TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/11/2023 NUMARASI: 2018/103 Esas, 2023/1016 Karar BİRLEŞEN BAKIRKÖY 3.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2016/1062 ESAS SAYILI DOSYASI BİRLEŞEN DAVA: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) BİRLEŞEN DAVA TARİHİ: 30/11/2016 BİRLEŞEN BAKIRKÖY 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2016/1085 ESAS SAYILI DOSYASI BİRLEŞEN DAVA: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) BİRLEŞEN DAVA TARİHİ:…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1631 KARAR NO: 2026/142 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/11/2023 NUMARASI: 2018/103 Esas, 2023/1016 Karar BİRLEŞEN BAKIRKÖY 3.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2016/1062 ESAS SAYILI DOSYASI BİRLEŞEN DAVA: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) BİRLEŞEN DAVA TARİHİ: 30/11/2016 BİRLEŞEN BAKIRKÖY 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2016/1085 ESAS SAYILI DOSYASI BİRLEŞEN DAVA: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) BİRLEŞEN DAVA TARİHİ: 30/11/2016 BİRLEŞEN BAKIRKÖY 5.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN 2018/596 ESAS SAYILI DOSYASI BİRLEŞEN DAVA: Alacak BİRLEŞEN DAVA TARİHİ: 31/10/2016 KARAR TARİHİ : 05/02/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; Asıl dava ve birleşen dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklı ayıptan kaynaklı onarım aksi halde tazminat talebine ilişkin olup, davanın kısmen kabulüne dair karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur. Asıl Davada; Davacı vekili özetle; Tarafların davaya konu taşınmazlar üzerine toplu konut inşası amacı ile 04/02/2008 tarihli düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi imza ettiklerini, sözleşmenin birinci maddesinde, hidrofor, jeneratör ve kapalı otoparkları ile altyapısı tamamlanmış, elektrik, pis su, temiz su, doğalgaz, telefon, tv. dıyafon şebekesi, bina ve daire içlerinde bitirilmiş bina merdivenleri ve korkulukları tamamlandığını, merdiven evleri ve merdiven holleri sıva, boya ve kaplamadan yapıldığını, daire içi döşeme şapları, duvar sıva ve boyaya hazır halde alçı sıvalarının yapıldığını, tavan sıvalarının yapıldığını, asansörlerin monte edildiğini, bina dış cephe izolasyon ve toplamaların tamamlandığını, pencere ve camları takıldığını, peyzaj ve çevre düzenletmeleri projesine uygun olarak tamamlandığını, arsa sahibine teslimi (arsa sahibi kendisine teslim edilecek binaların içinde yer alacak dairelerin içinde yalnızca zemin kaplama, banyolar, WC'ler mutfaklar, kapılan yapmakla sorumlu olacaktır) koşulu ile gayrimenkul mülkiyetinin işbu sözleşmenin 3.maddesine uygun olarak müteahhide devrinin vaadi ve 10.000.000,00 YTL'nin (onmilyonyenitürklirası) müteahhide ayrıca ödenmesi gerektiğini, sözleşme gereğince binalar yapıldığını, ferdileştirmenin henüz yapılmamış olup, kooperatif üyelerinin dairelerine taşınarak oturmaya başladığını, ana binaların tümünde aynı sorunların olduğunun ortaya çıktığını, kullanılmaya başlanan dairelerin dış cephesinin sözleşme koşullarına ve modern inşaat anlayışına aykırı olarak imal edildiğini, duvar boşluklarında hareket eden soğuk havanın yer yer daire iç duvar boşluklarından daire içerisine girerek hava sirkülasyonu oluşturduğunu, bu durumun defalarca müteahhit firmaya bildirilerek sorunların çözüme kavuşturulmasının talep edildiğini, ne var ki bu süreçte müteahhit firmanın sorunları çözmediğini ve üstlendiği işi sözleşmeye uygun yerine getirmediğini, sayılan bu hususlarda tesbit edilen ayıp, noksan imalat ve hususların sözleşme ve inşaat tekniğine uygun olarak düzeltilmesine kadar KDV ve işçilik dahil ne kadar süre ve masraf gerektirdiğinin, tesbit edilen ayıp, noksan ve kusurlu imalatların, öncelikle6098 sayılı yasanın 475/3. maddesi gereği bütün masrafların davalıya ait olmak üzere onarılmasına, bu talebin kabul edilmemesi halinde 6098 sayılı yasanın 475/2. maddesi gereği ayıp oranında bedelden indirilerek, bu bedelin şimdilik fazlaya dair hakların saklı kalmak kaydı ile 1.000TL'sinin dava târihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı, 23/11/2016 tarihli dilekçesi ile, bilirkişi raporuna göre talebini 100.761,12 TL artırarak toplam 101.761,12 TL'nin tahsilini istemiştir. Davalı vekili özetle; Derdest davanın yetkili mahkemede açılmadığını, davanın tazminat davası olup gayrimenkulün aynına ilişkin olmadığını, ... A.