T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/645 KARAR NO : 2025/1678 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/09/2022 NUMARASI : 2022/51 Esas - 2022/538 Karar DAVACI : ...... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kombiy…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/645 KARAR NO : 2025/1678 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/09/2022 NUMARASI : 2022/51 Esas - 2022/538 Karar DAVACI : ...... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kombiyo Senedinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/01/2022 KARAR TARİHİ : 10/10/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 10/10/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ..., davacı müvekkili ... aleyhine 14.05.2015 tanzim tarihli, 31/12/2015 vade tarihli 80,000,00 TL bedelli bonodan dolayı Kocaeli 3. İcra Müdürlüğü'nün 2016/6558 Esas Sayılı dosyasıyla kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi yapmış olduğunu, Davalı ...'in takip dayanağı yaptığı 14/05/2015 tanzim tarihli, 31/12/2015 vade tarihli 80.000,00 TL bedelli bono üzerinde işbu senedin teminat olarak verildiğini, üçüncü şahıslara ciro ve temlik edilemez olduğu şeklinde bir ibarenin yer aldığını, Türk Ticaret Kanununa göre bononun, bir ödeme vaadi olduğunu, bu vaadin belirli bir tutar olması veya herhangi bir şart ihtiva etmemesi gerektiğini, şart ihtiva eden senetlerin teminat senedi olarak kabul edildiğini, teminat senetlerinin kambiyo senedi olarak nitelendirilmediğini, teminat senetlerinin kambiyo senetlerine mahsus takibe konu edilemez olduğunu, bu sebeplerden dolayı icra takip dosyasına dayanak yapılan teminat bonosundan dolayı müvekkilinin davalı-alacaklıya herhangi bir borcunun olmadığını, takibin ihtiyadi tedbir yoluyla durdurulmasını, müvekkili ...'ın davalı ...'e borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptalini, Müvekkili ... hakkında haksız ve kötü niyetli takip başlatan davalı ...'in takip miktarının %20 oranında tazminat ödemesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...1-Davanın REDDİNE, 2-İcra takibinin durdurulması için infaz edilmiş ihtiyati tedbir kararı olmadığından davalı lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Türk Ticaret Kanunu'na göre bononun, bir ödeme vaadi olduğu, bu vaadin belirli bir tutar olması veya herhangi bir şart ihtiva etmemesi gerektiği, şart ihtiva eden senetlerin teminat senedi olarak kabul edildiğini, teminat senetlerinin ise kambiyo senedi olarak nitelendirilemeyeceğini, teminat senetlerinin kambiyo senetlerine mahsus yolla takibe konu edilemeyeceğini, dolayısıyla icra takip dosyasına dayanak yapılan teminat bonosundan dolayı davalı-alacaklıya herhangi bir borcu olmamasına rağmen Mahkemece eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/09/2022 tarih, 2022/51 Esas - 2022/538 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; Düzenleyeni davacı, lehtarı davalı, düzenleme tarihi 14.05.2015, ödeme tarihi 31.12.2015 olan, 80.000,00 TL bedelli bono ile ilgili olarak davalı alacaklının davacı hakkında Kapatılan Kocaeli 3. İcra Müdürlüğünün 2016/6558 esas sayılı dosyası (Yeni esas Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2020/58515 sayılı dosyası) ile kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlattığı, anılan senedin teminat senedi olması nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığından bahisle eldeki davayı açtığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça TBK’nin 133/2 maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’iler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır. Hemen belirtilmelidir ki, kambiyo senedinin üzerinde teminat kaydı var ise ancak neyin teminatı olduğu belirtilmemiş ise bu kayıt kambiyo senedinin mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Buna karşılık senet üzerinde asıl borç ilişkisine atıf yapan veya ödemeyi şarta bağlayan kayıtlar olması durumunda senedin mücerretlik vasfı ortadan kalkacağından böyle bir senede dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamaz. Başka bir deyişle kambiyo senedinin teminat senedi olduğunun senet metninden anlaşılması durumunda senedin mücerretlik vasfı ortadan kalkacağı için senet hükümsüzdür ve bu hükümsüzlük; borçlu tarafından, lehtara veya ciranta konumunda olan hamile karşı da ileri sürülebilir. Dolayısıyla senet metninden anlaşılan bu def’i mutlak defi niteliğinde olup, üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/11-40 esas 2021/542 karar) Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan, ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir (HMK madde 190). Senede karşı ispat kuralı gereği iddia ancak yazılı delil ile ispat edebilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı yoksa davanın, ikrar (HMK.md.188) yemin (HMK.md227) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Senedin teminat senedi olduğunun ispatı için yazılı delile ihtiyaç vardır ki davalı zaten dava konusu senedin teminat amaçlı verilmediğini savunmuştur. Bu iddia ve savunmalar kapsamında değerlendirme yapıldığında; senetteki edinme sebebini tadil eden keşideci olduğundan, ispat yükü keşideci taraftadır. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2022/3962 – 2022/6308) Somut ... yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirildiğinde; Düzenleyeni davacı, lehtarı davalı, düzenleme tarihi 14.05.2015, ödeme tarihi 31.12.2015 olan, 80.000,00 TL bedelli bononun teminat senedi olduğunu ileri sürerek davalıya borçlu olmadığını savunmuştur. Az yukarıda da açıklandığı üzere; kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davalarında ispat yükü borçlu olan alacaklı üzerinde olup, senedin teminat senedi olduğunu davacının yazılı delillerle ispat etmesi gerekecektir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2022/3962 – 2022/6308) Takibe konu senet üzerinde “İş bu senet teminat olarak verilmiştir. Bir üçüncü şahıslara ciro ve devir edilemez” kaydı bulunmakta olup, senedin hangi işin teminatı olarak verildiği belirtilmediğinden bu kayıt kambiyo senedinin mücerrettik vasfını ortadan kaldırmayacak olup (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/11-40 esas 2021/542 karar), davacının iddiasını dosya kapsamındaki delillerle yazılı olarak ispat edemediği de anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetlidir. Gerekçeli karar başlığında; davacı vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. -Gerekçeli karar başlığında dava alt başlığını "Kombiyo senedinden kaynaklanan" şeklinde yazılması gerekirken uyuşmazlığa uygun düşmeyecek şekilde "Alım Satım" şeklinde yazılması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK.'nun 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile kalan 345,55-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/10/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*