TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/09/2021 NUMARASI : 2018/665 Esas, 2021/673 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 28/01/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapıla…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1487 KARAR NO : 2026/104 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/09/2021 NUMARASI : 2018/665 Esas, 2021/673 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 28/01/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : I. DAVA Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin iş sahibi davalının ise yüklenici olduğunu, taraflar arasında 29.05.2015 tarihli ana ve 29.06.2015 tarihli ek sözleşme imzalandığını, sözleşme konusunun kalıp ve kalıp montaj aksesuarlarının imali ile teslimine ilişkin olduğunu, sözleşme bedeli ve vadesinin kararlaştırıldığını, davalının teslimde gecikmesi sebebiyle şimdilik 232.891,17 TL gecikme tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmeden doğan dava ve talep haklarının doğumundan üzerinden iki yıl geçmekle zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın ifanın çekincesiz olarak kabul edilmesi sebebiyle cezai şart talep edemeyeceğini, sözleşme bedelinin sözleşmeye uygun ödenmediğini beyanla asıl davanın reddine karar verilmesini; davacı tarafça ödemelerin süresinde yapılmamış olması sebebiyle sözleşmelerin 7.maddesinde gecikme cezası olarak karşılığı olarak 88.415,73 TL'lik temerrüt faizi alacağının tahsilini talep ve dava etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılamada; benimsenen 02/12/2020 tarihli kök ve 21/06/2021 tarihli ek raporda asıl dava yönünden sözleşmede en geç 24/07/2015 tarihinde teslim edileceği kararlaştırılan 836.960,22 TL tutarında fatura edilmiş işin bu tarih geçtikten sonra 27/10/2015 tarihinde teslim edildiği, karşı dava yönünden davacı (karşı davalı) tarafça davalı (karşı davacı) tarafa verilen çeklerden sadece 10.06.2016 vadeli 30.000 TL tutarlı çek (42 gün gecikme ile) ile 27.05.2016 vadeli 40.000 TL tutarlı çekin (14 gün gecikme ile) vadesinde ödenmediği tespitinin yapıldığı, davalı/karşı davacı-satıcı tarafından bir kısım teslimatın sözleşme ile taahhüt edilmiş olan süreden sonra 95 gün gecikmeli olarak teslim edilmiş olduğu anlaşıldığından, davacı-karşı davalı-alıcının sözleşmenin 5. maddesine göre doksan beş (95) günlük gecikme cezası talep edebileceği, talep edilebilecek meblağın taleple bağlılık ilkesi gereği 232.891,17 TL olduğu, davalı-karşı davacı-satıcının 42 gün gecikme ile bedeli tahsil edilmiş olan 30.000 TL tutarında çek ve 14 gün gecikme ile bedeli tahsil edilmiş olan 40.000 TL tutarındaki çeke istinaden davacı/karşı davalı-alıcıdan sözleşmenin 7. maddesine göre gecikme cezası talep edebileceği, talep edebileceği meblağın 1.213,33 TL olduğu kanaati ile, asıl davanın 232.891,17 TL yönünden kabulüne, karşı davanın 1.213,33 TL yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 4 ayrı bilirkişi raporunun da birbiriyle çelişkili sonuçlar içerdiği, hangi rapora itibar edildiği belirtilmeksizin hüküm kurulduğu, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/139 Esas sayılı dosyasının celbi ve birleştirme kararı verilmesi gerektiği, davacı tarafça borcun çekincesiz-ihtirazi kayıt olmaksızın kabul edilmiş olması itibariyle davacının cezai şart talebinde bulunamayacağı, süresinde sunulmayan e-posta yazışmalarına muvafakatlerinin bulunmadığı, son teslimattan sonra dahi çekincesiz olarak davacı tarafından ödeme yapılmış, geç teslim iddiası sonrasında 04.12.2015 tarihli yeni bir sözleşme yapılmış, sözleşme konusu malların sözleşmenin 6.1 maddesi kapsamında davacı tarafından davalıya yeniden satılmış olmasının dahi cezai şart isteminden vazgeçildiğini gösterdiği, gecikme cezasına ilişkin fatura dahi