İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı şirketin dava dışı ... Limited Şirketi ile ... Limited Şirketi aleyhine ......... İcra Müdürlüğünün ... E. dosyası ile icra takibi başlattığını, işbu icra dosyası kapsamında .... İcra Müdürlüğünün ... talimat sayılı dosyası ile 17.05.2024 tarihind…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1726 KARAR NO: 2026/1601 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/02/2025 NUMARASI: 2024/115 Esas - 2025/140 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı şirketin dava dışı ... Limited Şirketi ile ... Limited Şirketi aleyhine ......... İcra Müdürlüğünün ... E. dosyası ile icra takibi başlattığını, işbu icra dosyası kapsamında .... İcra Müdürlüğünün ... talimat sayılı dosyası ile 17.05.2024 tarihinde müvekkili şirketin faaliyet adresine hacze gelindiğini, haciz esnasında gelme sebebini müvekkili şirketin muhasebe sorumlusuna anlatıldığını, müvekkili şirket yetkilisinin de haciz tutanağından görüleceği üzere borçlu şirketi tanımadıklarını, iş yerindeki malların tamamıyla kendilerine ait faturalı mallar olduklarını, söz konusu malların borçlu şirket ile bir alakası olmadığını ve borçlu şirket ile hiçbir alakaları olmadıklarını beyan ettiğini, müvekkili şirket yetkilisinin söz konusu haciz esnasında haciz işlemi yapılan mallara ilişkin faturaları ve şirket vergi levhasını sunmasına karşın haciz işlemi yapıldığını ve söz konusu malların müvekkili şirket yetkilisine istihkak iddiası olması sebebiyle yediemin olarak bırakıldığını, bunun yanında davalı tarafın şirketler arasında herhangi bir bağlantı olup olmadığının tespiti açısından şirket bilgisayarlarında ve kayıtlarında icra memuru vasıtası ile evrak araştırması yaptırdığını, borçlu şirket yetkililerin dahi isimlerinin kayıtlarda arandığını, ancak ne borçlu şirkete ne borçlu şirket yetkililerine ilişkin herhangi bir kayıt bulunamadığını, alacaklı şirket tarafından kendisine verilen sürede istihkak davası açılmadığını, bunun üzerine müvekkili şirkete ait olan mallardaki haczin davalı tarafın müvekkilinin istihkak beyanını kabul etmesi üzerine düştüğünü, bu sebeplerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 40.000,00TL manevi tazminatın müvekkili şirkete faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirketin haklı alacağının tahsili maksadıyla başlatılan icra takibi neticesinde 3. şahıs ... firması tarafından huzurdaki manevi tazminat davası ikame edildiğini, .... İcra Müdürlüğünün ... tal. sayılı dosyası ile 17.05.2024 tarihinde dosya borçlusu ..........adına "...Mah. ... Cad. ... Sok. No:....... Kat .../İstanbul" adresinde gerçekleştirilen haciz işlemleri ile ilgili olarak, şirketin muhasebecisi ...tarafından 3.şahıs şirket ... firması lehine istihkak iddiasında bulunuduğunu, süresinde dava açılmaması üzerine mahcuzlar üzerindeki hacizlerin kendiliğinden kalktığını, 17.05.2024 tarihli hacizde toplam değeri 18.000,00-TL olan 4 çuval iplik haczedildiğini, davacı 3.şahıs lehine istihkak iddasında bulunulması üzerine, mahcuzlar muhafaza altına alınmadığını, mahalde şirketin muhasebecisine yediemin olarak bırakıldığını, davacı tarafın tamamen haksız bir kazanç elde etmek saikiyle huzurdaki davayı ikame ettiğini, alacaklı vekili olarak yapılan tüm iş ve işlemlerin, devletin resmi icra organları onayı ile yapıldığını, herhangi bir hukuka ve usule aykırı bir işlem bulunmadığını, dosya borçlusu ...şirketinin ortak ve yetkilisi olan ... ile mahalde lehine istihkak iddiasında bulunulan davacı-3.şahıs şirketin ortak-yetkilisi ... ... arasında kardeşlik bağı bulunduğunu, ayrıca her iki şirketin ortak ve yetkililerinin de "..." soyadını taşıdığını, tarafların aynı işkolunda faaliyet gösterdiğini, borçlu şirketin piyasada borca batık hale geldikten sonra, aynı işkolundaki yakın akrabası olan 3.