T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1430 - 2026/87 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1430 KARAR NO : 2026/87 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/04/2023 NUMARASI : 2021/286 Esas - 2023/228 Karar DAVACI : SINIRLI SORUMLU BERKAY KONUT YAPI KOOPE…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1430 - 2026/87 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1430 KARAR NO : 2026/87 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/04/2023 NUMARASI : 2021/286 Esas - 2023/228 Karar DAVACI : SINIRLI SORUMLU BERKAY KONUT YAPI KOOPERATİFİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : TÜRKİYE HALK BANKASI ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... İHBAR OLUNANLAR : 1- ... 2- ... VEKİLİ : Av. ... : 3- ... DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) DAVA TARİHİ : 31/05/2021 KARAR TARİHİ : 22/01/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 09/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müteveffa ...'nin müvekkil kooperatifin yönetim kurulu üyeliğine seçilerek 2009-2019 tarihleri arasında başkanlık görevi ifa ettiğini, 13/07/2019 tarihinde vefat ettiğini; ...'nin yönetim kurulunda olduğu süreçte müvekkil kooperatife ait tüm bilgi ve belgeleri uhdesinde barındırdığını, kooperatif üyelerinin kooperatif banka hesapları, ticari defterleri ve belgelerinde incelemeler yapabilmelerini engellediğini; ...’nin vefatı sonrasında müvekkil kooperatif tarafından seçilen yönetim kurulu üyelerince banka hesaplarında, ticari defter ve tapu kayıtlarında yapılan incelemeler neticesinde müteveffa ...’nin kendisine haksız bir şekilde maddi menfaat temin ettiği ve başkanlığın kendisine yüklediği görevleri yerine getirmeyerek müvekkil kooperatif nezdinde fahiş zararlara sebebiyet verdiğinin tespit edildiğini; müvekkil kooperatifin davalı bankanın Türkiye Halk Bankası İzmit Şubesi’nin TR ... IBAN ve ... nolu müşterisi olduğunu; yapılan incelemeler neticesinde müteveffa ... tarafından, yetkisi olmaksızın kooperatife ait banka hesabından üyelerin bilgi ve rızası dışında tek başına muhtelif zamanlarda yüklü miktarlarda paralar çekildiğinin tespit edildiğini; karar defterinde 29.01.2018 tarihli ve 19.02.2018 tarihli Kocaeli 6. Noterliğinin ... yevmiye numarası ile tasdikli onaylı metninde müteveffa ...'nin tek imza ile kooperatifi temsil ve ilzama yetkili olduğu ve yine 01.02.2018 tarihli yönetim kurulu kararında ise kooperatifin çift imza ile temsil ve ilzam olunacağının karara bağlanarak 19.02.2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı Kocaeli 6. Noterliğince tasdik ettirildiğini; müvekkil şirketin ticari kayıtlarında da çift imza ile kooperatifin temsil ve ilzam olunacağının tescil edildiğini ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan olunduğunu; sadece bahse konu tarihler arasında tek imza yetkilisi olan ...'nin üyeliği süresince başkan sıfatıyla hareket ettiğini; diğer üyeler ile birlikte kooperatif işlerinde müştereken ve müteselsilen yetkili olmasına rağmen karar defterinde diğer üyelerin imzalarını taklit etmek suretiyle aldığı kararlarla ve tüm işlemlerde böyle bir yetkisi olmamasına rağmen tek başına imza yetkisi kullanarak kendi yararına birçok hukuki işlem yaptığını; yönetim kurulu başkanı ...'nin çift imza ile temsil olunacak işlemleri yetkisiz olarak yalnızca 2018 yılında dahi tek başına yaparak T. Halk Bankası Kocaeli şubesindeki hesaplardan 67.500,00 TL muhtelif tarihlerde paralar çekmek suretiyle zimmetine para geçirerek kooperatifi zarara uğrattığını; itimat kurumu olan bankaların aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorunda olduğunu ve bu konuda objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlarından dahi sorumlu olduklarını; ara buluculuk sürecinin de anlaşamama ile sonuçlandığını açıklayarak 2009-2019 dönemleri arasında başkan müteveffa ...’ye, müvekkile ait Türkiye Halk Bankası İzmit Şubesi’nin TR ... IBAN ve ... nolu hesaptan müvekkil kooperatifin yönetim kurulu üyelerinin çift imzası ile temsil ve ilzama yetkili olduğunu gözetmeksizin usulsüz ödemeler yapan davalıdan, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000,00 TL usulsüz ödemenin, hak edildiği tarihten itibaren işleyecek faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet ve zaman aşımı yönünden usule ilişkin itirazlarının ardından esasa ilişkin olarak, Yönetim Kurulu Başkanı ...'nin kooperatifi zarara uğratması hususunda müvekkil bankanın kusuru bulunmadığını, iddiaların soyut olduğunu; davacı kooperatifin hiçbir kusurunun bulunmadığı iddiasının kabulü mümkün olmadığını; kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir zarar varsa eğer bu zarara sebebiyet verirken kimin ne kadar kusurlu olduğunun da tespit edilmesi gerektiğini, zira 2012 yılından 2018 yılına kadar kooperatifin yönetim kurulu üyeleri, başkanı ve imza yetkisine dair herhangi bir hususun müvekkil bankaya bildirilmediğini; davaya