9. Hukuk Dairesi 2025/8648 E. , 2025/10271 K. "" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2641 E., 2025/1976 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/1007 E., 2024/676 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor …
9. Hukuk Dairesi 2025/8648 E. , 2025/10271 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2641 E., 2025/1976 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/1007 E., 2024/676 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin açtığı alacak davasında hükmedilen alacakların ilâmlı icra yoluyla tahsilinin talep edildiğini, davalının ... 2. Genel İcra Dairesinin 2023/227061 Esas sayılı icra dosyasına ödeme yaptığını ancak enflasyonun yüksek seyrinden mütevellit alacaklara uygulanan faiz ile karşılanamayacak derecede zararı oluştuğundan davacının uğradığı aşkın zararın (munzam zararın) davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davanın makul sürede bitmemesinin davalıya kusur olarak yüklenemeyeceğini, husumet itirazlarının olduğunu, munzam zarar için alacaklının temerrüt faizinden fazla bir zararının olması, borçlunun kusurlu olması, alacaklının aşkın zararı ile borçlunun temerrüdü arasında illiyet bağının mevcut olması gerektiğini, ancak bu şartların işbu davada gerçekleşmediğini ve talebin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından bahse konu oluşan zarar ile borçlunun temerrüdü arasındaki illiyet bağına ve malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararına ilişkin sonuca etkili delillerin dosyaya ibraz edilmediği, salt alacağın enflasyon karşısında değer kaybettiği yönündeki iddianın soyut olup somut olaya özgü vakıaların ortaya konulamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ispat edemediği munzam zarar talebinin reddi isabetli olup İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ile Yargıtay 15. Hukuk Dairesi kararlarında görüldüğü üzere, munzam zararın ispatında önceleri alacaklının uğradığı zararı somut olarak ispatlaması gerektiği kabul edilmişken son zamanlarda somut zarar şartının soyut ispat olarak yer değiştirdiğini, Yargıtayın bu yeni uygulamasına göre munzam zarara ilişkin zarar şartının ispatı bakımından somut ispat yerine soyut ispatın yeterli sayıldığını, söz konusu kararlar gereğince, gecikme hâlinde temerrüt faizi ile karşılanamayan zararın karine olarak var kabul edilmesi ve söz konusu fiilî karinenin aksinin ispat külfetinin borçluya ait olması gerektiğinin açık olduğunu, 2. Anayasa Mahkemesinin 21.12.2017 tarihli ve 2014/2267 Başvuru numaralı kararı uyarınca davayı açmakta hukuki yararı olduğunu, davacının hiçbir şekilde alacağına geç kavuşmasında kusurlu olmadığını, icra dosyasında davacının ana parasına temerrüt tarihi ve paranın yatırıldığı tarihe kadar geçen süredeki işletilen faizin davacının gerçek alacağını hiçbir şekilde karşılamadığını ve davacının munzam zararının doğduğunu, davalının alacağı her aşamada ödeyebilecek durumda olmasına rağmen ödemediğini, alacaklının temerrüdün gerçekleştiği tarihle ödemenin yapıldığı tarih arasında paranın alım gücünde azalma meydana geldiğini gösteren delilleri ibraz etmesinin yeterli olduğunu, her ne kadar çoğu olayda aşkın zararın miktarı tam olarak tespit edilemese de olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutularak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirlenmesi ve talebin kabulü gerektiğini, mülkiyet hakkının mevcut durumda ihlal edildiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, munzam zararın ispatına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.