İSTİNAF KARAR TARİHİ:10/04/2026 KARARIN YAZIM TARİHİ:10/04/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen ara kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve talebin süresinde olduğu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin yatırım çalışmaları esnasında bütün sayaçları ayın lokasyonda topladığını, taşeron firmanın hem sayacı taşıyıp kaldırdığını, hem de yaptığı işlemlerin faturasını …
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN ARA KARARIN MAHKEMESİ:ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:11/02/2026 DAVANIN KONUSU:MENFİ TESPİT İSTİNAF TALEP TARİHİ:19/02/2026 İSTİNAF KARAR TARİHİ:10/04/2026 KARARIN YAZIM TARİHİ:10/04/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen ara kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve talebin süresinde olduğu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin yatırım çalışmaları esnasında bütün sayaçları ayın lokasyonda topladığını, taşeron firmanın hem sayacı taşıyıp kaldırdığını, hem de yaptığı işlemlerin faturasını davacıya kestiğini, o dönem davalı kurumun hat, direk ve telleri sökerek uzun soluklu alt yapı çalışmaları yaptığını, bu bağlamda davacının elektriğinin nereden geldiği, yeni hattın nereden çekildiği hususlarının belli olduğunu, 2024 yılının ilk 6 ayında elektrik hattının eski hattan geçtiğini, yenileme çalışmasından sonra hattın diğer taraftan alındığını, davacının sayacını sökmelerinin üstünden 6 ay geçtikten sonra usulsüz bir şekilde 25.000,00 TL'lik faturanın düzenlendiğini, faturaya itirazları üzerine gelen yanıtta taşeron firmaya bu hususun sorulacağı bildirilmiş ise de, herhangi bir yanıt göndermeden doğrudan icra takibi başlatıldığını, davacının alt yapı çalışmaları nedeniyle taşınan sayacından sorumlu tutulamayacağını, tüm bu işlemlerin davalının talimatıyla yapıldığını, kaçak kullanımı olmadığı halde kaçak elektrik tutanağının düzenlendiğini, öte yandan kaçak elektrik bedelinin mevzuata uygun hesaplanmadığını, davacının her ay düzenli olarak elektrik faturalarını ödediğini, düzenlenen tutanakta tüketimi engelleyici herhangi bir el atmadan söz edilmediğini, tutanak öncesi ve sonrası tüketimlerin birbiriyle uyumlu olduğunu belirterek, davalı tarafından başlatılan Alanya İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takibi yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine, davalı kurumdan kötü niyet tazminatının tahsiline karar verilmesi ile uygun görülecek teminat karşılığında icra veznesine yatacak paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbire hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP ve İTİRAZ :Davalı vekili cevap ve itiraz dilekçesinde özetle; davacının iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yapılan denetimlerde davacının sayacını kurum bilgisi dışında taşıdığının tespit edildiğini, bu nedenle kaçak elektrik kullanım tutanağının düzenlendiğini, bu kaçak tespit anının video ile kayıt altına alınarak fotoğraflandırıldığını, EPDK Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Yönetmeliğinin 10,12 ve 13.maddelerinde elektrik sayacı için hangi hizmet numaralı tüketim noktası üzerinden elektrik aboneliği alındıysa elektrik sayacının o hizmet numarasında takılı olması gerektiğinin düzenlendiğini, elektrik sayacının abonelik alındığı hizmet numarasından başka bir alana taşınmasının mevzuat uyarınca kaçak elektrik kullanımı teşkil ettiğini, davacının söz konusu işlemin taşeron şirket tarafından yapıldığı yönündeki iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ilgili mevzuata uygun şekilde kaçak tahakkuk faturası düzenlendiğini, davacının kaçak elektrik kullandığı sabit olduğundan davacı lehine ihtiyati tedbir kararı verilmesinin doğru olmadığını belirterek, davanın reddine ve ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. YEREL MAHKEME KARARI:Alanya Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı 11/02/2026 tarihli ara kararı ile; "ihtiyati tedbire itirazlarının reddine" şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF TALEBİ VE SEBEPLERİ:Davalı vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesi ile; davacının kaçak elektrik kullandığının dosya kapsamındaki delillerle sabit olduğunu, ilgili mevzuat hükümleri uyarınca elektrik sayacının davalı kurumun izni olmadan abonelik alınan hizmet noktasından başka bir hizmet noktasına taşınamayacağını, aksi halde söz konusu durumun kaçak elektrik kullanımı teşkil edeceğini, davacının