İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı ... A.Ş.'nin alacaklısı olduğu ..... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasından alınan talimatla ...... İcra Müdürlüğünün ....... Tal. sayılı dosyası üzerinden 01.02.2013 tarihinde dosyada üçüncü kişi sıfatıyla bulunan müvekkili şirket adresine h…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1166 KARAR NO: 2026/1574 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/11/2023 NUMARASI: 2021/278 Esas - 2023/870 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı ... A.Ş.'nin alacaklısı olduğu ..... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasından alınan talimatla ...... İcra Müdürlüğünün ....... Tal. sayılı dosyası üzerinden 01.02.2013 tarihinde dosyada üçüncü kişi sıfatıyla bulunan müvekkili şirket adresine hacze gelindiğini, söz konusu haciz esnasında müvekkili şirket tarafından istihkak iddiasında bulunulan malların muhafaza altına alındığını, mahcuzların davalı...'a yediemin sıfatı ile teslim edildiğini, müvekkili şirket tarafından istihkak davası açıldığını, İstanbul Anadolu 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/341 E. ve 2015/225 K. sayılı ilamıyla istihkak iddialarının haklılığına, haciz tutanağında yazılı 1 adet .......... marka siyah laptop dışındaki haczedilen tüm menkuller yönünden haczin kaldırılmasına ve muhafaza altına alınan mahcuzların teslimine karar verildiğini, bu kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, kesinleşen mahke -me ilamına dayanarak haksız yere haczedilen mahcuz malların geri alınması amacıyla 07.08.2020 tarihinde yediemin sıfatıyla mahcuzların teslim edildiği...'un adresine gidildiğini, 07.08.2020 tarihli tutanaktan da görülebileceği gibi yedieminin adresinde olmadığının, yediemin deposu olarak gelinen yerin boş olduğunun, mahcuz menkullerin yerinde olmadığının tespit edildiğini, davalı yediemin tarafından icra dairesine adresten ayrıldığına dair bir bildirim yapılmadığı gibi herhangi bir iletişim bilgisi de bırakılmadığı -nı, davalı yediemine ulaşılamadığını, mahcuzların kendilerine teslim edilmediğini, davalı yediemin hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, icra dosyasından davalı yediemine mahcuzları teslim etmesi ve süresi içinde teslim etmemesinin hukuki sonuçları -nı içeren muhtıra gönderildiğini, yediemine yapılan tebligata rağmen mahcuz malların teslimi yahut bedelin ödenmesi yönünde bir sonuç alınamadığını, icra dosyasından gönderilen muhtıra üzerine yediemin tarafından hacizlerin düşmüş olduğundan malların tesliminin kendisinden istenemeyeceğine ve müvekkili şirketin.... Şti.'den talepte bulunması gerektiğine dair bir bildirimde bulunulduğunu, müvekkili şirkete ait malların herhangi bir şirkete değil bizzat davalı yedieminin şahsına bırakıldığını, davalının haczin kalktığına dair iddiasının yerinde olmadığını, haczin istihkak davasının kabulüne dair kararın kesinleşme tarihi olan 21.07.2020 tarihinde kalktığını, ......... İcra Müdürlüğü tarafından davalı yedieminin bu talebine ilişkin "dosyamızdan haczedilen menkul mallar şirkete değil, şahsa yediemin olarak bırakılmış olup, yediemin olarak bırakılma aşamasında yapılan işlemin hukuki ve cezai sorumluluğu anlatılmaktadır. İşbu sebeple şahsa bırakılan malların şirketten sorulması talebinin reddine" şeklinde ret kararı verildiğini, 01.02.2013 tarihli haciz işleminde haciz tutanağına yazılan iadesi gerekmeyen 1 adet ......... marka siyah laptop ile 1 adet ... marka hava kompresörü haricindeki tüm mahcuz mallar ve takdir edilen değerlerinin haciz tutanağında mevcut olduğunu, iade edilmesi gereken malların icra müdürlüğünce takdir edilen toplam değerinin 134.760,00 TL olarak hesaplandığını, haciz işleminin yapıldığı tarihten bu yana fazlaca zaman geçmiş olması sebebiyle malların güncel değerinin takdir edilen değere oranla büyük oranda farklılık gösterdiğini, tahmini yaklaşık değerinin 