TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2025/1656 KARAR NO : 2025/1589 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 18/02/2025 NUMARASI : 2022/447 Esas - 2025/114 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ: 04/11/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 22/07/2016 ta…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2025/1656 KARAR NO : 2025/1589 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 18/02/2025 NUMARASI : 2022/447 Esas - 2025/114 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ: 04/11/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 22/07/2016 tarihinde gerçekleşen tek taraflı kazada ... plakalı araçta yolcu olan davacının ağır yaralandığını, davalı şirkete başvuru üzerine 01/04/2021 tarihinde 27.819 TL ödeme yapıldığını belirterek şimdilik 500 TL sürekli sakatlık, 500 TL geçici sakatlık, 500 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere şimdilik toplam 1.500 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili, müvekkilinin yurt dışında bulunmasından ötürü, mücbir bir sebep nedeniyle muayene edilememesinin davanın reddedilmesi için bir gerekçe olarak kabul edilemeyeceğini, bu durumun, müvekkilinin kontrolü dışında bir gelişme olup, mazeret olarak kabul edilmesi gerektiğini, müvekkilinin yurt dışında olmasına rağmen, tedavi süreçleri ve ilgili hastane kayıtları gibi delillerin, davanın neticelenmesi için yeterli bilgi sunduğunu, dosya da mevcut olan raporların, müvekkilinin maluliyet oranı ve kazadaki kusur durumunu belirlediğini, davalı sigorta şirketi, sigortalı olarak taraf olduğu poliçe kapsamında yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlü olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Ancak bazı ayrık durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu ayrıklı koşullardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un (MÖHUK) 48. maddesinin, 1. fıkrasına göre; Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda "yabancılık" ölçütü esas alınmıştır. Buna karşın davalının veya kendisine karşı takibe girişilen karşı tarafın vatandaşlığı, bu madde kapsamında da bir öneme sahip değildir. Bu maddeye göre hakim tarafından verilen kesin süre içinde teminat gösterilmezse, dava; dava şartı eksikliğinden HMK'nin 114. maddesinin 1. fıkrasının ğ bendi uyarınca reddedilir.MÖHUK'un 48. maddesinin 2. fıkrasında ise; "Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar" hükmü yer almaktadır. Bu madde uyarınca dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf olup olmadığını mahkemenin kendiliğinden incelemesi gerekmektedir.Buna göre Türk hâkimi, yabancı davacının, davaya katılanın veya icra takibinde bulunanın vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise, bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. Az yukarıda belirtilen anlaşmalardan biri olan 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesinin 17. maddesinde, âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir. [Aynı yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 20/9/2022 gün ve 2021/13714 (E) - 2022/10635 (K) sayılı kararı]Eldeki davada ise, davacılar vekili tarafından sunulan vekâletnamede yer alan bilgilere göre davacının Suriye Arap Cumhuriyeti uyruklu olduğu, bu kişinin teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı konusunda hükme esas oluşturacak biçimde araştırma yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla, öncelikle Suriye Arap Cumhuriyeti uyruğundaki davacının teminattan muaf olup olmadığının Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorularak, alınacak yazı yanıtına göre davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacıya kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması durumunda istemin usulden reddine; yatırılması durumunda ise dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, doğrudan esas hakkında nihai karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Kararın kaldırılma nedenine göre davacı vekilinin dilekçesinde ileri sürüdüğü diğer istinaf nedenleri inceleme dışı bırakılmıştır. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/4. maddesi gereğince kaldırılmasına,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,3-İstinaf başvurusu için yatırılan karar ve ilam harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından sarf edilen istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf talep eden tarafından istinaf aşaması için yatırılan gider avansının yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/11/2025