T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/2347 KARAR NO : 2025/2334 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2018/962 Esas - 2022/513 Karar KARAR TARİHİ : 17/05/2022 DAVA : Maddi ve Manevi Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ : 10/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 10/12/2025 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkeme…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/2347 KARAR NO : 2025/2334 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2018/962 Esas - 2022/513 Karar KARAR TARİHİ : 17/05/2022 DAVA : Maddi ve Manevi Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ : 10/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 10/12/2025 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosya incelendi; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü TARAFLARIN İDDİA, SAVUNMA İLE YARGILAMA SÜRECİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 19.06.2017 günü, ... plaka sayılı aracın sürücüsü olan müvekkili ...'un, araç içerisinde müvekkili ... ve ... olduğu halde ...sokak üzerinde Sakarya caddesi istikametinden Ankara caddesi istikametine seyir halinde iken, müvekkilinin seyrine göre sağ tarafta bulunan ara sokaktan (.../...sok.) aniden yola çıkan .... plaka sayılı araca fren yapmasına rağmen mesafe çok az olduğu için çarptığını ve bu çarpma sebebiyle kendisi ve araç içerisinde bulunan annesi ...'un yaralandığını, müvekkili ...'un sol omzunda üç ayrı yerde kırık oluştuğunu, 8 ay kol bandajı kullandığını, 31 gün fizik tedaviye gittiğini, ancak sol omzunun iyileşmediğini, halen ağrılarının devam ettiğini ve sol kolunu tam anlamıyla kullanamadığını, müvekkillerinin tedavilerinin Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yapıldığını ve halen devam etmekte olduğunu, müvekkili ...'un kazadan önce, tüm evinin işini kendi yaptığı halde, kazadan sonra ev işleri için yardımcı kadın almak zorunda kaldığını, yine müvekkili ...'un mobilya mağazası bulunmakta olup, kaza sebebiyle tedaviler için ayda 2-3 gün hastaneye gitmek zorunda kaldığını ve bu süreçte işyerinden ayrı kalmasının işlerini olumsuz yönde etkilediğini, kaza sebebiyle tanzim edilen trafik kaza raporunda, ... plaka sayılı aracın sürücüsü davalı ...'in kavşaklarda geçiş önceliğine uymadığından asli kusurlu, müvekkili ...'un ise tali kusurlu bulunduğunu, esasen tüm kusurun davalı ...'te olduğunu, diğer davalı ....Şti.'nin ise, ... plaka sayılı aracın maliki olduğunu, söz konusu kazayla ilgili olarak İzmir 22.Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/116 E. sayılı dosyasında açılan ceza davasının halen derdest olduğunu belirterek, HMK 107/1 mad. gereğince belirlenebilir hale geldiğinde eksik harcı tamamlamak üzere müvekkili ... için şimdilik 400-TL tedavi gideri ve 1.000-TL iş gücü kaybı olarak toplam 1.400-TL maddi tazminatın ve müvekkil ... için şimdilik 500-TL tedavi gideri ve 1.000-TL iş gücü kaybı olarak toplam 1.500-TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 19.06.2017 tarihinden itibaren ticari avans faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkili ... için 98.600-TL manevi tazminatın ve müvekkil ... için 48.500-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19.06.2017 tarihinden itibaren ticari avans faiziyle birlikte davalılar ... ve ... ...Şti'nden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili 25/06/2019 tarihli dilekçesi ile; davalı ....'in, İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesinde devam eden 2018/116 E. sayılı dosyaya ... plaka sayılı araca ilişkin .... Sigorta A.Ş. tarafından tanzim edilmiş poliçe örneğini sunmuş olması nedeniyle ...Sigorta A.Ş.'ye karşı dava açılmış olup,... plaka sayılı aracın sigorta poliçesini tanzim eden sigorta şirketinde hataya düşüldüğünü belirterek, HMK'nun 124/3. maddesi uyarınca düzenlemiş bulundukları ekte sunulu dava dilekçesinin ... A.Ş.'ne tebliğine karar verilmesini istemiş, ilk derece mahkemesince 09/07/2019 tarihli 1 nolu ara karar ile talebi kabul edilerek davalı sigorta şirketi olarak ... Sigorta A.Ş'nin davalı olarak dosyaya kaydına, ...Sigorta A.Ş'nin davalı sıfatının kaldırılmasına, 2 nolu ara karar ile ...Sigorta A.