davalılar vekili istinaf başvurusunda; ilk derece mahkemesinin yüklenicinin idareyi temerrüde düşürdüğünün ispatlanamadığı gerekçesiyle temerrüt faizi taleplerini reddetmesinin dosya kapsamına, Yapım İşleri Genel Şartnamesi’ne ve ticari iş hükümlerine aykırı olduğu, hakediş üst yazılarının ihtar mahiyetinde bulunduğu, hakedişlerin süresinde ödenmemesi nedeniyle temerrüdün gerçekleştiği ve bu hususun idare yazışmaları ile bilirkişi raporlarıyla sabit olduğu ileri sürülmüş; ayrıca idare kaynaklı gecikmeler nedeniyle 2002–2004 birim fiyatlarıyla yapılan işler bakımından oluşan hak mahrumiyeti/fiyat farkı zararları ile kur farkı zararlarının ve bunlara ilişkin faizlerin reddinin hatalı olduğu, yüksek enflasyon ve kur dalgalanmaları karşısında munzam zararın doğduğu ve TBK m.122 uyarınca ayrıca ispat aranamayacağı, proje bedeline hükmedilmesine rağmen hüküm fıkrasında miktarın açıkça gösterilmemesinin infazı imkânsız hâle getirdiği, faktoring giderleri yönünden eksik kabul ve faiz hakkında karar verilmemesinin hüküm eksikliği oluşturduğu, şantiye giderlerinin eksik hesaplandığı, teminat mektubu komisyonları yönünden kabulün yerinde olduğu, ancak teminat mektuplarının iadesi, nakde çevrilmesi ve istirdadı ile kesin hesap alacağına ilişkin değerlendirmelerin maddi gerçeğe ve bilirkişi icmal tablolarına aykırı olduğu, bazı birleşen dosyalarda dava konusu ile ilgisiz gerekçelerle ret kararı verildiği, faiz başlangıcının belirsiz alacak niteliği gözetilmeksizin yanlış belirlendiği ileri sürelerek, asıl dava ve tüm birleşen davalarda ilk derece kararlarının kaldırılması, talep edilen tüm alacak kalemleri yönünden (temerrüt faizi, fiyat farkı, kur farkı, proje bedeli, munzam zarar, faktoring gideri, şantiye masrafları, kesin hesap alacağı, teminat mektupları bakımından borçsuzluk tespiti/istirdat ve tazminatlar) talep edilen tutarlar üzerinden hüküm kurulması talep edilmiştir.Asıl ve birleşen 2017/1166 E. , birleşen 2020/455 E., birleşen 2019/680 E. sayılı davalarda davalı , birleşen 2018/86 E. sayılı davada davacı idare vekili istinaf başvurusunda; İlk Derece Mahkemesince asıl dosyada ve İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/1166 E. sayılı birleşen dosyasında yüklenici lehine proje bedeli, fiyat farkı, şantiye gideri ve teminat mektubu komisyonu gibi kalemler yönünden hüküm kurulmuş ise de, sözleşmeden kaynaklanan tüm bedel ödeme borcunun davalı idare tarafından işbu dava tarihinden çok önce hakedişlerle ifa edildiği, bu nedenle yükleniciye ödenmeyen bir kesin hesap alacağının bulunmadığı, ayrıca davacının proje bedeli taleplerinin teklif birim fiyatların kapsamında kaldığından ayrıca ödenmesinin mümkün olmadığı, buna rağmen Mahkemece bilirkişi raporlarına aykırı, gerekçesiz ve kazanılmış hak ilkesini ihlal eder şekilde fazla miktarda proje bedeline hükmedildiği, bunun yanında şantiye giderleri ile teminat mektubu komisyonları yönünden yapılan değerlendirmelerde işin süresinde tamamlanamamasının yükleniciden kaynaklandığının anlaşıldığı, bu sebeple uzayan sürelere ilişkin giderlerin idareye yükletilemeyeceği, kaldı ki söz konusu gider kalemlerinin önemli bir kısmının fiktif nitelikte olduğu ve doğrudan sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerden kaynaklandığının sabit bulunduğu , öte yandan birleşen İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/86 E. sayılı dosyasında kesin hesap ve nefaset kesintileri bakımından bilirkişi raporlarının yetersiz ve eksik değerlendirme içerdiği, davacı yüklenicinin geçici ve kesin kabul tutanaklarında yer alan eksiklikleri tamamlamadığı ve fiilen kusurlu teslim gerçekleştirdiği gözetildiğinde, Mahkemenin idarenin alacaklı olduğunu kabul etmesine rağmen talep edilen miktar yönünden kısmi davayı kabul etmesinin isabetsiz olduğu, bu itibarla anılan dosyada bilirkişi raporunun yenilenmesi yahut dava değerinin belirlenmesi bakımından HMK m.107/2 uyarınca süre verilmesinin gerektiği, ayrıca birleşen İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/680 E. sayılı dosyasında teminat