9. Hukuk Dairesi 2025/9810 E. , 2026/1176 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2070 E., 2025/1758 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/343 E., 2022/152 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırla…
9. Hukuk Dairesi 2025/9810 E. , 2026/1176 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2070 E., 2025/1758 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/343 E., 2022/152 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkete ait işyerinde 10.01.2005-01.09.2018 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı Şirkette çalıştığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, davalı Şirkette hiç çalışmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının kısmen kabulüne, hafta tatili ücreti alacağının feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dilekçesinde davacının 10.01.2005-01.09.2018 tarihleri arasında davalı Şirkette ... Kurumu (...) bildirimi yapılmaksızın çalıştığının iddia edildiği, davacının ... kayıtlarına göre davalı işyerinde herhangi bir kaydının bulunmadığını anlaşıldığı, davacı tarafça üç tanık isminin bildirildiği, 23.03.2021 tarihli celsede diğer iki tanığının beyanlarının alınmasından vazgeçildiğine ilişkin davacı vekilince beyanda bulunulduğun anlaşıldığı, davacı ... E.A'nın davalı işyerinde fiilî herhangi bir çalışmasının ve görgüye dayalı bir bilgisinin bulunmadığı, bu nedenle davacı tarafça davalı nezdinde iddia ettiği süreyle hizmet ilişkisine bağlı olarak çalıştığı ile fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil çalışma alacaklarına ilişkin ispat yükümlülüğünü yerine getirmediğinin kabulü gerektiği, davacı tarafça davalı işyerinde çalıştığına ilişkin olarak dava dosyasına fotoğraflar, telefon iletişim kayıtları sunulmuş ise de sunulan fotoğraflar ve telefon iletişim kayıtlarının davacının davalı işyerinde hizmet ilişkisi içerisinde çalıştığına dair somut bir delil olarak kabul edilmeyeceği, tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının reddine karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince aksi yönde değerlendirme yapılarak karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. İlk Derece Mahkemesine sunulan tanık listesinde yer alan H.B'nin davalı Şirkette çalıştığını ve Şirket yetkililerinin baskısı sebebiyle ihzarlara rağmen duruşmalara katılmadığını, yargılamanın uzamaması için iki tanığın dinlenmesinden vazgeçmek zorunda kalındığını, 2. Dosyada yer alan fotoğraflarda davalı ... ile davacının işyerinde çalıştığının görüldüğünü, davalı tanığının bu fotoğraflara ve davacı ile iletişim kaydına rağmen davacıyı tanımadığını beyan ederek İlk Derece Mahkemesini yanıltmak istediğini, davalı tanıklarının gerçeğe aykırı beyanları ve davalı Şirket yetkilileri hakkında istinaf kararı sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, 3. Yemin deliline dayanılmasına rağmen bu hakkın kullandırılmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının davalı işyerinde çalışmasının bulunup bulunmadığı ve dava konusu tazminat ve alacakların ispatına ilişkindir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.02.2013 tarihli ve 2012/9-843 Esa, 2013/253 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: "... iş davalarında sıklıkla başvurulan delillerden biri olan tanık beyanı, takdiri bir delildir, hâkimi bağlamaz ancak hâkim, tanık beyanını serbestçe takdir ederken sadece vicdani kanaati ile karar veremez. Tanık beyanları yönünde ya da aksine hüküm tesis edilmesi durumunda, tanık beyanının neden kabul edildiği ya da edilmediği açıklanmalıdır. Belirtilmelidir ki, tanık beyanları arasında veya tanık beyanı ile diğer deliller arasında