Ş. Vekili davaya cevap vermiş olduğundan AAÜT uyarınca takdiren 2.725-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...Sigorta A,Ş'ye verilmesine karar verilmiştir. Davacı vekili 08/03/2022 tarihli bedel artırım dilekçesi ile; 17.01.2022 tarihli bilirkişi raporu ile müvekkillerine ilişkin maddi tazminat rakamları belirlendiğinden, müvekkili ... için talep ettikleri tedavi giderini 372,51-TL ve yine iş gücü kaybını da 80.425,65-TL artırdıklarını, müvekkili ... için talep ettikleri iş gücü kaybını ise 17.956,19-TL artırdıklarını belirterek, artırım yapılan alacaklarımızın kaza tarihi olan 19.06.2017 tarihinden itibaren ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş ve artırılan toplam miktar üzerinden eksik harcı tamamlamıştır. Davacı vekili 15/04/2022 tarihli dilekçe ile de; bedel artırım dilekçesindeki taleplerini açıklayarak, müvekkili ... için dava dilekçesinde 400,00-TL istenen tedavi giderini 772,51-TL olarak, 1.000,00-TL istenen iş gücü kaybı tazminatını 3.812,25-TL geçici iş göremezlik ve 77.613,40-TL kalıcı iş göremezlik olmak üzere toplam 81.425,65-TL olarak, müvekkili ... için talep ettikleri 1.000,00-TL iş gücü kaybı tazminatını ise 2.106,09-TL geçici iş göremezlik ve 16.850,10-TL kalıcı iş göremezlik olmak üzere toplam 18.956,19-TL olarak talep ettiklerini belirtmiştir. Davalılar ... ve ....Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen kazada müvekkilinin kusursuz olduğunu, davacı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, kazada müvekkilinin de omzundan yaralandığını ve her iki araç sürücüsü hakkında İzmir 22.Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/116 E. sayılı dosyasında açılan ceza davasının devam etmekte olduğunu, davacı ...'un belirtilen yaralanması nedeniyle içinde bulunduğu aracın sürücüsü kazanın oluşumunda kusurlu olduğundan varsa tazminat taleplerinden kusurlu sürücü .....'in sorumlu olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile maddi ve manevi tazminat taleplerinde indirim yapılması gereken hususların araştırılması gerektiğini, kazaya karışan araçların trafik ve varsa kasko poliçelerini düzenleyen sigorta şirketleri ile tarafların bağlı olduğu sosyal güvenlik kurumundan yapılan tazminat, masraf ve diğer ödemeler varsa bunların da istenen tazminat taleplerinden mahsubu gerektiğini belirterek, davacıların davasının ayrı ayrı reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ...Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili sigorta şirketinden olay tarihi itibariyle sigorta poliçesi kaydının bulunmadığını, 03/04/2017 tarihinden itibaren ... Sigorta A.Ş'ne ZMMS ile sigortalı olduğunu, ...Sigortanın sorumluluğunun bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiş, yanlışlıkla hasım gösterildiğinden mahkemece davalı sıfatının kaldırılmasına karar verilmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketi yönünden ara buluculuğa başvurulmadığını, bu sebeple davanın reddi gerektiğini, kaza ile maluliyet arasındaki illiyetin ve maluliyet oranının tespiti bakımından Adli Tıp 3. İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, kusur oranının tespiti bakımından Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, tazminat hesabının sigorta genel şartlarında belirtildiği şekilde yapılması gerektiğini, tedavi giderlerinin ZMMS poliçesi kapsamında bulunmadığını, tazminat hesabının asgari ücret hesabından yapılması gerektiğini, kaza sebebi ile elde edilen tazminatların mahsubunun yapılması gerektiğini, müvekkilinin temerrüdünün oluşmadığını, yasal faiz uygulaması gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; 19/06/2017 tarihinde davacı ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ... plakalı aracın trafik kazası yaptığı, meydana gelen kazada davacıların yaralandığı, yaralanmaya bağlı olarak tedavi gideri, iş gücü kaybı ve manevi tazminatın davalılardan tahsilinin talep edildiği, alınan bilirkişi raporlarına göre, davacı ...'un yaralanması sebebiyle maluliyet oranının %8, iyileşme süresinin 4 ay olduğu, ...'un maluliyet oranın %1, iyileşme süresinin 2 ay olduğu, meydana gelen kazada sigortalı araç sürücüsünün ve davacı ...'un kazanın oluşumunda kural ihlali yaptıkları, mahkeme hakimince yapılan taktiren kusur değerlendirilmesinde, ...'in %75 oranında, sürücü ...'un %25 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, sigorta aktuerya bilirkişi raporları ve 17/01/2021 tarihli rapor kapsamı esas alındığında davacı ...'un geçici iş göremezlik zararının 5.083-TL olduğu, kalıcı iş gücü kaybının 103.484,54 TL, tedavi giderinin 1030,02 TL tutarında olduğu, davacı ...'un geçici iş göremezlik zararının 2.808,12 TL, kalıcı iş göremezlik zararının 22.466,80 TL, tedavi giderinin 600,00 TL olduğu, sigortalı araç sürücüsünün %75 kusur oranı dikkate alınarak yapılan indirim ile ...'un geçici iş göremezlik zararının 3.812,25-TL, kalıcı iş gücü kaybının 77.613,40-TL, tedavi giderinin 772,51-TL olduğu, ...'un geçici iş göremezlik zararının 2.106,09-TL, kalıcı iş göremezlik zararının 16.850-TL, tedavi giderinin 450,00 TL olduğu, mevcut zararın tazmininden sürücü ...'in 6098 sayılı BK'nun 49. maddesi haksız fiil hükümlerine göre, davalı .... Şti'nin 2918 sayılı yasanın 85. maddesine göre işleten sıfatı ile sorumlu olduğu, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin 2918 sayılı yasanın 91. maddesine göre faizi ile birlikte sorumlu olduğu, meydana gelen kaza sebebiyle davacılar yaralandığından tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak davacılar için manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği belirtilerek; Maddi tazminat yönünden; davacı ... yönünden açılan maddi tazminat davasının kabulü ile 772,51-TL tedavi gideri, 3.812,25-TL geçici iş göremezlik, 77.613,40-TL kalıcı iş gücü kaybı zararı olmak üzere toplam 82.198,16-TL'nin ve davacı ... için açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 450,00-TL tedavi gideri, 2.106,09-TL geçici iş göremezlik zararı, 16.850,00-TL kalıcı iş gücü kaybı zararı olmak üzere toplam 19.406,19-TL'nin davalılar ... ve .... Şti'nden 19.06.2017 kaza tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta A.Ş'den 15.08.2018 dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ait istemin reddine, Manevi tazminat yönünden; davanın kısmen kabulü ile, ... için 25.000-TL, .... için 15.000-TL olmak üzere toplam 40.000-TL manevi tazminatın davalılar ... ve ..... Şti'nden 19.06.2017 kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ait istemin reddine karar verilmiştir. DELİLLER : Trafik kaza raporu, hastane kayıtları, bilirkişi raporu, İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/116 Esas sayılı dosyası, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını gösterir araştırma tutanakları, tanık beyanları, tüm dosya kapsamı. İSTİNAF NEDENLERİ : Araç sürücüsü ve işleten olan davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu trafik kazasının gerçekleşmesinde davacı ...'un kusuru bulunduğunu, kusur yönünden alınan trafik bilirkişisinden alınan 26/04/2021 tarihli raporda kusur oranlarının belirtilmediğini, itirazları üzerine aynı bilirkişiden alınan ek raporda da kusur oranlarının belirtilmediğini, dosyanın Sigorta ve Aktüerya bilirkişisine tevdii edildiğini, ancak kusur oranları tekrar tespit edilmediğini, 03.02.2022 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde "Henüz kusur oranları belli olmadığından müvekkili asli kusurlu esas almak suretiyle yapılan hesaplama hatalıdır. İşbu durum mucibince kusur oranlarının tespiti amacıyla dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas dairesine tevdii edilmesi talep edilmiştir." şeklinde beyanda bulunulmasına rağmen 01.03.2022 tarihli 14. celsede Mahkemece "Dosyanın incelenmesinde bilirkişilik uygulamasında kusur durumunun hakim tarafından tespitinin gerektiği ve kusur durumuna göre dava değeri belirleneceğinden" şeklinde kanaatte bulunularak dosya kapsamı itibariyle meydana gelen kazada müvekkili ...'in %75 oranında kusurlu olduğu, sürücü ...'un %25 oranında kusurlu olduğuna karar verildiğini, akabinde davacı yana dava değerini arttırması için süre verildiğini, ancak işbu tespitin dosyanın esası gereği işbu alanda uzmanlaşmış bilirkişiler marifetiyle yapılması gerektiğini, bu nedenlerle davacı yanın bedel arttırım dilekçesindeki tutarların