T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:24/09/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:22/12/2023 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:24/09/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ D…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:24/09/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:22/12/2023 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:24/09/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin keşideci olarak 2002 yılından bu yana kayıp ve hakkında gaiplik kararı çıkartılan oğlu ...'in lehtar olduğu açık bononun alacaklı tarafından doldurularak 11/10/2022 tarihinde Antalya 5. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takibe konduğunu, lehtar tarafından yapılan icra takibi, zaman aşımı itirazları üzerinde icra hukuk mahkemesi tarafından iptal edildiğini, kararın kesinleştiğini, müvekkilinin, teminat olarak kullanacağını düşünerek bonoyu oğlu için düzenlediğini, oğlunun bonoyu açık olarak alacaklıya vereceğini düşünemediğini, hataya düştüğünü, bononun müvekkilinin bilgisi dışında doldurulduğunu, müvekkilinin bu bono nedeniyle borçlu olmadığını, tarafların edimleri arasında büyük oransızlık olduğunu, bonolarda zaman aşımı TTK'nun 749.maddesinde düzenlendiğini, zaman aşımı kesilme sebeplerinin TTK'nun 750.maddesinde düzenlendiğini, 2002 yılında açılan taklibin kesinleşmesi ile zaman aşımı süresinin başladığını, icra takiplerinde, zaman aşımını icra takip işlemlerinin kestiğini, alacaklı vekilinin dosyaya açtığı her talebin icra takip işlemi olmadığını, zaman aşımını da kesmediğini, alacaklının icra dosyasında dönem dönem yasa ve Yargıtay'ın İcra Takip İşleminde saydığı işlemleri yapmadığını, taraflarınca Antalya 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile bononun zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle, Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... (Kapatılan 5. İcra Dairesi ...) sayılı dosyası için icranın geri bırakılması davası açtıklarını, davanın soyut bir gerekçe ile reddedildiğini, kararı istinaf taleplerinin de reddedildiğini, 08/01/2010 tarihi ile 19/08/2013 tarihi arasında 3 yıl, 7 ay, 11 gün geçtiğini bononun zaman aşımına uğradığını, kararı temyiz ettiklerini, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından da temyiz taleplerinin reddedildiğini, müvekkilinin mal varlığının yasal tehdit altında olduğunu belirterek Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında bulunan bononun hata ve aldatma neticesinde verildiğinden, edimler arasında oransızlık nedeniyle gabin bulunduğundan bononun iptali ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, borçlu olmadıklarının tespitini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, bu talebini duruşmada tekrarlamıştır. DAVALININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Davalı vekili, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kötü niyetli olarak açıldığını, dava konusu icra takibinin 2002 tarihli olduğunu, bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını, hata, aldatma ve gabin yönünden hak düşürücü sürelerin geçtiğini, davacı tarafın icra takibinden sonra 08/01/2010 ve 04/06/2014 tarihleri arasında takibe konu bononun zaman aşımına uğradığını belirterek bononun iptali ile borçlu olmadığının tespitini talep ettiğini, ancak bononun zaman aşımına uğramadığını, davacı tarafından Antalya 3. İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas, ... karar sayılı dosyası ile 02/02/2005 ile 15/02/2008 tarihleri arasında ve 08/01/2010 - 04/06/2014 tarihleri arasında takip konusu bononun zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle icranın geri bırakılması ve takibin iptali talepli dava açıldığını, davanın reddedildiğini, kararın BAM ve Yargıtay incelemelerinden geçerek kesinleştiğini, davaya konu olan icra dosyasının 11/10/2002 yılında açıldığını, 20 yıllık süre içerisinde davacı borçlu tarafından kendi rızası ile icra dosyasına ödeme yapılmadığını, davacı borçlunun borcunu ödememek adına mal varlığını eşi ve yakını