Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılardan ... Endüstri Tesisleri İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ (... Şirketi) ile imzaladığı iş sözleşmesi kapsamında Rusya Federasyonu'nda bulunan ... şantiyesinde çalıştığını, her iki davalı Şirket arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğunu, davacı ile davalı işveren arasında Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) nezdinde iş sözleşmesi yapıldığını, söz konusu sözleşme ile çalışılan ülke mevzuatı gereği olarak ikinci bir sözleşmenin yapılabileceğinin öngörüldüğ
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılardan ... Endüstri Tesisleri İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ (... Şirketi) ile imzaladığı iş sözleşmesi kapsamında Rusya Federasyonu'nda bulunan ... şantiyesinde çalıştığını, her iki davalı Şirket arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğunu, davacı ile davalı işveren arasında Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) nezdinde iş sözleşmesi yapıldığını, söz konusu sözleşme ile çalışılan ülke mevzuatı gereği olarak ikinci bir sözleşmenin yapılabileceğinin öngörüldüğünü, bununla birlikte yapılan sözleşmede işçinin hak ve yükümlülüklerine ilişkin olarak yapılan düzenleme gereği davacı işçinin Rusya mevzuatında lehine olan tüm hükümlerden ve imtiyazlardan faydalanacağı hususunda anlaşma sağlandığını, Rusya'ya gidildiğinde bir de Rusça sözleşme imzalandığını, Rusça sözleşmede uygulanacak mevzuata ilişkin olarak gerek Türk, gerek Rusya mevzuatının sağladığı garanti ve tazminatların uygulanacağı hususunda anlaşma sağlandığını, sözleşmede Rusya mevzuatının uygulanacağı ve taraflar arasındaki sözleşmelerde yer almayan durumlarda Rusya Federasyonu iş hukuku kapsamında uyuşmazlığın çözülmesi gerektiğinin belirtildiğini, İŞKUR nezdinde yapılan iş sözleşmesi ile müvekkilinin saat ücretinin 4,75 USD olarak belirlendiğini, sonraki sürede ise saat ücretinin 6,00 USD'ye çıktığını ve müvekkiline saat ücretinin %50 zamlı olarak 9,00 USD üzerinden ödendiğini, Rusya'da imzalanan sözleşmede "İşçi için çalışma ücretine eklenecek aylık olarak %80 tutarında bölge katsayısı belirlenmiştir." şeklinde düzenleme olduğunu, bu katsayının uygulanmadığını, ücretinin eksik ödendiğini, davacının haftanın 7 günü çalıştığını, sonradan imzalanan sözleşme ile günlük 8 saat ve haftalık 45 saatlik sözleşmenin geçersiz sayılması gerektiğini, Rusya mevzuatında haftalık çalışma süresinin 40 saat olduğunu, davacıya fazla çalışma ücretinin Rusya mevzuatına göre ödenmediğini, fazla çalışma ve hafta tatili ücretlerinin eksik ödendiğini, davacının Rusya ve Türk mevzuatına göre tatil olan tüm günlerde çalışmasına rağmen bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin işveren nezdinde vahta sistemi ile çalıştığını, müvekkilinin Uzak Kuzey bölgesinde çalışması nedeni ile ayrıca 24 günlük ek yıllık izin hakkı bulunduğunu, ancak davacıya ne 24 günlük ne de 28 günlük yıllık izin hakkının davalı işverence kullandırıldığını, bir ödeme de yapılmadığını, iş sözleşmesinin feshi ile birlikte davacıya kıdem tazminatı ödenmediğini, ihbar öneli kullandırılmış ise de iş arama izni kullandırılmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı, yıpranma tazminatı, manevi tazminat ile fark ücret, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, yatak ücreti, yıllık izin ücreti ve iş arama izin ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, davanın süresinde açılıp açılmadığı, zamanaşımı def'i, davacı işçi tarafından imzalanan iş sözleşmesinin geçerliliği, hükümlerinin ne şekilde uygulanacağı, davacının ücretinin miktarı, talep ettiği tazminat ve alacaklara hak kazanıp kazanmadığı ile alacakların hesaplanması ve faize ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (..., Milletlerarası Özel Hukuk, ..., 2022, s.315; ..., Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., 2021, s.127). Buna göre Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Kanun'un 2. ve 8. maddelerinin bir gereğidir. Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 392. maddesi şöyledir: "Çalışan, hakkının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği günden itibaren üç ay içinde bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma hakkına sahiptir. Çalışan, ücretlerin ve diğer ödemelerin ödenmemesi veya eksik ödenmesine ilişkin bireysel işçi ihtilaflarının çözümü için, işten çıkarılma nedeniyle ödenmesi gereken ücretlerin ve diğer ödemelerin yapılmaması veya eksik ödenmesi de dahil olmak üzere, bu tutarların ödenmesi için belirlenen tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurma hakkına sahiptir. (03.07.2016 tarihli Kanun ile değişiklik yürürlüğe girmiştir) İşveren, çalışanın işletmeye verdiği zararın tazminine ilişkin uyuşmazlıklarda, zararın tespit edildiği tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye gitme hakkına sahiptir. Bu maddede belirtilen sürelerin geçerli bir nedenle kaçırılması durumunda, bu süreler mahkeme tarafından tekrar başlatılabilir." Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde sözü edilen süreler, zamanaşımı süresi niteliğindedir. Söz konusu Kanun'un 392/son hükmünde, maddede belirtilen sürelerin geçerli bir nedenle kaçırılması durumunda mahkeme tarafından tekrar başlatılabileceği düzenlenmiştir. Kanun'un mahkemeler tarafından uygulanmasına ilişkin olarak Rusya Federasyonu Yüksek Mahkemesinin verdiği 29.05.2018 tarihli ve 15 sayılı kararda; Kanun'un 392. maddesinde belirtilen sürelerin işçi tarafından kaçırılması ve geçerli nedenlerin beyan edilmesi durumunda Mahkemece sürelerin yeniden verilebileceği, geçerli nedenlerin ise işçinin hastalığı, mücbir sebepler nedeniyle mahkemeye gidememesi, ağır hasta aile bireylerinin bakım ihtiyacı gibi bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma süresini objektif olarak engelleyen koşullar olabileceği açıklanmıştır. Bu objektif koşulların işçi bakımından mevcut olup olmadığı her somut olay açısından ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Somut olayda davacı, tazminat ve işçilik alacaklarının tamamını kısmi dava olarak açmıştır. Davacı vekili, 22.03.2021 tarihli dilekçesi ile taleplerini ıslah etmiş; ıslah dilekçesi davalılara 28.03.2021 tarihinde tebliğ edilmiş ve davalı ... Şirketi vekili ıslaha karşı 29.03.2021 tarihli dilekçesi ile davalı ... Şirketi vekili de 05.04.2021 tarihli dilekçesi ile yasal süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Buna göre dava dilekçesinde talep edilen miktarlar da gözetildiğinde, davalıların ıslaha karşı ileri sürdüğü zamanaşımı def'i dikkate alınmaksızın karar verilmesi hatalıdır. 3. Taraflar arasında yıllık izin ücreti konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Somut olayda davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Rusya'da Uzak Kuzey bölgesinde çalışmış olması nedeniyle davalı işveren nezdinde vahta sistemi ile çalıştığını ve bu sistemde 90 gün çalışma ardından 28 gün dinlenme öngörüldüğünü, 28 günlük yıllık izin ücreti ile müvekkilinin çalışmış olduğu bölge sebebiyle hak kazandığı ek 24 günlük yıllık izin hakkının kullandırılmadığını, vahta arası dinlenme ile yıllık izinlerin farklı olduğunu iddia ederek yıllık izin ücreti talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince davacının 28 gün yıllık izne hak kazandığı gerekçesiyle yıllık izin ücreti hüküm altına alınmış ise de, Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun 115. maddesine göre davacı 28 gün ve ayrıca Uzak Kuzey bölgesi olan ...'da çalıştığı için de aynı Kanun'un 116, 302 ve 321. maddelerine göre 24 gün ek yıllık izin ücreti olmak üzere toplam 52 gün yıllık izne hak kazanmıştır. Taraflar arasında imzalanan 28.10.2016 tarihli iş sözleşmesinde de davacının 90 gün vardiya usulü çalışması, 28 gün vardiya arası dinlenme izni olduğu, 28 takvim günü yıllık izin verileceği ve ayrıca Uzak Kuzey bölgesinde çalışması sebebiyle 24 takvim günü ek ücretli izin verileceği düzenlenmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgeler ile imzalı puantaj ve ücret bordrolarına göre davacının 90 gün vardiya usulü çalışıp 28 gün vardiya arası dinlenme izni kullandığı, kullanılan söz konusu izinlerin ücret bordrolarında vahta arası izni olarak geçtiği ve bu sürelerin vardiya arası süreleri ile uyumlu olduğu da görülmüştür. Bu itibarla davacının kullandığı izinlerin vahta arası izinleri olduğu, yıllık izinlerin ise kullandırılmadığı anlaşılmakla karar bu yönüyle de eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup bozmayı gerektirmiştir. 4.Diğer yandan, yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4/a hükmünde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede "Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır." kuralına yer verilmiştir. Somut olayda döviz cinsinden hüküm altına alınan alacaklara Devlet bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanması gerekirken bu husus gözetilmeksizin karar verilmesi 3095 sayılı Kanun'un 4/a hükmüne aykırılık teşkil etmektedir.