kabulünün mümkün olmadığını, her ne kadar kusur oranlarının belirlenmesi HMK 266. madde hükmüne göre teknik değil, hukuki bir konu olsa da yerleşik yargıtay içtihatları uyarınca işbu husus yalnızca trafik kazasına etki eden ve tarafların kusur durumlarının belirlenmesinde rol oynayabilecek olan araç hızlarının tespiti, aracın teknik özelliklerine göre kazanın oluş şeklinin belirlenmesinde zorunluluk bulunması vs. gibi bir durum yoksa hakimin genel hukuk bilgisi ile sonuca bağlayabileceği bir durum olduğunu, işbu davada ise davacı yanın görüşe tamamen açık olan olay mahallinde yolu kontrol etmeden, aşırı hızla dikkatsiz ve ön tedbirsiz şekilde kavşağa giriş yapması nedeniyle kazaya sebebiyet verdiği gözetildiğinde kusur oranlarının tespiti yönünden uzman görüşü gerektiğinin son derece açık olduğunu, yerel mahkemenin kararına esas almış olduğu bilirkişi raporlarının da eksik ve hatalı incelemeye dayandığını, hiçbir şekilde maluliyet oranlarını kabul anlamına gelmemek kaydı ile maluliyet oranlarına göre yapılan hesaplamaların son derece fahiş olduğunu, davacı ...'un %1 gibi maluliyet oranı ile herhangi bir kazanç kaybına ve çalışma gücünde değişikliğe yol açılmayacağının açıkça ortada olduğunu, davacı ...'un ev hanımı olup lehine %8 maluliyet derecesine göre geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı hesabının hatalı olduğunu, davacıların manevi tazminat taleplerinin de fahiş olup, kabul etmediklerini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP : Davacılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından kurulmuş bulunan hükmün usul ve yasaya uygun olduğunu, davalılar vekili müvekkillerinin kazanın oluşumunda kusurlarının bulunmadığını iddia etmiş ise de, söz konusu kazanın oluşumunda ...'in %75 oranında kusurlu olduğunun hem İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/116 E. sayılı dosyasında, hem de yerel mahkeme dosyasında tespit edilip ve kusur oranının kesinleştiğini, davalılar vekilinin istinaf aşamasında hala kusura itiraz etmesinin haksız ve yersiz olduğunu, mahkemece belirlenmiş bulunan maluliyet oranları ve tazminat tutarları makul ve hakkaniyete uygun olarak belirlenmiş bulunduğundan, davalılar vekilinin bu yöne ilişkin itirazlarının da haksız ve yersiz olduğu belirterek, davalıların haksız ve yerinde olmayan istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini istemiştir. G E R E K Ç E Uyuşmazlık; haksız eylem niteliğindeki yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi'nce yukarıda gösterilen gerekçelerle davacı ...'un maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı ...'un maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, her iki davacının manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı araç sürücüsü ve işleteni olan davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; aynı Kanunun 357. maddesine göre de; İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemeyeceği ve istinafta yeni delillere dayanılamayacağına ilişkin maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır. Bilindiği üzere, sürücünün trafik kazasının oluşmasında kusurlu bulunması durumunda zarar gören 6098 Sayılı TBK'nun 49. maddesi gereğince sürücüye, 2918 Sayılı Kanunun 85. maddesi gereğince motorlu araç işletenine ve motorlu aracın zorunlu trafik sigortacısına karşı dava açabilir. Araç işleteni de, zarar görene karşı sürücü ile birlikte müteselsilen sorumludur. Yine, 6098 Sayılı TBK'nun 50/1. maddesi gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Yine, 6098 Sayılı TBK'nun 56 /1 inci maddesi gereğince bedensel yaralanan manevi zararlarını zarar verenden isteyebilir. 6098 Sayılı TBK'nun 61. maddesi gereğince birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. 