TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/10/2021 NUMARASI : 2020/81 Esas, 2021/761 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 04/02/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1463 KARAR NO : 2026/158 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/10/2021 NUMARASI : 2020/81 Esas, 2021/761 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 04/02/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : I. DAVA Davacı vekili, taraflar arasında 22/07/2016 tarihinde “... İnşaat ve Elektromekanik İşleri, Yeraltı Aktarma Merkezleri (Otoparklar), Depo Alanı ile Yönetim Binası ve Kontrol Merkezi İnşaatı Kesin ve Uygulama Proje İşlerine Ait Elektromekanik Projelerin Yapımı Danışmanlık Sözleşmesi” imzalandığını, bu sözleşme kapsamında müvekkilince yapılan işler karşılığında, icra takibine konu olan ve sonuncusu 31/12/2018 tarihli olmak üzere toplam 412.539,05 Euro bedelli (32.500 Euro avans için ayrıca düzenlenen faturalar dâhil) yedi adet fatura düzenlendiğini, davaya konu edilmeyen diğer faturalara ilişkin haklarının saklı tutulduğunu, davalı tarafından söz konusu faturalara süresinde herhangi bir itiraz ileri sürülmediğini, ayrıca davalı tarafça düzenlenen mutabakat formunda 31/12/2018 tarihi itibarıyla davalının müvekkiline 106.477,00 Euro (641.843,36 TL) borçlu olduğunun açıkça kabul edildiğini, sonrasında kısmi ödemeler yapılmış olmakla birlikte dava konusu alacağın ödenmediğini, 27/08/2019 tarihli ihtarnamesine rağmen borcun ifa edilmemesi üzerine davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalının kötü niyetli itirazı nedeniyle %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca sözleşme konusu elektromekanik işlerin davacı tarafından yapılmasının kararlaştırıldığını, davacının üstlendiği tasarım ve proje işlerine ilişkin ayrıntılar, çalışma koşulları, fiyatlandırma ile hakediş ve fatura düzenleme usullerinin sözleşmede açıkça belirlendiğini, ancak gerek idare ve işveren taleplerinin karşılanmasında gerek ortak toplantılarda alınan kararların uygulanmasında davacıdan kaynaklanan gecikme ve aksaklıkların ortaya çıktığını, davacının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmemesi ve İHK senaryoları bulunmadan hazırlanan tasarım paketlerinin işveren tarafından kabul edilmemesi nedeniyle hakediş yapılamadığını, bu durumun müvekkil davalının da idareden alacaklarını tahsil edememesine ve zarara uğramasına yol açtığını, davacının alacak iddiasına dayanak yaptığı faturaların hakediş gerçekleşmeden ve sözleşmeye aykırı şekilde düzenlendiğini, avans faturaları dışında 16/11/2018–31/12/2018 tarihleri arasında kesilen faturaların hakediş numarası içermemesinin bunun açık göstergesi olduğunu, müvekkilince iyi niyetle ve destek amacıyla işverenden ödeme alınmaksızın bazı ödemeler yapılmış olsa da davacının hakediş gerçekleşmeden 46.486,99 Euro talep ettiğini, bu faturaya ilişkin ihtarnamenin 05/09/2019 tarihinde tebliğ edildiğini, 18/09/2019 tarihli cevabi ihtarnamesiyle alacağın henüz muaccel olmadığı, faturanın sözleşme ve gerçeğe aykırı şekilde düzenlendiği gerekçesiyle süresinde itiraz edilerek iade edildiğini, akabinde işin aksamaması amacıyla davacıyla uzlaşma yoluna gidildiğini, iş programının 07/10/2019 tarihli yazı ve e-posta ile davacıya bildirildiğini, davacının ise sözleşmenin 27. maddesine dayanarak fesih sürecini başlatacağını bildirdiğini, buna karşılık müvekkilince 14/10/2019 tarihli ihtarname gönderildiğini, davacının taahhütlerini yerine getirmemesi ve iş programına uymaması üzerine müvekkilin işverene karşı yükümlülüklerini ihlal etmemek için sözleşmeyi feshetmeyip işe müdahale hakkını kullanarak eksik işlerin davacı nam ve hesabına yaptırılacağını 04/11/2019 tarihli ihtarnamesiyle bildirdiğini, davacının önce İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğünde başlattığı takibe yetki itirazı olmaksızın devam ederken bu kez Ankara 31. İcra Müdürlüğünde yeni bir icra takibi başlattığını, davacının alacağının sözleşme hükümlerine göre henüz muaccel hale gelmediğini ve edimlerini yerine getirmediğini, bu nedenle icra takibine yapılan itirazların haklı olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek yapılan yargılama sonucunda; bilirkişi incelemesinde tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, 31/12/2018 tarihli yıl sonu bakiyesi ile 21/01/2019 tarihli mutabakat tutanağı uyarınca tarafların Euro cinsinden bakiye üzerinde mutabık kaldıkları, davacı tarafından düzenlenen 1 ila 5 numaralı faturaların onaylı hakedişlere dayandığı, 6 numaralı hakediş kapsamında ise tarafların mutabakatı doğrultusunda 357.132,63 Euro’luk toplam imalatın yalnızca 121.477 Euro’luk kısmının faturalaştırıldığı, bu hususun mail yazışmaları ve fatura içeriklerinden açıkça anlaşıldığı, davalının işin eksik veya süresinde yapılmadığı yönündeki savunmalarının, bilirkişi raporlarıyla çürütüldüğü, gecikmenin davalının sorumluluğunda bulunan mimari ve statik projelerin hazırlanmasındaki aksamalardan kaynaklandığı, bildirilen teknik eksikliklerin hakediş ödemelerini engeller nitelikte olmadığı, yapılan ödemeler mahsup edildiğinde davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan 46.486,99 