T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:26/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:15/11/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:26/03/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARI…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:26/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:15/11/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:26/03/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili banka ile borçlu ... AŞ. arasında 29.03.2018 tarih 4.375.000 TL limitli genel kredi sözleşmesi ve 05.12.2018 tarihli Business Card sözleşmesi imzalandığını, kredi sözleşmesini davalı ...'ın müteselsil kefil olarak imzaladığını, davalıya sözleşme gereği yükümlendiği borcu ödemesi için Beşiktaş 17. Noterliği'nin 05.03.2021 tarihli ve Antalya 8. Noterliği'nin 13.04.2021 tarihli ihtarnameleri ve eki hesap özetinin tebliğ edildiğini, alacaklarını teminen alınan ihtiyati haciz kararı sonrasında Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı kefil tarafından takibe itiraz edildiğini, müvekkili bankanın kullandırılan kredi taksitlerinin zamanında ödenmemesi üzerine yasal mevzuat ve kredi sözleşmesi hükümlerine uygun olarak kredi hesaplarını kat ettiğini ve kredi alacağının muaccel hale gelmesiyle davalı borçlu aleyhine kredi sözleşmesi ile üstlendiği sorumluluğu ile sınırlı olmak üzere takibe geçtiklerini, sözleşme hükümleri doğrultusunda kredi taksitlerinin zamanında ifa edilmemesi üzerine takip tarihindeki banka kayıtları esas alınarak tespit edilen borç tutarı ve geçerli faiz oranı üzerinden icra takibi başlatıldığını, sözleşme hükmünde bahsi geçen ilgili tarihlerde kredilerde uygulanabilecek en yüksek faiz oranının %28 olarak TC Merkez Bankası'na bildirildiğini, buna göre bu oranın %50 fazlasının temerrüt faizi olarak uygulanmasının kabul edildiğini, kredi sözleşmesinin 5.1 maddesi hükmü uyarınca bankanın defter ve kayıtları esas alınacak olup banka kayıtları üzerinde yapılacak olan incelemede davalının itirazlarının haksız olduğunun anlaşılacağı hususları belirtilerek itirazın iptali ile takibin devamını ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; kullandırıldığı iddia edilen ticari kredilerin neler olduğunun, ne miktarlarda olduğunun, hangi tarihte kullandırıldığının açıklanmadığı gibi işbu ticari kredilerin sözleşmelerinin de sunulmadığını, gayri nakit alacağın neden kaynaklandığının da açıklanmadığını, borcun kaynağında belirsizlik bulunduğunu, ticari kredilerin hangi genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığının belirsiz olduğunu, davacının faize ilişkin talep ve beyanlarının yerinde olmadığını, sözleşmede müvekkilinin imzası bulunmayan sayfaların müvekkilini bağlamadığını, faiz oranı belirtilmediğinden müvekkilinin dava konusu borçtan sorumlu tutulsa dahi kefil olduğundan yasal faizden fazlasının talep edilemeyeceğini, müvekkili açısından faiz başlangıç tarihinin takip tarihi olduğunu, müvekkili kredi lehtarı olmadığından İİK 68/b- maddesinde düzenlenen adres bildirme yükümlülüğünden de sorumlu olmayacağını, takip öncesi masraf ve gider vergisinden de sorumlu olmadığını, kanunu aradığı şekil şartlarına da uyulmadığından kefaletin geçerli olmadığını belirtilerek davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "... Bilirkişi raporu ile Davacı banka tarafınca, dava dışı ... Anonim Şirketine açılan ve kullandırılan 03.03.2021 tarihi itibariyle kat edilen nakdi krediler ve Gayri Nakdi Teminat Mektubu kredilerinden doğan banka alacağının davalı kefilin kefalet limiti içerisinde bulunması nedeniyle davalı kefil ...'ın sözü edilen banka alacağının tamamından ve kendi temerrüdünden sorumluluğunun doğmakta olduğunu, davacı banka tarafınca 13.04.2021 tarihi itibariyle kat edilen ticari kart kredisiyle ilgili olarak davacı banka ile dava dışı şirket arasında münhasıran ticari kredi kartı işlemleriyle ilgili olarak düzenlenen sözleşmede davalı ...'ın kefalet imzasının bulunmaması nedeniyle davalı ...'