Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili işçinin 2001-2016 yılları arasında davalı işyerinin yurt dışı şantiyelerinde duvar ustası olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, hak ve alacaklarının ödenmediğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarını talep etmiştir.
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili işçinin 2001-2016 yılları arasında davalı işyerinin yurt dışı şantiyelerinde duvar ustası olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, hak ve alacaklarının ödenmediğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarını talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, tazminata esas hizmet süresinin doğru belirlenip belirlenmediğine, iş sözleşmesinin türüne ve fesih sebebine göre davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacağına hak kazanıp kazanmadığına, yıllık ücretli izin alacağının doğru belirlenip belirlenmediği ile kabul edilen ücretin ve giydirilmiş ücretin doğru olup olmadığına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı uyuşmazlık konusudur. 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi hâlinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 50. maddesi doğrultusunda yıllık ücretli izinler, 4857 sayılı Kanun'un 53 vd. maddeleri ile bu Kanun'un 60. maddesine dayanılarak çıkarılmış bulunan 03.03.2004 tarihli Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği'nde düzenlenmiştir. Yıllık izinlerin kullandırılmadığına ilişkin açılan alacak davalarında yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükünün işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer belge ile kanıtlaması gerekmektedir. İşveren işçinin yıllık iznini kullandığını tanık ifadeleri ile kanıtlayamaz. Somut uyuşmazlıkta, davacı yıllık izinlerini kullanmadığını ve izin ücretini de almadığını ileri sürerken davalı davacının yıllık izin ücret alacağının bulunmadığını ileri sürmüştür. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının kıdemine göre 167 gün yıllık ücretli izni bulunduğu belirlenerek izin ücreti hesaplanmış, Mahkemece ıslah dilekçesindeki kabul de dikkate alınmak suretiyle 20 gün izin karşılığı 630,00 USD'nin mahsubu suretiyle yıllık ücretli izin alacağı hüküm altına alınmıştır. Oysa dosyaya ibraz edilen yıllık izin formundan davacının 27.10.2011-26.11.2011 tarihleri arasında izinde olduğu anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunda bu tarihler yerine, gümrük kayıtlarına göre davacının 27.10.2011-16.11.2011 tarihlerinde Türkiye'de olduğu gerekçesiyle izin bitiş tarihi olarak 16.11.2011 tarihinin esas alınması yerinde değildir. Yine dosyada mevcut imzasız 2014/Mart bordrosunda 13 günlük izin karşılığı olarak 390,00 USD ödeme gösterilmiştir. Bu konuda davacının beyanı alınmadan ve herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın sonuca gidilmesi de isabetsizdir. Netice itibarıyla eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde bakiye yıllık ücretli izin alacağına hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir. 3. Dairemizce temyiz incelemesi yapılan emsal nitelikteki dosyalarda davalının yurt dışındaki şantiyelerinde çalışan işçilere aylık 150,00 USD yemek ve barınma yardımı yapıldığı kabul edilmiştir. Mahkemece somut uyuşmazlıkta yemek ve barınma gideri miktarının 150,00 USD yerine 200,00 USD olarak kabul edilmesi de doğru bulunmamıştır.