T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:18/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:14/04/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satım Nedeniyle) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:18/11/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜN…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:18/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:14/04/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satım Nedeniyle) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:18/11/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; davalı hakkında müvekkilinden satın aldığı ürünlerin ödenmeyen bedelinin tahsili için takibe dayanak faturalar doğrultusunda Denizli 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığını, Denizli 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile kaydı yapılan icra dosyasından davalıya ödeme emri gönderilmiş olup 16/09/2019 tarihinde ödeme emrinin tebliğ olduğunu, davalı tarafından müvekkiline takibe dayanak faturalar için ödeme yapılmadığını, davalı borçlu olmadığı yönündeki iddiasını kanunun emrettiği biçimde yazılı belge ile ispat külfeti altında olup yazılı belge ile ispat edememesi halinde müvekkiline 29.045,10-TL borcunun bulunduğunu beyanla davalının itirazının iptalini ve takibin kalınan yerden devamını, asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; davacı tarafın takibe dayanak yaptığı faturalardaki imzaların müvekkili şirket yetkililerine ait olmadığını, davacının sahte imzalı senede dayanıp icra takibine koyduğu miktarı alamadığını, davanın süre yönünden reddinin gerektiğini beyanla davanın usul ve esastan reddine, davacının asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "... taraflar arasında alım satım ilişkisinden kaynaklı ticari ilişki bulunduğu, takibe konu alacağın temelini oluşturan faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, faturalardaki mal hizmetinin teslim edildiği, dosya kapsamında aldırılan gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli birbirleriyle uyumlu bilirkişi raporlarına mahkememizce itibar edilerek ispat ile yükümlü olan davacının davasını usulüne uygun düzenlenmiş kendisinin ve davalının beyanname, defter ve irsaliye kayıtlarıyla ispat ettiği, davalı tarafın takibe konu fatura bedelini ödemediği sonuç ve kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiş olup alacağın taraflarca bilinebilir ve hesaplanabilir nitelikte olmasından dolayı icra inkar tazminatına hükmedilmesine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine dayanak yaptığı faturalardaki imzaların hiç birinin müvekkili şirket yetkililerine ait olmadığını, Denizli 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında yine aynı icra dosyası için itirazın geçici kaldırılması davasına konu fatura ve tebligatlardaki imzaların hiç birinin müvekkili şirket yetkililerine ait olmadığını, yukarıda ismi zikredilen dosyadaki Aydın Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği tarafından hazırlanan bilirkişi raporuyla ortaya çıktığını, davanın reddedildiğini, buna rağmen davacı tarafın sahte imzalı senede dayanıp icra takibine koyduğu miktarı alamadığını, aynı somut olay için iş bu davayı tekrar açtığını, bu hususun açıkça hakkın kötüye kullanımını teşkil etmekte olduğunu, sadece bu yönden bile davanın reddi gerektiğini, davacı yanca itirazın iptali davası açılabilmesi için hak düşürücü süre olan 1 yıllık sürenin geçirildiğini, dava şartı olan zorunlu arabuluculuk aşamasının sona erdiği tarih olan 02/01/2020 tarihinden itibaren yaklaşık 14 ay geçtikten sonra 18.02.2021 tarihinde bu davanın açıldığını, İİK`nın 67/1 maddesi uyarınca davanın hak düşürücü süre yönünden de reddi gerektiğini, ticari defterlerin sahibi lehine delil teşkil etmesi için sahibinin defter tutmuş olmasının tek başına yeterli kabul edilmediğini, defterdeki kayıtların doğruluğu-yanlışlığı veya eksikliği hususlarının da dikkate alınmasının gerekeceğini, tarafların ticari defter ve belgeleri arasında uyuşmayan bilgiler ve kayıtların yer aldığını, bu durumun uyuşmazlık konusunda çelişki yarattığını, Mahkemelerin bilirkişilerden rapor aldırmasının sebeplerinden birinin de uyuşmazlık konusundaki çelişkileri gidermek olduğunu, ancak söz konusu raporun eksik inceleme sonucu düzenlendiğini, bu rapora göre çelişkiler giderilmeden hüküm kurulmuş olmasının hukuka aykırılık teşkil edeceğini, bilirkişi ek raporunda davacı lehine alacak miktarı hesaplanırken davacının ticari defterleri esas alınarak hesaplama yapıldığını, ancak HMK'nın işbu husustaki kanun maddelerine göre davacının ticari defterlerinin lehine olarak kullanılabilmesi için bazı şartları sağlaması gerektiğini, taraflar arasında tutulmuş olan ticari defterlerin birbirleri ile çeliştiğini, defterlerdeki kayıtların birbirini doğrulamadığını, birbirleri ile çelişen defterler mevcutken yalnız davacı tarafın ticari defterlerinin esas alınarak bir sonuca varmanın hakkaniyetli ve hukuka uygun olmayacağını, Yerel Mahkeme, gerekçeli kararında faturalardaki mal ve hizmetin teslim edildiğini kabul etmişse de, alınan bilirkişi raporlarının faturada belirtilen makine olup olmadığı, fatura bedellerine ait