ın ticari kredi kartı borcundan kefaleten sorumlu bulunmadığını, diğer taraftan çerçeve sözleşme ve bağlı kefalet sözleşmesinde çek yaprakları riskini karşılamak amacıyla tedbir mahiyette depo talebi yapılabileceğine ilişkin açık hüküm bulunmaması nedeniyle davalı ...'ın Gayri nakdi çek kredisi depo talebinden de sorumlu tutulmasının mümkün bulunmadığını, bu durumda tahsilde tekerrüre yer verilmemek kaydıyla, 15.03.2021 tarihinde temerrüt halinde bulunan davalı kefilin taksitli krediler, kredili mevduat hesabı ve teminat mektubu kredisinden takip tarihi itibariyle kefalet sorumluğunun her bir kredi yönüyle hesaplama yapıldığını, 11.06.2021 takip tarihi itibariyle talep sınırlarının dikkate alınması ve ihtiyati haciz vekalet ücreti kaleminin dahil edilmesiyle takip tarihiyle banka alacağının 1.938.143,67-TL Asıl alacak, 17.970,47-TL İşlemiş faizi (talep sınırı), 898,52-TL Gider vergisi (Talep sınırı), 1.075,50-TL İhtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 1.958.088,16 TL olduğunu, tabloda yer alan her bir asıl alacak tutarı takip tarihinden itibaren yine tabloda gösterilen temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 gider vergisi işletilmesine tabi olduğunu, gayri nakdi teminat mektubu kredisinden depo talebi yönünden; takip tarihi itibariyle taraflar arasındaki Çerçeve Kredi Sözleşmesinin 4.1.3 maddesinde teminat, kefalet ve garanti mektuplarının bankaya depo edilmesiyle ilgili yetki bulunduğu dikkate alındığında yukarıda tabloda gösterilen teminat mektuplarından takip tarihi öncesi nakde dönüşen 1.787.663,00-TL haricindeki diğer teminat mektupları toplamı 287.066,53-TL'nin depo edilmesinden dava dışı şirket yanı sıra davalı kefilin de sorumluluğunun bulunduğu, takip tarihi itibariyle toplam 287.066,53-TL depo talebi içerisinde yer alan ... numaralı 259.211,00-TL tutarındaki teminat mektubu takip tarihinden sonra ve dava tarihi öncesinde 23.06.2021 tarihinde nakde dönüşerek riskin gerçekleştiği yönünde mütalaada bulunulmuştur. Denetime ve hüküm kurmaya uygun bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, takip tarihinden sonra ve davadan önce nakde dönüşen teminat mektubu yönünden de 259.211,00-TL'nin nakde dönüştüğü tarihten itibaren faizi ile birlikte tahsiline, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin ise reddine karar verilmiştir. İcra İnkar tazminatı açısından ise; dosya kapsamında geçerli bir icra takibinin bulunduğu, alacağın genel kredi sözleşmesinden kaynaklanması ve davalılara hesap kat ihtarının tebliğ edilmiş olmasına göre alacağın likit olduğu kanaatine varılmakla icra inkar tazminatı talebinin kabulüne" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl alacağın faiz alacağının ve gayrinakit alacağının eksik hesaplandığını ve karar gerekçelerinin usule ve hukuka aykırı olduğunu, bu alacak miktarlarına yaptıkları itirazları dinlenilmeden İlk Derece Mahkemesince karar verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, karara esas teşkil eden bilirkişi raporunda çekilen her bir kredi için ayrı temerrüt faiz oranlarının belirlendiğini ve bunlar üzerinden temerrüt faizi uygulandığını, oysaki gerek kredi sözleşmeleri gerekse de ihtarnamede belirtildiği üzere faiz oranlarının %42 olarak uygulanması gerektiğini, ayrıca nakte dönüşen teminat mektubundan kaynaklı hesap hatası yapıldığını, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmaksızın karar verildiğini, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve itirazlarını karşılar şekilde yeniden bir bilirkişi raporu alınmasının gerektiğini, uygulanacak faiz oranlarının sözleşme hükümlerinden doğması ve sözleşmenin taraflar için bağlayıcılığı, kredi sözleşmesinin ticari nitelikte olması gibi hususların hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konular olduğundan ve bu hususta bilirkişi görüşüne başvurulamayacağından itirazlarının dikkate alınması gerektiğini, müvekkili banka tarafından 06/06/2017 tarihli genel mektupla Merkez Bankası'na bildirilen en yüksek faiz oranının TL krediler için %28, bu oranın %50 fazlası olan %42 temerrüt faizi oranının