üzerine kaçırdığını ve iptal davaları açıldığını, iptal edilen taşınmazların ve menkullerin cebri icra yolu ile satışının yapıldığını, davacı tarafın asılsız iddialar ile borçtan kurtulmak amacı ile gerçek dışı beyanlarda bulunduğunu, iş bu davanın açılmasına sebep olan 08/01/2010 ve 04/06/2014 tarihleri arasındaki zaman diliminde devam eden onlarca dava nedeniyle zaman aşımı süresinin kesildiğini, bu tarihler arasında icra dosyasında işlem yapılmadığı iddiasının asılsız olduğunu, bu tarihler arasında işlemler yapıldığını, davacı tarafın bononun açık bono olduğunu belirttiğini, bononun açık bono olduğunu iddia eden davacının senede karşı iddialarının sadece yazılı delil ile ispatının mümkün olduğunu, davacının haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddini, kötü niyetli davacının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davacı asilin disiplin para cezasına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...davanın konusunu oluşturan hata, hile ve gabin iddiaları yönünden de gabin (aşırı yararlanma) iddiası yönünden TBK 28.madde gereğince takipten itibaren 1 ve 5 yıllık hak düşürücü süre fazlası ile geçtiği, hata ve hile iddiası yönünden de TBK 39.madde gereğince hata ve hileyi en geç öğrendiği tarih olan takip tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre dava tarihi itibariyle fazlası ile geçmiş olduğundan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine ..." şeklinde karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dairemizin 02/05/2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile; "...Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı dava dilekçesinde hem İİK'nun 72.maddesi anlamında menfi tespit isteminde bulunmuş, hem de aynı kanunun 71/2.maddesi anlamında takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürmüş, bununla birlikte hata, hile ve gabin sebeplerine de dayanıldığı görülmüştür. İİK'nun 4. maddesi gereğince icra mahkemesi, icra müdürlüğü işlemine karşı yapılan şikayetlerle itirazları incelemeye görevlidir. İcra mahkemeleri, önlerine gelen takip hukukuna yönelik şikayet, itiraz ve itirazın kaldırılması talepleri hakkında kabul ya da ret kararı vermek zorunda olup, bu talepler hakkında görevsizlik kararı veremezler. Ancak dava niteliği taşıyan ve apaçık genel mahkemelerin görevine girdiği belli olan, örneğin; boşanma, tapu iptal ve tescil, nüfus, ortaklığın satış yoluyla giderilmesi ... vb. davalar hakkında ise görevsizlik kararı vermeleri gerekmektedir. Bu hüküm de nazara alındığında “icra mahkemesinin hangi uyuşmazlıklara bakabileceği”nin çözümünde, icra mahkemesinin genel mahkemeler gibi geniş yetkili bir mahkeme olmadığı, -kural olarak, tanık dinleyemediği, yemin teklif edemediği, bilirkişi incelemesi yaptıramadığı yapamadığı göz önüne alınarak, alacaklının ancak yazılı bir belgeye dayanarak icra takibinde bulunduğu ve bu belgeden alacağın miktarının, vadesinin açık-seçik anlaşılabildiği durumlarda, borçlunun borca ve / veya faize itiraz etmesi halinde ortaya çıkan uyuşmazlığın “icra mahkemesinde çözümlenebileceği”; buna karşın gerek alacak miktarının ve gerekse alacağın istenip istenemeyeceğinin (doğup doğmadığının) takip dayanağı belgeden açıkça anlaşılamaması halinde ve bunun tespiti için yargılama yapılmasına gerek duyulan hallerde “icra mahkemesinin bu uyuşmazlığa bakamayacağı” öğreti ve uygulamada kabul edilmiştir. Şu durumda; İcra Mahkemesi istisnalar saklı kalmak koşulu ile takip hukukuna ilişkin uyuşmazlıklara bakar ve bununla görevlidir. Bu tür istemler hakkında görevsizlik kararı veremeyeceğinden talebi ya kabul ya da reddedecek, sorunu çözümleyecektir. Aynı şekilde genel mahkemelerde istisnalar saklı kalmak kaydıyla (sıra cetveline itiraz, ihalenin feshi vs) icra mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı veremeyip davanın reddine karar verilmesi gerektiği açıktır. Dava dilekçesinde, davacının takibe dayanak bononun hata, hile ve gabin sebebiyle verildiği, takibin de devam ettirilmemesi sebebiyle zamanaşımına uğradığı iddialarına yer verildiği anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince bu iddiaların hepsinin birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken (Aynı yöndeki içtihat için bknz Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 16/07/2009 tarih 2008/11472 Esas, 2009/7231 karar sayılı ilamı) hata, hile ve gabin iddiaları yönünden dosyanın tefrik edilerek yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş olup, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece yapılacak iş, davanın tefrik edilen dosya ile tekrar birleştirilerek davacının taleplerinin İİK.nun 72.madde hükmü kapsamında değerlendirilip bir karar verilmesinden ibarettir. Sonuç olarak, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına" karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama neticesinde ilk derece mahkemesince; "...Davacı taraf zamanaşımı iddiasına dayanarak Antalya 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında açtığı davada ... sayılı karar ile davanın reddine karar verilmiş, karar istinaf ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. TBK 28.madde gereğince gabin (aşırı yararlanma) iddiası yönünden zarar gören bu hakkını düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise bu durumun ortadan kalktığı tarihten itibaren başlayarak 1 yıl ve herhalde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak 5 yıl içinde kullanabilir. TBK 39.madde gereğince hata veya hile veya korkutma iddiası yönünden de hata ve hileyi öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak 1 yıl içinde kullanabilir. Buna göre, icra takip tarihi itibari ile dava tarihine kadar 1 ve 5 yıllık süreler fazlasıyla dolmuş olduğu gibi zamanaşımı iddiası yönünden de davacının iddiası icra hukuk mahkemesinde reddedilip kesinleşmiş olduğu gibi davalı tarafça icra dosyasında 08/01/2010 tarihinde menkul haczi talep ettiği, 05/04/2010 tarihinde yine menkul haczi talep ettiği, 30/03/2011 tarihinde araç haczi talep ettiği bu taleplerin icra müdürlüğünce kabul edildiği,19/08/2013 tarihinde de Milli Emlak Müdürlüğüne haciz yazısı gönderilmesi talebinde bulunduğu anlaşılmakla icra dosyası takipsiz bırakılmadığı bu nedenle zamanaşımına da uğramadığı anlaşılmakla davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili ile davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İcra hukuk mahkemesi kararlarının, icra hukukuna yönelik dar yetkili mahkeme sıfatı ile verildiğinden, “ihalenin feshi” ve “istihkak” davası dışında, genel yetkili mahkemeler için kesin hüküm oluşturmadığını bu nedenle genel mahkemelerde menfi tespit davası açmakta hukuki yararlarının bulunduğunu, yerel mahkemenin, “iddianın icra hukuk mahkemesinde reddedilip kesinleşmiş olmasını” red gerekçelerinden biri yapmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, İcra Hukuk Mahkemesi kararlarının genel mahkemeleri bağlamadığını, kaldı ki bahse konu kararın fahiş maddi hata içerdiğini, gerekçesiz bir kararla davalarını reddeden Antalya 3. İcra Hukuk Mahkemesi’nin kararının istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamında, 08.01.2010-04.06.2014 tarihleri arasında, 19.08.2013 tarihli işlemin zamanaşımını kestiği tespitinde bulunarak istinaf taleplerini reddettiğini, istinaf mahkemesinin bu tespit ile en son iki işlem tarihi arasında (08.01.2010-19.08.2013) üç yıl yedi ay on bir gün geçmiş bulunduğunu fark edemeyerek maddi hata yaptığını, karara göre üç yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, ancak istinaf mahkemesinin matematik işlem hatası yaptığı için istinaf taleplerini reddettiğini, maddi hata içeren bu kararın her nasılsa Yargıtay denetiminden de geçerek icra hukuk mahkemeleri için kesinleştiğini, yerel mahkeme kararının yasaya aykırı olduğunu, istinaf incelemesi ile ortadan kaldırılmasını, yerel mahkemenin, 08.01.2010-04.06.2014 tarihleri arasındaki zamanaşımını kesen işlemler incelemesinde, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinden farklı olarak 05.04.2010 ve 30.03.2011 tarihli iki adet zamanaşımını kesen işlem tespit ettiğini, alacaklı vekilinin