6098 Sayılı TBK'nın 163/1.fıkra gereğince alacaklı borcun tamamını veya bir kısmının ifasının dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Kural olarak, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 Tarih, 2008/4/564 esas, 2008/536 karar). Ancak, maddi olgunun belirlenmesi bakımından HAGB kararı (5271 Sayılı CMK'nun 231. maddesi) kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından, ceza miktarı yönünden verildiği anda kesin olan kararlar maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımadığından kesin bir hüküm oluşturmadığından hukuk hakimi bakımından bağlayıcı olmadığının kabulü gerekir. Trafik kazası tespit tutanağında; 19/06/2017 günü saat 13.39 sıralarında sürücü ...'in idaresindeki ... plakalı araç ile .../.... sokak kavşağına giriş yaptığı sırada aracının ön sol yan kısmına .. sokak "bölünmüş yol" içerisinde Ankara Caddesi yönüne seyir halinde olan sürücü ... idaresindeki ... plakalı aracının ön kısmıyla hızlıca çarpması ile araçların savrulduğu, ... plakalı aracın arka sol kısmıyla ... plakalı aracın sağ arka kapı kısmına çarptığı, ayrıca ... plakalı araç karşı istikametin şeridine geçerek yolun sağında park halinde bulunan .... plakalı aracın ön sol yan kısmına çarptığı, çarpmanın şiddetiyle ..... plakalı aracın sağ arka lastik kısmı da kaldırıma çarpması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası olduğu, bu kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ...'in 2918 Sayılı KTK'nun 57/1-a "kavşaklarda geçiş önceliğine uymamak" maddesini ihlal ettiğinden asli kusurlu, ... plakalı araç sürücüsü ... ise aynı Kanunun 52/1-a "aracının hızını kavşaklara yaklaşırken azaltmamak" maddesini ihlal ettiğinden tali kusurlu olduğu belirtilmiştir. Olayla ilgili açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/116 Esas, 2019/792 Karar sayılı kararı ile; kazadan sonra alınan adli raporlara göre müşteki ...'un basit bir tıbbi müdahale ile giderilmeyecek, kemik kırığının hayat fonksiyonlarını dördüncü derecede etkiler nitelikte ve sol omzundaki eklem hareket açıklığının işlevinin sürekli zayıflamasına neden olacak şekilde yaralandığı, müşteki sanık ...'un basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığı, müşteki sanık ...'in basit bir tıbbi müdahale ile giderileyecek ve kemik kırığının hayat fonksiyonlarını ikinci derecede etkileyecek şekilde yaralandığı, trafik kaza tespit tutanağına göre, müşteki sanık ...'in kavşaklarda geçiş önceliğine uymamak suretiyle asli kusurlu olduğu, müşteki sanık ...'un ise hız kurallarına uymamak suretiyle tali kusurlu olduğu, soruşturma aşamasında trafik bilirkişisinden alınan 06/10/2017 tarihli rapora göre, olay tarihinde müşteki sanık ...'in sevk ve idaresindeki araç ile tali yoldan ana yola girmeden önce sol tarafından gelen araç trafiğini kontrol etmesi ilk geçiş hakkını kendisine göre sol tarafta bulunan araç sürücüsüne vermesi gerekir iken kavşaklarda geçiş önceliği trafik kuralına riayet etmeksizin kazanın oluşumuna asli kusuruyla sebebiyet verdiği, müşteki sanık ...'un kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmamak trafik kuralına uymamak suretiyle kazanın oluşumuna tali kusuruyla sebebiyet verdiği anlaşıldığından, katılan sanık ...'in sabit görülen katılan ... ve katılan sanık ...'a yönelik taksirle yaralama suçundan eylemine uyan TCK'nun 89/4, 62/1, 52/3, 52/2 maddelerinin uygulanması sonucunda 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, katılan sanık ...'un sabit görülen katılan sanık ...'e yönelik taksirle yaralama suçundan eylemine uyan TCK'nun 89/1, 62/1, 52/2 maddelerinin uygulanması sonucunda 2.500,00-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına kesin olarak karar verildiği, katılan sanık ... hakkındaki kararın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 18/11/2020 tarih ve 2019/5444 Esas 2020/3236 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kesin kararı ile kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu durumda; ceza mahkemesi kararı ile davalı sürücü ...'in kavşaklarda geçiş önceliği kural ihlalinde bulunarak asli kusurlu eylemi ile kazaya neden olduğu yönünde kesinleşen maddi olgu ilk derece mahkemesi için bağlayıcı hale geldiği gibi, ilk derece mahkemesince kusur yönünden trafik bilirkişisinden alınan 26/04/2021 tarihli rapor ve 20/09/2021 tarihli ek raporun ceza mahkemesince kusur yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporunu doğruladığı ve bu raporlarda belirtildiği üzere; kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü davalı ...'in 2918 Sayılı KTK'nun “Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller” başlığı