ödemelerin malları sattığını iddia eden şirket ticari defterlerinde ve müvekkili şirketin kayıtlarında yer alıp almadığına bakılmaksızın rapor düzenlediğini, söz konusu uyuşmazlıkta fatura bedellerine ait malların kendilerine teslim edilmediğini, dosya kapsamında incelenen faturaların da irsaliyeli fatura olmayıp faturaların üzerinde imza bulunmadığını, bütün bunlar göz önüne alındığında ortada davacı tarafın herhangi bir alacağının söz konusu olamayacağını, ancak bu durumun bilirkişi incelemesinde göz ardı edildiğini, söz konusu somut olayda malın tesliminin yapıldığının ispat külfetinin davacı tarafta olduğunu, söz konusu mal teslim edilmemişken davacının alacaklı gibi davranıp işbu davanın açılmış olmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, söz konusu malın kendilerine teslim edilmemişken salt faturaların düzenlenmiş olmasının alacağın varlığını ispat için yeterli olduğunu, istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki ticari satım ilişkisinden kaynaklı fatura alacağının tahsili amacıyla Denizli 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davaya konu Denizli 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibinde ilamsız takiplere ilişkin ödeme emrinin 16/09/2021 tarihinde borçlu şirkete tebliğ edildiği, 17/09/2021 tarihinde borçlu tarafından takibe itiraz edildiği, durdurma kararı davacı yana tebliğ edilmediğinden davanın İİK'nın 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü sürede açılmış olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı yanca arabulucuk anlaşamama tutanağının imzalandığı tarih itibariyle 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği istinaf sebebi olarak ileri sürülmüşse de; 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin birinci fıkrasında açıkça itirazın iptali davasının, itirazın tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde açılması gerektiği düzenlenmiştir. Hak düşürücü süre niteliğinde olan bu bir yıllık sürenin başlangıcını, genişletici yoruma tabi tutarak alacaklı aleyhine, anlaşamama tutanağının imzalandığı tarih olarak kabul etmek doğru değildir. Dava açma süresi, itirazın tebliği ile başlar. İtirazın tebliğ edilmediği bir durumda, dava açma süresi işlemeye başlamayacağından eldeki dava süresinde açılmış olup davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf istemi yerinde değildir. (Bknz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/3074 Esas ve 2024/6421 Karar sayılı ilamı) İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında; davacı yanın 2018 ve 2019 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve lehine delil teşkil ettiği, takibe dayanak faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı yanca 2018 ve 2019 yılında kısmi ödemeler yapıldığı, ayrıca davalı aleyhine 31.12.2018 vadeli, ... numaralı, 20.000,00-TL bedelli, keşidecisi ... İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. olan, ... .... Şubesi'ne ait çekin karşılıksız çıkması sebebiyle davalı yan borcuna kayıt edildiği, çekin ödenmediğinin muhatap bankaya yazılan müzekkere cevabı ile belirlendiği, bu sebeple davacı yanın takip tarihi itibarıyla davalı yandan 29.045,04-TL alacaklı olduğu tespitleri yapılmıştır. Davalı yan ise 2018 yılı ticari defterlerini ibraz etmişse de 2019 yılı ticari defterlerini ibraz etmediği, davalının 2018 yılı ticari defterlerinde faturaların kayıtlı olduğu ve davalı lehine 3.612,47-TL bakiye oluştuğu, davalı defterlerinde iade faturasına rastlanılmadığı, davalı tarafından davacı yana ciro edilen 20.000,00-TL bedelli, ... numaralı çekin ödeme olarak kayıtlı olduğu tespitlerine yer verilmiştir. Davalı yanca faturalara konu malların teslim edilmediği ve faturalardaki imzaların davalı şirket temsilcisine ait olmadığı iddia edilmişse de; davalı tarafın söz konusu takibe dayanak faturaları 2018 yılı ticari defterlerine kaydettiği hususu aldırılan bilirkişi raporu ve dosya kapsamı ile sabit olup, davalının ihtirazı kayıtsız olarak teslim aldığı ve defterine kaydettiği faturalara 8 günlük yasal süresi içerisinde itiraz etmediği, bu sebeple faturalara konu malların teslim edildiği hususunun davacı yanca ispat edildiği, ancak davalı yanca kısmi ödemede bulunulmuşsa da kalan bakiyenin ödendiği hususunun ispat edilemediği, her ne kadar karşılıksız kalan çek bedelinin davacı yanca borç bakiyesine eklenmesine itiraz etmişse de; davalı yanca kendi defterlerinde bu çekin faturalara ilişkin ödeme olarak kaydedildiği, çeke ilişkin ödeme yapılmadığının belirlenmesi sebebiyle borç bakiyesine eklenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı yanın defterinin kendi aleyhine delil teşkil ettiği, 2019 yılı ticari defterlerinin ibraz edilmemesi sebebiyle HMK'nın 222/3 maddesi gereğince davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerinin esas alınmasının da usule uygun olduğu hususları birlikte gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalı vekilinin istinaf talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 1.984,06-TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 496,01-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.488,05-TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.18/11/2025 ...