TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/06/2021 NUMARASI: 2016/1431 Esas, 2021/719 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 10/09/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/2827 KARAR NO: 2025/897 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/06/2021 NUMARASI: 2016/1431 Esas, 2021/719 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 10/09/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için davacı iş sahibi tarafından başlatılan takibe, davalı yüklenici tarafından yapılan itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili; taraflar arasında 07.08.2014 tarihinde, "açılır tavan sistemi yapımı" konulu sözleşmenin kurulduğunu, aynı tarihte davalının hesabına 18.850,00 TL ödendiğini, davalının edimini ifa etmediğini, davacının alacaklının temerrüde düşmediğini, İstanbul Anadolu 18. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini ve yapılan avans ödemesinin faizsiz olarak talep edildiğini, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek; haksız itirazın iptali ile takibin devamına ve davalının asıl alacağın %20'den aşağı olmayan icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; davalının ediminin ifa edilememesinden kaynaklı herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacının kendi kusuru nedeniyle malın teslimine olanak sağlamaması dolayısıyla alacaklının temerrüdüne düştüğünü, malın ifasının gerçekleşmediğini, malın 1 yıla kadar davalının deposunda beklemek zorunda kaldığını belirterek; haksız davanın reddine, %20'den aşağı olmamak üzere davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini, haksız ve hukuka aykırı dava nedeniyle davacı aleyhine 5.000,00 TL'lik disiplin para cezası uygulanmasını talep etmiştir. Mahkemece 24/06/2021 tarihli karar ile; davalı tarafından sunulan; davacının da kabulünde olan mail çıktılarına göre, sistemin kurulamamasının sebebinin; davacının, Belediye ile yaşadığı teknik sorunlardan kaynaklandığı, bir şeyin teslimine ilişkin edimlerde tevdi hakkı başlıklı 6098 sayılı TBK 107. Maddesi kapsamında, davalının, davacı tarafından teslim alınmayan, davaya konu açılır tavan sistemini ardiyede herhangi bir mahkeme kararı olmadan saklamasının kanuna uygun olduğu ve davalının bu nedenle edimini ifa etmediğinin kabul edilemeyeceği, davalının sistemi davacı tarafından Belediye işleri nedeniyle teslim almamasından dolayı ardiyeye kaldırması ile edimin ifa etmiş sayılacağı, bu kapsamda davacının davaya konu açılır tavan sistemi bedelini iade isteyemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesi ile;davalının edimini yerine getirmediği, işin bedelinin ödenmiş olduğu, bu nedenle bedel iadesini talep haklarının olduğu, davacının temerrüde düştüğü kabul edilse dahi, davalı tarafın malı teslim yükümlülüğünün sona ermediği, davalının ellerinde olduğunu ikrar ettikleri malları iade ve/veya bedeli geri ödeme yükümlülüklerinin olduğunu, TBK m. 107’de yer alan düzenlemeye göre, alacaklı temerrüde düştüğünde, borçlu hasar ve masrafları alacaklıya ait olmak üzere şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir, maddede, tevdi yerinin, ifa yerindeki hâkim tarafından tayin edileceği; ticari eşya söz konusu ise mahkeme kararı olmaksızın da tevdiin mümkün olduğu, ticari eşyanın tevdiinde tevdi yerinin belirlenmesi için mahkemeye başvurmak yasaklanmamış fakat kanun gereği zorunlu da tutulmadığı, ancak borçlunun tevdi imkânından yararlanabilmesi için öncelikle malın tevdi edilmeye elverişli olması gerektiği, ancak dava konusu açılır kapanır tavan sisteminin üretim kurulum ve montajı bir bütünlük arz etmesi sebebiyle yapısı itibari ile tevdi edilmeye elverişli olmadığı, bu sebeple de davalı malı tevdi edemeyeceği, ayrıca tevdiin hükümlerini doğurabilmesi için borçlunun malı tevdi ettikten sonra 4721 sayılı T.M.K nun 2. maddesindeki dürüstlük kuralı gereğince, borçlunun malı tevdi ettiğini alacaklı davacıya bildirmesi gerektiği, davacının bu konuda davacı yana bildirimde bulunmadığını, davalı tarafından, davacı alacaklıya gönderilen mail içeriğinden de dava konusu malın tevdii edildiğine ilişkin ve/veya malın tevdii edildiği yere ilişkin bilgi, belge, adres ve ayrıntı yer almadığını, davalının malı usulüne uygun olarak tevdii ettiği ve borçtan kurtulduğu kabul edilse dahi davalı borçlu kurulum ve montaj bedeli kadar sebepsiz zenginleştiğini, belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir.Taraflar arasında 07.08.2014 tarihinde, "açılır tavan sistemi yapımı" konulu sözleşme akdedilmiştir. Somut olayda davacı iş sahibi vekili; taraflar arasında 07.08.2014 tarihinde, "açılır tavan sistemi yapımı" konulu sözleşmenin kurulduğunu, aynı tarihte davalının hesabına 18.850,00 TL ödendiğini, davalının edimini ifa etmediğini, davacının alacaklının temerrüde düşmediğini, bu nedenle davalı yüklenici aleyhine takibe geçtiklerini, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek; haksız itirazın iptalini talep ve dava etmiş, davalı