Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Bakanlık tarafından gönderilen ve davacı Şirket tarafından 28.12.2023 tarihinde tebliğ alınan, 25.12.2023 tarihli ve 322484 sayılı olumlu yetki tespit yazısında, davalı Sendikanın işletme toplu iş sözleşmesi imzalamak için gerekli şartları sağladığının bildirildiğini, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun (6356 sayılı Kanun) 43/5 hükmüne göre işçi sendikasının, yetki tespiti talebi ile Bakanlığa müracaat ederken, kendisinde bulunan üyeli
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Bakanlık tarafından gönderilen ve davacı Şirket tarafından 28.12.2023 tarihinde tebliğ alınan, 25.12.2023 tarihli ve 322484 sayılı olumlu yetki tespit yazısında, davalı Sendikanın işletme toplu iş sözleşmesi imzalamak için gerekli şartları sağladığının bildirildiğini, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun (6356 sayılı Kanun) 43/5 hükmüne göre işçi sendikasının, yetki tespiti talebi ile Bakanlığa müracaat ederken, kendisinde bulunan üyelik fişlerini, yetki için başvurduğu tarihten itibaren üç iş günü içinde işverene vermek zorunda olduğunu, müvekkiline Sendikaca herhangi bir belge ve bilgi verilmediğini, davacı Şirkette çalışan sendikalı işçi bulunmadığını, 6356 sayılı Kanun'da belirtilen şartların sağlanmadığını, evrak üzerinden ve işkolu tespiti yapılmaksızın yanlış ve eksik inceleme ile işlem tesis edildiğini, davacı Şirketin yetki tespit kararına konu işyeri için Bakanlığın kesinleşmiş bir işkolu tespit kararı da bulunmadığını, davacıya ait birden fazla işyeri bulunduğunu ve burada çalışan işçilerin toplam işçi sayısına dâhil edilmesi gerektiğini ileri sürerek Bakanlığın 25.12.2023 tarihli ve 322484 sayılı yetki tespitinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, 6356 sayılı Kanun’un 41 ve devamı maddeleri kapsamında yetki tespitine itiraz istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Somut uyuşmazlık hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi gereken nitelikte olduğundan 6100 sayılı Kanun’un 266. maddesine aykırı olarak İlk Derece Mahkemesince bilirkişi raporu alınması hatalı ise de bu durum sonuca etkili görülmediğinden eleştiri ile yetinilmiştir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.