T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:12/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:01/09/2022 DAVANIN KONUSU:Alacak (Hayat Sigortasından Kaynaklı) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:12/03/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLD…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:12/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:01/09/2022 DAVANIN KONUSU:Alacak (Hayat Sigortasından Kaynaklı) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:12/03/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili; müvekkili ...' nun 25.09.2017 tarihinde davalı ... Bankası'nın Konyaaltı şubesi'nden ... Gıda İnş. şirketi adına kredi kullandığını, kredi kullandırım aşamasında kredi evrakı adı altında içeriği ile ilgili bilgi verilmeden pek çok evraka imza attırıldığını, müvekkilinin 19.12.2017 tarihinde erken kapama bedelini ödeyerek krediyi kapattığını ancak hesap ekstrelerini incelediğinde bilgisi ve onayı olmadan ... A.Ş. tarafından her ay düzenli olarak para çekimi yapıldığını farkettiğini, banka ve sigorta şirket yetkilileri ile görüşmesi sonucunda bilgisi olmadan yaşam riskleri sigortası yaptırıldığını öğrendiğini, banka ve sigorta şirketi tarafından aydınlatma yükümlülüğüne uyulmadığını, sigorta poliçesindeki bazı hususların yetkililerce doldurulduğunu, bankanın da müşterisine yanıltıcı bilgileri vermesi nedeniyle sorumlu olduğunu, sunulan dilekçe ve şikayetlere rağmen sigorta şirketinin poliçeyi iptal etmediğini ve 3 ay daha prim tahsilatına devam ettiğini belirterek sigorta poliçesinin iptal edilmesini ve 4.818 USD'nin 19.12.2017 tarihinden itibaren devlet bankalarının USD ile açılmış vadeli hesaplara ödediği en yüksek faiz oranında faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. DAVALILARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı ... A.Ş. vekili; Davacılar ile müvekkili şirket arasında 28.09.2017 başlangıç, 28.09.2027 bitiş tarihli Yaşam Riskleri Sigortası akdedildiğini, davacının talebi ile 03.06.2020 tarihinde sigortanın sonlandırıldığı ve 137,00 TL prim iadesi yapıldığını, sigorta poliçesinin herhangi bir kredi teminatı olmadığını, başvuru formu ve bilgilendirme formunda davacının imzasının bulunduğunu, sigorta sözleşmesinin akit tarihinden 30 gün sonra ve 3 yıldan önce feshedildiğini, bu durumda Hayat Sigortaları Genel Şartnamesi' nin C.C.-1 maddesine göre 3 yıl geçmeden sigortalı sigortadan cayar ya da taahhüde uymazsa verilen primin sigortacıdan geri isteyemeyeceğini, 03.06.2020 tarihinde hesaplanan prim iadesinin ödendiğini savunmuştur. Davalı ... Bankası A.Ş. vekili; her iki davacının da aynı konuya ilişkin dava açmasının yasa ve usule aykırı olduğunu, davacılar ile ... A.Ş. arasında müşteri onayı doğrultusunda poliçe oluşturulduğunu, sigorta süresinin 12 aydan uzun olduğu sözleşmelerde sigortalının ayrılma talebinde bulunması halinde, alınan primlerden gider payı ve komisyon düşüldükten sonra kalan risk tutarı üzerinden gün esaslı hesaplanan aktüeryal matematik karşılık tutarının iade edildiğini, davacıların tacir olduklarını ve ticari işletmesi ile ilgili olarak fiili ve hukuki işlemlerde azami dikkati göstermekle yükümlü olduklarını savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "... aldırılan bilirkişi raporlarından ... tarihli rapora dosya kapsamında bulunan belge içerikleri ile bağdaşmadığından, aldırılan ikinci bankacı bilirkişi raporuna (...) ise sigortacılık alanında uzmanlığı bulunmadığından bu bağlamda mahkemece istenen hususlara açıklık getirmediğinden itibar edilmemiştir. Aldırılan son heyet raporunda ise tarafların önceki rapora itirazları gerekçeli olarak karşılanmış, rapor dosyada mevcut delil durumu ile uyumlu gerekçeli ve denetime elverişli görülmekle hükme esas alınmıştır. Davacı her ne kadar hileli davranışlarla sözleşmenin imzalatıldığını belirtmiş ve aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediğini belirtmiş ise de 29.09.2017 tarihinde imzalanan dövize endeksli yaşam riskleri poliçe bilgilendirme formu ve başvuru formunda kaşe ve imza bulunduğu, ürün kitapçığını