Ş.'nin adres itibari ile Bakırköy Adli Yargı çevresi içerisinde kaldığını, yetkili mahkemenin Bakırköy mahkemeleri olduğunu, yargılamaya konu dairenin sözleşmeye uygun bir şekilde teslim edildiğini, 04.02.2008 tarihli sözleşmeye göre davacı kooperatife ait olan dairelerin yasal süresi olan 20.01.2011 tarihinde sözleşme şartlarında teslim edildiğini, ...'ın koperatife ait ince işçiliklerine ilişkin herhangi bir dahli olmadığını, yasal süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığı için davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde bahsi geçen hususları kabul etmediklerini, dilekçede bahsi geçen hususların müteahhidin ...'a taahhütleri arasında yer aldığını, müteahhidi yakından ilgilendirdiğini, yargılama neticesinde aleyhe hüküm kurulması halinde müteaahhide ihbarını ve davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1062 Esas Sayılı Dosyasında;Davacı vekili özetle; Taraflar arasında, mülkiyeti davacıya ait ..... ili Eyüp İlçesi .... Mah.de kain ... pafta . ada . parsel sayılı .... m2 alanlı ve .. pafta . ada . parsel sayılı ..... m2 alanlı taşınmazlar üzerine toplu konut inşası hususunda 04/02/2008 tarihli Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereğince bina inşa olunduğunu, ferdileştirme henüz tamamlanmadan kooperatif üyelerinin dairelerine taşınıp oturmaya başladıklarını, kullanılmaya başlanan dairelerde oturan kooperatif üyelerinden sıkça kooperatif yönetimine gerek yazılı gerekse sözlü olarak şikayetler geldiğini, şikayet gelen dairelerde kooperatif yönetimince küçük bir durum tespiti yapıldığında ana binaların tümünde aynı sorunların olduğunun tespit edildiğini, kullanılmaya başlanan dairelerin dış cephesinin sözleşme koşullarına ve modern inşaat anlayışına aykırı olarak imal edildiğini, dairelerin iç duvarlarına, tavanlarına, zemin kattaki dairelerin tabanlarına duvarlarına yağan yağmurlarından kaynaklanan rutubetlenmeler, sıva çatlakları ve duvarlarda şişmeler ve dökülmeler olduğunun görüldüğünü, pencere kenarlarından dahi suların sızdığının ve yer döşemelerini tahrip ettiğinin ve konut sakinlerinin eşyalarına ve sağlığına zarar verdiğinin anlaşıldığını, Dış cephe sisteminde ; a-Yer yer kapatılmayan duvar içi boşlukların olduğunu ,b-Kapatılmayan duvar içi boşluklarından dairelerin iki duvar içlerine, rüzgarlı ve fırtınalı günlerde aşırı şekilde rüzgar girdiğini, c-Bu rüzgarın tüm daire duvar içerisindeki boşluklardan hareket ederek oturma odası, hol, mutfak ve özellikle banyo tavan aralarında sirkülasyon yaptığını, bu durum nedeni ile ısınma siste- minin maksimumda çalışmasına rağmen 20C dereceyi geçmediğini, daire sakinlerinin ısına- madıklarını, duvar içinde hareket eden soğuk havanın ısınmayı olumsuz etkilediğini d-Duvar boşluklarında hareket eden soğuk havanın yer yer daire iç duvar boşluklarından daire içerisine girerek hava sirkülasyonu oluşturduğunu, e-Banyo, mutfak ve hol kısımlarında tavanlarda uğultular ve rahatsız edici boyutlarda seslere sebep olduğunun anlaşıldığını,Ana gayrimenkullerin dış cephe izolasyon sisteminin son derece yetersiz, ayıplı ve kusurlu olduğunu, bunun yanında ana gayrimenkullere ait otoparkların taahhüt edilenden daha az olduğunu, örnek 3+1 dairelere 2 otopark tahsis edilecek şekilde otopark yapılması gerektiği halde, bu taahhütlerin yerine getirilmediğini, otoparkların yetersiz ve araçlara ayrılan yerlerin de oldukça küçük ve plansız olduğunu, inşaatlar oldukça hızla ilerlerken bir vatandaşın açtığı dava sonunda İmar Planının İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nin 2010/597-1914 E.K. sayı ve 07.12.2010 günlü kararı ile iptal edildiğini, ... tarafından arsanın bulunduğu bölgenin 1/5000'lik planının -mahkemenin iptal kararı doğrultusunda- yeniden yapılması talebiyle ...Belediye Başkanlığı'na müracaat edildiğini ve meclisin 15/03/2011 gün ve ...... sayılı kararı ile konunun Planlama Dairesi'e aktarıldığını, imar planının 2015 yılında kesinleşmekle ruhsat için müracaat edildiğini, oturma ruhsatlarınında ancak 2016 tarihinde alınabildiğini, bu hali ile sözleşmenin gereğinin halen dahi ifa edilemediğini, 6098 sayılı Borçlar Kanunun 474 ncü maddesi gereğince mevcut durumun müteahhit firma ile defalarca görüşüldüğünü, ancak müteahhit firmanın sorunları çözemediğini ve üstlendiği işi sözleşmeye uygun olarak yerine getirmediğini, Bakırköy ....... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/932 E. sayılı dosyası üzerinden taraflarınca 1.000,00 TL dava değeri göstermek suretiyle belirsiz alacak davası olarak açılan davada; "binaların dış cephe izolasyonlarının sözleşmeye ve günün inşaat tekniklerine uygun olup olmadığının, su sızıntılarının ve hasarların nereden kaynaklandığının, daire dış cephelerinde rüzgar ve su girişlerine neden olabilecek boşlukların olup olmadığının, daire iç duvar ve tavan aralarında rüzgar sirkülasyonu olup olmadığının, var ise sebebinin, sözleşmeye konu binaların dairelere düşen otopark kısımlarının ne olması gerektiğinin, hali hazırda durumun ne olduğunun, otopark kısımlarının sözleşmeye ve kullanıma uygun olup olmadığının, bu hususlarda tesbit edilen ayıp, noksan imalat ve hususların sözleşme ve inşaat tekniğine uygun olarak düzeltilmesi için ne kadar KDV ve işçilik dahil ne kadar süre ve masraf gerektirdiğinin, ana yapıda hasar gören bağımsız bölümlerin (dairelerin) içlerinde izolasyondan kaynaklanan zararların neler olduğunun ve zararların giderilmesi için KDV ve işçilik dahil ne kadar süre ve masraf gerektiğinin tespitinin, tesbit edilen ayıp, noksan ve kusurlu imalatların öncelikle 6098 sayılı yasanın 475/3. maddesi gereği bütün masrafları davalıya ait olmak üzere onarılmasının, bu talep kabul edilmediği takdirde 6098 sayılı yasanın 475/2. maddesi gereği ayıp oranında bedelden indirilerek, bu bedelin şimdilik fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL'lik kısmının dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilinin talep edildiğini ve yargılama sırasında alınan bilirkişi ve bilirkişi ek raporunda, alacağın 101.761,12 TL olduğunun tespit edildiğini, tahkikat aşamasının tamamlandığı gerekçesi ile taleplarının artırılması talebinin mahkemece kabul edilmediğini ve 1.000,00 TL lik tutar üzerinden hüküm kurulduğunu beyanla; Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/932 E sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama ile belirlenen alacak miktarının kalan kısmı olan 100.761,12 TL'lik alacağın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile ilk davanın açılış tarihi olan 15/03/2013 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili özetle; Davacının huzurdaki davaya konu talepler bakımından zaman aşımı süresinin Bakırköy 3 ATM'nin 2014/932 Esas sayılı dosyasına konu davanın açıldığı tarihten geriye doğru hesaplanması gerektiğini ve buna göre 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, tespit ve tazminat davalarının aynı dilekçe ile birlikte açılmasının yargılamanın sıhhatine uygun olmadığını, yargılamaya konu dairelerin sözleşmeye uygun bir şekilde teslim edildiğini, her ne kadar tapu devri gerçekleşmemiş ise de, kooperatifin bu dairelerin bir kısmını üyelerine teslim ettiğini, bir kısmını da üçüncü kişilere sattığını, bu nedenle davada taraf sıfatının bulunmadığını, davalı ... tarafından yapılan imalatın Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca hazırlanan fen ve sanat kurallarına, TSE standartlarına uygun olduğunu, değer kaybı ve sair hususlara ilişkin açıklamaların, dış cepheye yönelik iddiaların gerçeği yansıtmadığını, yasal süre içinde ayıp ihbarında bulunulmadığından daire ve ortak alanların mevcut hali ile kabul edilmiş sayılacağını, tapuların gecikmesine ilişkin durumun müvekkili ...'ın kusurundan kaynaklanmadığını, buna rağmen ...'ın çözüm için gerekli çabaları sürdürdüğünü, açılan ilk dava tarihinden faiz işletilmesi talebinin hukuken mümkün olmadığına beyanla davanın reddini savunmuştur. İhbar olunan ........ A.Ş ile .....A.Ş vekilleri; davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. İhbar dilekçesi ve ekleri; ihbar olunan ..........Şti ve ihbar olunan ....... .......