T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/584 Esas KARAR NO : 2026/114 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/12/2021 NUMARASI : 2020/377 Esas, 2021/980 Karar DAVANIN KONUSU : TAZMİNAT KARAR TARİHİ : 22/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Tar…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/584 Esas KARAR NO : 2026/114 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/12/2021 NUMARASI : 2020/377 Esas, 2021/980 Karar DAVANIN KONUSU : TAZMİNAT KARAR TARİHİ : 22/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Tarım Bakanlığının tebliği ile ... (...) zorunluluğu getirildiğini ve ... nin tek yüklenici olarak ...A.Ş. Nin belirlendiğini, müvekkil şirketin de ...' nın kurulumu konusunda gerekli adımları atarak sektörde öncü olduğunu, 1 temmuz 2018 tarihinde kompoze gübreler tebliğ gereği DNA bandrollü olarak üretilmeye başlandığını, yüklenici ...'la müvekkil şirket arasında yapılan işle ilgili ticari, teknik ve operasyonel konularda, gerekse fiyatlandırma ve faturalandırmaların nasıl yapılacağı konularında mutabakata varılamadığını ve herhangi bir anlaşma yapılamadığını, süreçte Yüklenici ...tarafından düzenlenen faturalara, müvekkili şirket tarafından noter kanalı ile düzenlenen ihtarnameler ile itiraz edilerek, kayıta alınmaksızın Yüklenici ...'a iade edildiğini, sonrasında 17 Eylül 2019 Salı günü saat 02:00 civarında ...' ne müvekkili şirket tarafından girilmek istendiğinde sayın ... kullanıcısı diye başlayan 17 eylül tarihine kadar ödeme gerçekleştirmeyen tüm ... üreticilerinin değil, sektördeki en büyük üretici olan müvekkili şirketin ...'ye erişiminin kapatılmış olduğu bilgisine ulaşıldığını, 18 eylül 2019 tarihinde ...ve Bakanlık yetkililerinin de katıldığı bir toplantı gerçekleştirerek ihtirazi kaydıyla ödeme mutabakatı yapmak zorunda kaldığını, ...tarafından ...' ne giriş 17 eylül 2019 tarihinde saat 02:00 durdurulan sistem yapılan ödeme mutabakatı ile ayni gün saat 21:00 de aktif hale getirildiğini ve müvekkili şirket durdurulan üretime ancak 19 saat gibi bir süre geçtikten sonra başlayabildiğini, haksız ve hukuka aykırı olarak ... üretiminin ve sevkiyatının durdurulması sebebiyle müvekkilinin gerek maddi ve gerekse manevi zararı olduğunu, ...' nin durdurulması ..., ... ve ... tesislerinde ilgililerce tutanak altına alındığını, toplamda ortalama 250 ton/saat üretim ve 1000 ton/saat torbalama kafasitesine sahip üç fabrikanın saatlerce çalışamaz duruma getirilmesinin ayrıca sevkiyatların da durdurulmuş olmasının müvekkili şirket yönünden büyük ekonomik zararlara sebep olduğunun son derece açık olduğunu, Müvekkili Şirketin ... sektöründeki Pazar payı dolayısıyla bulunduğu konumu ve güvenirliği dikkate alındığında, yaklaşık 19 saat süre ile ..., ... ve ...'da yer alan ... fabrikasında ... üretimi ve sevkiyatı yapamayışı, ticari itibarının ciddi şekilde sarsılmasına sebep olduğunu, bu nedenle de müvekkili şirketin manevi zararının olduğunun aşikar olduğunu, müvekkili şirketin fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla, Müvekkili şirketin uğramış olduğu maddi zararın HMK m. 107 hükümleri çerçevesinde belirlenmesine, tespitine, Müvekkil şirketin uğramış olduğu maddi zarar miktarının yargılama esnasında belirlendiği veya belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırma hakkı saklı kalmak kaydıyla başvuru tarihi itibarıyla miktarı bilinen asgari 1.000.000.-TL tutarındaki maddi zararın tahsiline, Ayrıca müvekkili şirketin 250.000.-TI tutarında manevi zararının tahsiline, Maddi ve manevi zarar taleplerine haksız fiilin işlendiği 17.09.2019 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının herhangi bir zararının olmadığını, bunun belirlenebilir olduğunun ortada olduğunu, buna ilişkin müvekkili şirket tarafından verilebilecek bir bilginin mevcut olmadığını, Maddi tazminata ilişkin davanın hukuki yarar yokluğundan reddini talep ettiklerini, ... sisteminin mevcut yasalar ve yasaların verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan piyasaya arz edilen gübrelerin izlenmesine yönelik tebliğ (2017/17) 6 nisan 2017 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren tebliğ kapsamında kurulduğunda, yasal düzenlemenin var olduğunu gösterdiğini, müvekkili ...A.