9. Hukuk Dairesi 2025/8489 E. , 2025/9620 K. "" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/906 E., 2025/1944 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Turhal 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2024/240 E., 2025/44 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından …
9. Hukuk Dairesi 2025/8489 E. , 2025/9620 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/906 E., 2025/1944 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Turhal 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2024/240 E., 2025/44 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Kooperatifte 16.03.1998 tarihinde işe başladığını, 16.07.2020 tarihinde iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, taraflar arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinin 3 ve 7. maddeleri uyarınca davalı tarafça müvekkiline kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kullanmadığı yıllık izin ücretleri ve sözleşmede belirtilen hesaplama verileri üzerinden 10 yıllık brüt ücreti üzerinden hesaplanacak kötüniyet-ceza tazminatı ödemek durumunda olduğunu ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, fazla çalışma, yıllık izin, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatili ücreti ile sözleşmesel kötüniyet-ceza tazminatı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının fesih iradesinin haksız olduğunu, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, üst düzey yönetici kapsamındaki davacının fazla çalışma ücreti talep etmesinin mümkün olmadığını, davacının yıllık izinlerinin kendisine kullandırıldığını, davacının ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının bulunmadığını, varlığını kabul etmemekle birlikte taraflar arasında yapıldığı iddia edilen sözleşmenin geçerliliğini yitirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, işveren bünyesinde iki farklı dönemde çalışması bulunduğu, ilk dönem çalışmasının 16.03.1998 - 15.10.2014 yılları arasında olduğu, bu döneme ilişkin kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücretleri ödenmek suretiyle iş sözleşmesinin feshedildiği, bu dönem yönünden davacının tazminatları ödendiğinden talep hakkı bulunmadığı, ilk çalışması yönünden 15.11.2011 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinin uygulandığı, taraflar arasında bu sözleşmenin ikinci çalışma döneminde uygulanıp uygulanmayacağı hususunda ihtilaf bulunduğu, davacının ilk dönem çalışmasından sonra davalı işverenliğin bağlı olduğu ... Genel Müdürlüğünün 10.03.2015 tarihli ve 11958 sayılı "Olur" kararı ile davacının 29.04.2015 tarihi itibarıyla müdür yardımcısı/müdür vekili kadrosuna aylık 3.100,00 TL ücret ve 252,00 TL makam tazminatı ile atanmasına karar verildiği, davacının ilk dönem çalışmasından sonra ikinci dönem için "Olur" kararı ile davacının ücret ve sosyal haklarının yeniden belirlendiği, davacının bu çerçevede çalışmaya devam ettiği, ayrıca ikinci dönem için başkaca bir iş sözleşmesi tanzim edilmediği, bu nedenle 15.11.2011 tarihli sözleşmenin devam ettiğine dair bir karar bulunmadığı ve davacının genel müdürlüğün kararı ile yeni göreve atamasının yapılarak sosyal haklarının yeniden belirlendiği, bu durumun yeni iş sözleşmesi mahiyetinde olduğu ve 15.11.2011 tarihli iş sözleşmesinin uygulanma sahası bulunmadığı ve genel müdürlüğün kararında belirtilen hükümler çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiği, iş sözleşmesinin feshinde davacının haklı olduğu, kıdem tazminatına hak kazandığı, iş sözleşmesi davacı tarafça sonlandırıldığından davacının ihbar tazminatı hakkı bulunmadığı, davacının kötüniyet tazminatı talebini 15.11.2011 tarihli iş sözleşmesine dayandırdığı, ilk dönem çalışması tasfiye edildiğinden ve bu döneme ilişkin iş sözleşmesi geçerli olmadığından bu tazminatı talep etme hakkı bulunmadığı, davacının dosyada yer alan bilgi ve belgelere göre kooperatifte en üst düzey yönetici olduğu, çeşitli tarihlerde yönetim kurulu başkanlığı yaptığı, tanık beyanlarında dahi davacının mesai saatlerini kendisinin belirlediğinin belirtildiği, yaptığı iş, konumu nazara alındığında davacının fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili alacağı olmadığı, bakiye yıllık izin ücreti alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyadaki yazılara, hükmün Dairelerince de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere, bu delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine göre usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Müvekkilinin 15.10.2014 tarihine kadar olan çalışmasının tasfiye edildiği şeklinde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 2. Mahkemenin mevcut iş sözleşmesinin geçerliliğini korumadığına yönelik kararının hatalı olduğunu, 3. Kıdem tazminatı alacağı hesaplanırken davacının tüm çalışma döneminin dikkate alınması gerektiğini, 4. Müvekkilinin iş sözleşmesi uyarınca ihbar tazminatına hak kazandığını, 5. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, 6. Yıllık izin ücreti bakımından yalnızca 2014 yılı ve sonrası için hüküm kurulmuş olmasının hatalı olduğunu, 7. 15.11.2011 tarihli iş sözleşmesi uyarınca müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, 8. Ücret alacağının reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının ilk dönem çalışmasının tasfiye edilip edilmediği, 15.11.2011 tarihli iş sözleşmesinin geçerli olup olmadığı ile dava konusu alacakların ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacının üst düzey yönetici olduğu ve mesai saatlerini kendisinin belirlediği gerekçesiyle hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı talebinin reddine karar verilmesi hatalı ise de İlk Derece Mahkemesinin 27.10.2022 tarihli kararında hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının reddine karar verilmesi ve bu karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmamış olması karşısında usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.