altındaki 84. maddesinde yer alan asli kusurlardan “h) Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama” maddesini ihlal etmesi nedeniyle kusurlu olduğu ... plakalı araç sürücüsü davacı ...'un 2918 Sayılı KTK'nun 52. maddesinin a) şıkkındaki “sürücüler kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak, zorundadır” hükmünü ihlal ettiğinden kusurlu olduğu, park halindeki .... plakalı araç sürücüsü 2918 Sayılı KTK'nu ihlal eden herhangi bir davranışı olmadığı, davacı ...'un kullandığı araçta yolcu konumundaki .... ile ...’un 2918 Sayılı KTK'nu ihlal eden herhangi bir davranışı olmadığının belirtildiği, bilirkişi raporlarında belirlenen bu kusur durumlarına göre; ilk derece mahkemesince davaya konu kazanın oluşumunda davalı araç sürücüsü ...'in %75 oranında kusurlu olduğunun, davacı araç sürücüsü ...'un %25 oranında kusurlu olduğunun kabul edilmesinde usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığından, davalılar vekilinin kusur oranı ile belirlenme yöntemine değinen istinaf nedenleri dosya içeriğine uygun değildir. Her ne kadar araç maliki ve sürücüsü olan davalılar vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece kusur yönünden alınan rapor ve ek raporda olaydaki kusur oranlarının belirlenmediği, mahkemece kusur oranlarının belirlenmesinin hatalı olduğu, bu konuda uzman bilirkişilerden rapor alınması gerektiğini, hükmün bu yönüyle de hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, yukarıda açıklandığı üzere kusur yönünden birbirini doğrulayan ceza mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporu ile eldeki davada alınan rapor ve ek rapora göre, davalı sürücü ...'in kazanın meydana geldiği kavşakta geçiş önceliğine uymaması nedeniyle asli kusurlu, davacı sürücü ...'un da kavşağa yaklaşırken hızını azaltmaması nedeniyle tali kusurlu olduğu yönünde usulünce belirlenen kusur durumlarına göre; ilk derece mahkemesince davaya konu kazanın oluşumunda davalı araç sürücüsü ...'in %75 oranında, davacı araç sürücüsü ...'un da %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davalılar vekilinin kusura yönelik istinaf nedenleri yerinde değildir. Keza, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 09/07/2020 tarih ve 2018/6414 Esas, 2020/4591 Karar sayılı kararına göre, 6100 Sayılı HMK'nun 266. maddesi hükmü kapsamında kusur oranlarının belirlenmesi teknik değil, hukuki bir konudur. Elde edilen teknik bulgulara göre hakim bu oranı belirlemede ihlal edilen konuları göz önüne almalıdır. Somut olayda, kaza tespit tutanağı ve onu doğrulayan bilirkişi raporlarına göre davalı araç sürücüsünün %75 oranında, davacı araç sürücüsünün de %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir. Geçici ve Sürekli İş görmezliğin tespiti ile tedavi giderleri yönünden; Sürekli iş göremezlik oranının tespit edilirken uygulamada yeksenaklığın oluşturulabilmesi amacıyla Yargıtay Özel Dairesinin istikrar kazanmış kararlarında; 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu' nun 2022/4-299 esas 2024/132 karar sayılı, yine 2022/(17)4-655 esas 2024/133 karar sayılı kararında kaza tarihi itibariyle yürürlükte ve güncel olduğu için kabul edilen Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde rapor alınması; bu rapordan sonra gerekli olması hâlinde maluliyet zararının hesaplanması için aktüerya bilirkişisinden rapor alınarak sonucuna göre, karar verilmesi gerektiği yönündedir. Eldeki davada; kaza tarihi itibariyle maluliyet durumunun tespiti açısından Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinden alınan 22/10/2020 tarihli Adli Tıp Anabilim Dalı Sağlık Kurulu raporlarında; Engellilik Ölçütü Sınıflandırması ve Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, 05/03/1965 doğumlu davacı ...'un 19/06/2017 tarihli trafik kazasına bağlı yaralanmasından kaynaklı "omuz hareketleri kısıtlılığına bağlı” arızası nedeniyle engellilik oranının %8 (sekiz) olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 4 (dört) ay olduğu, 26/03/1989 doğumlu davacı ...'un 19/06/2017 tarihli trafik kazasına bağlı yaralanmasından kaynaklı "sol dirsekteki hareket kısıtlılığına bağlı” arızası nedeniyle engellilik oranının %1 (bir) olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 2 (iki) ay olduğu belirtilmiştir. Davacılarda oluştuğu iddia edilen maluliyet oranının trafik kazasının meydana geldiği tarihte yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Yönetmeliği hükümleri esas alınarak Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinden alınan 22/10/2020 tarihli Adli Tıp Anabilim Dalı Sağlık Kurulu raporları ile belirlenmiş olmasında ve ilk derece mahkemesince de davacılara ait bu raporların hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir. Maddi tazminat yönünden 6098 Sayılı TBK'nun 54. maddesi ve gerekse yerleşik Yargıtay kararlarına göre tedavi giderleri çok kapsamlı olup yalnızca hastane ve hekim masrafları ile sınırlı değildir. Yaralanan kişinin bütünüyle iyileşip eski sağlığına kavuşuncaya kadar geçecek sürede yaptığı ve ileride yapacağı doğrudan veya dolaylı tüm masraflar tedavi giderleri kapsamındadır. 6098 Sayılı Kanun 50/1. madde gereğince kural olarak zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Ancak, uğranılan zarar miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa, hakim,olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri gözönünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. Sağlık kuruluşlarında yapılan tedavi harcamaları, rahatlıkla fatura vb. belgeler ile ispatlanabilir ancak bazı giderler vardır ki (örneğin ulaşım gideri gibi) belge temin edilmesi mümkün değildir. Yukarıda belirtilen düzenleme gereğince kişinin haksız eylemden zarar gördüğü ve bedensel zarara uğradığını ispatlaması yeterli olup ayrıca belgeler bulup getirmesi şart değildir. Haksız eylem sonucu işgörmezlik tazminatı nedeniyle ortaya çıkan zararın tayininde davacının kaza tarihi itibariyle mesleği ve geliri tespit edilmelidir. Kişinin herhangi bir işi yoksa, geliri asgari ücret kabul edilerek net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılacaktır. İlk derece mahkemesince sigorta ve aktüerya uzmanı bilirkişilerden alınan 17/01/2022 tarihli yöntemine uygun düzenlenen raporda; İzmir SGK İl Müdürlüğünün 28.02.2019 tarihli cevabi yazısında davacıya rücuya tabi ödeme yapılmadığının bildirildiği, davacı ...'un özel Gazi Hastanesi poliklinik muayene ücretlerinin SGK'na fatura edildiği, davacının Buca Tip Merkezine ödediği üç adet adet tedavi katkı payı bedeli faturası bulunduğu ve bunların 22.09.2017 tarihli 200,01-TL, 25.04.2018 tarihli 200,01-TL, 20.04.2018 tarihli 30,90-TL olmak üzere toplam 430,02-TL olduğu, davacı ...'un Buca Tıp merkezinde 30 gün fizik tedavi görmüş olup tedaviye bağlı ulaşım giderinin günlüğü 20,00-TL'den 600,00-TL olabileceği, buna göre toplam tedavi giderinin 1.030,02 TL olduğu, davacı ...'un sol dirsek mr için 03.08.2018 tarihli iki adet fatura bedeli ile tahsilat makbuzlarına göre 400.00-TL ödendiği, davacının özel Gaziemir Cerrahi Tıp Merkezinde üç ayrı tarihte giderek yatılı tedavi gördüğü, tedavi ve MR çekimi nedeniyle ulaşım giderinin 200,00-TL olabileceği, toplam tedavi giderinin 600,00.-TL olduğunun tespit edildiği, Davacı ...'un tıbbi iyileşme süresi 4 ay olup, 19/06/2017 - 19/10/2017 tarihleri arası AGİ'siz asgari ücret üzerinden geçici iş göremezlik tazminatının 5.083,00 TL olarak hesaplandığı, kalıcı iş göremezlik zararının ise sürekli maliyetin başlangıç tarihinin 19/06/2017 olup, kaza tarihinde 52 yaşında olması nedeniyle TRH 2010 tablosuna göre bakiye yaşam süresi 27,90 yıl için 19/102017-31/12/2022 tarihleri arasındaki bilinen dönem zararın AGİ'siz asgari ücret üzerinden, 01/01/2023-01/05/2045 tarihleri arasındaki bilinmeyen aktif dönemdeki zararının da en son bilinen 2022 yılı gelirinin her yıl %10 artırılarak ve %10 iskonto edilmesi suretiyle hesaplandığı ve %8 maluliyet oranına göre kalıcı iş göremezlik tazminatının 103.484,54 TL olarak hesaplandığı, -Davacı ...'un tıbbi iyileşme süresi 2 ay olup, 19/06/2017 - 19/08/2017 tarihleri arası asgari ücret üzerinden geçici iş göremezlik tazminatının 2.808,12-TL olarak hesaplandığı, kalıcı iş göremezlik zararının ise sürekli maliyetin başlangıç tarihinin 19/06/2017 olup, kaza tarihinde 28 yaşında olması nedeniyle TRH 2010 tablosuna göre bakiye yaşam