Ş. ile T.C. ... arasında 7.7.2017 tarihinde DNA Barkod ile ... Kurulumu ve İşletilmesi Sözleşmesi imzalandığını, DNA barkot ücretlendirmesi bu sözleşme kapsamında Bakanlıkça belirlenmekte olduğunu, müvekkilin tek başına ...A.Ş. ına ücret belirleme yetkisi bulunmadığını, ...' nin kurulumundan 17.09.2019 tarihine kadar davacının siparişi üzere üretilen DNA barkad ve bandrolleri kullanmasına rağmen müvekkile hiçbir ödeme yapmadığını, davacı tarafın üretim kapasitesi fazla olsa da DNA barkot ücretlendirmesi bakımından ve yükümlülükleri yönüyle 1 kg üreten üretici ile aralarında bir fark olmadığını, aksi halde diğer ... üreticileri açısından haksız rekabet olacağını, “Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde” kendi edimini yerine getirmeyen kimse, karşı taraftan edimini yerine getirmesini isteyemeyeceğini, ücret ödenmeden mal ve hizmet alımının devam ettirilmesi beklenemeyeceğinden, esasen bu husus BK 97. Maddesine aykırılık teşkil edeceğinden, davalının ücret ödenmemesi halinde mal ve hizmet vermeyeceğine ve sistemi kapatacağına ilişkin ihtarında kanuna aykırı bir yön bulunmadığını, davacının aldığı yararlandığı bir ürünün/hizmetin bedelini ödemek zorunda olduğunu, müvekkili ...A.Ş. ile T.C. ... arasında imzalanan DNA Barkod ile ... Kurulumu ve İşletilmesi Sözleşmesinin 11.2 maddesinde de; yüklenici ödeme yapmayan kullanıcılara DNA barkod ve karekod sağlamaz dendiğini, Barkod bedellerini ödemediği için davacıya sunulan hizmetin durdurulması son derece doğal bir durum olduğunu, ayrıca ödeme yapılmaması halinde barkod gönderilmeyeceği hususunun davacıya gönderilen 4 kasım 2018 tarihli mailde belirtilmiş olması nedeniyle, müvekkilinin bu uyarısının dikkate alıp ihtirazi kayıtla da olsa ödeme yapmak zorunda olduğunu, davacının ticari itibarının zedelendiği iddiasının da asılsız olduğunu, manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiğini, Tazminat istenebilmesi için kusur veya hukuka aykırı bir fiilin şart olduğunu, müvekkiline izafe edilebilecek kusurlu bir davranışın olmadığını, verdiği hizmet ve ürünün ücretini isteme hakkının olduğu gibi, davacı uyarılmasına rağmen basiretli bir tacir gibi davranmadığını bu sonucu kendi eylemi ile istemiş gerçekleşmesine kendi kusurlu davranışı ile neden olduğunu, bu nedenle maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; 06/04/2017 tarihli 30030 sayılı resmi gazetede yayınlanan piyasaya arz edilen gübrelerin izlenmesine yönelik 2017/17 nolu tebliği uyarınca Tarımda kullanılan organik , orgamineral gübreler ve toprak düzenleyiciler ile mikrobiyal enzim içerikli ve organik kayıtlı ürünlerin üretimi, ithalatı, ihracatı ve piyasa arzına dair yönetmelik kapsamında yer alan gübrelerin son kullanıcıya kadar takibine yönelik içerik ve ambalajların işaretlenmesi ile ... dağıtıcılarının depo ve satış yerlerine kamera takılmasına ilişkin usul ve esasların düzenlendiği, bu yönetmelik ile DNA barkodlu takip sistemine geçiş yapıldığı, davalı ile Tarım Bakanlığı arasında tebliğe uygun olarak 07/07/2017 tarihinde DNA Barkod ile DTS kurulumu ve ücret sözleşmesi imzalandığı, DNA barkod ücretlendirilmesinin .... ile belirlendiği, davalının tek başına DNA barkod ücretini belirlemediği bu konuda da herhangi bir yetkisinin bulunmadığı, ... üretimi yapan tüm firmalara aynı ücretin uygulandığı, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarında ticari ilişkinin 14/10/2019 tarihinde davalı faturası ile başladığı, Ekim 2019 Aralık 2019 tarihleri arası 4 adet toplam 69.871.353,87-TL tutarındaki faturanın davalı alacağı olarak kaydedildiği, Ekim, Kasım, Aralık 2019 döneminde toplam 3.096,639,61-TL ödemenin davalı borcu olarak kaydedildiği, 66.774.714,26-TL davalı alacağının 2020 yılına devrettiği, 17/09/2019 tarihinden önceki dönemlerde davacının ticari defterlerindeki kayıtlarda davalı