9. Hukuk Dairesi 2018/6200 E. , 2018/14967 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı isteminin özeti: Davacı vekili, müvekkilinin davalı iş yerinde tır şöförü olarak ç
**9. Hukuk Dairesi 2018/6200 E. , 2018/14967 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı isteminin özeti: Davacı vekili, müvekkilinin davalı iş yerinde tır şöförü olarak çalıştığını, çalışmasını 24.1.2007-12.8.2012 tarihleri arasında yaptığını, davalı iş yerinin eski şöförleri işten çıkarma politikasının olduğunu, bu nedenle sudan nedenlerle müvekkilini işten çıkardığını, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarını istemiştir. B)Davalı cevabının özeti: Davalı vekili, davacının iş akdinin haklı nedenle sonlandırıldığını, davacının kullandığı araç ile kural ihlalleri yaptığını bu nedenle şirkete birçok şikayet olduğunu, davacıya uyarı ve kınama cezaları verildiğini, iş akdinin bu sebep ile fesh edildiğini, davacının dava dilekçesinde belirttiği alacakların ödendiğini, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. C)Yerel Mahkeme kararının özeti: Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, Mahkeme'nin 2012/883 Esas sayılı kararının temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2014/7163 Esas sayılı ilâmı ile "...Mahkemece bilirkişi incelemesi için gereken giderin yatırılması için davacıya süre verilmesine dair; "1-... Nöbetçi İş Mahkemesine yazılan talimatın beklenilmesine, tanık beyanları verildikten sonra uyap çıktılarının dosyaya eklenerek dosyanın resen seçilecek hesap bilirkişisinine tevdiine, bilirkişi için 300,00 TL ücret takdirine, yatırılan avanstan karşılanmasına, varsa eksik avansın davacı tarafça tespit edilerek iki haftalık kesin süre içerisinde tamamlattırılması ihtar olunur. (ihtar edildi)..." şeklinde ara karar kurulduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının talep ettiği alacak miktarlarının belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği, davacıya bilirkişi giderini yatırması için süre verildiği, buna rağmen davacının istenen gideri yatırmadığı ve bilirkişi incelemesi yaptırılamadığı, davacının taleplerini ispatlamak zorunda olduğu, davacının üzerine düşen ispat yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bilirkişi ücretini yatırması için davacıya süre verilmesine dair ara kararın HMK'na uygun olmadığı görülmüştür. Öncelikle, yatırılması istenen giderin nereye yatırılması gerektiği ara kararda belirtilmemiştir. İkinci olarak yatırılması istenen giderin verilen kesin süre içinde yatırılmaması halinde bunun hüküm ve sonuçları ara kararda yer almamıştır. Dava açarken yatırılan gider ile yargılama sırasında davacıdan bilirkişi incelemesi yaptırılması için istenen gider bir birinden farklı iki usul işlemidir. Dava açarken istenen gider, gider avansı olduğu halde, yargılama sürerken bilirkişi incelemesi yaptırılması için istenen gider delil ikamesi avansıdır. Bu iki usul işlemi HMK'da farklı maddelerde düzenlenmiş olup hüküm ve sonuçları bir birinden farklıdır. Gider avansı HMK'nun 120. maddesinde, gider avansının dava şartı olduğu aynı yasanın 114. maddesinde, dava şartının bulunmamasının hukuki sonuçları ise aynı yasanın 115. maddesinde düzenlenmiştir. Delil ikamesi avansı ise HMK'nun 324. maddesinde düzenlenmiştir. Gider avansının yatırılmış olması bir dava şartı olup gider avansının yatırılmaması durumunda dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir. Delil