TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/09/2020 NUMARASI : 2018/1363 Esas, 2020/595 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 14/10/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı o…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/3091 KARAR NO : 2025/1095 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/09/2020 NUMARASI : 2018/1363 Esas, 2020/595 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 14/10/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; davacı/karşı davalı yüklenicinin eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklı alacağı nedeniyle faturaya dayalı başlattığı icra takibine davalı/karşı davacı iş sahibinin itirazı üzerine açtığı itirazın iptali davası olup, mahkemece karşı dava yönünden davanın reddine dair verilen karara karşı davalı/karşı davacı istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı/karşı davalı vekili özetle, müvekkili şirketin... Tic. Ve Pazarlama Ltd. Şti olarak faaliyet devam etmekteyken nevi ve unvan değişikliği ile... San. A.Ş, sonrasında da ... San. A.Ş. ünvanını aldığını, davalı/karşı davalı şirketle sözleşme ilişkisinin bulunduğunu ve bu sözleşmede öngörülen edimleri yerine getirdiklerini, müvekkili tarafından davalı/karşı davacıya fatura düzenlendiğini ancak davalı/karşı davacının fatura bedelini ödemediğini, borçlu şirket hakkında Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün 2018/18478 Esas sayılı dosyasıyla icra takibi yaptıklarını, davalı/karşı davacı tarafından takibe itiraz edildiğini, takibe itirazın haksız olduğunu beyan ederek davalı/karşı davacının Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün 2018/18478 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini ve ayrıca icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı/karşı davalı vekili özetle, müvekkili ile davacı/karşı davalı arasında 02.09.2016 tarihli bir inşaat yapım sözleşmesi mevcut olduğunu, taraflar arasında imzalanmış bu sözleşmeye göre yüklenici sıfatındaki davacı/karşı davalının müvekkiline ait gayrimenkul üzerindeki gayrimenkulün yenilenmesi ve tadilatı için inşaat yapılması işini üstlendiğini, müvekkilinin davacı/karşı davalıya aradaki sözleşmenin 15. maddesinde kararlaştırılmış işleri yapması karşılığında ve sözleşmedeki yükümlülüklerini tamamlaması koşulu ile sözleşmenin 15. maddesinde belirlenmiş 285.000,00 USD+KDV ile birlikte 336.300,00 USD ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, taraflar arasındaki yapılan sözleşmenin 8. maddesi uyarınca işlerin teslimi için belirlenmiş sürenin 100 iş günü olduğunu, yine sözleşmenin 10. maddesi hükümleri uyarınca davacı/karşı davalının işlerin %95'inin bitiminde müvekkiline geçici kabul için rapor sunumu yapmak ve müvekkilinin eksik göreceği hususları raporlayarak 10 gün içerisinde işi kesin kabule hazırlamak sorumluluğunda olduğunu, taraflar arasında bir geçici kabul ya da kesin kabul işlemi yapılmış bulunmadığını, davacı/karşı taraf ile teslime dair bir mutabakat bulunmadığı gibi işlerin de eksik yapıldığını, davacı/karşı davalıya eksik işlerin tamamlanması ve ayrıca mutabakat yapılması hususunda teklifte bulunulduğunu ancak sonuç alınamadığını, davacı/karşı davalının edimlerini tam olarak yerine getirmemesine rağmen müvekkili şirketin kısım kısım ödemede bulunduğunu, sözleşmeye göre 336.000,00 USD ödenmesi gerekirken müvekkilinin davacı/karşı davalıya toplamda 364.686,00 USD ödediğini, bu nedenle fazladan ödenen 28.386,00 USD tutarında davacı/karşı davalıdan alacaklı olduklarını, henüz geçici ya da kesin kabul yapılmamasına rağmen müvekkilinin davacı/karşı davalıya ödediği tutarları vergi dairesine bildirmek zorunda olduğundan davacı/karşı davalının fatura düzenlediğini, fatura düzenleme tarihi itibariyle sözleşmeye konu işin yapımının devam ettiğini ve cari hesabın kapanmamış