(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/3530 E. , 2010/4899 K. "" MAHKEMESİ : Bakırköy 3. İcra Mahkemesi Alacaklısını zarara uğratmak kastiyle mevcudunu eksiltmek suçundan sanıklar ..., ... ve ...’ın ayrı ayrı 2 yıl hapis ve 100 gün adli para cezasıyla cezalandırılmalarına, karar verilmiş; hüküm, yasal süresi içerisinde sanık ... vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosy…
**(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/3530 E. , 2010/4899 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Bakırköy 3. İcra Mahkemesi Alacaklısını zarara uğratmak kastiyle mevcudunu eksiltmek suçundan sanıklar ..., ... ve ...’ın ayrı ayrı 2 yıl hapis ve 100 gün adli para cezasıyla cezalandırılmalarına, karar verilmiş; hüküm, yasal süresi içerisinde sanık ... vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: 1- Sanığa isnat edilen suçun yaptırıma bağlandığı İİK’nun 5358 sayılı Yasanın 1.maddesi ile değişik 331.maddesinin birinci fıkrası, "Haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde borçlu; alacaklısını zarara sokmak maksadıyla, mallarını veya bunlardan bir kısmını mülkünden çıkararak, telef ederek veya kıymetten düşürerek hakiki surette yahut gizleyerek muvazaa yoluyla başkasının uhdesine geçirerek veya asıl olmayan borçlar ikrar ederek mevcudunu suni surette eksiltirse, aleyhine aciz belgesi aldığını veya alacaklı alacağını alamadığını ispat ettiği takdirde, altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenlendiği dikkate alındığında; borçlu sanığın 22.8.2005 havale tarihli mal beyanı dilekçesinde bildirdiği Tekirdağ Merkez, Barbaros Köyü 4957 parsel sayılı taşınmazın tapu kayıtları getirtilip, taşınmazın kendisine ait olduğunun anlaşılması halinde borcu karşılamaya yeterli olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre suçu işleme kastının bulunup bulunmadığının takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2- Sanık hakkında uygulanan yasa maddesinin CMK’nun 232/6.maddesi gereğince hükümde gösterilmemesi, 3- Borçlu sanığın mal beyanı dilekçesinde yeni adresini de bildirdiği göz ardı edilerek, eski adresine duruşma davetiyesinin tebliği ile yokluğunda yargılama yapılarak cezalandırılmasına karar verilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, Kabule göre de; 4- 5252 sayılı TCK’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3.maddesinde yer alan "lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir" hükmü karşısında, "suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 2004 sayılı İİK'nun 4949 sayılı Yasa'nın 89.maddesi ile değişik 331.maddesi ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Yasa'nın birinci maddesi ile değişik İİK’nun 331.maddesinin birinci fıkrası ile 765 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunlarının ilgili hükümleri olaya uygulanıp, leh ve aleyhteki hükümleri ayrı ayrı ele alınarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması, cezanın bireyselleştirilmesine ilişkin hükümlerin de kararın gerekçe bölümünde tartışılıp sonucuna göre lehe yasanın belirlenmesi gerekirken, denetime olanak vermeyecek şekilde hüküm tesisi,