mektuplarının iadesi koşulları oluşmadığından davanın reddine dair kararın yerinde olduğu, aynı şekilde İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/455 E. sayılı dosyasında da idareye borcun devam ettiği ve kesin kabul şartları gerçekleşmediği için nakde çevrilen teminat mektubu bedelinin iadesinin mümkün bulunmadığı, dolayısıyla bu dosya yönünden de davanın reddinin usul ve yasaya uygun olduğu savunularak; sonuç olarak usul ve maddi hukuka aykırı biçimde idare aleyhine hüküm kurulan kalemler yönünden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi ile diğer yönlerden ise kararın onanmasına karar verilmesi talep edilmiştir. V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Taraflar arasında 01/08/2002 - 03/12/2004 tarihli sözleşme ve ek sözleşme ile 11/01/2008 tarihli sözleşmelerin bulunduğu, anılan sözleşmelerin Sultançiftliği-Edirnekapı ile Edirnekapı-Topkapı arasındaki metro hattı yapım işine ilişkin olduğu, ilk sözleşmede Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi'nin, sonraki sözleşmede ise Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin sözleşmenin ekleri arasında sayıldığı anlaşılmaktadır.Mahkemece asıl ve bir kısım birleşen davalar yönünden yapılan yargılama sonucunda; davalardaki taleplerin niteliği, her iki sözleşmeye konu işlerin birbirinin devamı niteliğinde olması, sözleşmeler kapsamında düzenlenen tüm ara hak edişler, geçici ve kesin kabuller ile kesin hak edişler birlikte değerlendirilerek düzenlenen bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun olması, tüm işleri kapsar şekilde inceleme ve araştırma yapılarak kümülatif bir değerlendirmeyle tasfiye yoluna gidilerek karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun olmuştur. Bu kapsamda, aşağıda belirtilen bentler dışında kalan sair istinaf itirazları yerinde görülmemiş ve reddine karar verilmesi gerekmiştir.1- Asıl dava yönünden mahkemece hükmün birinci fıkrasında;“30.000 TL’nin dava tarihinden, 39.576.899,80 TL’nin ise 24/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine” şeklinde hüküm kurulmuş ise de, fiyat farkı ve proje bedeli talepleri yönünden hangi alacak kalemi için ne miktarda kabul yapıldığının kararda ayrı ayrı gösterilmediği anlaşılmaktadır. Hükmün denetlenebilir ve infaz edilebilir olması için her bir alacak kalemi yönünden kabul ve ret miktarlarının gerekçede ve hüküm fıkrasında hiç bir tereddüte sebep vermeden açıkça ortaya konulması gerekirken, bu hususta gerekçesiz şekilde toplu hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.2- Birleşen 2019/680 Esas sayılı dosyada, dava konusu teminat mektupları yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de; yargılama sırasında söz konusu teminat mektuplarının iade edildiğinin anlaşılması karşısında, dava konusuz kaldığından bahisle “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi gerekirken, hukuki nitelendirmede hataya düşülerek davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru olmamıştır. Bununla birlikte, bu dava yönünden yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması yerinde görülmüştür. 3- Birleşen 2020/455 Esas sayılı davada davacı tarafça, haksız kesintiler nedeniyle hakediş alacağının tespiti ve tahsili talep edilmiş olmasına rağmen, mahkemece bununla ilgili olarak teminatların iadesine ilişkin şartların tartışıldığı anlaşılmakla, bu yönüyle dava konusu talepler ile mahkeme gerekçesinin örtüşmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, anılan birleşen dava yönünden gerekçesiz karar verildiği sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının reddine, yazılı üç bentte açıklanan istinaf itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE, 2-İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/06/2024 tarih, 2016/470 Esas, 2024/471 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Taraflar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendilerine İADESİNE, 5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 17/12/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.