T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:29/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:15/04/2025 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:29/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:29/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:15/04/2025 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:29/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı taraf arasında 18.01.2023 tarihinde fason üretim sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşmeye göre davalı taraf sözleşmenin akdedildiği günden itibaren 30 gün içerisinde müvekkili şirkete 43 çeşit ürün göndermeyi, müvekkili şirkette bu hizmete karşılık davalı tarafa 1.550.000,00-TL ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, müvekkili şirket sözleşme bedeli olarak davalı tarafa keşidecisi ... Mar. San. Tic. Ltd. Şti., lehtarı müvekkili şirket olan ... Antalya Şubesi'ne ait 30.04.2023 keşide tarihli 250.000,00-TL, 30.05.2023 keşide tarihli 250.000,00-TL, 30.06.2023 keşide tarihli 250.000,00-TL, 15.07.2023 keşide tarihli 200.000,00-TL, 30.07.2023 keşide tarihli 200.000,00-TL, 30.08.2023 keşide tarihli 400.000,00-TL olmak üzere toplam 1.550.000,00-TL tutarlı 6 adet çeki teslim ettiğini, fakat davalı günümüze kadar geçen süre zarfında müvekkili şirkete sadece 31 çeşit ürün göndermiş olup geriye kalan 12 çeşit ürünün gönderilmediğini, gönderilen 31 çeşit ürünün Kozmetik Yönetmeliği gereğince formülasyonlarının da müvekkili şirkete gönderilmesi gerekirken sadece 19 çeşit ürünün formülasyonunun gönderildiğini, formülasyonu gönderilen ürünlerin müvekkili şirketin kimyageri ... tarafından incelendiğinde ürünlerin Sağlık Bakanlığı'nın onayına uygun olmadığı, gönderilen ürünlerin etiket içerikleri ile formülasyonların aynı olmadığını, ayrıca müvekkili şirketin bu ürünleri piyasaya sürmesi halinde insan sağlığına ciddi derecede zarar vereceği ve müvekkili şirketin işbu durum sebebiyle hem hukuki hem de cezai yaptırımla karşılaşacağını, müvekkili şirkete fatura edilen 1.475.342,62-TL tutarlı ürünlere istinaden kesilen 15 adet faturanın 17.04.2023 tarihinde iade faturaları kesilmiş olup e-fatura sistemi üzerinden iade faturalarının davalıya gönderildiğini, müvekkili şirkete fatura edilen 1.475.342,62-TL tutarlı ürünlere istinaden yine 17.04.2023 tarihinde davalının ... isimli mail adresine eksik kalan ürünlerin gönderilmediğini, açıklanan sebeplerle sözleşmenin feshedildiğini, davalı tarafa verilen çeklerin müvekkili şirkete geri iadesine dair mail atıldığını, fakat davalı tarafça ilgili maile herhangi bir geri dönüş yapılmadığını, davalı tarafça müvekkiline verilen ürünler içerikleri sebebiyle piyasaya sunulamayacak nitelikte olduğundan ve davalı tarafça ilgili çekler müvekkili şirkete iade edilmediğini beyanla müvekkili şirketin davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; davacı tarafın iddialarının hiçbirinin doğru olmadığını, salt ödeme yapmamak ve müvekkilini ticari olarak zora düşürmek amacıyla huzurdaki davanın açıldığını, söz konusu dava açılmadan da davacı tarafın müvekkiline kesmiş olduğu faturaların iadesi ve haksızlığını bildirmek adına cevabi ihtarname de gönderildiğini, öncelikle belirtmek gerekir ki, müvekkili tarafından sözleşme ile üstlenilen edimlerin yerine getirildiğini, davacı tarafa teslim edilen ürünlerin davacı tarafça satıldığını ve halen daha satılmakta olduğunu, davacı tarafa teslim edilen ürünlerin bedeli ve marka değeri kadar bedelli çekin müvekkiline teslim edildiğini, söz konusu gönderilen ürünlerin davacı tarafın belirttiği gibi ayıplı değil standartlara uygun ürünler olduğunu, davacı tarafın kötüniyetli olarak çeklerin