16. Hukuk Dairesi 2012/8763 E. , 2012/10285 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında Mülayim Köyü çalışma alanında bulunan 119 ada 37 parsel sayılı 1423,91 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına
**16. Hukuk Dairesi 2012/8763 E. , 2012/10285 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında Mülayim Köyü çalışma alanında bulunan 119 ada 37 parsel sayılı 1423,91 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... irsen intikale dayanarak dava açmış, yargılama sırasında tapu kaydına da dayanmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, çekişmeli taşınmazın 2/3 hissesinin tespit gibi davalı adına tesciline, 1/3 hissesinin ise ... mirasçıları adına payları oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anaysasının 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde adil yargılanma hakkına yer verilmiştir. Adil yargılanma hakkının garantileri arasında "aleni yargılama ilkesi" ve "hukuki dinlenilme hakkı" da yer almaktadır. Anılan prensiplerin amacı, yargılama sürecini ve kararın verilişini kamu denetimine açık tutmak suretiyle adaletin yerine getiriliş biçimini görünür kılmak, kamu eliyle karar verme sürecini denetleyerek kişinin adil yargılanma hakkını güvence altına almak ve adalete güveni korumaktır. Anılan prensipler, mahkemelerce duruşmada tefhim edilen hüküm sonucu ile gerekçenin uyumlu olmasını zorunlu kılmaktadır. Ne var ki, Mahkemenin 14.12.2010 tarihli son celsesinde tefhim edilen kısa kararda dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 2/3 payının tespit gibi davalı ... adına tesciline,1/3 payının davacının murisi, babası ... mirasçıları adına payları oranında tesciline karar verildiği halde gerekçede dava konusu taşınmazın kök muris...'dan geldiği, ölümü ile mirasçıları...'yi bıraktığı, ...'nin ölümü ile oğlu, davacının babası ...'a, ...'nın ölümü ile çocukları ...'e intikal ettiği, ... çocukları ...'nin amcaları ...'in payını satın aldığı, sonrasında ... ile ... arasında yapılan taksim sonucu taşınmazın 2/3 payının davacının babası ...'e, kalan 1/3 payının ise ... ...'ın babası ... ... mirasçılarına ait olduğu belirtilmek suretiyle kısa karar ile gerekçe arasında çelişki yaratılmıştır. Mahkemece, gerekçe ile kısa karar arasında çelişki yaratılması, adalete güven ilkesini zedelediği gibi, yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı prensibine, yasa hükümlerine ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olup, isabetsizdir. Davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 04.12.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.