teslim aldığına dair ibareyi imzaladığı ve davacının basiretli tacir olduğu nazara alınarak, yazılı delil mahiyetindeki bu delillere karşı aynı kuvvette delil sunulmadığı anlaşılmakla bu iddiaya itibar edilmemiştir. Esas alınan bilirkişi raporları uyarınca yapılan tahsilatlar dövize endeksli olduğundan 142 dolar aylık prim ödemesinin ödeme tarihli kur ile uyumlu olduğu, davacının 24.03.2020 tarihinde poliçe iptali ve prim iadesi talepli e-posta gönderdiği, imzalı ve vekaletnameli talebin ise 31.03.2020 tarihinde gönderildiği ve rapora göre makul süre olan 03.04.2020 tarihinde işleme konulduğu, sigorta şirketince iptal başvurusunun poliçe şartları çerçevesinde sonuçlandırılarak 28 günlük iade tutarı olan 132,48 USD üzerinden iade yapıldığı, davacının iddialarını ispatlayamadığı vicdani kanaatine varılmakla davanın reddine " karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nun bankaya ve sigorta şirketine 24.03.2020 tarihinde dilekçe ile poliçe iptali ve prim iadesi talebini ilettiğini, kendisine COVID-19 süreci sebebiyle dilekçesini ayrıca e-mail yoluyla da iletmesi gerektiği belirtilince, müvekkilinin talebinin vekaleten mail yoluyla iletildiğini, ancak sigorta poliçesinin iptaline ve prim iadesine ilişkin talebin yazılı olarak iletilmesine ve taraflarınca kendilerine belirtilen adreslere yaklaşık 8-10 adet e-mail gönderilmesine rağmen her defasında eksik belge gönderildiği gerekçesiyle taleplerinin reddedildiğini ve sigorta şirketi tarafından sigorta primi tahsiline 3 ay daha devam edildiğini, daha sonra ise müvekkilinin poliçesinin iptal edildiği ancak müvekkiline sadece 137,00 TL para iadesi yapıldığını, 17.03.2021 tarihli bilirkişi kurul raporunun 4. sayfasında müvekkilinin poliçenin bazı yerlerinde imza hanesi bulunmasına rağmen imzası bulunmadığının tespit edildiğini, aynı raporda 3 yıllık iptal süresine ilişkin bilgilendirme yapıldığına yönelik bir kayıt bulunmadığının belirtildiğini, müvekkilinin krediye bağlı olmayan bir sigorta poliçesi akdetme iradesi ve arzusu bulunmadığını, müvekkiline imzalatılan sigorta poliçesinin 10 yıl süreli ve aylık 142 USD prim ödemesi olan bir sözleşme olduğunu, poliçe'nin yapıldığı tarihte 56 yaşında olan müvekkilinin, sağlığı ile ilgili hatalı bilgiler vermesi ve buna rağmen her ay 142 USD prim ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, 24.03.2020 tarihinde müvekkilinin bizzat başvuru yaptığını ancak davalı sigorta şirketinin 1 prim bedeli daha fazla alabilmek için işi sürüncemede bıraktığını, bu nedenle 24.03.2020 tarihinden itibaren çekilen tüm primlerin hesaplanması ve müvekkiline geri ödenmesi gerektiğini, 03.04.2020 tarihinin baz alınmasının hukuki dayanağının bulunmadığını istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava; yaşam riskleri sigorta poliçesinin feshinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK m. 359/3 uyarınca dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerekçelere, İlk Derece Mahkemesi kararının dayandığı delillerin değerlendirilmesine göre; maddi olay ve hukuki nitelendirmede usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığı, davacı şirket ile davalı sigorta şirketi arasında, davacı ... mirasçıları lehine 28.09.2017 başlangıç tarihli 10 yıl süreli yaşam riskleri sigorta poliçesi imzalandığı, poliçenin davacılar ile davalı banka arasında imzalanan 22.09.2017 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında verilen krediye teminat olarak düzenlenmediği, 14.06.2022 tarihli bilirkişi raporunun dosya içeriğine denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, sözleşmenin hile ile imzalatıldığı iddiası davacı tarafından ispatlanamadığı, HMK m. 355/1 gereği istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme ve re’sen gözetilmesi gereken kamu düzenine ilişkin hususlarda da hukuka aykırılık bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu tespit edilmiş; davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacılardan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA, 3-Davacıların istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.12/03/2026 ...