bedellerini karşılıksız bırakmak için girişimlerde bulunduğunun da öğrenildiğini, müvekkilinden ürünlerini alıp satarak kar elde ettikleri halde sırf ödeme yapmamak adına giriştikleri bu sürecin haksız ve hukuksuz olduğunu, bu zamana kadar benzer şekilde müvekkiline dava açılmadığını, ayrıca davacı tarafın müvekkilinden talep ettiği diğer ürünlerin bedelinin de ödenmediğini, bu nedenle de talep ettikleri diğer ürünlerin teslim edilmesi durumunda da davacı tarafın ödeme yapmayacağı sabit olduğundan bedeli ödenmeyen diğer ürünlerin davacı tarafa tesliminin de ödeme yapmaya hazır olduklarını bildirene kadar durdurulduğunu, bu hususun ihtarname ile de bildirildiğini, davacı tarafa teslim edilmek üzere hazırlanan kalan 13 ürünün de şişe ve kutuları da davacı tarafa özel olarak yaptırılıldığını, ancak bu ürünlerin bedeli henüz ödenmediğinden ve ödenmeyeceği de anlaşıldığından müvekkili tarafından teslim edilemediğini, davacı tarafın müvekkiline teslim ettiği çeklerden hariç de müvekkiline borcu bulunmakta olup bu hususta dava açılarak huzurdaki dava ile birleştirme talep edileceğini, davacı tarafa gönderilen mallar ayıplı ya da standartlara aykırı olmadığı gibi müvekkili tarafından parası alındığı halde teslim edilmeyen bir ürünün de bulunmadığını beyanla söz konusu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "... Taraflar arasında 18.01.2023 tarihinde fason üretim sözleşmesi imzalandığı ve buna göre davalı taraf sözleşmenin akdedildiği günden itibaren 30 gün içerisinde davacıya 43 çeşit ürün göndermeyi davacının da bu hizmete karşılık davalı tarafa 1.550.000,00-TL ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği taraflar arasında çekişmeli değildir.Uyuşmazlığın konusu söz konusu gönderilen ürünlerin ayıplı olup olmadığı ve bu nedenle de davacı tarafından verilen ve yargılama sırasında tahsil edilen çek bedellerin davacıya iade edilip edilmemesi noktasında toplanmaktadır. Mahkememizce dava konusu ürünlerin bulunduğu ... kimya isimli iş yerinde yapılan keşifte davaya konu olan ürünlerin bir çoğunun kutulu şekilde istiflendiği ancak bazı paketlerde sızma nedeniyle kutuların ıslanmış olduğu bazı ürünlerin kontrolünde normalde sıvı şeklinde olması gereken ürünlerin katılaşmış olduğu şişelerin ters çevrilmesine rağmen herhangi bir sıvı hareketlenmesi görünmediği, bazı şişelerde ise sprey kısımlarında taşma neticesi sıvı birikintilerinin bulunduğu ve kurumuş şekilde şişenin üzerinde yer aldığı tespit edilmiştir. Ayrıca yargılama sırasında alınan kimyager bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere davalı tarafça sağlanan kozmetik ürünlerin ciddi hayati tehlikeler içerdiği ve Sağlık Bakanlığı onayı olduğuna dair davalı tarafça belge ibraz edilmediği, bu durumda davalı tarafça gönderilen ürünlerin ayıplı olduğu anlaşılmakla tahsil edilen çek bedellerinin davacıya iadesine karar vermek gerekmiş ancak ürünler yargılama sırasında davalıya iade edilmediğinden dolayı iade tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece davanın kabulü ile "1.550.000,00-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hükmedilen alacağın davalı tarafa iade tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davacı tarafça uhdesinde bulunan ürünlerin davalıya iadesine" şeklinde karar verildiğini, davacı tarafça uhdesinde bulunan ürünlerin davalıya iadesi şeklindeki kararın hukuka aykırı olduğunu, faiz başlangıç tarihinin hatalı olarak belirlendiğini, dava konusu çeklerin dava sırasında ödendiğini ve bu ödemelerin 30/04/2023 tarihli 250.000,00-TL tutarlı, 30/05/2023 tarihli 250.000,00-TL tutarlı ve 30/06/2023 tarihli 250.000,00-TL tutarlı çekler belirtilen tarihlerde ödendiğini, 