İSTİNAF KARAR TARİHİ : 19/09/2025 KARARIN YAZIM TARİHİ : 19/09/2025 Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/10/2020 tarih ve 2018/... Esas, 2020/... Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede; DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Müvekkili şirketin davalı şirkete ait araçlarının tamir bakım işlerini yaptığını, yapılan işlerden kaynaklı olarak davalıdan 17.317,09 TL alacaklı olduğunu, davalı firmanın öd…
T.C. ADANA BAM 6. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2021/1460 KARAR NO : 2025/1064 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ...(...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MERSİN 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/10/2020 NUMARASI : 2018/... Esas - 2020/... Karar DAVACI : ...Tic. Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... BOZAN Av....- DAVALI : ... Taş. İnş. ve Tic. Ltd. Şti. VEKİLİ : Av.... - DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali ( Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF TALEP TARİHİ : 11/02/2021 İSTİNAF KARAR TARİHİ : 19/09/2025 KARARIN YAZIM TARİHİ : 19/09/2025 Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/10/2020 tarih ve 2018/... Esas, 2020/... Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede; DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Müvekkili şirketin davalı şirkete ait araçlarının tamir bakım işlerini yaptığını, yapılan işlerden kaynaklı olarak davalıdan 17.317,09 TL alacaklı olduğunu, davalı firmanın ödeme yapmaması üzerine Mersin 2. İcra Müdürlüğü'nün 2018/... takip sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının yaptığı itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek, davalı tarafından haksız ve mesnetsiz olarak Mersin 2. İcra Müdürlüğü' nün 2018/ ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile davalının kötü niyetli itirazı sebebiyle %20' den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Müvekkili şirketin davacı firma tarafından takip konusu yapılan 17.317,09-TL’ lik borcunun olmadığını, dava dilekçesine konu ilamsız takibe konu edilen faturaların bedelinin müvekkili firma tarafından eksiksiz olarak davacı tarafa ödendiğini ve bu konuda taraflar arasında mutabakat bile sağlandığını, müvekkili ile davacı firma arasında hesap mutabakatı yapılmasına rağmen davacının haksız olarak icra takibi başlatmasının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini belirterek davanın reddine, davacının takip miktarının %20’sinen aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:"HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ ile; 1-Davalı-borçlunun Mersin 2. İcra Müdürlüğünün 2018/... Esas sayılı icra dosyasına yaptığı İTİRAZININ 1.433,70-TL asıl alacak yönünden İPTALİNE, takibin bu miktar alacak ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek avans faizi oranı üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-İİKnun 67/2 maddesi uyarınca hükmolunan alacaklar üzerinden %20 oranında takdir edilen 286,74-TL icra inkar tazminatının davalı-borçludan tahsili ile davacı-alacaklıya verilmesine, 3-Davalı tarafın tazminat isteminin reddine" şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili 11/02/2021 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; 1-Mahkemece hükme esas alınan 04/02/2020 tarihli bilirkişi raporunun eksik, çelişkili ve yanlış olduğunu, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazın herhangi bir gerekçe sunulmadan reddedildiğini, 2-Bilirkişi raporunun içeriği ile sonuç kısmının birbiri ile çelişkili olduğunu, hem davacı hem davalı tarafın ticari defterlerine usulüne uygun olarak kaydı yapılan faturalara karşılık davalı tarafça müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapıldığına dair herhangi bir belge sunulmamış olmasına rağmen bilirkişi tarafından müvekkili şirketin takip tarihi itibariyle 2.094,50 TL, takip tarihi itibariyle 1.433,70 TL alacaklı olduğu şeklinde tespit yapıldığını, mahkemece kendi içinde çelişkili olan bilirkişi raporu dikkate alınarak karar verildiğini, 3- Davalı şirketin defter kayıtlarına göre davalı şirket ile dava dışı grup firması hesapları arasında virman yapılmak sureti ile müvekkili şirketin alacağının kapatıldığı, bu işlemin usulsüz olduğu, bu hali ile davalı taraf defterlerinin lehine delil olarak kullanılamayacağı tespiti de yapılmışken davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, Sonuç itibariyle; Yerel mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olarak verildiğinden mahkeme kararının kaldırılması ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesine karşı beyanda bulunmamıştır. DELİLLER : İstinaf incelemesine esas; Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar. ESASTAN İNCELEME RAPOR SONUCU: Dava; davalıya ait araçların bakım ve onarımından kaynaklanan alacak iddiasına dayalı olarak yapılan icra takibine yönelik itirazın iptali davasıdır. Mersin 2. İcra Müdürlüğü'nün 2018/... esas sayılı dosyasının incelenmesinde: Alacaklının ...Tic. Ltd. Şti., borçlunun ... Taş. İnş. ve Tic. Ltd. Şti. olduğu, fatura alacağı nedeniyle 17.317,09 TL asıl alacak, 923,12 TL işlemiş faiz toplamı 18.240,21 TL üzerinden ilamsız icra yolu ile takip yapıldığı, ödeme emrinin 21/06/2018 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekili tarafından 24/06/2018 tarihli dilekçe ile süresinde takip, borç, faiz ve ferilerine itiraz edildiği, takibin icra müdürlüğünce durdurulduğu anlaşılmıştır. Taraf defterleri dosya arasına celp edildikten sonra üzerlerinde yapılan inceleme sonrası Mali Müşavir Bilirkişi tarafından ibraz edilen 04/02/2020 tarihli raporda özetle: Dosyanın incelenmesi sonucunda ; 1-Taraflar arasında yaygın bir ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafından dava konusu yapılan tüm faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, 2-Taraf defter kayıtlarının karşılaştırmalı olarak incelenmesi neticesinde dava konusu faturaların ödeme kayıtlarının dava tarafları defterlerinde farklı olduğu, 3-Davalı ... Taşımacılık İnş.Tic.Ltd.Şti., 2018 yılı defter kayıtlarında grup şirketi olan Martaş Nakliyat San.Tic.Ltd.Şti. hesabı ile, davacı İnanlar Fren Treyler Otomotiv İth.İhr.San.Tic,Ltd.Şti. Hesabı arasında virman kaydı yapılmak suretiyle davacı alacağının kapatıldığı, yapılan işlemin usulsüz olmasından dolayı davalı taraf defterlerinin sahibi lehine kati delil olma özelliğine haiz olmadığı, 4-Davacının da kendi ticari defter kayıtlarında davalıdan olan bakiye alacağının takip konusu yapılan miktar olan 17.317,09 TL olarak kayıtlı olmadığı, icra takip tarihi itibariyle 2.094,50 TL, dava tarihi itibariyle de 1.433,70 TL alacaklı olarak gözüktüğü, HMK 222. maddesi belirtilen "...defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz" ifadesi ışığında davacının kendi ticari defter kayıtlarından alacaklı olduğu miktar kadar talep etmesi gerektiği, 5- Alacağın ödeme vadesinin yazılı bir belge ile belirlenmemiş olması ve davalının takip tarihinden önce temerrüde düşürüldüğüne dair herhangi bir yazılı belgenin dava dosyası içerisinde bulunmaması nedenlerinden ötürü, takip tarihinden önceki döneme ait faiz talep edilemeyeceğinin tespit edildiği belirtilmiştir. Bilirkişi raporuna karşı taraf vekillerince itiraz dilekçesi sunulduğu görülmüştür. "Dava, faturaya dayalı bakiye alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Davalı vekili davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, tarafların ticari defter ve kayıtları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre taraflar arasında mal alış verişine dayalı uzun süreli ticari ilişkinin bulunduğu, davalının icra takibine konu asıl alacak miktarını aşacak şekilde davacıya borçlu olduğu hususunun sabit olduğu, davalının borcunu ödediğini ispatlayamadığı ve itirazının haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. Hükme dayanak yapılan ve tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda 2006-2007-2008 yıllarına ait emtia bedeli olarak keşide edilen fatura bedellerinin birbiri ile uyuştuğu, faturalar bedeli ve davalı ödemeleri neticesinde davalının 2.802.05 TL. borçlu olduğu, davacı muavin defter kayıtlarında virman açıklaması altında kayda alınan toplam tutarın 28.659.84 TL. olduğu, bu miktarın da eklenmesi durumunda toplam borcun 31.461.89 TL. olduğu, davacı defter kayıtlarında virman açıklaması ile yapılan kayıtların dayanağı belgelere ilişkin bilgi içermediği gibi hangi hesaba ve neden virman yapıldığının açıklamasının yer almadığı tespit edilmiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna itiraz ederek davalının davacı şirkete borçlandırıcı bir işleminin söz konusu olmadığını, bu durumun araştırılmasını istemiştir. Mahkemece bilirkişi raporunda tespit edilen ve davalının itirazına neden olan 28.659.84 TL. tutarın cari hesapla ne şekilde ilişkilendirildiği üzerinde durulmadan ve bu konuda davacıya varsa delillerini sunma imkanı verilmeden eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir..."(Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 06/03/2012 tarih ve 2011/... E.-2012/-- K.sayılı kararı) "Asıl dava, bakiye iş bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptâli takibin devamı, birleşen dava ise ayıplı iş nedeniyle uğranılan zarar ve ödenmek zorunda kalınan iş bedelinin tahsiline yöneliktir. ... Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Ticari defterler uyumlu değil ise muntazam tutulmuş olsun veya olmasın sahibi aleyhine delil olacaktır. Ancak defterlerden biri muntazam olsa da her iki defter de sahibi aleyhine kayıt içeriyor ise aleyhe delil sayılma yönünden öncelikle iddiasını ispat yükü altında olan taraf defterleri aleyhine delil sayılmalıdır. Yani ispat yükü altında olan taraf kendi defterindeki aleyhe kayıtları bertaraf edecek şekilde karşı tarafın aleyhine olan ticari defterler kayıtlarından yararlanmamalıdır. Bunun sonucu ise aleyhe kayıtların uyuşmayan kısmından ispat yükü altında olan tarafın yararlanamayacağı kabul edilmelidir. Çünkü ispat yükü, uyuşmazlık konusu hususlar için olup, karşı tarafın ileri sürmediği bir husus için ispat yükü de söz konusu olamayacağından bu sonuca varılması usul kurallarının da temel bir sonucudur. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesinde; asıl davada davacı taşeron davalı yüklenici aleyhine bakiye iş bedelinin tahsili için takip yapmış, itiraz üzerine eldeki itirazın iptâli davasını açmıştır. İlk derece mahkemesince inşaat mühendisi, makine mühendisi, mali müşavir bilirkişiden alınan 24.08.2015 tarihli raporda, davacı-birleşen davalı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalı-birleşen davacı defterlerinin ise 2013 yılına ait olan defterlerin açılış ve kapanış onaylarının zamanında yapılmış olmasına rağmen 2013 yılında tutulması zorunlu olan kebir ve envanter defterlerinin tutulmadığı, defterlerin sahibi lehine delil niteliğinde olmadığı, takip tarihi itibariyle taraflara ait ticari defterlere göre davacı-birleşen davalının, davalı-birleşen davacıdan 149.599,66 TL alacaklı olduğu , taraflara ait ticari defterlerde 0,18 kuruş fark olduğu yönünde rapor verildiği, inşaat mühendisi, makine mühendisi, mali müşavir ve hukukçu bilirkişi heyetince düzenlenen 28.11.2016 havale tarihli hükme esas alınan ikinci bilirkişi raporunda ise davacının davalıya KDV dahil 1.745.622,06 TL’lik fatura düzenlediği, davalının kendisine kesilen faturaların tamamının defterinde davacı alacağı olarak kaydettiği, yani faturaları kabul ettiği, 113.725,80 TL faturanın fazla kesildiği, bu faturanın defterde olmasına karşın kabul edilmemesi halinde davacı alacağının 35.873,86 TL, aksi halde 149.599,66 TL olacağına dair rapor sunulmuştur. Bu durumda taraflar arasında yapılan imalâtlar ile ilgili düzenlenen faturalar taraf defterlerine kaydedilmiş olup, uyuşmazlığın birbirini doğrulayan defter kayıtlarına göre çözümlenmesi gerekirken, kesin hesabın çıkartılması ile sonuca gidilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece ticari defter kayıtlarına göre 149.599,66 TL üzerinden asıl davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile davanın 35.873,86 TL üzerinden kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması uygun bulunmuştur. " (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 23/09/2019 tarih ve 2019/... Karar sayılı ilamı) SOMUT OLAYDA: Davacı şirketin, toplam 17.317,09 TL bedelli faturalara dayalı alacağının tahsili için davalı aleyhinde takip başlattığı, davalının takibe yasal süresinde itiraz etmesi üzerine itirazın iptali ve takibin devamı için eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davalının cevap dilekçesi içeriğindeki beyanları dikkate alındığında taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu, davalının ödeme iddiasında bulunduğu anlaşılmakla, artık takibe konu fatura bedellerinin ödendiğini ispat yükünün davalıda olduğu kabul edilmelidir. İspat yükü kendisine geçen davalı tarafın ise, fatura bedellerinin ödendiğine dair herhangi bir belge ibraz edilmediği, davalı şirket tarafından sunulan ve dava konusu faturaların da yer aldığı cari hesap tablosunda, mahsup olarak gösterilen 31/03/2018 tarihli ve 19.295,71 TL miktarlı virman işleminin, herhangi bir belgeye dayanmadığından davacıyı bağlamayacağı (virman dekonttu vb. ile davacı defter ve kayıtlarında virman işlemlerinin muhasebeleştirilip