faturası ve davacı ödemesi kaydı bulunmadığı, davalının incelenen ticari defterlerindeki kayıtlara göre davalı tarafından davacı adına Ağustos 2019 tarihinde düzenlenen 7 adet fatura bedeli toplamının 13.723.299,35-TL olduğu, GİB sistemi üzerinden gönderilen e-faturaların, davacı tarafından yasal süresi içerisinde Beşiktaş 6. Noterliği'nin ......08.2019 Tarih, .... yevmiye nolu ihtarnamesi ile kayıtları alınmaksızın davalıya gönderildiği, 2019 yılı itibariyle davacıya düzenlenmiş 69.871.353,87-TL fatura alacağından davacının yapmış olduğu 3.096.639,61-TL tahsilatın düşülmesi sonucunda davalının davacıdan 66.774.714,26-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalı tarafından " dava dışı Tarım Bakanlığı ile imzalanan sözleşmenin 11/2 maddesi uyarınca; ödeme yapmayan kullanıcılara DNA barkod sağlanmayacağı, DNA Bandrol ve DNA kullanım uygulama borçlarının projenin başlangıcı olan 01/01/2018 tarihinden beri ödenmediği, bu sebeple kantar DTS işlemlerinin dondurulduğu, davacı tarafından borçları ödeninceye kadar sistemin devreye alınmayacağı, üretim sevk ve satışın Tarım ve Orman Bakanlığı'nın Projesi olan ...' nin kontrolü ve güvencesi altında olmayacağı "şeklinde 4 Kasım 2018 tarihli e-mailin gönderildiği, davacı tarafından ekranın kapatıldığı 17 Eylül 2019 tarihine kadar herhangi bir ödemenin yapılmadığı, ekran kapatıldıktan sonra ihtirazi kayıt ile ödemenin yapıldığı, davalı tarafından davacıya gönderilen 4 Kasım 2018 tarihli mailde ödeme yapılmaması halinde barkod gönderilemeyeceği hususunun açıkça belirtildiği, davacının fatura bedellerinin fahiş olduğu iddiasının ihtirazi kayıt ile bedeller ödendikten sonra açılacak bir dava ile ileri sürülmesi gerektiği, davacının sistemin kapatılması anına kadar bu yola başvurmadığı, davalının da ücreti tek başına belirleme yetkisi bulunmadığı ve bütün firmalara aynı fiyatın uygulandığı dikkate alındığında ekranın 19 saat süre ile kapatılmış olmasında davalı tarafa yüklenebilecek herhangi bir kusurun olmadığı, ekran kapatılmasında davalının haksız olmadığı, bu sebep ile davacının alacak talebinin yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; 11.08.2021 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte bulunmadığını, bilirkişi raporunda dayanak gösterilen tüm idari işlemlere karşı müvekkili tarafından iptal davası açıldığını, bilirkişi raporunda bu davalardan hiç bahsedilmemesinin raporun eksik inceleme sonucunda hazırlandığını gösterdiğini, bilirkişi raporunda, davalının 4 Kasım 2018 tarihinde gönderdiği e-mailde ödeme yapılmaması halinde barkod gönderilmeyeceği açıkça belirtilmesine rağmen müvekkilinin basiretli davranmadığı ve ihtirazi kayıtla ödeme yapmadığı, bu nedenle de müvekkilinin alacak talebinin yerinde olmadığı ifade edilmişse de, davalı tarafından düzenlenen tüm faturaların noterde düzenlenen ihtarnameler ile iade edildiğini ve müvekkilinin defalarca sözleşme yapılması için girişimlerde bulunduğunu, davalının gönderdiği e maili inceleyen bilirkişinin müvekkilinin gönderdiği ihtarnamelerden ve müvekkilinin çabalarından hiç bahsetmemesinin raporun bağımsız ve tarafsız olmadığını gösterdiğini, bu nedenle raporun dikkate alınmaması gerektiğini, bilirkişi raporunda müvekkilinin satış kaybını hesaplamak yerine zorlama gerekçelerle satış kaybının olmadığı sonucuna varıldığını, bilirkişinin 17 Eylül 2019 daki sevkiyat aksamalarının 5 günlük süreçte tamamlandığı ifadesinin varsayıma dayandığını bu görüşü destekleyen somut delil veya bilimsel veri bulunmadığını, davadaki iddiaları ile bilirkişi raporuna karşı itirazlarının nihai hükümde karşılanmadığı ve neden itibar edilmediğinin açıklanmadığı, dolayısıyla kararın bu yönden yasal anlamda bir gerekçe ihtiva etmediğini, ayrıca bilirkişi tarafından 3 aracın 19 saat beklemesi sebebiyle müvekkilinin toplamda 46.072,23 TL ilave zarara uğradığını tespit etmesine rağmen Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki bu tespitin neden dikkate alınmadığının açıklanmadığını, müvekkilinin davadaki ana taleplerinden biri olan