oluşturduğunu, bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmede taraflarınca yayımlanan tebliğlerin görmezden gelindiğini, diğer yandan taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinin 53. maddesinde; "müşteri, bu sözleşmeye göre açılmış cari hesap veya hesapların kesilmesi, vadeli kredilerin vadelerinin gelmesi, temerrüde düşmesi, sözleşmesinin feshi veya her ne suretle olursa olsun borçlarının muaccel kılınması ya da aleyhinde yasal işlemlere başvurulması halinde, bankanın bu sözleşmede yazılı temerrüt faizi oranı ile bağlı olmadığı, alacakların muaccel kılınmasını teminen keşide edilen ihtarnamede belirtilen temerrüt faizi oranının değişmesi halinde dahi, müşteriye açılmış kredi ve kredilere, takip veya dava tarihinde geçerli olan temerrüt faizi oranının uygulanmasını ve bankanın değiştirilmiş olan bu yeni temerrüt faizi oranını talep etme hakkı ve yetkisinin bulunduğunu kabul ve taahhüt eder. Bu sözleşme kapsamında saptanmış ve sözleşmede belirtilmiş olan temerrüt faizi oranlarının yükseltilmesi halinde müşteri, kendisine herhangi bir ihbar ve tebligat yapılmasına gerek olmaksızın, tespit edilen yeni temerrüt faiz oranlarının bu sözleşmeye uygulanmasını kabul ve taahhüt eder...." hükmüne yer verildiğini, yine taraflar arasında imzalanan Kredi Çerçeve Sözleşmesi'nin 4. maddesinde "Borçlara muacceliyet verilmesi, cari hesapların kesilmesi, sözleşmenin feshi, banka alacağının takip ve tahsili ile ilgili hükümlere" yer verildiğini, 4.2 maddesinde "müşteri, temerrüdün doğduğu tarihten itibaren aynı tür krediler ve hesaplar için banka tarafından T.C Merkez Bankası'na bildirilen TL / YP en yüksek cari akdi faiz oranının %100 fazlası olarak belirlenen oranda ve bu oranların değişmesi halinde değişen oranlarda temerrüt faizi uygulanmasını ve tutarları ödeyeceğini kabul eder." denildiğini, yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, kredi sözleşmesinde temerrüt faizinin nasıl hesaplanacağının taraflar arasında kabul edildiğini, T.C Merkez Bankası'na bildirilen en yüksek cari akdi faiz oranının %100 fazlasının temerrüt faiz oranı olarak istenebilmesi karşısında takip dosyasında uygulanan temerrüt faizinin %42 olduğunu, bu oran üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, bilirkişi tarafından hesaplanan farklı faiz oranları üzerinden yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu, ihtarnamelere de itiraz edilmediğini, tarafların tacir olduğu dosyalarda öncelikle uygulanacak olanın taraflar arasındaki sözleşme şartları olduğunu, kısmen reddedilen kısım bakımından kararın kaldırılması gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava; Çerçeve Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan nakit alacakların tahsili, gayri nakit alacakların depo edilmesi yönünde başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazının iptali talebine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklı banka tarafından borçlular .... A.Ş. ve ... aleyhine 2.200.465,21-TL asıl alacak, 17.970,47-TL işlemiş faiz, 898,52 BSMV, 1.075,50-TL ihtiyati haciz masrafı vekalet ücreti olmak üzere 2.220.409,70-TL üzerinden ilamsız icra takibine girişildiği, ödeme emrinin tebliğ edilmesi üzerine borçlu davalının itirazı üzerine bu borçlu yönünden takibin durdurulmasına karar verildiği, eldeki itirazın iptali davasının İİK.'nın 67. maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür. Davacı banka Sanayi Sitesi şubesi ile dava dışı ... Anonim Şirketi arasında 29/03/2018 tarih 4.375.000,00-TL limitli çerçeve kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin devamı kefalet sözleşmesinde davalı ...’ın 4.375.000,00-TL üzerinden müteselsil kefaletinin alındığı, davalı ...’