Şti'ne usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen cevap vermemişlerdir. Birleşen Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1085 Esas Sayılı Dosyasında;Davacı vekili özetle; Taraflar arasında yapılan 04/12/2008 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşme kapsamında davacının edimini yerine getirdiğini, ancak davalı tarafın edimini yerine getirmediğini, davalı aleyhine eksiklikler ve ayıplar nedeni ile tazminat istemine Bakırköy 5.ATM'nin 2016/966 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, bakiye alacakları için ise işbu davanın açıldığını ileri sürerek işbu davanın birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/596 Esas Sayılı Dosyasında;Davacı vekili özetle; davacı kooperatif ile davalı şirket arasında ...... ili,...... ilçesi, .... mahallesinde kain ..... ada . ve .. nolu parsellerin üzerinde toplu konut inşaatı yapmak amacıyla .../02/2008 tarihli Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye uygun olarak inşaatın teslim edilmediğini, teslim edilen inşaatta muhtelif ayıpların ortaya çıktığını, aynı olaya ilişkin olarak Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/932 esas sayılı dosyası ile de dava açtıklarını bu bağlamda fazlaya ilişkin hakları saklı kalma koşulu ile 10.000-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili özetle; Davacı tarafın iddialarının doğru olmadığını, davalı şirket tarafından sözleşmeye uygun olarak inşaatın teslim edildiğini beyanla, yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, 09/11/2023 tarihli karar ile, asıl dava ile birleşen Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1062 esas ve birleşen Bakırköy 5.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/596 esas sayılı dosyalarının davacı vekili tarafından fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak suretiyle açıldığı, dava dilekçelerinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olarak açıldığının bildirilmediği ve alacağında belirlenebilir nitelikte olduğu anlaşıldığından bu davaların kısmi dava olarak açıldığı sonucuna varıldığı, davacı vekili her ne kadar birleşen Bakırköy 5.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/596 esas sayılı dosyasını kısmi dava olarak açtıktan sonra Mahkememize verdiği dilekçe ile davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığına dair açıklama yapmış ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01/03/2023 gün ve 2021/192 esas,2023/157 karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi davanın türünün bu şekilde değiştirilmesine imkan bulunmadığı, Birleşen Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1085 esas sayılı dosyasında ise, davacı vekilinin dava türünü açıkça belirsiz alacak davası olarak bildirmesi, alacağın kesin miktarının tahkikat aşamasında toplanacak deliller sonucunda belirlenebilr hale gelmesi hususları gözönüne alındığında bu davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı sonucuna varıldığı, taraflar arasındaki akdi ilişkinin eser sözleşmesi olduğu, sözleşme tarihinde yürürlükte olan 818 Sayılı BK’nın 126/4 maddesi gereğince eser sözleşmelerinde zamanaşımı süresinin 5 yıl olup, yüklenicinin kast veya ağır kusuru halinde ise aynı Kanun’un 125. maddesi uyarınca 10 yıl olduğu, zamanaşımı süresinin başlangıcının 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 128. maddesindeki düzenlemeye göre alacağın muaccel olduğu tarihte işlemeye başlamakta olup, bu tarihin ise eserin teslim tarihi olduğu, davalı tarafından yapılan inşaatın alınan bilirkişi raporlarına göre ayıplı olduğu, davalı yüklenicinin inşaat işi ile iştigal etmesi nedeniyle söz konusu ayıpları bilebilecek nitelikte olması dikkate alındığında ağır kusurlu olduğunun kabulü gerektiği, 818 sayılı BK’nın 125-126. maddelerine göre zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, dosya içerisinde bulunan 20/01/2011 tarihli tutanaktan, dairelerin davacıya 20/01/2011 tarihinde fiilen teslim edilmiş olduğunun anlaşıldığı, gerek eksik ve kusurlu işlerin giderim bedeli, gerekse gecikme tazminatı ve cezai şart alacaklarının teslim ile istenebilir hale geleceğinden zamanaşımı süresinin teslim tarihinden başlayacağı, eser sözleşmesi feshedilmediği sürece arsa sahibi, gecikme tazminatını alarak ifayı bekleyebileceğinden eser teslim edilmediği ve sözleşme ifa ile sonuçlanmadığı sürece teslimi gereken tarih geçmesine rağmen zamanaşımı süresinin işlemeye başlamayacağı, önceki döneme ait olsa dahi gecikme tazminatıyla ilgili zamanaşımı süresinin eserin teslimi ve sözleşmenin ifayla sonuçlandığı tarihten itibaren başlayacağı, somut olaya gelince; iskan ruhsatının alınmadığı müddetçe sözleşmeye uygun bir teslimden bahsetmek mümkün değil ise de, dava konusu bağımsız bölümlerin 20/01/2011 tarihli tutanak ile davacıya fiilen teslim edildiği, birleşen Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1062 esas ve birleşen Bakırköy 5.