olduğunu, işin devamı sırasında ek bazı maliyetlerin ortaya çıkabileceği göz önüne alınarak faturanın sözleşmedeki tutarın bir miktar üzerinde düzenlendiğini, müvekkilinin davacı/karşı davalının iyi niyetinden şüphe duymadığından ve güven sebebiyle faturayı defter ve kayıtlarına işlediğini, ancak bu faturanın ticari defterlere işlenmiş olmasının sözleşmedeki bedeli arttırdıkları anlamına gelmeyeceğini, sözleşme dışında ilave herhangi bir iş de yapılmadığını, fatura tarihinin 20.4.2017 olduğunu, fatura tarihi itibariyle Merkez Bankası USD kurunun 3,63 TL olduğunu, fazladan kesilen fatura tutarının doğru olduğu düşünülse dahi fatura bedelinin 1.353.596,15 TL olacağını, müvekkili tarafından ödenen tutarın ise TL karşılığının 1.323.810,00 TL olduğunu, dolayısıyla faturadaki tutar baz alınsa dahi farkın 29.786,00 TL olacağını, oysa davacı/karşı davalının icra takibinde anapara borcunun 103.596,15 TL olarak gösterildiğini, müvekkilinin sözleşmede USD cinsinden kararlaştırılan borcu farklı tarihlerde TL olarak ödediğini, ödeme yaptığı tarihlerdeki USD kuru dikkate alınmasının gerektiğini, oysa davacı/karşı davalının muhasebe biriminin farklı hesaplamalar yaparak haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, davacı/karşı davalı şirketten gönderilen 14.8.208 tarihli mailde fazla ödenen miktara karşılık 40.655,00 TL iade faturası kesilmesinin talep edildiğini, davacı/karşı davalı şirketin yanlış hesap yaptığını ancak bu yanlış hesapta bile kendilerinin 40.655,00 TL alacaklı görüldüğünün kabul edildiğini, davacı/karşı davalı şirkete bu hesabın yanlış olduğu ve kendilerince fazladan gönderilen tutarın 28.386,00 USD olduğunu ve bu tutara karşılık iade faturası düzenleneceğinin bildirildiğini, bunun üzerine iki taraf arasında husumet doğduğunu, Büyükçekmece 10. Noterliğinin 09.11.2018 tarihli ve ... yevmiyeli ihtarnamesi ile fazladan ödedikleri tutarın iadesini istediklerini, bunun üzerine davacı/karşı davalının icra takibi başlattığını beyan ederek açılan davanın reddine, müvekkilinin davacı/karşı davalıya yapmış olduğu fazla ödeme sebebiyle 28.386 USD karşılığı Türk Lirası alacağının tespiti ile bu bedelin ihtarname tarihi olan 09.11.2018 tarihinden itibaren ticari faiz işletilerek tahsiline, karşı taraf aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı/karşı davalı cevaba cevap dilekçesinde özetle, süresinde açılmamışsa karşı davanın reddini talep ettiklerini, herhangi bir arabuluculuk başvurusu yapılmamış olması nedeniyle karşı davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle reddinin gerektiğini, faturalardaki borca konu olan mal ve emtialar ve/veya hizmetlerin teslim edildiğini ve tüm edimlerin ifa edildiğini, bu nedenle takibe dayanak faturanın tanzim edildiğini, bu faturalara davalı/karşı davacı tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığını, bu haliyle anılan faturanın muhteviyatının kesinleştiğini, müvekkilinin ayrıca sözleşmede belirtilen iş ve hizmetlerin dışında ilave işlemler de gerçekleştirdiğini ve davalı/karşı davacı tarafa ilave ürünleri teslim ettiğini, davalı tarafın bugüne kadar müvekkille yöneltmiş olduğu herhangi bir ayıp/eksiklik ve sair hususlara dair bildiriminin de bulunmadığını, diğer taraftan sözleşme konusu işlerin kabullerinin yapılmadığına dair beyanları da kabul etmediklerini zira anılan yerin bizzat ve de fiilen davalı/karşı davacı tarafça kullanılmakta olduğunu ve dava tarihine kadar müvekkiline yöneltilmiş herhangi bir ayıp/eksik işlerin de bulunmadığını belirterek asıl davanın kabulü ile karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.25.09.2020 tarihli duruşmada davacı/karşı davalı vekili belgelendirilemeyen mazerete dayanarak duruşmaya gelmemiş, davalı/karşı davacı vekili asıl davayı takip etmeyeceklerini ancak taraflarınca açılan karşı davayı takip edeceklerini