Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 02.04.2018 tarihinde davalı Kurum nezdinde, sürekli işçi statüsüne geçtiğini, bu tarihe dek ücretinin asgari ücretin %61 fazlası olarak belirlendiğini, davacının Öz Sağlık İş Sendikası üyesi olduğunu, geçiş esnasında mevcut ücret ve sosyal haklarının korunduğunu, 02.04.2018 tarihinde yapılan belirsiz süreli iş sözleşmesinde de ücretinin, asgari ücretin yüzde fazlası olarak belirlendiğini, fakat 2019, 2020, 2021 yıllarında asgari ücretin yüzde fazlası
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 02.04.2018 tarihinde davalı Kurum nezdinde, sürekli işçi statüsüne geçtiğini, bu tarihe dek ücretinin asgari ücretin %61 fazlası olarak belirlendiğini, davacının Öz Sağlık İş Sendikası üyesi olduğunu, geçiş esnasında mevcut ücret ve sosyal haklarının korunduğunu, 02.04.2018 tarihinde yapılan belirsiz süreli iş sözleşmesinde de ücretinin, asgari ücretin yüzde fazlası olarak belirlendiğini, fakat 2019, 2020, 2021 yıllarında asgari ücretin yüzde fazlası olarak değil geçiş öncesindeki aldığı ücretin üzerine %4 zam yapılarak ücretinin eksik belirlendiğini, iş sözleşmesinin müvekkili davacı aleyhine esaslı bir biçimde değiştirildiğini, değişikliğe yazılı muvafakat etmediğini belirterek ücret farkı, ikramiye alacağı ve ilave tediye alacaklarının davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçiye kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi ve toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre ödenmesi gereken ücretin tespiti ile davacının fark alacaklara hak kazanıp kazanmadığı ve alacakların hesaplanmasına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.