9. Hukuk Dairesi 2024/12801 E. , 2025/67 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 52. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/581 E., 2024/1056 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 12. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/481 E., 2020/526 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan r…
**9. Hukuk Dairesi 2024/12801 E. , 2025/67 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 52. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/581 E., 2024/1056 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 12. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/481 E., 2020/526 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 02.08.2016 tarihinde müvekkili Şirket nezdinde çalışmaya başlayan davalının güvenlik müdürü olduğunu ve bu sebeple Şirketin güvenlik alanıyla ilgili tüm hususlardaki tüm sorumluluğun davalıya ait olup bu bağlamda müvekkili Şirketin güvenlik hizmeti almak için sözleşme imzaladığı ilgili şirketlerin sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin denetlenmesinin davalının sorumluluğunda olduğunu, ancak bu görevini gereği gibi ifa etmediği için müvekkili Şirketi zarara uğrattığını, müvekkiline güvenlik hizmeti sağlayan dava dışı şirket tarafından personele ödenmek üzere tahsil edilen bedelin ödenip ödenmediği hususundaki denetim görevini yerine getirmediği için personele ödenmesi gereken bedelin hizmet alımı yapılan Şirket uhdesinde kaldığını ve bu surette müvekkilinin 1.129.874,00 TL tutarında zarara uğramasına sebebiyet verdiğini ileri sürerek zararın tazminini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının eski bir emniyet mensubu olduğunu, 25 yıl görev yaptıktan sonra emekli olup özel sektörde güvenlik müdürlüğü yaptığını ve son olarak da davacı Şirkette çalıştığını, müvekkili ile davalı arasında imzalanan iş sözleşmesinde üstlenilen işin genel olarak tanımlandığını ve davacının mali konularda denetim yapmak hususunda görevlendirilmediğini ve bu konuda herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davalının görevleri arasında mali denetim ve mali işler olmadığını, kaldı ki emniyet mensubu olan davalının mali konularda herhangi bir bilgisi ve yetkinliğinin de olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında imzalanmış iş sözleşmesinde yer alan görev tanımında, davacı firma veya alt işveren firmaların personelin ücret, ücret takibi, muhasebe hesapları, hakediş ve fazla çalışma gibi konuların görev kapsamı içerisinde yer almadığının anlaşıldığı, mali işler veya mali denetimin davacının tanımlanan görevleri arasında olmadığı, dolayısıyla alt işveren şirket işçilerin işverenlerin asgari ücret artışının tam olarak yansıtılmamış olmasında davalının kusurunun bulunmadığı, davalı hakkında atılı suçların yasal unsurlarının oluşmadığından kovuşturmaya yer olmadığına kararı verildiği, hakem kararına göre dava dışı şirketin davacıya 1.310.182,51 TL ödemesine karar verildiği, davacı Şirketin asgari ücret artışının alt işveren işçilerine yansıtılmamış olmasından dolayı herhangi bir zararının oluşmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının davacı işverenin yanında güvenlik müdürü olarak çalıştığı, taraflar arasındaki iş sözleşmesinde ve görev tanımında davacının muhasebe hesapları, personel ücreti, fazla çalışma hakedişi konularında herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, davacı işverenin ödeme yapmış olmasına rağmen alt işveren şirket tarafından kendi çalıştırdığı işçilerine asgari ücret artışını yansıtmamasından davalı işçiyi sorumlu tutarak açtığı dava kapsamında alınan bilirkişi heyet raporuna göre davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığının tespit edildiği, alt işveren şirketin davacı Şirket ile aralarındaki sözleşme gereği işçilere yapması gereken ödemeyi yapmamasından dolayı davacının sorumlu tutulamayacağına dair İlk Derece Mahkemesi kararının dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b-(1) hükmü gereğince esastan reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur. 1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; a. Dosyada mevcut delillerin gereği gibi değerlendirilmediğini ve itirazlarının görmezden gelindiğini, davalıya ait olduğu bilirkişi raporuyla da sabit yazılı metinde, davalının astı konumundaki çalışan tarafından uyarıldığını buna rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığını, ev denetim görevinin yerine getirilmediğini, davalının yapılan uyarıyı göz ardı ettiğini, b. Faturaların davalı tarafından da imzalanarak denetiminden geçtiğini, dolayısıyla başkaca şirketlerde yapılan ödemelerden insan kaynakları ve muhasebe birimlerinin sorumlu olması gerekçe gösterilerek davalının kusuru bulunmadığı ileri sürülemeyeceğini, c. Davalının kendisine yüklenen güvenlik müdürlüğü görevini gereği gibi ifa etmediğini, kusurlu davranışlarının dosya içeriğiyle sabit olduğunu, sadece iş sözleşmesine değil, Şirketin genel organizasyonu kapsamında işçiye yüklenen ve işçinin sorumluluğunda olan hususlara da bakılması gerektiğini ve eksik incelemeyle karar verildiğini, d. Müvekkili Şirketin uğradığı zararın dava dışı başka bir firma tarafından karşılandığı şeklindeki bir kabul hâlinde dahi bu hususun davanın ikame edildiği zamandaki haklılıklarını ortadan kaldırmayıp, aksine haklı olduklarını ortaya koyduğunu ve uğranılan zararın muhataplarından birinin de davalı olduğu savunarak kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı Şirkette güvenlik müdürü olarak çalışan davalının mali konuları takip ve denetim sorumluluğunun olup olmadığı ve buna göre davacının uğradığı iddia olunan zararından sorumlu tutulup tutulamayacağı noktasında toplanmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.