ın sözleşmeyi dava dışı şirketi temsilen şirket kaşesi üzerinde ve ayrıca kendi adına müteselsil kefil sıfatıyla asaleten imzaladığı, ... Anonim Şirketi ile davacı banka arasında ayrıca 05/12/2018 tarihli Ticari Kredi Kartı Sözleşmesi imzalandığı işbu sözleşmeye davalı tarafından kefalet niteliğinde imzanın atılmadığı anlaşılmaktadır. Gayrinakdi alacak talebi yönünden; Çek Kanununun ödeme yükümlülüğü maddesi uyarınca, hesap sahibi ile banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayrinakdî kredi sözleşmesi hükmünde bulunduğu, henüz risk gerçekleşmeden alacağın mevcudiyetinden de söz edilemeyeceği, belirsiz alacak için kefalet sözleşmesi kurulamayacağı, bu nedenle çek depo bedelinden hesap sahibinin sorumluluğunun bulunduğu ancak kredi sözleşmesini imzalayan müteselsil kefilin risk altındaki çek yaprakları nedeniyle bankanın Çek Kanunu uyarınca ödemesi gereken asgari miktarlarla ilgili olarak depo talebinden sorumlu olabilmesi için kredi sözleşmesinde bu yönde açık bir hüküm bulunması gerekmektedir. Davacı banka ile asıl borçlu şirket arasında imzalanan kredi çerçeve sözleşmesinde çek depo talebine ilişkin açık hüküm bulunmadığı, teminat, kefalet ve garanti mektuplarından söz edildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca takip tarihinden sonra tazmin edilen teminat mektupları nakde dönüşecek olup, genel kredi sözleşmesinde kefilin gayri nakdi alacağın deposundan sorumlu tutulacağına ilişkin açık bir hüküm olmasa dahi gayri nakdi alacağın takipten sonra herhangi bir nedenle nakde dönüşmesi halinde müteselsil kefil de nakde dönüşen bu alacaktan kefalet limiti dahilinde sorumlu olacaktır. Teminat mektuplarının deposu talebi gayri nakdi alacak olsa da takipten sonra tazmin ile birlikte artık nakdi alacağa dönüştüğünden ıslaha gerek olmaksızın her bir mektup bedelinin tazmin edildiği tarihten itibaren tazminine karar verilebilecektir. HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davanın kredili mevduat hesabı ve ticari kredi borcundan kaynaklandığı, Çerçeve Kredi Sözleşmesinde davalının müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğu, kefaletin geçerli olduğu, dosya kapsamında hükme esas alınan bilirkişi raporunda taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalının borçlu olduğu miktarın usulünce hesaplandığı, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun açık, anlaşılır, denetime elverişli, yerleşik yargısal kararlara uygun olduğu ve doğru hesaplamalar içerdiği, dava ve icra takibine konu kredili mevduat hesabına T.C. Merkez Bankası Tebliği gereğince değişen oranlarda akdi ve temerrüt faizinin, ticari krediye davalı banka tarafından uygulanan cari faiz oranlarına göre belirlenen akdi ve temerrüt faiz oranlarının uygulanmasında da bir isabetsizlik bulunmadığı, %28 faiz oranı yönünden bilirkişi raporunda açıklama yapıldığı ve bu oranın fiilen uygulanan faiz oranı olmayıp tabela faizi olduğunun belirlendiği, kredi kartı sözleşmesinin şirket ile imzalandığı, kart hamili kısmında da şirket kaşesinin bulunduğu, davalının kefil olarak imzasının yer almadığı, bu sözleşmenin Çerçeve Kredi Sözleşmesi kapsamında değil, münhasıran imzalanan bir sözleşme olduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 6.11.2018 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararı ve Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 19.03.2018 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere kefilden, imzaları bulunan sözleşme içeriğinde çek yaprağı ve teminat mektubu nedeniyle depo talebinde bulunulabilmesi için sözleşmede tereddüte mahal vermeyecek şekilde bu konuda açık hükmün yer almasının zorunlu olduğu, Çerçeve Kredi Sözleşmesinin 4.1.3 maddesinde teminat, kefalet ve garanti mektuplarından söz edilmiş olup açıkça çekler yönünden hüküm bulunmadığı, banka kayıtlarında nakde dönen teminat mektupları yönünden hesaplamadaki gibi 1.787.663 TL'nin dikkate alındığı ve bilirkişi raporunda hesap hatasının da bulunmadığı, ... nolu teminat mektubunun takip tairihinden sonra dava tarihinden önce nakde dönüştüğü görülmekle, nakde dönüştüğü tarihten itibaren faiz işletilerek tahsiline karar verilmesinin de yerinde olduğu, HMK'nın 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmış olmakla; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alınmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 26/03/2026 ...