bildirmiş, mahkemece ara karar ile asıl dava yönünden HMK md 150 uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına karar vermiş, karşı dava yönünden ise hüküm tesis etmiştir.Mahkemece 25.09.2020 tarihli karar ile özetle, hükme esas alınan bilirkişi kurulu kök ve ek raporlarını atıf da yapmak suretiyle, “…davacı-karşı davalı tarafından davalı-karşı davacıya kesilen 1.353.596,15 TL'lik faturanın 2017 Nisan dönemine ait olduğu, davalı-karşı davacı tarafından işlerin eksik olarak yapıldığına yönelik davacı-karşı davalıya yapılmış bir ayıp ihbarının bulunmadığı, davacı-karşı davalı tarafından yürütülen Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün 2018/18478 sayılı takip dosyasında da davalı-karşı davacının ödeme emrine borcu olmadığından bahisle itiraz ederken davacı-karşı davalı tarafından işlerin eksik olarak yapıldığına yönelik bir beyanının da olmadığı, davalı-karşı davacı tarafından davacı-karşı davalıya keşide edilen Büyükçekmece 10. Noterliğinin 09/11/2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde davacı-karşı davalının kendilerine verdiği hizmeti eksik ve tam olarak ifa etmemiş ve sözleşmeye göre yapılması gerekli olan geçici veya kesin kabul aşamaları gereği gibi yapılmadığından eksik ifa söz konusu olmuş ise de 364.686 USD ödeme yaptığını ve sözleşmeye göre fazladan ödenen 28.386 USD'nin iadesi talep edilirken davalı-karşı davacının, davacı-karşı davalı tarafından yapılan işlerin tam olarak yapılmadığını, eksik yapıldığını ileri sürdüğü, 1.353.596,15 TL'lik faturanın ait olduğu 2017 Nisan döneminden sonra davalı-karşı davacı tarafından keşide edilen 09/11/2018 tarihli ihtarnameye kadar davalı-karşı davacı tarafından işlerin eksik olarak ifa edildiğinden bahisle davacı-karşı davalıya süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığı, bir an için davalı-karşı davacının süresinde ayıp ihbarında bulunduğu kabul edilse dahi ihtarnamede davacı-karşı davalının kendilerine verdiği hizmeti eksik ve tam olarak ifa etmemesine rağmen sözleşmeye göre yapılması gereken ödemenin yapıldığının belirtilmesi sebebiyle davalı-karşı davacının, davacı-karşı davalı tarafından yapılan işi eksik olarak ifa edildiğini iddia etse de o haliyle kabul etmiş sayılması gerektiği, artık işin eksik ifa edildiğinden bahisle ayıp ihbarında bulunarak bu kapsamda herhangi bir talepte bulunmasının mümkün olmadığı, kaldı ki her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre davalı-karşı davacının, davacı-karşı davalıdan talep edebileceği bir alacağının da olmadığı, davalı-karşı davacı sözleşmeye ek başkaca masraflar çıkabileceğinden bahisle normalde kararlaştırılan işin bedelinden fazlaca fatura tanzim edilip gönderildiğini iddia etmiş olsa da davacı-karşı davalı tarafından kesilen 1.353.596,15 TL'lik faturanın davalı-karşı davacının ticari defterlerinde kayıtlı olması sebebiyle artık böyle bir iddiada da bulunamayacağı ve davalı-karşı davacı tarafından davacı-karşı davalıya kesilmiş bir iade faturasının da mevcut olmadığı anlaşılmakla…” şeklindeki gerekçesiyle karşı davanın reddine karar verilmiştir. Davalı/karşı davacı vekili istinaf dilekçesiyle özetle, geçici ve kesin hak edişlerin yapılmadığının yargılama sırasında sübut bulduğunu, bu nedenle sözleşmeye göre yapılan bir iş tesliminin bulunmadığını, bilirkişi raporu ile işlerin eksik yapıldığının ortaya çıktığını, davacı/karşı davalıya yapılan ödemelerin 31.10.2016 tarihinde 400.000,00 TL karşılığı o günkü kur üzerinden 132.000 USD, 31.01.2017 tarihinde 300.000,00 TL karşılığı o günkü kur üzerinden 79,365 USD, 21.02.2017 tarihinde 200.000,00 TL karşılığı o günkü kur üzerinden 55.248 USD, 16.03.2017 tarihinde 100.000,00 TL karşılığı o günkü kur üzerinden 27.247 USD, 21.03.2017 tarihinde 100.000,00 TL karşılığı o günkü kur üzerinden 27.700 USD ve 06.04.2017 tarihinde 160.000,00 