belirtilen tarihli taleplerinin yasa ve yerleşik Yargıtay İçtihatları doğrultusunda zamanaşımını kesen icra takip muamelesi niteliğinde olmadığını, yerel mahkemenin tespit ettiği 05.04.2010 tarihli borçlunun menkullerine haciz konularak muhafaza altına alınması talebinin yasa ve Yargıtay Kararları’na göre zamanaşımını kesen bir talep olmadığını, çünkü bu talep için herhangi bir masraf yatırılmadığını, dosyaya masraf yatırılmadığından talebin icra takibini ilerletici bir etkisi bulunmadığını, zamanaşımını kesmediğini, bu bağlamda, 05.04.2010 tarihindeki talebin zamanaşımını kesen bir “icra takip işlemi” olarak kabulünün yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemenin zamanaşımını kestiği iddiası ile tespit ettiği ikinci talebin alacaklının 03.03.2011 tarihli talebi olduğunu, talebin kabul edildiği tensip zabtında 03 Mart 2011 ve 30 Mart 2011 olmak üzere iki adet tarih kaşesinin mevcut olduğunu, Yerel mahkemenin bu talebin tarihini 30.03.2011 olarak kabul ettiğini, sonuca etkili olmamakla birlikte orijinal talep ve kabul tarihinin 03 Mart 2011 tarihi olduğunu, bu talebin de Yargıtay Kararları ışığında değerlendirildiğinde zamanaşımını kesen icra takip işlemi sayılamayacağını, talebin haciz talebi değil, araç sorgu talebi olduğunu, açılan bu talebin bu haliyle yasa ve Yargıtay’ın aradığı kriterlere haiz bir talep olmadığını, zamanaşımının 03.03.2011 tarihli işlem ile de kesilmediğini, icra müdürlüğünün araştırma yapma görev ve yükümlülüğünün olmadığını, yerel mahkemenin zamanaşımını kesen talep olarak tespit ettiği son talebin 19.08.2013 tarihli haciz talebi olduğunu, borçlunun eşi ...’e ait 2/B araziler üzerindeki mülkiyet haklarına haciz konulmasını isteyen 19.08.2013 tarihli bu talebin açtıkları dava üzerine Antalya 1. İcra Hukuk Mahkemesinin ... E.-... K. sayılı kararı ile iptal edildiği, iptal kararının Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, bir an için sonradan iptal edilmiş bu talebin zamanaşımını kestiği varsayılsa bile 08.01.2010 tarihinden sonra zamanaşımını kestiği iddia edilen 05.04.2010 ve 03.11.2011 tarihli işlemlerin zamanaşımını kesmeyen alacaklı talepleri olduğundan, 08.01.2010 tarihi ile 04.06.2014 tarihleri arasında 19.08.2013 tarihli işlemin zamanaşımını kestiğinin kabulü halinde bile işlemsiz geçirilen sürenin üç yıl yedi ay on bir gün olması karşısında bono için yasanın öngördüğü üç yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan zamanaşımı nedeniyle borçlu olmadıklarının tespiti ile davalarının kabulüne karar verilmesi gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının sadece vekalet ücreti yönünden istinaf incelemesi neticesinde düzeltilerek onanmasını, menfi tespit davalarında davanın zamanaşımından reddinin esastan ret kararı olup, nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden yerel mahkeme kararının sadece vekalet ücreti yönünden lehlerine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi şeklinde düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, icra takibine dayanak bononun hata, hile ve gabine dayalı olarak ele geçirildiği, yine takip aşamasında icra dosyasının 08/01/2010 - 04/06/2014 tarihleri arasında işlemsiz bırakılarak zamanaşımına uğradığı iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 1-Davacı tarafça davacının keşidecisi olduğu, ...'in lehtar ve ciranta olduğu, 17/10/1995 tanzim, 01/10/2001 vade tarihli ve ... USD bedelli bonoya dayanılarak Antalya 5. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında (Antalya Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası) davacı aleyhine başlatılan icra takibine dayanak bononun hata, hile ve gabine dayalı olarak ele geçirildiği, yine takip aşamasında icra dosyasının 08/01/2010 - 04/06/2014 tarihleri arasında işlemsiz bırakılarak zamanaşımına uğradığı ileri sürülmüştür. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 5. maddesinde ise "Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur" düzenlemesi yer almaktadır. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 5. maddesinin 1. fıkrasının yollamasıyla uyuşmazlık konusu olaya uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 21. maddesi gereğince gabin (aşırı yararlanma) iddiası yönünden zarar gören bu hakkını sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak 1 yıl içinde kullanabilir. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 31. maddesi gereğince hata veya hile veya korkutma iddiası yönünden de hata ve hileyi öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak 1 yıl içinde kullanabilir. Somut olayda; mahkemece 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 5. maddesinin 1. fıkrasının yollamasıyla uyuşmazlık konusu olaya uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 21. ve 31. maddeleri uygulanması gerekirken TBK'nın 28. ve 39. maddelerinin uygulanması hatalı ise de, icra takip tarihi ile dava tarihi arasında 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu, yapılan yanlışlığın sonuca etkili olmadığı, dolayısıyla davacının hata, hile ve gabin hukuksal nedenlerine dayalı menfi tespit davasının reddinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Dosya içindeki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davalının icra dosyasında 08/01/2010 tarihinde menkul haczi talep ettiği, 05/04/2010 tarihinde yine menkul haczi talep ettiği, 30/03/2011 tarihinde araç haczi talep ettiği bu taleplerin icra müdürlüğünce kabul edildiği, 19/08/2013 tarihinde de Milli Emlak Müdürlüğüne haciz yazısı gönderilmesi talebinde bulunduğu, sonradan haciz işleminin iptaline karar verilmesinin zamanaşımı yönünden etkisinin bulunmadığı, davacının takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde borcun zamanaşımına uğradığı iddiasına dayanarak Antalya 3. İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında açtığı davada mahkemece yapılan yargılama sonucunda ... sayılı karar ile davanın reddine karar verildiği, verilen kararın istinaf ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, davacı tarafça takibe dayanak bononun 08/01/2010 - 04/06/2014 tarihleri arasında 3 yıllık zamanaşımına uğradığı belirtilmişse de söz konusu işlemlerin zamanaşımını kestiği gözetildiğinde davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. 2-Davalı vekili mahkemece menfi tespit davasının reddine karar verilmesine rağmen davalı lehine nispi vekalet ücreti yerine maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Somut olayda; mahkemece menfi tespit davası zamanaşımının dolmadığı gerekçesiyle esastan reddedildiği halde kendisini vekille temsil eden davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davalı lehine maktu vekalet ücreti taktir edilmesi hatalı olmuştur. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. Ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden karar kaldırılarak yeniden hüküm tesis edilebilecektir. Sonuç olarak; yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/12/2023 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, a-Davanın REDDİNE, b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL harcın peşin olarak yatırılan 64.701,85 TL harçtan mahsubu ile bakiye 64.086,45 TL harcın davacıya İADESİNE, c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, d-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 447.097,52 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, e-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince davacıya İADESİNE, 4-İstinaf incelemesi yönünden; a-Davacının istinaf başvurusu reddedildiğinden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 427,60 TL maktu istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA, b-Davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, c-Davalının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde talebi halinde İlk Derece Mahkemesince davalıya İADESİNE, d-Davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 30,00 TL tebligat gideri, 228,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.427,40 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, f-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 24/09/2025 ...