şahıs şirket üzerinden ticaretine devam ettiğine yönelik alınan duyumlar neticesinde söz konusu adreste haciz işlemi gerçekleştirildiğini, mahalde borçlu adına evrak araştırması yapılmasının kanundan kaynaklı bir yetki olduğunu, somut olayda müvekkili adına tamamen hukuka uygun bir şekilde yasanın verdiği yetkiye dayanarak haciz işlemleri gerçekleştirildiğini, dolayısıyla haksız fiilin hukuka aykırılık şartının sağlanmadığını, davacı tarafa herhangi bir kusurlu harekette bulunulmadığını, İİK hükümleri dışına çıkılmadan yasal hak olan cebri icra hakkı kullanıldığını, alacağına kavuşmak arzusunda olan alacaklı adına icra takibi yapıldığını, haciz işleminin gerçekleştirildiğini yalnızca hukuki prosedür işletildiğini, dolayısıyla herhangi bir kusur bulunmadığını, yapılan iş ve işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu, somut olayda davacının tamamen tazminat davası vasıtasıyla zenginleşme amacı güttüğünü, mahcuzların muhafaza altına alınarak mahal dışına çıkarılmadığını, şirketin muhasebecisine yediemin olarak bırakıldığını, mahalde muhafaza işlemi yapılmadığından şirket çalışanlarının faaliyetinin kesintiye uğramadığını, bu sebeplerle davacı tarafın haksız kazanç sağlama amacı ile ikame ettiği huzurdaki haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli işbu manevi tazminat davasının esastan reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "...Haksız hacze dayalı manevi tazminat istemi 818 sayılı BK'nın 49. maddesinden (6098 sayılı TBK'nın 58. maddesi) kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Dava konusu olaya gelindiğinde ise, dava dışı takip borçlusu ile davacının organik bağının olmaması, dinlenilen tanıkların haczedilen malların davacıya ait olduğu hususunun hacze gelen kişilere iletildiği yönündeki beyanları, haciz konusu malların dava dışı borçlu ile ilgisinin olmaması, haciz tutanağında yer alan hacze konu yerde borçlu şirkete ait herhangi bir evrak ya da kayıt bulunamadığı yönündeki tespit, hacze konu yerde buna dair bir delil de olmamasına rağmen davalı alacaklının haczin yapılmasında ısrarlı olduğunu beyan etmiş olması, haciz işlemi sırasında davacının müşterilerinin de orada bulunduğu yönündeki tanık beyanları ve diğer tüm tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde davalının haczin yapılmasına kusurlu olduğu ve davacının manevi tazminata hak kazandığı anlaşılmakla, haczedilen malların değerinin 18.000,00-TL olduğu ve yediemin olarak davacı işyerinde bırakıldığı hususları da göz önünde bulundurularak takdiren 10.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.Davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Kişilik haklarına saldırı hukuki sebebine dayalı tazminat istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK’nın 58. maddesi hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. o halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenme lidir. takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalı dır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı yargıtay içtihadı birleştirme kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan sebepleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Somut olayda; Olayın meydana geliş biçimi, davalının eylemi, eylemin davacı üzerindeki etkisi, olay tarihi ve yukarıdaki ilkeler nazara alındığında davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı yerindedir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy .....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/..... Esas 2025/.... Karar sayılı ...../02/2025 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 615,40 TL'nin mahsubuyla bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 01/04/2026