838.080,90 TL olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak şimdilik bu bedelin talep edildiğini, mahcuzların güncel değerinin bilirkişi marifetiyle tespitini dilediklerini, müvekkili şirketin haksız haciz tarihi itibariyle piyasada kabul gören ve tercih edilen bir ... üreticisi ve uygulamacısı olduğunu, haksız şekilde mallarından yoksun kalması sebebiyle alıcısına teslim etmesi gereken malları teslim edemediğini, yeni sipariş alamadığını, müvekkili şirketin haksız haciz sebebiyle panjur imalat ve montaj işini bırakmak zorunda kaldığını, bu hususun müvekkilinin eski unvanındaki “...” ibaresinin kaldırılmış olmasından da anlaşılabileceğini, müvekkilinin ciddi oranda maddi zarara ve kazanç kaybına uğradığını, menfi ve müspet zararı oluştuğunu, haciz haksız sonucunda maddi zarar doğmuşsa İİK. m. 259/1 hükmü gereğince alacaklı kusurlu olmasa dahi zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlü olduğunu belirterek haksız haciz sebebiyle müvekkili şirketin uğradığı menfi ve müspet zarara karşılık olarak davalı banka aleyhine şimdilik 100.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, iade ve teslim edilmeyen mahcuzlara karşılık olarak şimdilik 838.080,90 TL'nin davalılardan Müteselsilen tahsiline, söz konusu tazminatlara haksız haciz tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesini talep etmiştir.Davalı banka vekili cevap dilekçesinde; Davacı şirketin taleplerinin zamanaşımına uğradığını, takip alacaklısının yediemine bırakılan malların borçluya teslim edilmemesinden kaynaklı bir sorumluluğunun bulunmadığını, 01.02.2013 tarihinde borçlular ile aynı soyadı taşıyan.....'un yetkilisi olduğu düşünülen ve borçlulardan ...'un danışmanlık yaptığı iddia edilen şirkete hacze gidilerek haciz işlemi gerçekleştirildiğini, haciz mahallinde borçlu ...'un adının geçtiği bazı evraklara rastlandığını, söz konusu durumun haczin gerçekleştiği adrese gidilme sebebinin haklılığını gösterdiğini, üçüncü kişilerin istihkak iddiasında bulunması üzerine İstanbul Anadolu 16. İcra Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan davada alacaklının kötüniyetli bulunmayarak davacı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmediğini, söz konusu davada davacının istihkak iddiasının tamamıyla kabul edilmediğini, söz konusu durumun müvekkilinin kasten zarar verme amacı bulunmadığının göstergesi olduğunu, somut olayda haksız bir takip veya haciz olmadığından müvekkili bankaya herhangi bir kusur yüklenilemeyeceğini, söz konusu haciz işlemini gerçekleştiren icra memurunun İİK m. 99'a göre istihkak prosedürü yürütebilecek iken İİK m. 97'ye göre işlemlerine devam ettiğini, ilgili duruma bağlı olarak müvekkiline herhangi bir kusur atfedilemeyeceğini, davacının mahcuzlara yönelik taleplerinin fahiş olduğunu, tazminat sorumluluğu bakımından müvekkili banka ile herhangi bir illiyet kurulmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ...Vekili cevap dilekçesinde; İstanbul Anadolu ..... İcra Müdürlüğünün ... Tal. sayılı dosyası üzerinden haczedilen malların 01.02.2013 tarihinde .... Şti. yetkilisi olarak müvekkiline teslim edildiğini, icra dosyası üzerinden müvekkiline gönderilen muhtıranın iptali için şikayet yoluna başvurulduğunu, söz konusu şikayet yargılamasında İzmir 9. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/416 E. ve 2021/28 K. sayılı kararla taleplerinin kabulüne karar verildiğini, ilgili kararın kesinleştiğini, mahcuzların .... Şti. adına teslim alındığını, müvekkili...'un yediemin olmadığını, müvekkiline sorumluluk atfedilemeyeceğini, dava konusu edilen menkullerin 07.04.2015 tarihinden itibaren hacizli mal statüsünde olmadığını, müvekkili...'un - şirket yöneticiliğinden kaynaklı özen yükümlülüklerini yerine getirdiğini, müvekkilinin dava dışı .... Şti.'deki hisselerini 18.11.2016 tarihinde devrettiğini, müvekkili tarafından yapılan araştırmalar sonucunda dava dışı şirketin tasfiye