ikamesi avansının yatırılmaması durumunda ise talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. Gider avansı kalemleri içinde, delil ikamesi avansı kalemlerinin bulunmaması gerekir. Bir başka anlatımla, gider avansı hesaplanırken, delil ikamesi avansında yer alan kalemler (örneğin bilirkişi ücreti, keşif gideri) gider avansı hesabına dahil edilmemelidir. Bu nedenle, somut olayda mahkemece davacıdan istenen bilirkişi ücreti gider avansı olmayıp, delil ikamesi avansıdır. Az önce de belirtildiği üzere delil ikamesi avansının yatırılmamasının hüküm ve sonuçları, gider avansının yatırılmaması hüküm ve sonuçlarından farklıdır. Özetle, Mahkemece davacıdan istenen giderin yatırılmasına ilişkin davacıya süre verilmesine dair ara kararda; istenen giderin gider avansı mı yoksa delil ikamesi avansı mı olduğu açıkça belirtilmelidir. İstenen giderin miktarı net olarak kararda yer almalıdır. İstenen giderin nereye ve hangi süre içerisinde yatırılması gerektiği açıkça yazılmalıdır. Verilen sürenin kesin olup olmadığı ara kararında açıkça belirtilmelidir. Verilen kesin süre içerisinde giderin yatırılmaması durumunda bunun hüküm ve sonuçları açıkça ve tek tek ara kararda yazılmalıdır. Verilen kesin süre içerisinde giderin yatırılmaması durumunda bunun hüküm ve sonuçlarının açıkça ve tek tek davacıya (ya da vekiline) anlatıldığı da ara kararda yer almalıdır. Bu anlatılanlar ışığında, mahkemece davacıdan istenen giderin yatırılmasına ilişkin davacıya süre verilmesine dair ara kararın HMK'na uygun olmayıp, bu ara karara dayanarak davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir..." gerekçesi ile bozulduğu, bozmaya uyulduğu, davacının davalı iş yerinde 24/01/2007-11/08/2012 tarihleri arasında tır şoförü olarak çalıştığı, buna göre kıdem süresinin 5 yıl, 6 ay, 17 gün olduğu, dinlenen tanık beyanları, dosyaya ibraz edilen emsal müzekkere cevapları dikkate alınarak sosyal yardımlarla beraber giydirilmiş brüt ücretinin 3.687,12TL olduğu, davacı işçinin davalı işverenlik işçisi olarak çalışmakta iken iş akdinin sona erdiği, bu hususta taraflar arasında herhangi bir ihtilaf mevcut olmadığı, ihtilafa konu hususun, feshin haklı olup olmadığı ve tazminat ödemesini gerektirip gerektirmediği noktalarında toplandığı, 4857 sayılı Yasa'nın 20/2. maddesinde açıkça feshin geçerli veya haklı nedenlere dayandığının ispat külfeti davalı işverene verildiği, bu kapsamda davalı işverenin, feshin geçerli veya haklı sebeple gerçekleştirliğini, kaçınılmaz olduğunu, feshin son çare olması ilkesine uyulduğunu ve fesih için gerekli usul işlemlerinin eksiksiz yerine getirildiğini ispatlaması gerektiği, somut olayda davacının, işverenin iş akdini haksız feshettiği iddiasına karşılık davalı işveren davacının 10/08/2012 tarihinde kullanmakta olduğu araçla kural ihlali yaptığı ve kendisinin ve diğer sürücülerin can güvenliğini tehlikeye attığını, davacının savunmasının inandırıcı bulunmadığını daha önce de aynı şekilde ihlaller yaptığını bu nedenle iş akdinin haklı neden ile feshettiğini bildirmiş isede davacının söz konusu olayla ilgili olarak alınan savunmasında iddia edilen olayda kendi kusuru olduğunu kabul etmediği, olayla ilgili olarak 3. bir kişi tarafından bildirilen şikayet maili dışında başkaca herhangi bir tutanak, olayı gören bir kişi yada ve sair delil bulunmadığı, sadece bir şikayet mailinin iş verenin haklı feshinde ispat için yeterli delil