yüklenici ise edimin ifa edilememesinden kaynaklı herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacının kendi kusuru nedeniyle malın teslimine olanak sağlamaması dolayısıyla alacaklının temerrüdüne düştüğünü, malın ifasının gerçekleşmediğini, malın 1 yıla kadar davalının deposunda beklemek zorunda kaldığını belirterek; haksız davanın reddini istemiş, Mahkemece davalı tarafından sunulan; davacının da kabulünde olan mail çıktılarına göre, sistemin kurulamamasının sebebinin; davacının, Belediye ile yaşadığı teknik sorunlardan kaynaklandığı, bir şeyin teslimine ilişkin edimlerde tevdi hakkı başlıklı 6098 sayılı TBK 107. Maddesi kapsamında, davalının, davacı tarafından teslim alınmayan, davaya konu açılır tavan sistemini ardiyede herhangi bir mahkeme kararı olmadan saklamasının kanuna uygun olduğu, ardiyeye kaldırması ile edimin ifa etmiş sayılacağı, bu kapsamda davacının davaya konu açılır tavan sistemi bedelini iade isteyemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamından davalı yüklenicinin 07.08.2014 tarihli sözlü eser sözleşmesi kapsamında edimini yerine getirerek, açılır-kapanır tavan sistemini ürettiği, davacı iş sahibinin belediyeden kaynaklı sorun nedeni ile üretilen eseri teslim almaması üzerine, davacı yana 04.05.2015 tarihli e-mail göndererek, eseri depoladıklarını ve 7 gün içinde teslim almasını ihtar ettiği, bunun üzerinde davacı iş sahibinin 11.05.2015 tarihli e-mail ile belediyeye ile görüştüklerini ve davalı yükleniciden Haziran ayı sonuna kadar süre istediklerini belirttiği ve dava tarihinin 26.12.2016 tarihi olduğu da gözetildiğinde davacı iş sahibinin bu ihtarın üzerinden yaklaşık 1,5 yıl geçmesine rağmen açılır-kapanır tavan sistemini teslim almaya dair herhangi girişimde bulunmadığı anlaşılmıştır. Alacaklı temerrüdünde, TBK nun 106. Maddesine göre; muaccel hale gelmiş bir borç söz konusu olmalı, borçlu tarafından alacaklıya yöneltilen ifa teklifinin, muaccel hale gelmiş borca ilişkin olmalı, borçlu tarafından borca uygun bir ifa teklif edilmiş olmalıdır. Alacaklı, edimi kabul etmediğini açıkça belirterek ifayı reddedebileceği gibi; pasif kalmak, borçlunun kendisiyle iletişime geçmesine izin vermemek veya borçluya iştirak etmemek gibi çeşitli davranış biçimleriyle ifayı zımmen de reddedebilir. Kanun, alacaklısı temerrüde düşen borçluya, ifa yerine geçebilecek bir imkan olarak tevdi imkanını tanımıştır. Tevdi mahalline ifa, borçlu açısından bir zorunluluk veya yükümlülük değil, borcundan kurtulabileceği bir imkan olarak karşımıza çıkmaktadır. Yani alacaklı bu imkanı kullanıp kullanmamakta özgürdür. Borç konusunun tevdi edileceği yere borçlu kendisi karar verememektedir. Borçlu tevdi yerinin tayin edilmesini ancak mahkemeden talep edebilir. Burada kanun koyucu bir yetki kuralı getirmekte ve tevdi yerinin takdir yetkisini hakime bırakmaktadır. Ancak istisnai olarak, Kanun'un 107. maddesi uyarınca eğer bir ticari eşya söz konusu ise, mahkeme kararı olmaksızın bu eşya bir ardiyeye tevdi edilebilir. Malın ticari olması, ilgili malın ticari ilişkiye konu olan bir mal olmasını ifade eder. Yani önemli olan husus eşyanın türü, niteliği değil, alacaklıyla borçlu arasındaki ilişkinin türüdür. Bu ilişki ticari ise, Türk Borçlar Kanunu m.107/2 istisnaen uygulanabilir. Tevdi yerini mahkemenin belirlemesi yetkisi uyarınca, mahkeme tevdi yerini serbestçe belirleyebilir. Örneğin para borçlarının tevdiinde uygulamada, genelde bir banka tayin edilmektedir. Para borcu dışında kalan verme borçlarında ise, tevdi yeri olarak depolar, antrepolar, ardiye yerleri vs. böyle yerlerin bulunmadığı yerlerde de başkaca tevdiye uygun alan belirlenir. Eşyanın taşınması büyük bir masrafı gerektiriyorsa ya da eşya üzerinde bir hasara neden olabilecekse veya riskliyse, mahkeme çoğu zaman tevdi yeri olarak eşyanın bizzat bulunduğu yeri tayin etmektedir. Alıcı temerrüde düştüğü için tevdiiyle ilgili bu masrafların hepsi alacaklıya ait olacaktır. Dava konusu olayda davalı yüklenici eserin bu madde hükmüne dayalı olarak kendi deposunu tevdi mahalli olarak, mahkeme kararına gerek olmaksızın muhafaza etmiştir. Dosya kapsamından taraflarca sözleşmenin fesih edilmediği de anlaşılmaktadır. Sözleşme yazılı olmadığından davacı iş sahibi tarafından ödenen bedelin eser+ montaj karşılığımı yoksa sadece eser bedeli olup olmadığı, yada bu bedelin sözleşme de kararlaştırılan bedel olup olmadığı da belli değildir. Davalı yüklenici eseri üretmiş ve TBK nun 107/2 maddesine göre kendi deposunda muhafaza etmeyi sürdürmekte ve davacı iş sahibi ise dava tarihine kadar ve halende eseri teslim alabilecekken eseri teslim almamıştır. Bu nedenlerle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 24/06/2021 tarih ve 2016/1431 Esas, 2021/719 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 316,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 299,40 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 10/09/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.