İSTİNAF KARAR TARİHİ:07/04/2026 KARARIN YAZIM TARİHİ:10/04/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve talebin süresinde olduğu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Antalya İli, Alanya İlçesi, ... ada, ... parselde bulunan "..." sitesindeki muhtelif taşınmazların alımı sürecinde, 04/08/2018 tarihinde davalı emlak şirketi ile yapılan…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:17/07/2024 DAVANIN KONUSU:İTİRAZIN İPTALİ İSTİNAF TALEP TARİHİ:04/12/2024 İSTİNAF KARAR TARİHİ:07/04/2026 KARARIN YAZIM TARİHİ:10/04/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve talebin süresinde olduğu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Antalya İli, Alanya İlçesi, ... ada, ... parselde bulunan "..." sitesindeki muhtelif taşınmazların alımı sürecinde, 04/08/2018 tarihinde davalı emlak şirketi ile yapılan görüşmeler neticesinde satıcı ...’a iletilmek üzere 5.000,00 Euro kapora ödediğini, sonrasında 24/08/2018 tarihli geniş kapsamlı bir Emlak Alım Satım Sözleşmesi akdedildiğini ve müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirdiğini, ancak davalı şirketin kendisine teslim edilen kapora bedelini ne satıcıya ilettiğini ne de müvekkiline iade ettiğini, Antalya 11. Noterliği’nin 24/11/2021 tarihli ihtarnamesine rağmen sonuç alınamaması üzerine Alanya İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla; itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımı def’inde bulunduklarını, davacı tarafın iddialarının asılsız olduğunu, müvekkili şirketin yalnızca tarafları uzlaştırmak adına taslak bir sözleşme hazırladığını ancak bu metnin alıcı ve satıcı tarafından imzalanmadığını ve taraflarca kabul görmediğini, iddia edilen 5.000,00 Euro tutarındaki kaporanın müvekkili şirkete hiçbir şekilde teslim edilmediğini, dosya kapsamında ödemeye ilişkin herhangi bir banka dekontu veya makbuz bulunmadığını, nitekim kapora ödenmiş olsaydı 24/08/2018 tarihli sonraki sözleşmede bu hususa yer verilmesi gerekeceğini savunarak; haksız davanın reddini ve davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. YEREL MAHKEME KARARI:Alanya Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı ve 17/07/2024 tarihli kararı ile; ...davacı ile davalı emlak şirketi arasında akdedilen 04/08/2018 tarihli "Emlak Alım Satım Sözleşmesi" uyarınca, taşınmaz satışının gerçekleşmesi halinde satıcıya iletilmek üzere 5.000,00-EUR tutarındaki kaporanın davalı şirkete teslim edildiğinin sözleşme içeriğiyle sabit olduğu, davalı taraf her ne kadar sözleşmede alıcı ve satıcının imzasının bulunmadığını savunsa da, kendi kaşe ve imzasının bulunduğu sözleşme maddesiyle parayı teslim aldığını ikrar ettiği, bu aşamadan sonra paranın fiilen teslim edilmediğini ispat yükünün davalıya geçtiği, ancak davalının bu iddiasını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı gibi davacı asilin teklif edilen yemini eda ederek parayı teslim ettiğini beyan ettiği, satışın gerçekleşmemesi nedeniyle emanet niteliğindeki bu bedelin iadesinin gerektiği" gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile, davalının Alanya İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 5.000,00-Euro asıl alacak, 6,51-Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.006,51-Euro alacak yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin işlemiş faiz talebinin reddine, 2004 sayılı İİK'nın 67. maddesi uyarınca hükmolunan asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 15.531,10-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF TALEBİ VE SEBEPLERİ:Davalı vekili 04/12/2024 tarihli istinaf dilekçesinde; 5.000,00 Euro kaporanın müvekkili şirkete hiç ödenmediğini, 04/08/2018 tarihli şablon sözleşmeyi davacının kabul etmemesi üzerine 24/08/2018 tarihli yeni bir sözleşme yapıldığını, bu sözleşme ile ilk sözleşmede yazılı olan İ blok, ... numaralı daire ile birlikte A blok ... numaralı, D blok ... numaralı ve E blok ... numaralı dairelerin satışının gerçekleştirildiğini, her iki sözleşmede de İ blok ... numaralı dairenin mevcut olduğunun görüleceğini, bir an için müvekkili şirkete 5.000,00 Euro kapora verildiği düşünülse dahi 24/08/2018 tarihli sözleşmede 5.000,00 Euro kaporanın sözleşme içerisinde belirtilmemiş olmasının mümkün olmadığını, davacının sebepsiz zenginleşme saikiyle hareket ettiğini, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nun 355/1 maddesi uyarınca, istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; Dava, emlak alım- satım sözleşmesinden kaynaklanan kapora alacağının iadesi için açılan icra takibinden kaynaklı itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçelerle; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. 6102 sayılı TTK. 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir" hükmünü içermektedir. 26/06/2012 tarihinde kabul edilen ve 30 Haziran 2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 6335 sayılı yasanın 2.maddesinde, "6102 sayılı Kanun'un 5.maddesinin başlığı" 2. ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler" şeklinde, 1. fıkrasında yer alan "davalara" ibaresi ise davalar ve ticari nitelikteki "çekişmesiz yargı işlerine" şeklinde 3.ve 4. fıkraları değiştirilmiştir. Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır". şeklinde düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK 16/1.maddesinde: "Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar." ve TTK'nun 19.maddesinde "Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır. Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır" hükmü bulunmaktadır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde öngörülen ticari dava mahiyeti taşımadığı, davacının tacir olmadığı, ticaret mahkemesinin davaya bakmakla görevli olmadığı, uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne kararın kaldırma nedenine göre davalı vekilinin istinaf itirazları incelenmeksizin HMK'nun 353/1.a-3 maddesi uyarınca esası incelenmeksizin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-HMK'nun 353/1.a-3 maddesi uyarınca Alanya Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı ve 17/07/2024 tarihli kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren yerel mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalıdan peşin alınan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, 5-İstinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydedilmesine, 6-İstinaf eden davalının istinaf aşamasında yaptığı yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince nihai kararla değerlendirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 362/1-g maddesi uyarınca KESİN olmak üzere,oybirliği ile karar verildi. 07/04/2026 ...