TL karşılığı o günkü kur üzerinden 43.126 USD olup toplamda 364.686 USD olduğunu, müvekkilinin bu ödemeleri vergi dairesine bildirmesi gerektiğinden davacı/karşı davalının 20.04.2017 tarihli ticari faturayı tanzim ettiğini, bu faturanın taraflar arasında kararlaştırılan bedel olan 336.300,00 USD'nin o tarihteki Türk Lirası karşılığı olan 1.220,769 TL olarak değil, müvekkili tarafından yapılmış olan ödemeler göz önüne alınarak 1.353,596,15 TL olarak kesildiğini, fatura bedelinin yanlış olmasına rağmen bu şekilde müvekkili tarafından kabul edilmiş olmasının nedeninin taraflar arasında halihazırda devam eden açık bir cari hesap ilişkisi bulunması, taraflar arasında kesin bir hesap mutabakatı yapılmamış olması ve sözleşmede taraflar arasında kararlaştırılan işler dışında da ek bir edim yerine getirilmesi ihtimalinin mevcudiyeti olduğu, davacı/karşı davalının 14.08.2018 tarihli mailinde dahi kendilerinin alacaklı olduğunun belirtildiği, müvekkili tarafından peyder pey yapılmış olan Türk Lirası ödemelerinin, ödemenin yapıldığı tarihteki dolar kuru üzerinden mi yoksa karşı tarafın faturayı oluşturduğu tarihteki kur üzerinden mi hesap edilmesi gerektiği hususunun asıl yargılama konusunu oluşturduğunu, buna rağmen mahkemece hangi tarihteki dolar kurunun esas alınacağına ilişkin bir değerlendirme ve tespit yapılmadığını, müvekkili tarafından yapılmış olan ödemelerin Türk Lirası miktarı konusunda taraflar arasında bir anlaşmazlık olmadığı halde, karşı tarafın bu miktarları kendi carisine 352.591 USD olarak geçirmiş olmasının ana rapor ve ek raporda irdelenmediğini, mahkemenin gerekçeli kararında ayıp ihbarı yapılmamış olmasına yer vermesinin de hatalı olduğunu, zira geçici ve kesin hak edişler yapılmadığından ve teslim bulunmadığından ayı ihbar süresinin başlamayacağını, hem 05.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda hem de 19.02.2020 tarihli bilirkişi ek raporunda eksik ifanın değerlendirilmesi ve tespiti ile ilgili yanlış değerlendirme yapıldığını, zira bilirkişilerin yapılan işlerle ilgili kendi gözlemlerine dayanmadıklarını, bunun yerine karşı tarafça kendilerine sunulan yapılan işlemlere ilişkin yazılı listeyi baz aldıklarını, oysa ki karşı tarafın yaptığını bildirdiği bu işlemlerle ilgili mutabakat bulunmadığını, bu işlemlerin gerçekte yapılmadığı halde karşı tarafça yapılmış olarak gösterildiğini, müvekkilin onayı olmadan ekstra işlemler yapılmış olması halinde müvekkilin kabulü olmadığı halde bu işlemler bedelinin müvekkilden tahsil edilmesinin mümkün olmayacağını, sözleşmede toplam 9.900 USD bedelli olarak belirlenmiş olan güneş kırıcı sisteminin dükkan olarak kullanılacak bölümlerin üstüne dükkanların tabelasının konacağı yere hatalı olarak ifa edilmiş olduğunu, bu nedenle bu güneş kırıcıların hatalı ifa sebebi ile demonte edilmek zorunda kalındığını çünkü kullanımının mümkün olmadığını, keza bilirkişi raporlarında da bu güneş kırıcıların kullanılmadığının ve demonte edilerek çatıya kaldırıldığının tespit edildiğini, buna rağmen taraflar arasındaki sözleşmede 9.900 USD bedel ile belirlenen ancak bilirkişilerin işçilikle birlikte 13.139,00 USD olarak belirlemiş olduğu bu bedelin müvekkile yansıtılmasının hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DEĞERLENDİRME Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmaktadır.Yargılama aşamasında düzenlenen 04.11.2019 tarihli bilirkişi raporuna göre özetle, davacı/karşı davalı tarafından 1.353.596,15 TL tutarında bir adet fatura kesildiği, tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesinde davacı/karşı davalı tarafından kesilen bu faturanın davalı/karşı davacı tarafından yasal süresinde kayıt altına alındığı ve yasal sürede faturaya itiraz edilmediği, davalı/karşı davacının bu faturalara karşılık 1.260.000,00 TL ödemede bulunduğunu, davacı/karşı davalının defter