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/596 esas sayılı dosyalarında fiili teslim tarihi ile bu dosyalara ilişkin verilen ıslah dilekçeleri tarihi arasında geçen sürede zamanaşımı süresinin dolduğunun anlaşıldığı, davacı vekili her ne kadar somut olayda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun zamanaşımına ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiğini, buna göre zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğunu iddia etmiş ise de, 818 sayılı Kanunun 11.01.2011 tarihinde kabul edilen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 647. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı, 6098 sayılı Kanunun ise 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdiği, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5. maddesinin birinci fıkrasının “Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanım hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden haşlayarak Türk Borçlar Kanununda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur” hükmüne haiz olduğunu, buna göre 818 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğinden davacı vekilinin somut olayda 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmasına ilişkin talebinin yerinde görülmediği, Birleşen Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1085 esas sayılı dosyası davacı tarafından 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde belirsiz alacak davası olarak açıldığı gözönüne alındığında ise, davacı vekilinin talep artırım dilekçesi ile talebini bilirkişi raporu doğrultusunda belirli hale getirdiği bu nedenle bu dosya yönünden zamanaşımı definin yerinde görülmemesi nedeniyle davalı vekilinin zamanaşımı definin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, gizli ayıplara ilişkin ayıp ihbarının, gizli ayıpların ortaya çıkmasında (anlaşılmasından) itibaren uygun bir süre içinde yapılması gerektiği, uygun sürenin ne kadar olacağının ise, her somut olayda TMK.md.2'deki dürüstlük kuralı ışığında tespit edilmesi gerektiği, dava dosyası içeriğinden, davacı/iş sahibinin ayıpların varlığının anlaşılmasından sonra, çeşitli ihtarnameler ile ayıp ihbarında bulunduğu, dairelerdeki en önemli ayıbın, dairelerde ortaya çıkan su sızıntılarının olduğu, 13.01.2012 tarihli ihtarnamenin, dairelerdeki su sızıntılarının ortaya çıkmasından sonra, TMK.md.2'ye göre uygun olan bir süre içinde keşide edilmiş olduğu ve bu su sızıntılarının davalıya bildirilmiş olduğunun anlaşıldığı, bu durum karşısında, davacının yasal süresi içinde ayıp ihbarında bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, kaldı ki bir an için davacının yasal süresi içinde ayıp ihbarında bulunmamış olduğu kabul edilse bile, dairelerin ayıplı olarak tesliminde davalı/yüklenicinin ağır ihmali (ağır kusuru) bulunduğu, bu nedenle eski BK.md.362/f.1 uyarınca, davalı/yüklenicinin ayıplardan dolayı sorumluluğunun ortadan kalkmayacağı (yani, yasal süresi içinde ayıp ihbarında bulunulmamış olsa dahi sorumluluğunun devam edeceği/baki kalacağı) açık olup, buna göre asıl ve birleşen davalarda ayıp ihbarının süresi içerisinde yapıldığı sonucuna varıldığı, Bu ilke ve açıklamalar ışığında asıl ve birleşen davalar değerlendirildiğinde, asıl ve birleşen davalarda davacı iş sahibi kooperatif ile davalı yüklenici arasında gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinin imzalandığı, davalı yüklenicinin yapıp davacı iş sahibine teslim ettiği dairelerin gizli ayıplı bir şekilde teslim edildiği ve davalı yüklenicinin davacı iş sahibinin payına düşen daireler için otopark inşa edip teslim etme borcunu eksik ifa ettiği, davacı iş sahibinin asıl ve birleşen davalarda ayıp ihbarını süresi içerisinde yerine getirdiği, kaldı ki geçerli bir ayıp ihbarının