düzenlenmediği, malların davalıya geri satışından kaynaklı derdest İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/139 Esas sayılı dosyası sebebiyle işbu davanın açıldığı, sözleşme uyarınca davacının ödeme yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmeden cezai şart alacağı talep edemeyeceği, satış ilişkisine dair cezai şarta kira bedeli dahil edilmesinin hatalı olduğu, karşı dava yönünden yapılan hesaplamanın hatalı yapıldığı, gerekçeleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması talep etmiştir. V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı-karşı davalı iş sahibi, davalı-karşı davacı yüklenicidir.Taraflar arasında imzalanan 29.06.2015 tarihli 1.578.923,27 TL'lik götürü bedelli sözleşmede, davalı yüklenici tarafından imal edilen ürünlerin davacıya satışının kararlaştırıldığı, sözleşmenin 4.maddesinde ürünlerin en geç teslim edileceği tarihlerin yazıldığı ve mücbir sebep kapsamında dahi ek süre verilmeyeceği, teslim edilen ürünlerde irsaliyenin esas alınacağı, 5.maddesinde geç teslim halinde gecikilen sözleşme bedeli üzerinden binde beş/gün + KDV gecikme cezasının ifa ile birlikte ödeneceği, 6.1 maddesinde geri alıma ilişkin bedellerin belirtildiği, 7.maddesinde ise, bedelleri ve vadeleri yazılı çeklerin ödeme amacıyla davalıya verileceği, vadesinde ödememe halinde aylık %2 oranında gecikme cezası uygulanacağı hususları kararlaştırılmıştır. Konusu ve içeriği benzer mahiyette olan 04.12.2015 tarihli sözleşmede ise götürü bedel miktarında ve ödeme yapılacak çek içeriklerinde değişiklik olduğu; ayrıca taraflar arasında 20.01.2016 tarihli iskele sistemi malzemelerinin kiralanmasına ilişkin sözleşme yapıldığı görülmüştür. İhtilafa konu sözleşmenin 29.06.2015 tarihli sözleşme olduğu anlaşılmıştır.İlk bilirkişi heyetince düzenlenen kök ve itirazlar sonrası alınan ek raporlarda, sözleşme uyarınca günlük gecikme cezasının 7.894,61 TL olduğu, fatura teslim tarihleri itibariyle farklı ürünlerin değişen süreler itibariyle geç teslim edildiği ve en uzun gecikmenin 95 gün olduğu, her bir teslim yönünden ayrı ayrı ve teslim edilen fatura bedeli ile sözleşme bedeli dikkate alınarak yapılan hesaplamalar sonucunda kök ve ek raporda çelişki oluşturulduğu, karşı dava kapsamında sözleşme uyarınca çeklerin süresinde ödendiği görüşü bildirilmiştir.Son bilirkişi heyetince düzenlenen kök ve itirazlar sonrası alınan ek raporlarda ise, karşı dava kapsamında iki adet çek karşılığının vadesinde ödenmemiş olması itibariyle gecikme cezasının 1.213,33 TL olduğu, sözleşme uyarınca günlük gecikme cezasının 7.894,61 TL olduğu, fatura teslim tarihleri itibariyle farklı ürünlerin değişen süreler itibariyle geç teslim edildiği ve en uzun gecikmenin 95 gün olduğu tespitleri neticesinde; gecikme cezasının 95x7.894,61=749.987,95 TL olduğu, son teslim tarihi dikkate alınarak teslim edilmeyen bedel üzerinden yapılan hesaplamada ise gecikme cezasının 397.556 TL olduğu görüşü bildirilmiştir.Taraflarca birleştirme talep edilen İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/139-2025/139 E-K sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemesinde; ihtilafa konu sözleşmenin geri alıma ilişkin 6.1 maddesi uyarınca istinaf edilen dosya davacısı tarafından yine aynı dosya davalısına verdiği malzeme karşılığı ürün bedellerinin ödenmediğinden bahisle başlatılan takibe vaki itirazın iptalinin talep edildiği, davanın kabulüne dair kararın istinaf incelemesinde olduğu görülmüştür.Mahkemece son bilirkişi heyetince düzenlenen kök ve ek rapor içerikleri hükme esas alınarak, asıl davadaki cezai şart isteminin kabulüne, karşı davadaki gecikme cezasının kısmen kabulüne karar verildiği ve davalı-karşı davacı tarafından her iki kararın istinaf edildiği dikkate alınarak yapılan değerlendirmede: Asıl davadaki