olmadığı, ispat yükü üzerinde olmasına rağmen davalı iş veren tarafından davacının iddia edilen olayda kusurlu olduğunun ve feshin haklı nedenle yapıldığının ispat edilemediği, bu nedenle iş akdinin davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanacağı şekilde feshedildiği sonucuna varıldığı, davacı fazla ... ve genel tatil, hafta tatili ücreti alacağı talebinde bulunduğu, duruşmada dinlenen tanıklar, işyerinde fazla mesai ve genel tatillerde ... yapıldığını beyan ettiklerinden davacı bu husustaki iddiasını ispat ettiği, davalı işveren ise ispat edilen iş bu ... ücretlerinin ödendiğini yazılı delille ispat edemediğinden, tanık beyanları dikkate alınarak belirlenen haftalık 10,5 saat üzerinden fazla mesai ücreti ve genel tatil ücreti alacağı ve hafta tatili ücreti taleplerinin hüküm altına alınmasına karar verildiği, ancak bu alacak kalemleri için işçinin raporlu, mazeretli, izinli olduğu günler ile çalışılmayan günler gözönünde bulundurularak takdiren %30 oranında indirim yapılmak suretiyle kısmen kabul kararı verildiği, davacı işçinin davasını açtığı veya ıslah yoluyla dava konusunu arttırdığı aşamada Mahkeme tarafından ne miktarda indirim yapılacağı bilinemediğinden talebin reddedilen kısmı yönünden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmediği, davacı vekilinin, müvekkilinin 2012 yılı Ağustos ayına ilişkin 12 günlük ve 2012 Temmuz ayına ilişkin ücretinin ödenmediğini beyan ettiği, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 37. maddesi hükmüne göre ücret ödemelerini yaptığını ispat yükü kendisinde bulunan işverenin, ücret bordrolarını eksiksiz şekilde düzenleyip saklaması ve bordrolardaki ücreti ödediğini, işçinin imzası veya banka kayıtlarıyla ispat etmesi yasal zorunluluk olduğu, somut olayda ise, davalı tarafça dosyaya, davacının talep ettiği ücret ödemelerinin yapıldığını gösterir herhangi bir belge sunulmadığı görülmekle davacının talep ettiği işbu alacak kalemine hak kazandığı, yıllık izin ücret talebi bakımından, davalı tarafça dosyaya herhangi bir delil bildirilmediği, ibraz edilen resmi kayıtlara göre davacının yıllık izinlerini hak ettiği, incelenen bilgi ve belgeler ile dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporuna göre davacının kullanamadığı ve karşılığı ücretinin de ödenmediği toplam 47 gün izni olduğu tespit edildiği, her ne kadar davacı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen yıllık izin formlarının davacının izin talebine ilişkin belgeler olup, izinlerin kullanıldığına ilişkin belgeler olmadığı ve altındaki imzalarında müvekkiline ait olmadığını bildirmiş ise de izin belgelerinden 06/02/2010 ve 01/02/2010 tarihli izin formlarında davacının izinlerini kullandığına ilişkin beyanlarının bulunduğu, altındaki imzaların davacıya ait olup olmadığı yönünde imza incelemesi yaptırılması istense de buna ilişkin delillerin davacı tarafından ibraz edilmediği, mevcut delil durumuna göre bu izin belgelerindeki toplam 23 günün davacı tarafından kullanıldığının, diğer izin belgelerinin izin talep belgeleri olduğu iznin kullanıldığını göstermediğinin kabul edildiği, bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, mübrez 19/08/2016 tarihli kök ve 10/04/2017 tarihli ek raporunda davacının ... süresi ile kurum kayıtlarını, dosyadaki beyan ve belgeleri değerlendirerek davacının hak kazandığı alacaklarının hesaplandığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. D)Temyiz: Karar süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. E)Gerekçe: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Taraflar arasında bozmadan sonra ıslah yapılıp, yapılamayacağı ihtilaflıdır. Bozmadan sonra ıslah yapılıp, yapılamayacağı hususunda Yargıtay Hukuk Daireleri arasındaki içtihat uyuşmazlığının giderilmesi amacı ile içtihatların birleştirilmesi gündeme gelmiş, konu Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunda değerlendirilmiş ve Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu' nun 06.05.2016 tarihli ve 2015/1 Esas 2016/1 Karar sayılı kararı ile “ Her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına dair 04.02.1948 tarih ve 1944/10 Esas 1948/3 Karar sayılı YİBK.nın değiştirilmesine gerek olmadığına” karar verilmiştir. Yargıtay Kanunu'nun 45/5. maddesi “İçtihadı birleştirme kararlarının benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, Dairelerine ve Adliye Mahkemelerini bağlayacağı” hükmünü içermektedir. Yargıtay Kanunu'nun 45/5. maddesi karşısında “Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu' nun bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına ilişkin 06.05.2016 tarihli ve 2015/1 Esas 2016/1 Karar sayılı kararına göre bozmadan sonra yapılan ıslaha değer verilmesi hatalıdır. Somut uyuşmazlıkta, bozma sorasında yapılan ıslaha göre hüküm kurulması hatalıdır. Bozma sonrasında yapılan ıslah gözetilmeksizin dava dilekçesindeki miktarlar gözetilerek karar verilmelidir. 3-Fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti açısından bilirkişi raporundaki değerlendirmeler hatalıdır. Hükme esas bilirkişi raporundaki değerlendirmeler hatalıdır. Şöyle ki; bilirkişi raporunda bahsedilen 2011 yılı Kasım ve Aralık aylarının bordrolarındaki hafta tatili, ulusal bayram genel tatil, yıllık izin ücreti gibi tahakkuklar sadece ayın içindeki günlerin ayrıştırılarak gösterilmiş halidir, yani hileli değildir. Bu tahakkuklar zamlı tahakkuklar da değildir, bu tahakkuklar, kanunen ödenmesi gereken ... günleri ile çalışmasa da normal aylık ücretin içinde ödenmesi gereken hafta tatili, ulusal bayram genel tatil, yıllık izin olarak gösterilen günlerin kanunen çalışmasa da ödenen normal maaş içindeki karşılıklarıdır. Bir diğer deyişle, o ayın içindeki normal ... günleri, hafta tatili günleri, ulusal bayram genel tatil günleri, yıllık izin günleri ayrıştırılarak kendi adları altında gösterilmiştir. Nitekim bu günler için yapılan tahakkukların toplamı o ay için bordrodaki ücret miktarına göre alması gereken normal maaşa tekabül etmektedir. Bu aylarda 9 ve 13 saat fazla mesai şeklinde fazla mesailerin tahakkukları 1,5'ar yevmiye üzerinden fazla mesai tahakkuku bulunmaktadır ve neticeten ödenen miktar da değişmektedir. Bilirkişi raporunda bordrodaki fazla mesai süresi ile uyumsuz olduğundan bahis ile “seyyanen yazılmış”, “sembolik” olarak nitelendirilen bordorlardaki fazla mesai tahakkukları bakımından, örneğin 2011 yılı Mayıs ayı bordrosuna bakıldığında, 158,33 TL. tahakkuk, bordrodaki ücret miktarı olan 950,00 TL. üzerinden 2 günlük ... karşılığı ödenen 1'er yevmiye üzerinden hesaplanan ulusal bayram genel tatil ücreti ile 15 saat fazla mesainin 1,5 yevmiye üzerinden hesaplanan miktarın toplamıdır. Yani, bilirkişi raporunda belirtildiğinin aksine, bordrodaki 158,33 TL “seyyanen, sembolik” olarak yazılmış bir rakam değildir. Ayırca bordroda bunların üst tarafında da bir ... karşılığı