elektrik sayacını olması gereken yerden farklı bir yere taşındığını ikrar ettiğini, taşeron şirket tarafından söz konusu işlemin yapıldığı yönündeki iddiasının gerçeği yansıtmadığını, kaçak elektrik tahakkununun mevzuat hükümlerine uygun yapıldığını, verilen ihtiyati tedbir kararının hatalı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi ara kararının ve ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nun 355. Maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; Dava; davalı şirketin haksız yere davacı hakkında kaçak elektrik tespit tutanağı düzenleyerek kaçak elektrik bedeli tahakkuk ettirdiği iddiasına dayalı menfi tespit istemli olup, davacı vekili ayrıca icra veznesine yatacak paranın davalı alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati kararı verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince 13/01/2026 tarihli ara karar ile; "davacının tedbir talebinin kabulüne, davacının icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi talebinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 393/1. maddesi gereğince, ihtiyati tedbire ilişkin bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde toplam 14.338,95-TL nakdi teminatın veya kesin ve süresiz banka teminat mektubunun Mahkememize ibrazı halinde ihtiyati tedbir talebinin kabulüne" şeklinde karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine duruşma açılarak 11/02/2026 tarihli ara karar ile; "İİK 72/3 maddesi gereğince takipten sonra açılan menfi tespit davasında mahkemenin ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar veremeyeceği, mevcut bir durumda meydana gelebilecek değişim nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı yada tamamen imkansız hale geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın veya ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, talep eden tarafından ortaya konulan delillerin geçici hukuki koruma için yaklaşık ispata yeter mahiyette olduğu, muhtemel menfi tespit davasının kazanılması halinde sonuçsuz kalmasının önlenmesi amacıyla ve gecikmesinde sakınca görülmesi nedenleriyle menfaatler dengesi de göz önünde bulundurularak teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi şeklinde hükmedilen ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazın reddine karar verilmesi gerektiği" yönündeki gerekçeyle "ihtiyati tedbire itirazlarının reddine " karar verilmiş, ara karar süresi içerisinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; ihtiyati tedbir koşullarının oluşup oluşmadığının tespiti noktasında toplanmaktadır. HMK’ nun 389. maddesinde ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır” hükmü düzenlenerek ihtiyati tedbir kurumu açıklanmıştır. 6100 sayılı HMK 389 ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir hukuki müsessesi ile davanın açılması ve hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası, mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir müessesesi kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyatî tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyati tedbir kararının kabulü veya reddi ,bir kısım genel ilkeler konulmak suretiyle , hakimin takdirine bırakılmıştır. İİK 72/3 maddesi uyarınca; icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15 inden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. Bu yapılan genel açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde; İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde sakıncalı bir halin veyahut telafisi imkansız ciddi bir zararın doğma ihtimalinin bulunduğu, esas dava ile elde edilmek istenilen hukuki yararın tedbir talebi ile sağlanmaya çalışılması durumunun söz konusu olmadığı, tedbir kararının 6100 sayılı HMK 389 ve devamı maddelerindeki düzenlemelere, usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu , davalının tedbir kararına itirazı üzerine ilk derece mahkemesince itirazın reddine dair verilen ara kararda bu anlamda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan bütün istinaf sebeplerinin HMK'nun 353/1.b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İncelenen ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla; davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf eden davalıdan peşin alınan istinaf karar ve ilam harcı ile istinaf kanun yoluna başvuru harcının hazineye irat kaydedilmesine, 3-İstinaf yargılama giderlerinin nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi. 10/04/2026 ...