ihtilafın; davacının cezai şart istem koşullarının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise miktarı noktasında olduğu görülmüştür. Taraflar arasındaki 29.06.2015 tarihli sözleşmenin 5.maddesinin, geç teslim halinde gecikilen gün karşılığı sözleşme bedeli üzerinden belirlenen gecikme cezasının ifa ile birlikte ödeneceği şeklindeki düzenlemesi Türk Borçlar Kanununun 179/2 maddesinde öngörülen “ifaya ekli ceza” niteliğindedir.Türk Borçlar Kanunu'nun 179/2 maddesinde, ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir denilmek suretiyle ifaya ekli cezayı düzenlemiştir. Bu cezaya, gecikme cezası da denmektedir. Anılan hükme göre borçlunun borca aykırı davranışı halinde, alacaklı hem aynen ifayı, hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilecektir. Bu nedenle, burada ceza koşulunun aynen ifaya ilave olarak (kümülatif) talep edilebilmesi olanaklıdır. Borçlunun borca aykırı davranışı hâlinde alacaklının ifaya ek olarak talep ettiği alacak bir ceza koşulu alacağı ise, zarar koşulunu gerektirmez. Alacaklı borçlunun borca aykırı davranışı nedeniyle zarara uğramasa dahi kararlaştırılan ceza koşulunu talep edebilir. İfaya ekli cezai şartın istenebilmesi için sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olmadıkça gecikmiş ifanın çekincesiz olarak kabul edilmemesi gerekir. Aksi halde cezai şartı isteme hakkı düşer ve bu husus hakim tarafından resen dikkate alınır. Gecikmiş ifadan önce keşide edilen ihtarla gecikme cezası isteme hakkı saklı tutulmuş, sözleşmede cezai şart talep edebilmek için ihtirazı kayda gerek olmadığı kararlaştırılmış ise ya da ifadan önce alacaklının bu hakkını saklı tuttuğu anlamına gelecek davranışları mevcut ise sonradan yapılan teslimde çekince konulmamış olsa dahi cezai şart isteme hakkı düşmez, talep edilebilir. Cezayı isteme hakkının saklı tutulması (çekince, ihtirazı kayıt), yenilik doğuran bir irade beyanı olup, ifa anında açıkça yapılmalıdır. Saklı tutma, teslim-kabul tutanağına düşülecek bir kayıtla veya ifayı kabulden önce yapılacak yazılı bildirimle yahut iş bedelinin ceza alacağı kesilerek ödenmesi gibi buna delalet eden bir eylem veya işlem ile gerçekleştirilebilir. Açık feragat ise, borçluya yöneltilen ve varması gereken bir irade beyanıyla veya sözleşmeye önceden ifanın çekincesiz kabul edileceğine ilişkin bir hükmün konulmasıyla olur. Bazen de, çekincenin varlığı bazı koşulların gerçekleşmesine bağlanabilir.Bu açıklamalar doğrultusunda dosya kapsamıdeğerlendirildiğinde; davacı iş sahibinin cezayı isteme hakkının saklı tutulduğuna (çekince, ihtirazı kayıt) dair delilinin elektronik posta yazışmaları olduğu, incelenen yazışma içeriklerinde teslimin gecikmesinden bahsediliyor olmasına rağmen, çekinceye ilişkin herhangi bir anlam ifade edecek yazışmanın bulunmadığı görülmüştür. Aynı zamanda, sözleşmeye konu ürünlerin son tesliminin 27.10.2015 tarihinde yapıldığı, davanın ise 18.07.2018 tarihinde açıldığı, ihtilafa konu sözleşmenin tamamlanmasından sonra taraflar arasında aynı konuya ilişkin 04.12.2015 tarihli yeni bir sözleşmenin uygulandığı, yine 20.01.2016 tarihli kiralama sözleşmesinin akdedildiği dikkate alındığında da, ilk sözleşme kapsamında ifaya ekli cezai şart kapsamında talep hakkının saklı tutulmadığına işaret ettiği anlaşılmıştır. Taraflarca dosyaya sunulan tüm deliller, taraf iddia ve savunmaları ile tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde, davacı iş sahibinin cezayı isteme hakkını saklı tuttuğu yasal ve kesin delillerle ispatlanamamıştır. Bu haliyle de sözleşmeye konu ürünlerin davacı iş sahibi tarafından çekincesiz şekilde kabul edildiği sabit görülmekle, asıl davada talep edilen ifaya ekli cezai şart isteminin reddi yerine kabulüne dair mahkeme kararının kaldırılmasına ve asıl davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Karşı davaya ilişkin mahkemece verilen karar ve istinaf gerekçeleri kapsamında yapılan incelemede ise; götürü bedel üzerinden akdedilen ihtilafa konu sözleşmenin 7.maddesinde çek bedelleri ve vadelerinin yazılı olduğu, bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde son bilirkişi heyetince düzenlenen raporlarda iki adet çekin vadesinde ödenmediğinin tespiti ile gecikme cezasının belirlendiği, karşı davacının teknik itirazlarının da karşılandığı anlaşılmakla, davalı-karşı davacının karşı davaya yönelik istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı-karşı davacı vekilinin asıl dava yönünden istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak asıl davanın reddine dair yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiş, karşı dava yönünden istinaf talebinin ise HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş, hüküm bütünlüğü yönünden karşı davaya ilişkin yerel mahkeme kararı aynen yazılmıştır. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)1-Davalı-karşı davacı vekilinin istinaf talebinin asıl dava yönünden KABULÜNE, karşı dava yönünden esastan REDDİNE, 2-İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 28/09/2021 tarih ve 2018/665 Esas, 2021/673 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Asıl davanın REDDİNE, 4-Karşı davanın KISMEN KABULÜNE; a)1.213,33 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davacı-karşı davalıdan tahsili ile davalı-karşı davacıya ÖDENMESİNE, b)Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, B) ASIL DAVADA İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 3.977,20-TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 3.245,20-TL harcın kararın kesinleşmesini takiben ve istek halinde davacı tarafa İADESİNE, 2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 4-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, C) KARŞI DAVADA İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN 1-Alınması gerekli 82,88 TL harçtan, davalı-karşı davacı tarafça yatırılan peşin 1.510,00 TL karşı dava harcının mahsubu ile fazla yatan 1.427,12 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı-karşı davacıya İADESİNE, 2-Davalı-karşı davacı tarafça yapılan toplam 1.600 TL yargılama giderinden davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 21,96 TL'nin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, bakiye kısmın karşı davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 3-Davalı-karşı davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, davanın kabul edilen kısmı üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 1.213,33 TL vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı-karşı davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, davanın reddedilen kısmı üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 12.136,31 TL vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı karşı davalıya VERİLMESİNE, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara İADESİNE, Ç) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN Asıl dava yönünden; 1-Davalı-karşı davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalı tarafa İADESİNE, 2-Davalı-karşı davacı tarafından yapılan 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 44,00-TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 206,10-TL istinaf yargılama giderinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacı tarafa VERİLMESİNE, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Karşı dava yönünden; 1-Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcının davalı-karşı davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2-Davalı-karşı davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 28/01/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.