olmaksızın alması kanunen gereken tahakkuklar da ayrıca hafta tatili ücreti, resmi tatil günü olarak gösterilmiş olup, fazla mesai, genel tatil çalışmasının gösterildiği kısmın üstünde ayrıca yer alan bu kısımdaki normal ... günü ile birlikte belirtilen hafta tatili ve sair günlerin toplamının 30'ar güne tamamlanmalarından da zaten ... karşılığı olmadan ödenmesi gereken hafta tatili ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti tahakkukları olduğu anlaşılmaktadır. Benzer durum Nisan 2011 ayı bordrosu için de geçerlidir. 2010 ve ve öncesinde ise yıllarca 3, 4, 5, 6 gibi saatlerle fazla mesai tahakkuku yapılmıştır. Böylece ödenen öcret miktarında ufak değişiklikler ile fazla mesai ödemeleri görünmektedir. 2011 yılı ve devamında ise 36, 4, 25, 39, 13, 15 saat gibi farklı saatlerde fazla mesailer ve buna karşılık net ödenen miktarlarda değişmeler olmuştur. Mahkeme tarafından yapılması gereken iş dosyanın uzman bir bilirkişiye tevdi edilerek, bordrolar tek tek incelenerek fazla mesai ücreti tahakkuku olan ayların tespit edilmesi, ayrıca, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti olarak, çalışmasa da bu günler için normal maaşı içinde yasa gereği alması gereken ve bir ... karşılığı olmayan ücretler haricinde çalışması karşılığında zamlı yevmiye olarak tahakkuk yapılan aylar tespit edilmelidir. Bordrolarında ... karşılığı olan zamlı hafta tatili ücreti, ... karşılığı olan zamlı ulusal bayram genel tatil ücreti ve fazla mesai tahakkuku olan ayların bordorları davacı tarafından imzalanmış ise bu aylar hesaplamada dışlanmalıdır. Tahakkuk içeren bordrolarda davacının imzası olmamakla birlikte davacıya banka aracılığı ile ödenmiş ise yapılan ... karşılığı olan zamlı hafta tatili ücreti, ... karşılığı olan zamlı ulusal bayram genel tatil ücreti ve fazla mesai hesaplanan alacaktan mahsup edilmelidir. Diğer yandan, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti bakımından, bu günler için bir ... karşılığı olmayan, çalışılmasa dahi kanun gereği normal aylık ücret içinde ödenmesi gereken ücretlerin, ... karşılığı ödenen ücret imişçesine hesaplanan alacaklardan mahsup edilmiş olması ihtimal dahilinde olup, hükme esas bilirkişi raporunda ay ay hangi miktarlar için mahsup yapıldığı açıklanmadığından bu husus açıklığa kavuşmamıştır, bilirkişi raporu denetime bu açıdan elverişsizdir. Bir ... karşılığı olmaksızın normal aylık ücret içinde ödenmesi gereken hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücreti, bu günlerde ... karşılığında hakedilen zamlı ücretlerden mahsup edilemez. Bu husus da dosya uzman bir bilirkişiye tevdi edilerek yeniden ele alınmalıdır. Yukardaki alacak kalemlerine ilişkin tüm hesaplamalar, hangi ayda ne gibi bir tahakkuk olduğunun kabul edildiği/ edilmediği, neden bu şekilde neticeye varıldığı ve hesaplamanın nasıl yapıldığı bilirkişi raporunda adım adım açıklanarak denetime elverişli şekilde sonuca gidilmelidir. 