manevi tazminat talebiyle ilgili Mahkemece hiç bir değerlendirme yapmadığını, bu talebin neden reddedildiğine dair hiç bir gerekçe göstermediğini, Mahkeme kararının HMK 27/2-c maddesinin düzenlemesi ile Anayasa Mahkemesinin ve Yargıtay içtihatlarında belirtilen anlamda makul bir gerekçe içermediğini, bu sebeple kararın kaldırılması gerektiğini, Mahkeminin maddi ve manevi tazminat talepli iş bu davayı reddederken toplam dava konusu üzerinden nispi vekalet ücretine hükmetmesinin hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden ayrı ayrı maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, davalı tarafından ... ekranlarının kapatılması nedeniyle 19 saat boyunca ... üretimi ve sevkıyatı yapılamadığı iddiasıyla uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili hükme karşı istinaf yoluna başvurmuştur. HMK'nın 297/2 fıkrası; "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." hükmünü düzenlemektedir. Somut olayda, davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirketin uğramış olduğu maddi zararının HMK m. 107 hükümleri çerçevesinde belirlenmesine-tespitine, müvekkili şirketin uğradığı maddi zarar miktarının yargılama esnasında belirlendiği veya belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırma hakkı saklı kalmak kaydıyla, başvuru tarihi itibariyle miktarı bilinen asgari 1.000.000,00 TL tutarında maddi zararının tahsiline, ayrıca müvekkili şirketin 250.000,00 TL tutarındaki manevi zararının tahsiline, maddi ve manevi zarar taleplerine haksız fiilin işlendiği 17.09.2019 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmesini talep etmiş, ilk derece mahkemesince ekranın 19 saat süre ile kapatılmış olmasında davalı tarafa yüklenebilecek herhangi bir kusurun olmadığı, ekran kapatılmasında davalının haksız olmadığı, bu sebep ile davacının alacak talebinin yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar vermiştir. Davacı dava dilekçesinde, manevi tazminat da talep etmesine rağmen mahkemece, HMK 297/2. fıkrasındaki emredici düzenlemeye aykırı olarak, davacının manevi tazminat talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm tesis edilmemiştir.Yasa gereğince bütün talepler hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Yine HMK 297/1-c maddesi uyarınca, Mahkemenin red gerekçesinde, davacının manevi tazminat talebi tartışılmamış, manevi tazminat talebi hakkında herhangi bir gerekçeye de yer verilmemiştir. Oysa kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantıda ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde kararların doğruluğunun denetlenmesi mümkün olacaktır. Diğer taraftan yargılama giderleri arasında bulunan avukatlık ücreti, haklılık durumuna göre vekille temsil edilen taraf yararına hesap ve takdir edilir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi dikkate alındığında, maddi tazminat davası manevi tazminat davası ile birlikte açılmış ise, vekalet ücreti maddi tazminat için ayrı manevi tazminat için ayrı olarak takdir edilir. Bu nedenle ilk derece Mahkemesince maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden ayrı ayrı vekalet ücretinin takdirine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde tek vekalet ücretine hükmedilmesi ve maddi ve manevi tazminat talepleri açısından kabul ve ret edilen dava değerleri üzerinden ayrı ayrı harç hesaplanması gerekirken yazılı şekilde hesaplanması isabetli olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, işin esası hakkında inceleme yapılabilmesi için ilk derece mahkemesince, kararın gerekçesinde, taleplerin her birinin kabul veya red gerekçesinin tartışılarak, davacının tüm taleplerinin olumlu veya olumsuz karar verilmesi gerekeceğinden, HMK'nın 353/1.a.6 bendi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun diğer istinaf nedenleri incelenmeksizin yukarıda açıklanan nedenle kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-istanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/377 Esas, 2021/980 Karar sayılı ve 16/12/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.