aşamasında olduğunun öğrenildiğini, 2018 yılından beri sağlık sorunları bulunan müvekkilinin haczedilen menkuller üzerinde fiili bir hakimiyetinin bulunmadığını haczedilen menkullerin tasfiye sürecinde kaybolma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğunu, iade edilmeyen menkullerin yenisinin rayiç bedellerinin talep edilmesinin yerinde olmadığını, yediemin olan kişinin mahcuzları iyi ve yeni durumda tutma yükümlülüğü bulunmadığını, yedieminlik görevinin yediemine yalnızca saklama yükümlülüğü yüklediğini, 2013 yılında haczedilen bir malın önünde bulundurulması gerektiğini, davacı tarafın maddi ve manevi tazminat taleplerini diğer davalıya yöneltildiğini, bu taleplerine yönelik herhangi bir beyanları olmadığını belirterek davanın müvekkili ...bakımından reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "...Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK’nın 74. maddesi gereği, haksız fiil sebebiyle tazminat talebiyle açılacak davada zamanaşımı, zarara ve failine ıttıla tarihinden itibaren 2 yıl ve her halde fiilin vukuundan itibaren 10 yıllık süreye tabidir. Eylemin aynı zamanda suç oluşturması durumunda uzamış (ceza) zamanaşımı uygulanacaktır. Somut olayda haczin kaldırılması kararının kesinleştiği tarih 21/07/2020 olup; dava 15/04/2021 tarihinde açılmıştır. Zamanaşımı iddiasının dinlenebilir yönü yoktur.Kronolojik olarak maddi vakıaları özetlemekte fayda vardır. Davalı banka tarafından İzmir .... İcra müdürlüğünün ... e sayılı dosyasnıda takip borçluları , ... şti ..., ..., ... ve ...aleyhine takip başlattığı, bu takipte talimatla .... İcra müdürlüğünün (şimdiki İst. .... İcra müd. ) ..... talimat sayılı dosyası ile bu dosyanın davacısı olan ...... şti nin işyerine gidildiği, 01/02/2013 tarihinde haciz tutanağı düzenlendiği, haciz tuanağına göre borçlulardan ...... adına evraklara rastlandığını, ...’un onun eşi olduğu ve davacıya ait malların yedieminliği kabul edilmediğinden, yediemin olarak davalı ...a teslim edildiği anlaşılmaktadır. 22/02/2013 tarihinde ... şti tescille kurulmuştur. 07/04/2015 tarihinde davacı şirket bankaya ve beş takip borçlusuna karşı istihkak davası açmıştır. Bu dava İst Anadolu 16. İcra hukuk mahkemesinin 2013/341 E, 2015/225 K sayılı dosyasında görülmüş, 07/04/2015 tarihli kararla haczi kaldırılmasına, malların davacıya teslimine karar verilmiştir. 21/12/2016 tarihinde Tic. Sic. Gazetsindeki ilandan anlaşıldığı üzere, ... şirketteki hisselerin ...’a devretmiştir. 10/03/2017 tarihinde ... ‘a yediemin ücreti eft yapılmıştır. 18/07/2018 tarihinde ... yedimen ücretinin ödenmesi ve malların idae alınması için talep dilekçesi sunmuştur.İst. Anadolu...... İcra Hukuk Mahk.nin 2013/341 E, 2015/225 K sayılı istihakak kararı 21/07/2020 tarihinde kesinleşmiştir. 07/08/2020 tarihinde depoya gidilmiş, deponun boş olduğu anlaşılmıştır. ........ İcra müd. ...a malların teslimi için muhtıra çıkarmış, ... bu işlemin iptali için ...... İcra müd. ne şikayet başvurusunda bulunmuş, mahkeme 2020/416 E, 2021/28 K ile şikayetin kabulüne, ...a gönderilen muhtıranın iptaline, muhtıranın ...... şti ye çıkarılmasına karar vermiştir. Bu karar istinaf edilmişse de, İzmir BAM 8 HD, 2021/1024 E, 1229 K ile karar kesin olduğundan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.Somut olayda; davalı alacaklı bankanın isteği ile haciz yapılmış ise de işyerinde dava dışı borçlulara ait evrakların bulunduğu görülmüştür. Bu durumda alacaklının kötüniyetli veya ağır kusurlu olduğundan söz edilemeyeceğinden davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.Davacının bankadan istediği maddi tazminat yönünden ise talepler kar kaybı ve fiili masraflar olmak üzere iki kalemdir. Davacı fiili masraflar kalemi olarak istediği 50.000 TL için somut bir bilgi, belge delil sunamamış, bu kalem reddedilmiştir.Davacının kar kaybı istemi yönünden bilirkişi marifetiyle yaptırılan inceleme hükme esas