T.C. TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/242 KARAR NO : 2026/189 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ....... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : NUMARASI : ....../...... Esas sayılı derdest dosyada ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen .......tarihli karar. DAVACI : VEKİLLERİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVANIN KONUSU : Adi Takipten Doğan İ…
T.C. TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/242 KARAR NO : 2026/189 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ....... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : NUMARASI : ....../...... Esas sayılı derdest dosyada ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen .......tarihli karar. DAVACI : VEKİLLERİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVANIN KONUSU : Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması ve İflas (İİK m. 156) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ : İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; gıda sektöründe üretim ve dağıtım faaliyeti yürüten müvekkilinin davalı tarafından verilen her bir siparişi tam ve zamanında hazır ederek davalıya teslim etmiş olmasına rağmen davalı tarafça .......... tarihli faturaya konu siparişten başlamak üzere fatura bedellerini ödemede temerrüde düşüldüğünü, bunun üzerine davalı aleyhine ...... İcra Müdürlüğünün ....../...... Esas sayılı dosyasında ..... adet faturaya istinaden işlemiş temerrüt faizleriyle birlikte toplam 2.518.769,07 EURO tutarlı iflas yoluyla takip başlatıldığını, davalı tarafça borca itiraz edildiğini, itirazın haksız ve mesnetsiz olduğunu ve ayrıca davacı şirketin “karakteristik edim borçlusu” sıfatını haiz olmasından hareketle alacağın mevcudiyetinin tetkikiyle sınırlı olmak üzere .......'da mukim davacı şirketin mutad mesken hukuku olan ....... Hukuku'nun uyuşmazlığın çözümünde uygulanması gerektiğini ileri sürmekle, davalı aleyhine başlatılan .......... İcra Dairesinin ......./......... Esas sayılı iflas takibinde itirazın kaldırılması ile davalının iflasına karar verilmesi ile davalı şirketin halihazırda borca batık olduğu, davalı şirketin mal kaçırmasını engellemek amacıyla davalı şirkete ait tüm taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişiler nezdinde ki hak ve alacakları üzerine 3. kişilere devrinin önlenmesi amacı ile tasarrufu engelleyici şekilde tedbir uygulanması, davalı şirketin mal kaçırma dahil alacaklıların zararına tasarruflarda bulunma olasılığının bu aşamada oldukça yüksek olduğundan bahisle gecikmeksizin davalı şirketin taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişiler nezdinde ki hak ve alacakları üzerine üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacı ile tedbir konulmasını, hükmedilecek muhafaza tedbirleri gereği davalı şirketin mal varlığına dair defter tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ve delil listesinin HMK 318/1 maddesine aykırı düzenlendiğini, zorunlu arabuluculuk süreci işletilmeden davanın açıldığını, davacı şirketin yabancı olması nedeniyle .......... uyarınca teminat göstermesi gerektiğini, ....... İcra Müdürlüğünün ......./....... E. sayılı dosyası ile başlatılan takibe rağmen ....... İcra Müdürlüğünün ......./...... E. sayılı dosyası üzerinden mükerrer takip yapıldığını, müvekkili .......... A.Ş. ile davacı arasında herhangi bir hukuki ilişki veya borç bulunmadığını, delil olarak sunulan faturalardaki imzaların şirket yetkililerine ait olmadığını, müvekkili şirketin borca batık olmayıp ticari faaliyetlerine devam ettiğini, davacının iddialarını somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmediğini öne sürmekle davanın usulden ve esastan reddine, davacı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına ve HMK 329 uyarınca disiplin para cezasına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi "... Davalı şirketin borca itirazının bulunduğu, iddiaların yargılamayı gerektirdiği belirlenmekle ihtiyati tedbir istemine dair yaklaşık ispata kanaat getirilmediğinden ve şartları oluşmadığından ..." gerekçesiyle davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dosyaya sunulan sipariş onayları, sevk irsaliyeleri, .... belgeleri, faturalar ve 2024 yılı cari hesap mutabakatı ile alacağın varlığının yaklaşık ispat şartını sağladığını, yerel mahkemenin yalnızca borca itiraz edildiği gerekçesiyle yaklaşık ispatın sağlanmadığı yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, davalının hammadde temin edememesi nedeniyle üretim faaliyetlerinin durduğunu ve alacaklılardan mal kaçırma riskinin bulunduğunu, İİK m. 159 uyarınca talep edilen muhafaza tedbirlerinin orantılı olduğunu ve davalının ticari işleyişine zarar vermeyeceğini belirterek, istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davalının taşınır, taşınmaz malları ile üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacakları üzerine devri önleyici tedbir konularak mal varlığına dair defter tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: ........ Asliye Ticaret Mahkemesinin ......./....... Esas sayılı dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK m.156 vd. hükmünden kaynaklanan itirazın kaldırılması ile iflas istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Kanun koyucu, düzenlemeler yaparken hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan ölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke ise "elverişlilik", "gereklilik" ve "orantılılık" olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. "Elverişlilik", başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, "gereklilik" başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını, "orantılılık" ise başvurulan önlem ve ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifade etmektedir. Bir kurala uyulmaması sebebiyle kanun koyucu tarafından öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında da “ölçülülük ilkesi” gereğince makul bir dengenin bulunması zorunludur. İhtiyati tedbirin şartları; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık (dava) konusu hakkında ihtiyati tedbir karar verebilir. Haklı olma şartı; ihtiyati tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. 6100 sayılı HMK'nın 389 – 399. maddelerinde ihtiyati tedbir kararının usul ve esasları düzenlenmiş olup, bu yasal düzenlemeye göre; HMK m. 389- "(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. (2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır." hükmü mevcuttur. Eldeki uyuşmazlıkta; dosya kapsamı ve HMK'nın uyuşmazlığa ilişkin maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; Davalı şirketin borca itirazının bulunduğu, iddiaların yargılamayı gerektirdiği belirlenmekle ihtiyati tedbir istemine dair yaklaşık ispata kanaat getirilmediğinden ve şartları oluşmadığı gerekçesiyle talebinin reddine yönelik ilk derece mahkemesince verilen kararda usule ve esasa aykırılık bulunmamaktadır. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; dayanılan bilgi ve belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre İlk Derece Mahkemesinin kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre karar isabetli bulunmuş, davacı vekilinin tüm istinaf sebepleri yapılan inceleme neticesinde yerinde görülmemiş olmakla, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-)İstinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazine'ye gelir kaydına, 3-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken istinaf karar harcı 732,00 TL olup, istinaf eden davacı tarafından peşin yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu neticesinde bakiye kalan 116,60 TL harcın İlk Derece Mahkemesi tarafından istinaf eden davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 4-)İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 5-)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-)Artan istinaf avanslarının İlk Derece Mahkemesi tarafından HMK m.333'e uygun iadesine, 7-)Karar ilamının 6100 sayılı HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca; İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine, İlişkin; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. Başkan E-İmza Üye E-imza Üye E-İmza Katip E-İmza ¸ * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*