konu işlemlerin yapılmasına davacı tarafın kendi ağır kusuru ile sebebiyet verdiğini; davacının kendi kusurlu eylemleri neticesinde hak kaybına uğradıklarını iddia etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, kimsenin kendi kusurlu eylemi nedeniyle hak kaybına uğrayacağını iddia edemeyeceğini; davacı kooperatifin yönetim kurulu başkanı tarafından gerçekleştirilen zimmete para geçirme eylemlerinin iddia olunduğu gibi kabulü ihtimalinde dahi, bu eylemlerin gerçekleştirildiği 2009-2019 yılları arasındaki oldukça uzun bir zaman dilimi içerisinde kooperatifin olağan ve olağan dışı teftişler suretiyle denetlenerek zararın ortaya çıkartılıp boyutlarının büyümesine engel olunması gerekir iken Yönetim Kurulu Başkanı ...'nin hiçbir denetim ve kontrolden geçirilmemiş olması sebebiyle basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğüne açıkça aykırı davranan davacı kooperatifin ağır kusurunun kabulü gerektiğini; kooperatifi taahhüt altına koyacak işlemler nedeniyle müşterek imza gerektiğini; davacı kooperatifin müvekkil bankada bulunan hesabından para çekme, para yatırma, havale gibi bankacılık işlemlerinin kooperatifi taahhüt altına sokan işlemler olmadığı gibi yapılan işlemlerin bankacılık mevzuatına uygun olarak gerçekleştirildiğini ve davacı kooperatifin zararının ortaya çıkmasına denetim görevinin ihmaliyle sebebiyet verildiğinin açık olduğunu; ...'nin başkanlığı süresince karar defterinde diğer üyelerin imzalarını taklit etmek suretiyle aldığı kararlarla ve tüm işlemlerde yetkisi olmaksızın tek başına imza kullanarak kendi yararına pek çok hukuki işlem yaptığının kabulü halinde müvekkil bankanın değil davacı kooperatifin diğer yönetim kurulu üyelerinin ihmali sebebiyle tüm bu işlemleri yaptığının kabulü gerektiğini açıklayarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın müteveffa ...'nin mirasçılarına ihbarına, davanın usul ve esastan reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Davanın REDDİNE,..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı banka tarafından basiretli tacirden beklenen özen ve dikkat yükümlülüğü gösterilmediğini, ayrıca dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında dava dışı müteveffanın tek imza ile çektiği miktarların tespit edildiğini, 09.12.2022 tarihli bilirkişi raporunda kusur yönünden alternatifli rapor hazırlandığı ve bankanın mütefarik kusurlu olduğu tespit edilmiş ise de mahkemece dikkate alınmadan bankanın kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Banka'nın üzerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmiş olduğu, Yönetim Kurulu Başkanı ...'nin kooperatifi zarara uğratması hususunda Bankanın kusurunun bulunmadığını, bu hususun dosya kapsamında alınmış olan bilirkişi raporları ile de sabit olduğunu, davaya konu işlemlerin yapılmasına davacı tarafın kendi ağır kusuru ile sebebiyet verdiğini, temsil edilen kooperatif, kendisini temsil etmek için ihmalkar ve bireysel menfaat peşinde olan birini tayin etmişse bunun rizikosunu da üstlenmesi gerektiğini, zaman aşımı nedeniyle de davanın reddinin gerektiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/04/2023 tarih, 2021/286 Esas - 2023/228 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava tazminat talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nun 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; Davacının iddiasına göre; davacının davalı banka nezdinde hesabının bulunduğu, bulunan bu hesaptan davacının bir dönem yönetim kurulu başkanlığını yapan müteveffa ...’nin yetkisi olmaksızın tek başına çeşitli zamanlarda paralar çekildiğini, davacı kooperatifin çift imza ile temsil edileceğinin kararlaştırıldığı, bunun Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, davalı bankanın mudilerin mevduatlarını özenle korumak zorunda olduklarını, bu nedenle 2009-2019 arası dönemlerde müteveffa ... tarafından yetkisiz şekilde çekilen paraların davalıdan tahsili için eldeki davanın açıldığı; davalı tarafça verilen cevapta davacının çift imza ile para çekilebileceğine dair kendilerine bir bildirim yapılmadığını, davacının bu nedenlerle ağır kusurlu olduğunu beyan ederek davanın reddini talep ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 6/1’inci maddesinde; Türkiye'de bir bankanın kurulmasına veya yurt dışında kurulmuş bir bankanın Türkiye'deki ilk şubesinin açılmasına, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun alacağı kararla izin verileceği belirtilmiştir. Aynı Kanun’un 3’üncü maddesinde; yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde, halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında, istendiğinde ya da belli bir vadede geri ödenmek üzere kabul edilen para, mevduat olarak tanımlanmış ve anılan Kanun’un 60/1’inci maddesinde; Kredi kuruluşları ile özel kanunlarına göre yetkili olanlar dışında hiçbir gerçek veya tüzel kişinin, aslen veya fer'an meslek edinerek mevduat veya katılım fonu kabul edemeyeceği, ticaret