(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2012/2107 E. , 2012/5447 K. MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Davacı tarafça kadastro sırasında tespit dışı bırakılan yere ilişkin olarak tapu kaydına dayanılarak açılan tescil davası sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ : Kadastro sırasında 1684 parsel sayılı, 1.704,01 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı nede…
**(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2012/2107 E. , 2012/5447 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Davacı tarafça kadastro sırasında tespit dışı bırakılan yere ilişkin olarak tapu kaydına dayanılarak açılan tescil davası sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ : Kadastro sırasında 1684 parsel sayılı, 1.704,01 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı nedeniyle davacı Aziz Mermer mirasçıları ... ve paydaşları adına tespit ve tescil edilmiş; pay satın alma sonucu, tamamı davacı ...'e geçmiştir. Davacı ..., taşınmazın batı ve kuzey sınırının yanlış tespit edildiği, kadastro çalışmaları yapılırken zemindeki fiili kullanımın dikkate alınmadığını belirtip, bu yerlerin adına kayıt ve tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile, hükme dayanak yapılan fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 4,51 yüzölçümlü yol olarak tescil dışı bırakılan taşınmaz ile aynı raporda (B) harfi ile gösterilen 39,35 yüzölçümlü tescil dışı bırakılan taşınmaz bölümünün davacı ... adına tesciline karar verilmiş; hüküm, Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Dava, tapulama harici bırakılan yere ilişkin, tapu kaydı ve zilyetliğe dayalı tescil davasıdır. Ne var ki; mahkemece, dayanılan ve dava dışı 1684 parsele revizyon gören tapu kaydının dosya içerisinde bulunan haritası yöntemine göre uygulanmadan ve 3402 sayılı Yasa'nın 20/A maddesi uyarınca kaydın kapsamı belirlenmeden; davacının, adına tescile karar verilen taşınmaz bölümlerinde uzun zamandır zilyetliği bulunduğu gerekçesiyle hüküm kurulmuştur. Taşınmazın temyize konu bölümlerinin, tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmediği gibi, kapsam dışında kalması halinde bu bölümler üzerinde davacının ekonomik amaca uygun hak kazandırıcı süreye ulaşan zilyetliği bulunup bulunmadığının da belirlenmemesi nedeniyle mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. O halde, doğru sonuca varılabilmesi için 1684 parsel sayılı taşınmaza kadastro tespiti sırasında uygulanan Mart 955 tarih 35 nolu tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavülleri ve haritası ile birlikte getirtilip mahallinde tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, elverdiğince yaşlı şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle, taraf tanıkları, fen bilirkişi ve tespit tutanak bilirkişileri hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalı; 3402 sayılı Yasa'nın 20/A maddesine göre haritaya dayanan tapu kaydının kapsamı haritasına göre belirlenmeli; çekişmeli bölümlerin tapu kaydı kapsamı dışında kaldığının anlaşılması halinde bu bölümlerin niteliği ve davacının ekonomik amaca uygun, hak kazandırıcı süreye ulaşan zilyetliğinin bulunup bulunmadığı araştırılarak; ve her ne kadar dosya kapsamına göre çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde idarece usulüne uygun şekilde yapılan kıyı kenar çizgisi uygulaması yok ise de, dosya içinde bulunan ve Hazine ile davacı ...'in taraf olduğu komşu 1684 parsel hakkında görülen davada belirlenen kıyı kenar çizgisinin tarafları bağlayacağı düşünülmek suretiyle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.