muhasebeleştirilmediği- dolayısıyla davacının bilgisi dahilinde söz konusu borcun naklinin yapılıp yapılmadığı), tek taraflı belirsiz bir işlem olarak davalı defterlerinde yer aldığı, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da bu hususa değinildiği, davalı tarafından ticari defterlerinde kayıtlı fatura bedellerinin ödendiğinin ispat edilemediği, yukarıda değinilen Yargıtay ilamına göre ticari defterler uyumlu değil ise muntazam tutulmuş olsun veya olmasın sahibi aleyhine delil olacağından ve defterlerden biri muntazam olsa da her iki defter de sahibi aleyhine kayıt içeriyor ise aleyhe delil sayılma yönünden öncelikle iddiasını ispat yükü altında olan taraf defterleri aleyhine delil sayılacağından davacı tarafın defterinde de davalıdan alacaklı olunan miktarın takip miktarı ile uyumsuz olduğu görülse de bilirkişi raporunda ispat yükü üzerinde olan davalı firma defter kayıtlarına göre davalının davacıya borcunun 2017 yılı devir bakiyesi ile birlikte 2018 yılında 16.775,99 TL olduğu yönündeki tespit de gözetildiğinde Mahkemece ticari defter kayıtlarına göre 16.775,99 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile davanın 1.433,70 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesi hatalıdır. Ancak Mahkemece faturaların davalıya tebliğ edildiğine dair bir delil de sunulmadığı anlaşılmakla davalı temerrüde de düşürülmediğinden faizin takip tarihinden itibaren belirlenmesi ise yerindedir. Sonuç itibariyle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yerel mahkeme kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden kararın düzeltilerek yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, A-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 maddesi uyarınca davacı vekili istinaf Başvurusunun Kısmen Kabulü ile, Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/10/2020 tarih ve 2018/... Esas, 2020/... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN YARGILAMA YAPILMASINA İHTİYAÇ BULUNMADIĞINDAN DÜZELTİLEREK YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, Davanın Kısmen Kabul, Kısmen Reddi ile; 1-Mersin 2. İcra Müdürlüğünün 2018/... Esas sayılı icra dosyasına davalı-borçlunun yaptığı itirazının 16.775,99 TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu miktar alacak ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek avans faizi oranı üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-İİKnun 67/2 maddesi uyarınca kabul edilen alacak miktarı üzerinden % 20 oranında icra inkar tazminatının davalı-borçludan tahsili ile davacı-alacaklıya verilmesine, 3-Davalı tarafın tazminat isteminin reddine, 4-Davacı tarafından dava açılışı sırasında yatırılan 35,90-TL başvurma harcı 220,90-TL peşin harç olmak üzere toplam 256,80-TL harç ile davacı tarafından yargılama sırasında sarf edilen 551,70-TL tebligat posta ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 808,50-TL'den davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 743,60-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Kabul edilen değer üzerinden hesaplanan 1.145,97-TL ilam ve karar harcından peşin yatırılan 220,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 925,07-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 6-Kabul edilen dava değeri üzerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesaplanan 16.775,99-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davacı tarafa verilmesine. 7-Reddedilen dava değeri üzerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesaplanan 1.464,22-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalı tarafa verilmesine. 8-Dosyada mevcut olan harcanmayan davacı tarafından yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, B-İstinaf incelenmesi yönünden; 1-Davacıdan alınan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya İADESİNE, 2-Davacıdan alınan 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazine irad KAYDEDİLMESİNE, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf harcı ile 43,00-TL posta giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, taraf vekilleri yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın 6100 sayılı HMK'nun 359/4.maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince, TARAFLARA TEBLİĞİNE, Dair, HMK'nın 353/1-b-2 ve 362/1-a maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/09/2025 ... Başkan ... *e-imzalıdır.* ... Üye ... *e-imzalıdır.* ... Üye ... *e-imzalıdır.* ... Katip ... *e-imzalıdır.*