unvanları ve kamuya yapacakları açıklamalar ile ilân ve reklamlarında bu izlenimi yaratacak ifade ve deyimleri kullanamayacağı düzenlenmiştir. Ayrıca anılan Kanun’un 63’üncü maddesi gereğince halkın parasının bankalarca değerlendirilmesi sırasında halka güven vermek için kredi kuruluşları (mevduat bankaları ile katılım bankaları) tasarruf mevduatı ve gerçek kişilere ait katılım fonlarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından sigorta edileceği açıklanmıştır. Bu düzenlemelerden çıkan sonuca göre, Bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı ve katılım fonlarını sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlardır. Bankalar sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir (Battal, Ahmet; Güven Kurumu Nitelendirmesi Işığında Bankaların Hukuki Sorumluluğu, Ankara, 2001, s. 106). O hâlde, bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Ayrıca, bu sorumluluğu kaldırmaya yönelik sözleşmeler de geçerli değildir. Zira sorumsuzluk sözleşmesi hükümlerine sınırlama getiren ve somut olaya uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 115/3’üncü ve 116/3’üncü maddeleri gereğince, özel yasa ile kuruldukları ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanındığı için bankaların, hafif kusurlarından dolayı ortaya çıkan sorumluluğunu kaldıran sözleşme hükümleri geçersiz olacaktır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 18/2’nci maddesi gereğince; tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır. Nitekim bankaların, tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü herhangi bir tacirden farklıdır. Bu sebeple bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlüğü şüphesiz daha ağırdır. Özellikle birer itimat kurumu olan bankaların, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle koruma yükümlülüğünün daha da arttığının kabul edilmesi gerekmektedir (Yılmaz, Süleyman; Hukuki Açıdan İnternet Bankacılığı, Ankara, 2010, s. 152). 4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 inci maddesi uyarınca bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür. Bu tanımlamaya göre, mevduat sözleşmesi ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Yine 6098 sayılı Borçlar Kanunun 379 uncu maddesi uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile birlikte iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 570/1 inci maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, dolandırıcılık eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Birer güven kurumları olan bankalar, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar. Bu nedenle de hafif kusurlarından dahi sorumludurlar (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2011/4104 E., 2012/11588 K., Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/2673 esas 2024/5119 karar sayılı ilamları). Somut olayda; davacı kooperatifin davalı bankanın İzmit Şubesinde mevduat hesabının bulunduğu, yetkisiz para çektiği iddia edilen müteveffa ...’nin davaya konu edilen 2009-2019 yıllarında yönetim kurulu başkanı olarak görev aldığı, bu dönemde davacı kooperatifin üç tane yönetim kurulu üyesi olduğu ve davacının bunlardan iki tanesinin müşterek imzası ile temsil edileceğine dair karar alındığı görülmektedir. Bu yetkiye dayanarak davacının yönetim kurulunun tüm üyelerinin imzası ile 30.06.2009 tarih 130 sayılı yönetim kurulu kararı ile ...’ye para yatırma ve çekmeye yetki verildiği, yetkiye ilişkin herhangi bir süre veya meblağ belirlenmediği, anılan kararın bankaya ibraz edilerek dosyaya gelen banka kayıtlarına göre 2013-2016 yıllarında arasında ...’nin para çekme işlemi yaptığı, bu tarihten sonra dava dışı ...’ye yeniden para çekme yetkisi de içeren 26.06.2016 tarihli 150 numaralı davacının yönetim kurulu kararının ibraz edildiği ve bu tarihten sonra anılan yetkiye dayanılarak paraların çekildiği, 18.08.2018 tarih 4 numaralı yönetim kurulu kararı ile de para çekme yetkisinin iki üyenin müşterek imzası ile yapılmasına karar verildiği, anılan kararın davalı bankaya 22.03.2019 tarihinde ibraz edildiği, bu tarihten sonra ...’nin tek başına para çekmediğinin anlaşıldığı, davacının yapılan genel kurullarında yönetim kurulunun ibra edildiği, basiretli tacir olan davacının 2009 yılından itibaren paraların yetkisiz şekilde çekildiğinden haberinin olmamasının mümkün olmadığı gibi, ... tarafından çekilen paraların kooperatif yönetim kurulunun verdiği yetkiye dayalı olarak çekildiği, bankanın anılan yetki belgelerine dayanarak ödeme yaptığı, dolayısıyla davalının anılan işlemler yönünden bir kusurunun bulunmadığı, nitekim dosya kapsamında alınan raporda da benzer tespitlere yer verildiği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi isabetlidir. Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin ve davalının adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine, İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/01/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*