Euro alacaklı olduğu kanaatine varıldığı, bu itibarla davacının davasının kabulü ile davalının İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline ve takibin belirlenen alacak tutarı üzerinden devamına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinafında, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin hükmün, dosya içeriğiyle bağdaşmayan ve çelişkili bir gerekçeye dayandırıldığı, karar gerekçesinde gerçekte mevcut olmayan “6 nolu hakediş” üzerinden değerlendirme yapıldığı, taraflar arasında bu yönde bir mutabakat bulunmadığı ve söz konusu hakedişe ilişkin faturaların davacı tarafından tek taraflı olarak düzenlenip süresinde itirazla iade edildiği, bu hususun ayrıca başka bir derdest davanın konusunu oluşturduğu, buna rağmen yapılmamış ve var olmayan bir imalatın yapılmış kabul edilerek hüküm kurulduğu, bilirkişi raporlarının dosya kapsamı, sözleşme hükümleri ve taraf beyanlarıyla uyumlu olmadığı, taraflar arasındaki alt yüklenici eser sözleşmesinde ödemelerin işverenden tahsil şartına bağlandığı açıkça düzenlenmiş olmasına rağmen bu hükmün dikkate alınmadığı, davacının sözleşme kapsamındaki elektro-mekanik uygulama projelerini (özellikle elektrik projelerini) hiç veya gereği gibi yerine getirmediği, iş programına uymadığı, idare ve işveren tarafından bildirilen eksikliklerin basit nitelikte olmayıp projenin bütününü etkileyen esaslı eksiklikler olduğu, buna rağmen bilirkişilerce bu hususların yüzeysel biçimde değerlendirilerek davacı lehine varsayıma dayalı sonuçlara ulaşıldığı, davalının sunduğu ihtarnameler, iş programları, ödeme dekontları, işveren ödemeleri ve sözleşme maddeleri incelenmeden karar verildiği, taraflar arasında mutabakat varmış gibi kabul edilmesinin dosyada herhangi bir yazılı ve yetkili imzalı belgeyle desteklenmediği, ticari defter ve ödeme kayıtlarının hatalı yorumlandığı, davalının hukuki dinlenilme hakkının zedelendiği ve eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulduğu ileri sürülerek, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle kaldırılması talep edilmiştir. V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı vekili, taraflar arasındaki 22/07/2016 tarihli sözleşme kapsamında düzenlenen ve mutabakatla da teyit edilen faturalara rağmen bakiye alacağın ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine yapılan itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptalini talep etmiş, davalı vekili ise, hakediş gerçekleşmeden fatura düzenlendiğini, alacağın muaccel olmadığını, davacının sözleşme yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediğini savunmuştur. Mahkemece, taraf defterleri ve mutabakat tutanağı doğrultusunda alacak bakiyesinin sabit olduğu, faturaların hakedişlere dayandığı, gecikmenin davalıdan kaynaklandığı ve davacının icra takip tarihi itibariyle alacaklı bulunduğu gerekçesiyle itirazın iptaline karar verilmiştir.Uyuşmazlık; davacının 16/11/2018 ve 31/12/2018 tarihli iki adet faturaya konu ettiği işlerin gerçekten yapılıp yapılmadığı, bu iş bedellerinin muaccel hale gelip gelmediği ve davalının eksik–ayıplı iş savunmasının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Eser sözleşmelerinde, yüklenici işten el çektirilmiş ve sözleşme feshedilmemiş ise kural olarak işin yüklenici tarafından tamamlandığı karinesi kabul edilmekte, aksini ispat yükü iş sahibine düşmektedir. Ne var ki somut olayda davalı iş sahibi tarafından davacıya keşide edilen ihtarname ile işin eksik ve ayıplı olduğu, belirli süre içinde tamamlanmasının istendiği, sonrasında ise üçüncü kişi ile yapılan sözleşme örneğinin dosyaya sunulduğu anlaşılmaktadır.Bunun yanında davalı, davacının dayandığı faturaları kabul etmemiş; bu faturaların kendisine usulüne uygun tebliğ edilmediğini, ticari defterlerinde kayıtlı olmadığını ve faturalarda hangi iş kalemlerinin yapıldığının açıkça belirtilmediğini savunmuştur. Gerçekten de her iki faturada da iş kalemlerinin ayrıntılı biçimde gösterilmediği, yalnızca sözleşme konusuna atıf yapılarak düzenlendiği görülmektedir.Bu durumda, fatura konusu işlerin neler olduğu, sözleşme kapsamında hangi işlerin yapıldığı, bu işlerin tamamlanıp tamamlanmadığı ve bedellerinin ne şekilde hesaplandığı hususlarında ispat yükü davacıya aittir. Davacı, öncelikle fatura konusu işlerin kapsamını, ifa edildiğini ve bedelini somut, teknik ve denetime elverişli delillerle ortaya koymalıdır.Mahkemece; taraf delilleri toplanarak, gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle fatura konusu işlerin gerçekten yapılıp yapılmadığı, eksik ve ayıplı imalat bulunup bulunmadığı, üçüncü kişiye yaptırılan işlerin sözleşme kapsamındaki hangi kısımlara ilişkin olduğu belirlenmeli; davacının alacak iddiasını ispatlaması hâlinde, taraflar arasındaki sözleşmenin 24. maddesi uyarınca alacağın muacceliyet kazanıp kazanmadığı ayrıca değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.Bu hususlar yeterince araştırılmadan ve fatura konusu işlerin ifası somut şekilde ortaya konulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 19/10/2021 tarih, 2020/81 Esas, 2021/761 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 04/02/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.