9. Hukuk Dairesi 2026/247 E. , 2026/641 K. "" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/280 E., 2025/274 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili da…
9. Hukuk Dairesi 2026/247 E. , 2026/641 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/280 E., 2025/274 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 24.10.2016 tarihinden itibaren davalı ... Üniversitesinde (...) yabancılara Türkçe okutmanı olarak görev yaptığını, Türkçe ve Yabancı Dil Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (...) biriminde bilfiil derslere girerek davalı ... sürekli işçisi olarak çalıştığını, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) dökümü ve iş sözleşmeleri dikkatle incelendiğinde davacının işçi olarak çalıştığının görüleceğini, buna karşılık SGK'ya belirli süreli çalışan işçi olarak bildirim yapıldığını ve prim ödendiğini, müvekkilinin 7 yıldır her eğitim dönemi başında 1 yıl süreli sözleşme imzalanarak çalışma yapmasına rağmen işçi olarak değerlendirilmediğini, ... işçilerine tanınan haklardan yararlandırılmadığını, 2016 yılından bu yana zincirleme biçimde her yıl 1 yıllık süreler hâlinde yenilenen belirli süreli iş sözleşmesinin belirsiz süreli iş sözleşmesi olarak tespitinin gerektiğini ileri sürerek davacının davalı Üniversitede belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştığının tespiti ve belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçilere tanınan haklardan yararlandırılması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı, usulüne uygun yapılan tebliğe rağmen davaya cevap vermemiş, yargılama aşamasında davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 23.10.2024 tarihli kararı ile; davacının, 2016 yılından bu yana zincirleme biçimde her yıl 1 yıllık süreler hâlinde yenilenen belirli süreli iş sözleşmesinin belirsiz süreli iş sözleşmesi olarak tespitinin gerektiğini beyan ederek davalı Üniversitede belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştığının tespiti ile belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçilere tanınan haklardan yararlandırılması gerektiğinin tespitini talep ettiği, dava tarihi itibarıyla davacının herhangi bir mağduriyetinin söz konusu olduğuna ilişkin somut bir delil sunulmadığı, somut bir vakıaya da dayanılmadığı, edaya ilişkin herhangi bir işçilik alacağı talebinin bulunmadığı, bu hâliyle herhangi bir somut hak talebi içermeyen davada güncel yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 23.10.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 27.02.2025 tarihli kararı ile; somut uyuşmazlıkta davacının, davalı ... nezdinde 24.10.2016 tarihinden itibaren zincirleme belirli süreli iş sözleşmeleri ile çalıştığını, her yıl 1 yıllık süre ile sınırlı yapılan ve yenilenen belirli süreli iş sözleşmelerinin belirsiz süreli iş sözleşmesi sayılması gerektiğini, iş sözleşmesinin belirsiz süreli sayıldığı takdirde iş güvencesi hükümlerinden yararlanabileceğini, yine belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan diğer işçilere tanınan yol ve yemek ücreti, ikramiye, ilave tediye ödemeleri, yıllık ücretli izin gibi haklardan yararlanacağını, iş sözleşmesi sonlandığında belirsiz süreli iş sözleşmesine bağlı ihbar ve kıdem tazminatlarına hak kazanabileceğini dava dilekçesi ve istinaf dilekçesinde açıkladığı ve davacının güncel hukuki yarar olarak belirttiği hususların tamamının açılacak bir davada iddia veya savunma olarak ileri sürülebileceği gibi eda davasının konusu olabilecek hususlardan olduğu ve İlk Derece Mahkemesinin davanın hukuki yarar bulunmadığından reddine ilişkin kararı ve gerekçesinin isabetli olduğu belirtilerek davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 27.02.2025 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacının ... ... Üniversitesinde ... biriminde Türkçe okutmanı öğretim görevlisi olarak çalıştığı bu nedenle uyuşmazlığın çözüm yerinin idari yargı olduğu, davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114. ve 115. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davalının bir kamu yüksek öğretim kurumu olması nedeniyle müvekkilinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/D maddesi kapsamında değerlendirilebilmesi için belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalıştığının tespitinin zorunlu olduğunu, böylelikle müvekkilinin bu statüde çalışan işçilere tanınan haklara bu tespit kararı neticesinde ulaşacağını, 2. Hukuki yararın varlığının dava dilekçesinde açıkça ortaya konulduğunu, kaldı ki belirli süreli iş sözleşmesinin belirsiz süreli iş sözleşmesi olarak tespitinde hukuki yararın olmadığını ifade etmenin bu yöndeki bir mahkeme kararını hukuk düzlemine çıkarmanın başta 4857 sayılı İş Kanunu'nun 11. maddesi hükümleri olmak üzere hukuk düzenine ciddi aykırılık teşkil edeceğini, 3. Adli yargının görevli olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevli olup olmadığına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.