alınmış, talebin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Yasanın açık hükmü gereği alacaklı kusursuz da olsa davacının kar kaybını ispat etmesi ile alacaklı haczin haksız çıkması ile bu zararları ödemek zorundadır. Haksız fiil sorumluluğuna dayandığından, bulunan 46.333,16 TL kar kaybı zararına faiz, haksız haciz tarihinden itibaren başlatılacak şekilde hükme bağlanmıştır.Davacının yedieminden talep ettiği mahcuz malların bedeline ilişkin istem yönünden ise, bilirkişilerce yıpranma payı, değer kaybı düşüşüne göre yapılan hesaplama kadri maruf görülmüştür. Her ne kadar davacı bu ürünlerin önemli bir kısmının haksız olarak haczedilmeseydi satılacak ürünler olduğun ve yıpranma payının düşülmemesi gerektiğini ileri sürmüşse de, mahkememizce haczin haksız olmadığı, alacaklı bankanın İİK nun 97/a maddesindeki karineye uygun şekilde haciz işlemi yaptırdığı, davacının istihkak iddiasının kabul edilmiş olmasının yasal karineye uygun hareket edilmiş haciz işlemini hukuka aykırı hale getirmeyeceği kabul edilmiştir. (İst. Bam 4 HD, 2019/1349 E, 2021/1354 K) Burada haczin haksız olmasından değil, iade yükümlülüğü anında iade edilmemiş olmasından kaynaklanan bedel talebi hükme bağlanmaktadır. Bu sebeple satışa konu ürünler iade edilmiş olsaydı iade anında, eskimiş haliyle satışı yapılacaktı. Satışa konu olmayan ofis malzemeleri ile ilgili de (buzdolabı, bilgisayar yazıcı vb) yıpranma payının düşülmesi usule uygundur. Heyette teknik ürünlerin yıllık yıpranma payını tespit edebilecek teknik bilirkişi mevcut olup, farklı bir oranda yıpranma payı olması gerektiğine dair somut bir itiraz da sunulmamıştır. Bu sebeple kök raporda banka yönünden yapılan tespitler ve ek rapor yapılan kar kaybı ve malların bedeline ilişkin hesaplamalar mahkememizce hükme esas alınmış, aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Davalı ... vekili itirazları da yerinde görülmemiştir. Malları teslim aldığı bellidir. Sonradan ... Şti kurulmuş, hisselerini de devretmiş ise de, yediemin ücretini tahsil etmeye devam ettiği görüldüğüne göre artık sorumlu olmayacağı söylenemez. Açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. 1-Davalı bankadan istenen 50.000 TL lik fiili masraf, zarar talebinin reddine; 2-Davalı bankadan istenen 50.000 TL kar kaybı talebinin kısmen kabulüne, 46.333,16 TL'nin 01/02/2013 tarihinden itibaren ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davalı bankadan istenen 100.000 manevi tazminat talebinin reddine; 4-Davalı ...tan istenen mahcuzların değeri istemi yönünden kısmen kabulüne; 301.298,83 TL nin dava tarihinden itibaren ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin kısmın reddine, ..." karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen ek karar ile; "....1-Davacı vekilinin hükmün tamamlanması talebinin kabulüne; Mahkememizin 2021/278 E, 2023/870 K sayılı 08/11/2023 tarihli kararının 4 nolu maddesinin "Davalı ...tan istenen mahcuzların değeri istemi yönünden kısmen kabulüne; 301.298,83 TL nin dava tarihinden itibaren ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin kısmın reddine, bankadan istenen mahcuz malların değeri istemi yönünden istemin reddine" şeklinde hükmün tamamlanmasına; ..." karar verilmiştir.Verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, davalı banka ve davalı yeddiemininiade edilmeyen mahcuzların bedelinden müteselsilen sorumlu olduğunu, açmış oldukları davada manevi tazminat koşullarının oluştuğunu, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ...vekili istinaf dilekçesinde; Cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla,müvekkilinin yediemin olmadığını, İzmir 9. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/416 E. - 2021/28 K. Sayılı kararı ile muhtıranın iptaline karar verildiğini, Yediemine teslim edilen malların 07.04.2015 tarihten itibaren hacizli mal statüsünde olmadığını, müvekkilinin, şirket adına teslim aldığı mallarla ilgili, şirket yöneticisi olmasından kaynaklanan özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini,Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu beyanla Yerel Mahkeme kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; Davanın zaman aşımına uğradığını, müvekkilinin davacıya karşı herhangi bir haksız eyleminin bulunmadığını, huzurdaki davada tazminat koşullarının oluşmadığını beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız haciz sebebiyle uğranılan ve yedieminden geri alınamayan mallar için alacaklıya ve yediemine yöneltilen maddi ve manevi tazminat davasıdır. 6098 sayılı TBK md. 72'ye göre; Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Dosya kapsamından davacının zararı ve faili öğrendiği tarihin haczin kaldırılması kararının kesinleştiği tarih olan 21/07/2020 tarihi olduğu , davanın açıldığı tarihin ise 15/4/2021 olduğu, buna göre somut olayda zaman aşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf istemi yerinde değildir.Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir. Uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 50. maddesi uygulanmalıdır. Belirtilen hükümler gereğince; haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime aittir (Yargıtay 4 HD'nin 2021/17980 E. - 2022/9874 K. Sayılı ilamı).Haciz isteminin dayanağının bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde mevcut bulunması gerekir. Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur. Eylem ile zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerek ve yeterlidir.Haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan kusursuz olarak sorumludur. Ancak bu durumda dahi uğranılan maddi zararın ispatı zorunludur (Yargıtay 4 HD'nin 2016/14413 E. - 2019/483 K. Sayılı ilamı).Somut olayda, kesinleşen menfi tespit ilamı ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, buna göre kusursuz sorumluluk ilkesi gereği davalı Bankanın maddi tazminattan sorumlu tutulması hukuka uygun olup davalı Banka vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Gerek dosya içeriği, gerekse de İzmir 9. İcra Hukuk Mahkemesi' nin 2020/416 E. - 2021/28 K. Sayılı ilamından davalı ...'un davaya konu haczedilen menkulleri yeddiemin olarak teslim aldığı, takip alacaklısına iade etmediği, davalı Bankanın, diğer davalı ...'un kusurlu eyleminden dolayı herhangi sorumluluğunun bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen ve hükme esas alınan alanında uzman bilirkişi heyeti raporunun denetime elverişli olduğu ve dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüştüğü, alanında uzman heyet raporunda belirtilen maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı anlaşıldığından taraf vekillerinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Her ne kadar davacı haksız işlemden dolayı manevi tazminat talep etmişse de taraflar arasında borç ilişkisi olduğuna ilişkin bazı emareler olduğu, bu doğrultuda davalının icra takibi yapmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, ufak emarelerin dahi işlemi haksız olmaktan çıkartacağı, davalının takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve ağır kusurlu olmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/... Esas 2023/..... Karar sayılı 08/11/2023 günlü kararına yönelik taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 855,20 TL'den mahsubuyla fazla alınan 123,20 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 23.767,23 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 5.941,75 TL'nin mahsubuyla bakiye 17.825,48 TL harcın davalı...'tan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 23.767,23 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 615,40 TL'nin mahsubuyla bakiye 19.966,32 TL harcın davalı ... A.Ş.'den tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 8-Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile 6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 01/04/2026