süresi 46,37 yıl için 19/102017-31/12/2022 tarihleri arasındaki bilinen dönem zararın asgari ücret üzerinden, 01/01/2023-01/05/2045 (01/05/2045 tarihi sehven yazılmış, hesaplama 2063 yılına kadar yapılmıştır.) tarihleri arasındaki bilinmeyen aktif dönemdeki zararının da en son bilinen 2022 yılı gelirinin her yıl %10 artırılarak ve %10 iskonto edilmesi suretiyle hesaplandığı ve %1 maluliyet oranına göre kalıcı iş göremezlik tazminatının 22.446,80 TL olarak hesaplandığı, İlk derece mahkemesince her iki davacı yönünden 17/01/2022 bilirkişi raporunda davacıların yaşları, yaralanmaları ve gördükleri tedavilerin niteliği dikkate alınarak tespit edilen SGK sorumluluğunda olmayan belgeli tedavi giderleri ve tedavi için yapılan yol giderleri ile usulünce hesaplanan geçici iş görmezlik ve kalıcı iş göremezlik tazminatlarının davalı araç sürücüsünün %75 kusuru ile davacıların bedel artırım dilekçesindeki talepleri gözetilerek, davacı ... yönünden 5.083,00-TL-TL x %75 = 3.812,25-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 103.484,54-TL x %75 = 77.613,40-TL kalıcı iş göremezlik tazminatı, 1.030,02-TL x %75 = 772,51-TL tedavi gideri olduğunun ve davacı ... yönünden 2.808,12-TL x %75 = 2.106,09-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 22.446,80-TL x %75 = 16.835,10-TL kalıcı iş göremezlik tazminatı, 600,00-TL x %75 = 450,00-TL tedavi gideri olduğunun kabulü ile davacılar lehine ayrı ayrı maddi tazminata hükmedilmiş olmasında da usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, araç sürücüsü ve araç işleteni olan davalılar vekilinin maddi tazminat hesabına ve miktarına yönelen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Manevi tazminat miktarına gelince, 6098 Sayılı TBK'nun 56. maddesi gereğince; hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İBK gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Davaya konu olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, olay tarihindeki davacıların yaşları, ceza dosyası kapsamı, ceza dosyasına atıfla talepte bulunulması, olayın meydana gelmesinde davacı sürücü ...'un tali derecede, davalı sürücü ...'in asli derecede kusurlu olması, davacı ...'nun kusurunun bulunmaması, davacı ...'un vücudunda kemik kırığı ve sol omzundaki eklem hareket açıklığının işlevinin sürekli zayıflamasına, %8 oranında sürekli maluliyetine neden olacak şekilde yaralanması, davacı .....'un sol dirsekteki hareket kısıtlılığına bağlı olarak %1 oranında maluliyetine neden olacak şekilde yaralanması, tedavi ve iyileşme süreleri, manevi tazminatın haksız zenginleşme ve fakirleşme aracı olmaması, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihindeki paranın satın alma gücü, hak ve nesafet kaideleri, yukarıda açıklanan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde; ilk derece mahkemesince davacı ... lehine 25.000,00 TL, davacı ... lehine 15.000,00 TL manevi tazminatın fazla olmadığı anlaşılmakla, davalılar araç sürücüsü ve araç işleteni vekilinin davacılar lehine manevi tazminata hükmedilmesine ve manevi miktarlarına yönelen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığından ve davalılar araç sürücüsü ve araç işleteni vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalılar araç sürücüsü ve araç işleteni vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Davalılar araç sürücüsü ve işleteni vekili tarafından peşin yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, karar tarihi itibari ile alınması gereken 9.672,78 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70 TL, 80,70 TL, 2.256,90 TL istinaf karar harçları ile istinaf başvuru harcı olarak fazladan alınan 220.70 TL olmak üzere peşin yatırılan toplam 2.639,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.033,78 TL istinaf karar harcının araç sürücüsü ve işleteni olan davalılar ... ve .....Ltd.Şti inden müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Araç sürücüsü ve işleteni olan davalılar tarafından yapılan istinaf giderlerinin bu davalılar üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 10/12/2025 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 362/1-a Maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.