T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:29/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:28/04/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:29/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GERE…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:29/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:28/04/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:29/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; davalı banka tarafından Antalya 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takibe konu ettiği davacının keşidecisi, dava dışı ...'nun lehtarı olduğu, 10.000,00-TL ve 40.000,00-TL bedelli bonoların lehtarın davalı bankadan çekmiş olduğu kredinin teminatı olmak üzere düzenlendiğini, bankanın kredi ilişkisi dışında ciro yolu ile senet almasının başka bir dayanağının olamayacağını, asıl kredi borçlusunun ölümü üzerine banka tarafından boş olarak imzalatılmış senedin boş kısımlarının doldurularak kötüniyetle takibe geçtiğini, müvekkilinin davalı bankaya borcunun bulunmadığını ileri sürerek davacının icra takibine konu bonolar nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve davalının kötüniyeti nedeniyle %20'den az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Davalı vekili; müvekkili banka ile ... arasında 11.01.2011 tarihinde genel kredi sözleşmesi düzenlendiğini, davacının aynı tarihli 10.000,00-TL ve 40.000,00-TL limitli kefaletnameler ile kredi kullananın genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandığı kredilerden doğmuş ve doğacak tüm borçlarına kefil olduğunu, senedin boş olarak düzenlenip gerçeğe aykırı doldurulduğu ve teminat senedi olduğu iddiasının yazılı delil ile ispatı gerektiğini, bonoların kredilerin tahsili için borçtan mahsup edilmek üzere ciro yolu ile bankaya teslim edildiğini, kambiyo senetlerinin illetten mücerret olduğunu, borçlu ile banka arasında kredi sözleşmesi imzalanmış olmasının kambiyo senetlerinin illetten mücerretliği ilkesini ortadan kaldırmayacağını, keşideci ile lehtar arasındaki kişisel def'ilerin yetkili ve iyiniyetli hamil olan müvekkili bankaya karşı ileri sürülemeyeceğini, bankanın müracaat borçlularına bunların borçlanmadaki sıraları ile bağlı olmaksızın her birine veya bunlardan bazılarına veya hepsine birden başvurma hakkının olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; İlk Derece Mahkemesi tarafından, dosya kapsamı, bilirkişi rapor ve ek raporlarına göre, davacının kefaletinin açıkça ... nolu genel kredi sözleşmesi ile sınırlı olduğu, banka alacağının dava dışı kredi lehtarının ... nolu 25.11.2013 tarihli genel kredi sözleşmesi ve buna bağlı 03.01.2014, 25.02.2015 ve 24.03.2016 tarihli ek cari hesap sözleşmeleri kapsamında kullandırılan kredilerden kaynaklandığı, bankanın davacının kefaletini içeren 11.01.2011 tarihli sözleşmeden kaynaklanan alacağının bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, davacının tazminat isteminin koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dairemizin 25/10/2021 tarihli ve ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile; "...Davanın konusu, kambiyo senedine dayalı takip dayanağı bonoların davacının kefili olduğu kredi sözleşmesi nedeniyle teminat olarak düzenlendiği, davacının kefaletini içeren 11.01.2011 tarihli sözleşme nedeniyle bankanın alacağının bulunmadığı iddiası ile menfi tespit istemine yönelik olup, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporuna göre, banka alacağının davacının kefaletini içeren sözleşmeden kaynaklanmaması nedeniyle bankanın bonolara dayalı talepte bulunamayacağı kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalı banka ile davacı arasında düzenlenen kefaletnamelerin 11.01.2011 tarih, ... nolu genel kredi sözleşmesine ilişkin olduğu, bu kefaletnamelerde takip konusu bonoların davacı kefilliğinin teminatı olarak düzenlendiği yönünde bir ifadenin yer almadığı, bu durumda kambiyo senedinin mücerretliği ilkesi nedeniyle bonoların davacının kefil olduğu sözleşmeden kaynaklı kredi borcu için düzenlendiğinin kabul edilemeyeceği, ancak banka tarafından cevap dilekçesi ile açıkça takip dayanağı bonoların dava dışı ... ile kredi ilişkisi nedeniyle kredilerin tahsili için bankaya keşide edildiğinin bildirilmiş olması karşısında bankanın dava dışı kredi borçlusundan alacaklı olduğu tutarın tespiti gerekirken hatalı