bulunmadığının kabulü halinde dahi davalı yüklenicinin mülga BK.md.362/f.1 uyarınca ağır kusurlu olması nedeniyle sorumluluktan kurtulamayacağı, eksik iş için ayıp ihbarının gerekli olmadığı, davalı yüklenicinin üstlendiği eseri ayıpsız ve tam olarak davacı iş sahibine teslim etmediği, buna göre ayıplı ve eksik işlerin giderilmesi bedelini davacı iş sahibine ödemek zorunda olduğu; asıl davada, davanın kabulü ile 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1062 esas sayılı dosyasında, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 101.761,12 TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı vekilinin ıslah suretiyle arttırdığı kısmın zamanaşımı nedeniyle reddine, birleşen Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1085 esas sayılı dosyasında 1.000.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen Bakırköy 5.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/596 esas sayılı dosyasında 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı vekilinin ıslah suretiyle arttırdığı kısmın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, Sözleşmenin 2. maddesinde ...'ın kooperatife ait dairelerin bir kısım iç imalatlarını yapmadan teslim edeceği düzenlenmiş olduğundan, inşaatın belli seviyesinde kooperatife ait dairelerin iç imalatlarının yapılabilmesi için 20.01.2011 tarihinde, ..., ...... ve müvekkili arasında bir tutanak düzenlendiğini, ama 20.01.2011 tarihli bu tutanağın işin teslimine ilişkin olmayıp, site henüz şantiye halindeyken sırf daire içi imalatların yapılmasına dair tutulan bir tutanak olduğunu, zira sitenin 900'den fazla bağımsız bölümden, ortak ve sosyal alanlardan oluşmakta olup ortak alanların bu tarihte inşa edilmiş dahi olmadığını, nitekim ihbar olunan alt yüklenici ......İnşaat vekilinin Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesine sunduğu 30.12.2020 tarihli bilirkişi ikinci ek raporuna itiraz dilekçesinin 2. sayfa 3 no.lu paragrafında; "Söz konusu "......" Kat Karşılığı Hasılat Paylaşımı usulü ile ... tarafından ihale edilmiş, 05.08.2009 tarihinde sözleşme imzalanmış, 26.07.2011 tarihinde geçici kabulü, 26.07.2012 tarihinde kesin kabulü yapılmış ve müvekkilimiz yüklenici fiilen işten elini çekmiştir" denildiğini, bu yazılı ikrar karşısında inşaat işlerinin fiilen tamamlanan tarihin davalı tarafın öne sürdüğü 20.01.2011 olmadığı, inşaatların 26.07.2012 tarihinde tamamlandığı, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin zamanaşımı süresinin başlangıcı olarak dikkate aldığı 20/01/2011 tarihli tutanağın işin fiili teslimiyle hiçbir ilgisi bulunmadığından ve davalı tarafından davacıyı teslime davet ettiği 03.11.2011 tarihinden sonra işin teslimine dair taraflar arasında imzalanmış bir belge ibraz edilmediğinden ve bu tarihten sonra da sitede imalatlara devam edildiğinden, ıslah tarihinde zamanaşımı süresinin dolmadığı, Sözleşmenin 8. maddesinin; "işbu sözleşme kapsamında taahhüt edilen inşaatlar, temel ruhsatının alınmasından itibaren en geç 24 ay içerisinde, anahtar teslim olarak bitirilecek ve arsa sahibine ait bölümler arsa sahibine teslim edilecektir...Anahtar tesliminden kastedilen, Madde 2 kapsamındaki imalatları ve bu maddede yer almamış ise Madde 14 de belirtilen bu sözleşme eki şartnamelerde belirtilen imalatların tamamlanması suretiyle yapıların fiilen kullanılabilir hale gelmesi ve iskan belgesine müracaat edilmiş olmasıdır" şeklinde düzenlendiği, teslimin anahtar teslim yani iskan ruhsatına müracaattan sonra yapılacağı açıkça kararlaştırılmış olduğundan, mahkemenin zamanaşımı başlangıç tarihini nazara aldığı tarihin hatalı olduğu, dolayısıyla 10 yıllık zamanaşımı süresinin 27.01.2017 tarihinden başlatılması gerektiği, davalı yüklenicinin davacı tarafından çekilen ihtarnamelere yönelik ayıbı kabul ederek tamirat ve tadilatlar yaptığı, en son iskan alınması aşamasında asansörlerdeki ayıpları 2017 yılında tamamladığı, dava konusu olayda zamanaşımı yönünden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda geçen 20 yıllık sürenin uygulanması gerektiği, birleşen Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesi 2018/596 esas sayılı dosyası HMK m. 107 uyarınca belirsiz alacak davası niteliğinde olduğundan ıslah değil, bedel artırımı yapılmış