ve belgelerine göre davalı/karşı davacıdan 103.596,15 TL alacaklı olduğu, davalı/karşı davacı tarafın ticari defter ve belgelerine göre de davacı/karşı davalıya 103.596,15 TL borç gözüktüğünü, davacı tarafından davalıya 04.1.2017 tarihinde 10.000 TL gönderildiğini, davacı/karşı davalı tarafından Bs formunun beyan edildiğini, sonuç olarak davacı/karşı davalının davalı/karşı davacıdan 103.596,15 TL alacaklı olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin USD olarak yapılmasına rağmen ödemelerin TL olarak yapıldığını, ödeme tarihlerindeki döviz kurları dikkate alındığında 1.260.000,00 TL’nin 352.591,10 USD’ye karşılık geldiği, 04.01.2017 tarihindeki 10.000 TL’nin 2.798,22 USD olduğu, keza 1.353.596,15 TL’lik faturanın düzenleme tarihi olan 21.4.2017 tarihindeki kur dikkate alındığında 372.071,51 USD ye karşılık geldiğini, 372.071,51 USD ve 2.798,22 USD toplamının 374.869,73 USD olup davalı/karşı davacı tarafından ödenen toplam 352.591,10 USD’nin mahsubundan sonra kalan tutarın 22.278,63 USD olduğu, bunun da 87.699,82 TL ye karşılık geldiği, TTK uyarınca başkaca bir vade kararlaştırılmadığı takdirde faturanın tebliğinden itibaren 30 gün sonra ihtara gerek kalmaksızın borçlunun temerrüde düştüğünü, buna göre fatura tarihi 21.4.2017 olduğundan 21.5.2017-09.11.2018 arasında geçen sürenin 537 gün olduğu, bu süreye karşılık gelen ticari temerrüt faizinin 12.580,12 TL olduğu, iş yerinde yapılan incelemeye göre ise bir kısım işlerin davacı/karşı davalı tarafından hiç yapılmadığı, bir kısım işlerin ise yapılmakla beraber dekorasyon aşamasında söküldüğü, davacı/karşı davalı tarafından yapılan işlerin USD karşılığının 275.471,64 USD olduğu, %18 oranındaki KDV de eklendiğinde bu tutarın 325.056,54 USD olduğu, davacı/karşı davalının 325.056,54 USD’lik iş yapmasına karşılık davalı/karşı davacının toplamda 352.591,10 USD ödeme yaptığı, dolayısıyla yapılan iş miktarı dikkate alındığında davalı/karşı davacının davacı/karşı davalıdan 27.534,56 USD alacaklı olduğu, bu alacak tutarının davacı/karşı davalının fatura düzenlediği tarihteki kur olan 3,638 TL dikkate alındığında 100.170,73 TL ana para alacaklısı olduğu değerlendirilmiştir.Tarafların bu rapora ayrı ayrı itirazı üzerine bilirkişi heyetinden ek rapor alınmış olup, kök rapordaki tespitlerde bir değişikliğe gidilmemiştir.Somut olay ele alındığında;Davalı/karşı davalı taraf, davacı/karşı davalı tarafın işin devamı sırasında ilave işlerin çıkabileceği düşüncesiyle fazladan fatura kestiği ve bu faturanın kendileri tarafından kabul edilerek davacı/karşı davalı tarafa fazladan para gönderdiklerini beyan etmiş ise de, söz konusu beyanı doğrulayacak herhangi bir yazılı belge bulunmadığı gibi davalı/karşı davalı tarafın bu iddiası ticaretin ve hayatın olağan akışına da aykırı görülmüştür.Yine davalı/karşı davacı taraf, davacı/karşı davalı tarafın eksik iş yaptığını iddia etmiş ise de, davacı/karşı davalı tarafın faturasının itiraz edilmeksizin ticari defterlere işlenmiş olması karşısında bu beyana da itibar edilmemiştir.Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporlarına göre, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarının birbirini doğruladığı, davalı/karşı davacının bu faturalara karşılık 1.260.000,00 TL ödemede bulunduğu, davacı/karşı davalının defter ve belgelerine göre davalı/karşı davacıdan 103.596,15 TL alacaklı olduğu, davalı/karşı davacı tarafın ticari defter ve belgelerine göre de davacı/karşı davalıya 103.596,15 TL borç gözüktüğünü anlaşılmakla mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirilmiş ve davalı/karşı davacının istinaf sebepleri bu nedenle yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 25/09/2020 tarih ve 2018/1363 Esas, 2020/595 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 14/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.