çelişki bulunduğu takdirde, sadece tanık sözlerine dayanılarak hüküm tesis edilmesi mümkün değildir. Bu durumlarda, hâkimin davayı aydınlama yükümü kapsamında, tanık anlatımları diğer delillerle desteklenmelidir. Taraflarca delil olarak dayanılan tanık ifadelerinde tutarsızlık sözkonusu ise, davayı aydınlama yükümü kapsamında hâkim, bilirkişi ve keşif delillerine kendiliğinden başvurabilir (m. 266 ve m. 288), isticvaba kendiliğinden karar verebilir (m. 169,1), davanın her aşamasında, iki tarafın iddiaları sınırı içinde olmak üzere, tarafları dinleyebilir ve gerekli olan delillerin gösterilmesini ve verilmesini emredebilir (m. 31)." Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 10.01.2005-01.09.2018 tarihleri arasında davalı Şirkette çalıştığını, davacının yaşı dikkate alınarak ...bildirimi yapılmadan çalıştırıldığını, 01.09.2018 tarihinde iş sözleşmesine son verildiğini, işyerinde ilk yıllarda model makinacı olarak çalıştırıldığını, son yıllarında ise modellerin kalıplar ile kesildiği kesimhanede görevlendirildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarını talep etmiş, davalı işveren davacının davalı Şirkette çalışmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Yargılama sırasında dinlenen davacı ... E.A'nın davalı işyerinde çalışmadığı; ancak beyanında, iki ayda bir cumartesi günleri çalışmadığı zaman davacının yanına gidip yarım saat kaldığını, 2006'dan 2018'e kadar kesimhaneye gittiğini, davacının bu kesimhanede çalıştığını, Mahkemece gösterilen fotoğraftaki yerin ziyaret ettiği yer olduğunu, resimdeki davacının yanındaki kişiyi tanıdığını, davalı ...S. olduğunu belirttiği görülmektedir. Mahkemece dinlenen davalı ...S. aynen; "... 2008 yılından beri halen çalışıyorum, ben kesim işi yapıyorum, davacının davalı şirkette bir çalışması yoktur, kendisini şirkette çalışırken görmedim, ...bana göstermiş olduğunuz resimdeki kişi benim ancak bu resimde montaj yapılmıştır, yanındaki kişiyi tanımıyorum, bana göstermiş olduğunuz resimdeki yer benim çalıştığım yer değildir. ..." şeklinde beyanda bulunmuş; diğer davalı ...F. de aynen; "... ben 2011 yılında davalı şirkette işe girdim, 2014'te çıktım, sonra tekrar 2017 yılında işe girdim, hâlen çalışıyorum, dışarıdaki işlerden sorumlu olarak çalışıyorum, davacıyı tanımıyorum, şirkette çalışırken görmedim, ... bana göstermiş olduğunuz vantilatörün olduğu resim şirketimizin üretim bölümünün olduğu yerdir, takım elbiseli kişilerin olduğu resimde sol tarafta olan kişi patronumuzdur, vantilatörün olduğu resimdeki davacının yanındaki kişi iş arkadaşımdır, ancak bu resimler montaj mı bilemiyorum. ..." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı asıl isticvabında; "... ben M.S'yi tanırım, 9 sene beraber çalıştık, hamallık yapıyordu, ben ona iş öğrettim, bana göstermiş olduğunuz yanımda olan kişi M.'dir, imalathanede bu resmi çekildik, 9 sene kadar beraber çalıştık, tanıyorum, beyanlarını kabul etmiyorum. ..." şeklindeki ifadesi ile tanık beyanını kabul etmediğini belirtmiştir. Dosyada yer alan ve Turkcell tarafından dökümü gönderilen telefon kayıtlarının incelenmesinde ise davalı ...S'ye ait olduğu belirtilen telefon numarasıyla davacının 04.01.2012 tarihinden itibaren 82 defa telefon görüşmesi yaptığı anlaşılmıştır. Şu hâlde Mahkemece; davalı tanıklarının tekrar dinlenmesi, özellikle davalı ...S'ye telefon kayıtları gösterilerek telefon kayıtları ile ilgili beyanının alınması, sonucuna ve dosya kapsamına göre davacının davalı işyerinde çalışmasının bulunup bulunmadığı belirlenip dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekir. Eksik incelemeyle karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.