bilirkişi raporu esas alınarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece davalı banka ile ... arasında davacının kefaletini içermeyen 25.11.2013 tarihli genel kredi sözleşmesi ve bu sözleşmeye bağlı 03.01.2014, 25.02.2015 ve 24.03.2016 tarihli kredi sözleşmelerinden kaynaklanan banka alacağının hesaplanması için banka kayıtlarının incelenmesi ile yeniden bilirkişi raporu alınmak suretiyle davacının takip konusu bonolar nedeniyle borçlu olup olmadığının tespiti gerekir. Bu nedenle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca esastan kabulüne, davalı bankanın asıl kredi borçlusundan alacaklı olduğu tutarın tespiti ile kredi borcunun tahsili için bankaya ciro edilen bonolar nedeniyle davalının alacaklı olup olmadığı konusunda ulaşılacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine" karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince; "... Haklı görülen banka ödeme ilamında belirtildiği gibi davalı banka tarafından cevap dilekçesiyle açıkça takip dayanağı bonoların dava dışı ... ile kredi ilişkisi nedeniyle kredinin tahsili için bankaya keşide edildiğinin bildirildiği, öyle ise dava dışı kredi borçlusuna bankanın alacaklı olduğu tutar belirlenerek bu tutar üzerinden hüküm kurulması gerektiği değerlendirilmiş; aldırılan ek bilirkişi raporunda davalı bankanın dava dışı kredi asıl borçlusuyla yeni bir kredi ilişkisi kurduğu, yeni teminatlar aldığı ve davacının müteselsil kefaletin bulunduğu 11.01.2011 tarihli sözleşme kapsamında kullandırılan ve devam eden borç ilişkisi bulunmaması nedeni ile davacı ...' ın kefaletname ve 19.01.2011 ve 12.09.2011 tarihinde imzaladığı dava ve takibe konu senetlerin geçerliliği kalmadığı anlaşılmıştır. Davacının söz konusu senetleri senet tarihlerinden ve müteselsil kefaletinden sonraki tarihli krediler için verdiği kabul edilemez. Davalı banka bu senetleri ancak 11.01.2011 tarihli kredi sözleşmesinden olan alacağın tahsili için kullanabilir. Böyle bir alacak yok ise senetler davacıya iade edilmelidir. Bu nedenle farklı gerekçe ile yine kabul kararı verilmiştir. Ayrıca davalı banka basiretli tacir olup, aldığı senetlerin hangi krediden dolayı tahsil amaçlı aldığını bilmektedir. Buna rağmen dava dışı asıl borçlunun başka bir borcu için senetleri tahsile koyması kötü niyet kabul edilse de önceki kararda kötü niyet tazminatı talebi reddedilmiş ve davacı yan bu hususu İstinaf konusu yapmamış olmakla, usuli müktesep hak gözetilerek kötü niyet tazminatına hükmedilmemesine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada, 11.01.2011 tarihli kefaletname uyarınca davacının "GKS'ler kapsamında kullandırılmış ve/veya kullandırılacak krediler ile Kredi alanın her ne surette olursa olsun asaleten veya kefaleten doğmuş ve doğacak tüm borçlarının faiz, temerrüt faizi komisyon gibi ferileri ve tahsili için gerekli masrafları da dahil olmak üzere geri ödenmesine 10.000,00-TL + 40.000,00-TL tutara kadar diğer kefiller ile birlikte müşterek ve müteselsil kefil olmayı kabul ve taahhüt eder." düzenlemesinin bulunduğunu, bu kefaletnamelerin eski Borçlar Kanunu döneminde düzenlendiğini, yasanın aradığı koşulları haiz, geçerli kefaletnameler olduğunu, bu kefaletnameler uyarınca davacının, dava dışı kredi alanın sadece 11.01.2011 tarihli GKS'den doğmuş borçlarından değil her ne surette olursa olsun doğmuş veya doğacak asaleten/kefaleten borçlarından, kefalet limiti dahilinde sorumlu olduğunu, açıklanan sebeple Yerel Mahkemenin kararının hukuka aykırı olduğunu, kefalet sözleşmesini sona erdiren hallerin eski Borçlar Kanunu'nun 492. maddesi vd. düzenlendiğini, asıl borçlu ile başkaca bir genel kredi sözleşmesinin imzalanmasının ise bu hallerden biri olmadığını, davacı tarafından karşılıklı bir akit olan ve yine karşılıklı feshedilmesi gereken, kefalet sözleşmelerinin sona erdiğine dair herhangi bir yazılı delil, ibraname de sunulmadığını, bu gerekçeyle kefaletnamelerin geçerliliklerini koruduğunu, davacının bu kefaletnamelerden doğan sorumluluğunun devam ettiğini, Yerel Mahkemenin bonolar ile ilgili tespitlerine de katılmadıklarını, müvekkili banka tarafından verilen kredilerin tahsili için açık bono alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığını, vadenin ileri tarihli olmasının da bonoyu geçersiz kılmadığını, dava konusu bononun kambiyo senedi olarak taşıması gereken tüm vasıfları haiz