15/07/2023 tarihli 200.000,00-TL, 30/07/2023 tarihli 200.000,00-TL ve 30/08/2023 tarihli 400.000,00-TL tutarlı toplam 800.000,00-TL çek bedelinden 250.000,00-TL'nin 11/10/2024 tarihinde kalan 550.000,00-TL'nin ise 22/10/2024 tarihinde dosyaya sunulu dekontlar ile ödendiğini, Mahkemenin faiz başlangıç tarihini hatalı olarak ürünlerin iadesinden itibaren başlattığını, dava konusu çeklere ilişkin ödemelerin tarihlerinin belli olduğunu, bu ödemelerin yapıldığı tarih itibariyle faiz tarihinin belirlenmesi gerekmekte iken Mahkemece hatalı hüküm kurulduğunu, faiz oranının hatalı belirlendiğini, faiz olarak yasal faize hükmedildiğini, ancak ticari/reeskont faize hükmedilmesi gerekirken hatalı olarak yasal faize hükmedildiğini, davalı veya davacının bir talebi olmaksızın dava dışı bir konu olarak ürünlerin iadesine karar verilmesi ve faizin bu tarihten başlatılmasının hukuka aykırı olduğunu, Mahkemenin talep dışına çıkarak ürünlerin iadesine karar veremeyeceğini, ayrıca tüm ürünler için iade faturası düzenlendiğini, davalının kötü niyetli olarak üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, davalının ürünleri teslim almadığını, ürünlerin iadesine ve buna bağlı olarak faiz başlangıç tarihi belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. Davalı yanca İlk Derece Mahkemesi kararı istinaf edilmişse de istinaf harçlarının yatırılmaması sebebiyle İlk Derece Mahkemesince istinaf hakkından vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği, davalı yanca katılma yolu ile istinaf isteminde bulunulması sebebiyle Dairemizin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile katılma yolu ile istinaf istemine ilişkin olarak istinaf harçlarının yatırılması hususunda davalı yana muhtıra tebliğ edilmesine rağmen istinaf başvuru ve karar harçlarının yatırılmaması sebebiyle İlk Derece Mahkemesince verilen 06/11/2025 tarihli ek karar ile istinaf hakkından vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği ve ek kararın istinaf edilmediği anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İİK'nın 72/1 maddesine göre borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası açabilir. İİK'nın 76/2 maddesi hükmüne göre ise borçlu, dava konusu borcu ödemek zorunda kalırsa menfi tespit davası yasa gereği kendiliğinden istirdat davasına dönüşür ve davaya istirdat davası olarak devam edilir. Buna göre menfi tespit davasının devamı sırasında borcun herhangi bir nedenle ödendiği iddiası üzerine mahkemece bu iddia araştırılıp ödemenin kanıtlanması halinde, talep olmasa dahi dava kendiliğinden istirdat davasına dönüşeceğinden açılan menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilmelidir. Somut uyuşmazlıkta, davacı vekili yargılama sırasında çek bedellerinin ödendiğini belirterek bu tutarın istirdadına karar verilmesini talep etmiştir. Ne var ki davacının faiz talebi olmadığı halde İlk Derece Mahkemesince ödenen bedellerin davacı tarafça uhdesinde bulunan ürünlerin davalıya iadesi tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmiş olması hatalı olup davacı tarafın faiz talebi olmaması ve davalı yanın da davacı lehine faize hükmedilmesine ilişkin istinaf isteminin bulunmaması sebebiyle kaldırma konusu yapılmamış olup eleştirmekle yetinilmiş, bu sebeple davacı yanın faizin başlangıç tarihi ve faizin türü yönünden istinaf istemleri yerinde görülmediğinden reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Tarafların istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerilerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, DDair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alınmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 29/12/2025 ...