Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Müdürlüğünün çeşitli işyerlerinde ve asıl işlerde alt işveren olarak adlandırılan firmalar nezdinde istihdam edildiğini, yıllar itibarıyla davacıları istihdam eden firmaların değişmesine rağmen davacının çalışmasını sürdürdüğünü, işveren olmanın beraberinde getirdiği tüm yetkilerin Karayolları Genel Müdürlüğünce kullanıldığını, davacının istihdam edildiği işlerin asıl iş niteliğinde olduğunu, firmalarla kurulan ilişkilerin muvazaalı bulund
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Müdürlüğünün çeşitli işyerlerinde ve asıl işlerde alt işveren olarak adlandırılan firmalar nezdinde istihdam edildiğini, yıllar itibarıyla davacıları istihdam eden firmaların değişmesine rağmen davacının çalışmasını sürdürdüğünü, işveren olmanın beraberinde getirdiği tüm yetkilerin Karayolları Genel Müdürlüğünce kullanıldığını, davacının istihdam edildiği işlerin asıl iş niteliğinde olduğunu, firmalarla kurulan ilişkilerin muvazaalı bulunduğunu, bu hususun davacının daha önce Ankara 17. İş Mahkemesinde açtığı davada tespit edildiğini, davacının iş sözleşmesinin feshi nedeniyle Ankara 19. İş Mahkemesinde işe iade davası açıldığını, dava devam ederken davacının tekrar işe başlatıldığını ve davanın konusuz kaldığını, davacının işe yeniden başlatıldıktan sonra tekrar işten haklı neden olmadan çıkartıldığını, alacaklarının ödenmediğini, davacının Türkiye Yol İş Sendikasına üye olduğundan ... işyerlerinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesinden yararlandırılması gerektiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti ve boşta geçen süre ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı ile dava dışı şirketler arasında muvazaalı bir ilişki bulunmadığından davacının fiilen aldığı ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiği yönündeki bozma ilâmına uygun karar verilip verilmediği ile vekâlet ücreti noktasındadır. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.