4-Yıllık izin ücreti, bordrolar ve yıllık izin formları bakımından, Mahkeme, yıllık izin talep formlarının bir kısmının sadece talep formu olduğunu kabul ederek -2 adet form hariç- bu formlardaki süreleri yıllık izin süresinden düşmemiştir. Mahkeme tarafından sadece talep formu olarak kabul edilerek yıllık izin alacağından düşülmeyen bu formlardan bir kısmında belirtilen bir kısım yıllık izin talebine konu günlerin, ay olarak denk geldiği bordrolarda yıllık izin tahakkuku olarak gösterildiği ve bu bordroların davacıya atfen imza içerdiği görülmektedir. Mahkeme tarafından yapılacak iş, davacı asil bizzat duruşmaya celbedilerek, Mahkeme tarafından kabul edilmemiş bulunan yıllık izin talep formları ve bu formlarda yıllık izin talep edilen tarihlerin denk düştüğü bordorları davacı asile gösterip detaylı şekilde açıklattıktan sonra dosyayı konusunda uzman bir bilirkişiye tevdi ederek, bu yıllık izin talep formları ve bordrolarda belgelerde imza olup olmamasının neticeye etkisi de irdelenerek, ayrıca yıllık izin talep formları ile bu formlardaki yıllık izin talep edilen günlerin denk düştüğü ayların bordrolarında yıllık izin olarak gösterilen sürelerde varsa farklılıklar da irdelenerek, yıllık izin formları ile bordrolarda gösterilen yıllık izin günlerinin neticeye etkisi irdelenmelidir. Varsa, yıllık izin formu olup da izin talep edilen tarihlerin denk geldiği ay bordrosunda yıllık izin tahakkuku olmayan izin formları ve yıllık izin formu mevcut olmasa da varsa yıllık izin günü içeren bordrolar da yukardaki işlemlere tabi tutularak neticeye etkileri incelenmelidir. 5-Ücret alacağı bakımından, dosyadaki banka dekontu fotokopilerinden 11/07/2012 tarihinde davalının davacıya 770,78 TL maaş ve 93,08 TL asgari geçim indirimi, 14/08/2012 tarihinde 811,35 TL. maaş ve 93,08 TL. asgari geçim indirimi ödemesi yapıldığı görülmektedir. Banka dökümlerinden bu ödemelerin yapıldığı, hatta bilahare başka ödemeler de yapıldığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunda banka kayıtlarındaki ödemelerin kim tarafından yapıldığının belli olmadığı yönünde açıklama bulunduğundan ve dekontların da fotokopisi olduğundan, davacı asil bizzat duruşmaya celbedilip kendisinden yukarıda bahsedilen ödemelerin ve bundan sonra yapıldığı görünen banka ekstrelerindeki ödemelerin davacıya kim tarafından yapıldığı, hüküm altına alınan 2012 yılı Temmuz ve Ağustos ayları ücretlerinin ödenip ödenmediği sorulup, gerekirse taraf vekillerinden de bu konularda izahat alınıp, bankadan gerekirse belgeler getirtilip araştırılarak, bu ödemelerin neticeye etkisi irdelenmelidir. Eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır. 6-Ulusal bayram genel tatil ücreti ve takdiri indirim bakımından, bu alacak kaleminden takdiri indirim yapıldığının gerekçede belirtilmesine rağmen hükmedilen miktarda aslında takdiri indirim yapılmaması hatalıdır. 7-Fazla mesai süresi bakımından, bilirkişi raporundaki hesaplama “Tanıklara göre günde 18 saate yakın çalıştığı iddia edilmiş ise de davacı tır şoförü olduğundan ulusal mevzuata göre günde belli bir saat araç kullanma zorunluluğu sebebi ile fazla mesai yazılı delille ispatlanmalı ama yazılı delil bulunmadığından Karayolları Trafik Kanunu ve Yönetmeliğine göre günlük 9 saat araç kullanma sınırına göre 10 saat ..., 1 saat ara dinlenme ile haftada 6 gün ... sonucunda haftada 9 saat fazla mesaiye ilaveten hafta tatillerinde fiilen çalışılan 7,5 saati aşan ... süresi olan 1,5 saat ile toplam haftalık fazla mesai süresinin 10,5 saat olduğu” şeklinde hesaplama yapılmıştır. Mevzuatta ... saatleri sınırlı ise de aksinin tanıkla ispatlanması halinde mevzuattaki ... saati ile bağlı kalmaksızın hesaplamanın tanık deliline göre ispatlanan süre için yapılması gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır. F)SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09/07/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.