olduğunu, davacı tarafça senetlerin sonradan iradelerine aykırı olarak doldurulduğu iddia ediliyorsa bu hususun senede karşı senetle ispat kuralı gereğince yazılı delil ile ispatının gerektiğini, davacıların bononun gerçeğe aykırı şekilde doldurulduğu iddiasının haksız ve ispattan yoksun olduğunu, takibe ve davaya konu bonoda herhangi bir hukuka ve yasaya aykırılık bulunmadığını istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta davacı yan, takibe konu bonoların davacının kefili olduğu kredi sözleşmesi nedeniyle teminat olarak düzenlendiği ve davacının kefaletini içeren 11/01/2011 tarihli sözleşme nedeniyle bankanın alacağının bulunmadığı iddiası ile borçlu olmadığının tespitini talep etmiş olup, Dairemiz kaldırma kararı ile bankanın dava dışı kredi borçlusundan alacaklı olduğu tutarın tespiti gerektiği belirtilerek yukarıda yazılı gerekçe ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği, İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararı sonrasında dosya kapsamına alınan ek bilirkişi raporunda, dava dışı kredi borçlusunun kullandığı üç ayrı taksitli nakdi kredi işleminden doğan banka alacağının 16.05.2018 dava tarihi itibariyle 72.890,49-TL anapara, işlemiş faiz ve faiz dışı ferileri 18.143,47-TL olmak üzere toplam 91.033,96-TL olduğunun tespit edildiği, İlk Derece Mahkemesince ek bilirkişi raporu hükme esas alınarak davalı bankanın dava dışı kredi asıl borçlusuyla yeni bir kredi ilişkisi kurduğu, yeni teminatlar aldığı ve davacının müteselsil kefaletin bulunduğu 11/01/2011 tarihli sözleşme kapsamında kullandırılan ve devam eden borç ilişkisi bulunmaması nedeni ile davacı ...'ın kefaletname ile 19/01/2011 ve 12/09/2011 tarihinde imzaladığı dava ve takibe konu senetlerin geçerliliği kalmadığından bahisle farklı gerekçe ile yine kabul kararı verilmiş ise de; davalı banka ile davacı arasında düzenlenen kefaletnamelerin 11/01/2011 tarihli, ... nolu genel kredi sözleşmesine ilişkin olduğu, bu kefaletnamelerde takip konusu bonoların davacının kefilliğinin teminatı olarak düzenlendiği yönünde bir ifadenin yer almadığı, bu durumda kambiyo senedinin mücerretliği ilkesi nedeniyle bonoların davacının kefil olduğu sözleşmeden kaynaklı kredi borcu için düzenlendiğinin kabul edilemeyeceği, takip dayanağı bonoların dava dışı ... ile kredi ilişkisi nedeniyle kredilerin tahsili için bankaya keşide edildiğinden ve dosya kapsamına alınan ek bilirkişi raporunda dava dışı kredi borçlusunun 16.05.2018 dava tarihi itibariyle davaya konu senet bedelleri toplamından fazla olmak üzere 91.033,96-TL borcu olduğunun tespit edilmesi sebebiyle İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu açıklamalar ışığında; davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince yukarıda açıklanan gerekçelerle kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosya kapsamına göre delillerin toplanmış olması karşısında dosya İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmeyerek davanın reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış ve yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/04/2022 tarih ve ... Esas ve ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, a-Davanın REDDİNE, b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL harcın peşin olarak yatırılan 853,88 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 238,48 TL harcın karar kesinleştiğinde talebi halinde davacıya İADESİNE, Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/09/2022 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı, ... Harç sayılı Harç Tahsil Müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince İPTALİNE, c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına d-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, e-Taraflarca tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince ilgililerine İADESİNE, 3-İstinaf incelemesi yönünden; a-Davalının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 853,90 TL nispi istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde talebi halinde İlk Derece Mahkemesince davalıya İADESİNE, b-Davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 120,50 TL posta masrafı, olmak üzere toplam 341,20 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 4-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alınmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.29/12/2025 ...