9. Hukuk Dairesi 2025/9815 E. , 2026/922 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2040 E., 2025/2036 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/128 E., 2025/164 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlana…
9. Hukuk Dairesi 2025/9815 E. , 2026/922 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2040 E., 2025/2036 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/128 E., 2025/164 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra rekabet yasağına aykırılıktan kaynaklı cezai şart talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; rekabet yasağına konu olacak bir menfaat ihlalinin bulunmadığını, müvekkilinin sadece sözleşmenin son sayfasında imzasının bulunduğunu, bu sebeple sözleşmenin diğer sayfalarının davalı müvekkili açısından bağlayıcılığının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iddia ettiği üzere ilgili Taahhütname'nin 11. maddesinde Taahhütname'ye uyulmaması durumunda "12 aylık brüt maaş tutarında cezai şart ödenmesi talep edilebilir." ifadesinin bulunduğu, 12 madde ve 4 sayfadan oluşan "Bilgi Koruma Taahhütnamesi"nde 4. olan son sayfa haricinde davalı tarafından atılan imza veya paraf imza bulunmadığı, yazılı şekil şartına bağlı ve imzasız olan yapraklarda düzenlenmiş kısımlara itibar edilemeyeceği, bu sebeple sözleşmenin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesi kararının kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine 03.09.2025 tarihli ek karar ile yasal istinaf süresinin geçtiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 03.09.2025 tarihli ek kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekiline gerekçeli kararın 15.07.2025 tarihinde tebliğ edildiği, istinaf başvurusunun ise 02.09.2025 tarihinde iki haftalık yasal süre geçtikten sonra yapıldığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; iş mahkemelerinde hizmet sözleşmesi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davaların adli tatilde gördüldüğünü, ancak işverenin açtığı davaların adli tatilde görülecek dava ve işlerden olmadığını; bu nedenle istinaf başvurusunun süresinde yapıldığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı vekilinin yasal süresi içinde istinafa başvurup başvurmadığına ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 103/1-(ç) hükmünde "İş akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar"ın adli tatilde görüleceği belirtilmiş, aynı Kanun'un "Adli tatilin sürelere etkisi" başlıklı 104. maddesinde adli tatile tâbi olan dava ve işlerde bu Kanun'un tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu sürelerin ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılacağı hükme bağlanmıştır. Somut olayda mevcut davanın işçinin değil işverenin açtığı bir alacak davası olduğu ve 6100 sayılı Kanun'un 103. maddesinde sayılan adli tatilde görülecek dava ve işlerden olmadığı; bu nedenle davacı vekilinin 02.09.2025 tarihli istinaf dilekçesinin süresinde olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun süresinde olduğunun kabulü ile sonuca gidilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesinin istinaf başvurusunun reddine dair ek kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Davacı vekilinin 02.09.2025 tarihli istinaf dilekçesi süresinde olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin istinaf başvurusunun süreden reddine dair ek kararı kaldırılarak, başvurunun esastan incelenmesi için gerekli istinaf karar harcı tamamlanmak üzere gerekli usuli işlemler yapıldıktan sonra sonucuna göre karar bir karar verilmesi gerekmektedir. Öte yandan, dava konusu rekabet yasağının ihlalinden kaynaklanan cezai şart talebine ilişkin olup bu talep bakımından iş mahkemelerinin görevli olup olmadığı uyuşmazlık konusudur. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 13.06.2025 tarihli ve 2023/1 Esas, 2025/3 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'unun 4 44... . maddeleri uyarınca rekabet yasağına aykırılık sebebiyle açılacak davalarda asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğuna karar verilmiştir. 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 45/3 hükmüne göre içtihadı birleştirme kararları, benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar. Şu hâlde davacının somut davadaki talepleri bakımından, bağlayıcı nitelikteki içtihadı birleştirme kararı gereği, asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğunun kabulü gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.