olup belirsiz alacak davasında zamanaşımı davanın açılmasıyla zaten kesildiği, ancak söz konusu dava dilekçesinde davanın kısmi dava mı belirsiz alacak davası olduğu belirtilmediğinden, mahkemeye sunulan ek beyan ile davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edildiğinin açıkça bildirildiği ve karşı tarafça bu belirlemeye bir itiraz olmadığı, kaldı ki usulen böyle bir durumda mahkemenin davanın belirsiz alacak davası mı kısmi dava mı olduğunu sorması ve buna göre hüküm kurması icap ettiği, dava dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilmeden davanın belirsiz alacak olduğu açıklanmış olmakla bu beyana göre davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile bilirkişi raporuna göre artırılan talebin tamamı üzerinden hüküm kurulması gerekirken, hatalı gerekçe ile davanın belirsiz alacak davası olmadığı kabul edilerek artırılan kısım yönünden davanın reddi usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek kararın kaldırılması talep edilmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde, Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/596 E. Sayılı dosyasının Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/103 E. Sayılı dosyası ile birleştirilmesinin mümkün olmadığı, zira farklı görevli mahkemeler olduğu, eser sözleşmesine dayalı olarak görülen alacak davasında görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, yerel mahkemenin görevsizlik kararı vermesi yerine yargılamaya devam ederek davayı görmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, nitekim Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2015/9522 E., 2017/1556 K., 23.05.2017 tarihli kararında kooperatiflerin sosyal niteliğinin ağır basan kendine özgü yapılarının bulunduğu, bu nedenle her iki tarafın tacir olmadığı ve mutlak ticari iş sayılmayan eser sözleşmesinden kaynaklı alacak davalarında yetkili mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olarak kabul edilmesi gerektiğinin belirtildiği, var olduğu iddia edilen ayıplar ile eksiklikler ile ilgili olarak davacı kooperatifin aktif husumet ehliyeti bulunmadığı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2013/8617 E., 2014/3100 K., 21.04.2014 tarihli kararında taraf sıfatının dava sonuna kadar devam etmesi gerektiğinin belirtildiği, daire içinde var olan ayıplar ile ortak yerlere ilişkin tazmin talebinin maliklerce yapılabileceği, yerel mahkeme dosyasında kat mülkiyeti kurulu taşınmaz maliklerinin kimler olduğunun tespitinin yapılmadığı, dava tarihinden bu yana kooperatif hissedarlarından el değiştiren taşınmazların yeni maliklerinin kimler olduğunun araştırılması ve sonuca göre aktif husumeti bulunmayan davacının davasının reddedilmesi gerektiğini, Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/596 E. sayılı dosyasında da aynı taleplere yönelik olarak açılan davada yargılama devam etmekteyken istinafa konu dava ile birleştirildiği ve derdestliğin görmezden gelindiğini, yasal süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığı, bilirkişiler tarafından değer kaybı bedeli tespit edilirken onarım bedeli üzerinden değil, Yargıtayca benimsenen nispi metoda göre hesaplama yapılması gerektiği, asıl dava ve birleşen davalar yönünden ayıp ve eksik imalatların bulunduğu yönündeki kanaatle kurulan yerel mahkeme hükmünün kaldırılması gerektiği, dosyada alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, müvekkili ...'ın imalatlarının Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca hazırlanan fen ve sanat kurallara çerçevesinde olup inşaat sektöründeki tüm imalatlarının TSE standartları üzerinde olduğunu, dairelerin ince işçilikleri davacı tarafından yerine getirildiğinden ince işçiliğin yapımından ve ince işçiliğin yapımı esnasında verilen zararlardan ...'ın sorumlu tutulamayacağını belirterek kararın kaldırılması talep edilmiştir. DEĞERLENDİRME Uyuşmazlık, eser sözleşmesinin bir türü olan kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı arsa sahibi, davalı yüklenicidir. Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmaktadır. Davacı, ana dava dosyasında dış cephe izolasyon ve eksik otoparktan kaynaklı ayıp ve eksik imalatların düzeltilmesi için süre ve masrafın tespitini, hasar gören dairelerin içlerinde izolasyondan kaynaklı zararların neler olduğunun ve zararların giderilmesi için gerekli sürenin ve ayrıca masrafın tespitini, tespit edilen ayıp ve eksik imalatların öncelikle masrafları davalıya ait olmak üzere onarılmasını, aksi halde ayıp oranında bedelden indirilmesini talep etmiştir. Davacı, ana dava dosyasındaki 1.000,00 TL tutarındaki talebini ıslah ile 100.761,12 TL daha arttırmış ancak ilk derece mahkemesi tarafından ıslah talebi usulden reddedilmiştir. Davacı, bunun üzerine birleşen Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1062 Esas sayılı davasını açarak ana dava dosyasındaki talebine ilaveten 100.761,12 TL daha talep etmiş, nitekim birleşen davadaki dava dilekçesinde talep artırım niteliğinde ek dava olduğu açıkça belirtilmiştir.Diğer yandan, davacı tarafça, ana dava dosyasında belirtilmeyen bir kısım ayıp iddiası nedeniyle de Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/966 Esas sayılı dosyası ile dava açmış, yine Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/966 Esas sayılı dosyasındaki talepler bakımından talep artırım niteliğinde ek dava olan Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1085 E sayılı davasını ikame etmiştir. Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1085 E sayılı dosyası, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/966 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmiştir. Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/966 Esas sayılı dosyasında yargılama görevinin asliye hukuk mahkemelerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, görevsizlik sonrasında Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde esas almış, ancak Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından karşı görevsizlik verilerek görevli mahkemenin tayini için dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığa bakmakla görevli olan mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğuna hükmetmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin görevli mahkemeyi belirlemesinden sonra Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/596 Esasına kaydedilmiş ancak sonrasında Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ana dosyası ile birleştirme kararı verilmiştir.Davalı yanca, asıl dava ve birleşen davalarda davacının iddiaları reddedilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.Mahkemece, kısmen kabul ve zamanaşımı nedeniyle kısmen ret kararı verilmiştir.Asıl davada, 09/09/2015 tarihli bilirkişi raporunda; Sözleşmenin tarafı ve taşınmazın maliki olan kooperatifin, özellikle ortak alanlarla ilgili olarak (Genel Kurulda bu hususta yetki aldığı da gözetildiğinde), taraf sıfatının bulunduğu, ancak dairelerin ortaklara fiilen teslim edilmiş olduğu ve onlar tarafından kullanılıyor, kiraya veriliyor olduğu dikkate alındığında, talep ve dava hakkının ortaklara ait olup olmadığı konusundaki nihai değerlendirme ve takdir hakkının Mahkemede olduğundan iş bu tespitle yetinildiğini, blokların kazan daireleri imalatı ve projelendirilmesi açısından blok ısıtma sistemi tasarımına uygun olup, herhangi bir kusur tespit edilmediğini, sorunların tespit edildiği ..... bloklarında yer alan ve kuzey cepheye bakan toplam 76 adet dairede, yukarıda ayrıntıları açıklanan ve yapılması önerilen işlerin toplam maliyet bedelinin 69.043,12 TL + KDV olarak hesaplandığını, izolasyonun yetersiz yapılmış olması nedeniyle davacı tarafça yapılan onarım maliyet bedelinin KDV dahil 32.718,00 TL olduğu tespit edildiği, dava konusu ile ilgili tarafların yasal defterlere göre mutabakatsızlıklarının bulunmadığı, Davacı yasal defterlerinde dava tarihi itibari ile herhangi bir alacağın bulunmadığı, davacının iş bu dava ile talep ettiği ayıplı ve eksik üretim ile ilgili davalı tarafa herhangi bir fatura tanzim edilmediği, tarafların yasal defter kayıtları ile iş bu davada davacı tarafça talebi yapılan hususlara dair kanaat oluşturulmasının mümkün olmadığı, yüklenicinin ayıplı ifadan sorumluluğunun şartlarının oluştuğu ve iş sahibinin TBK m.475'teki seçimlik haklarını kullanabileceği yönünde görüş bildirilmiştir. ...../04/2016 tarihli bilirkişi ek raporunda; Her ne kadar davalı vekili husumet itirazını tekrarlamış ise de, dosyaya buna ilişkin yeni herhangi bilgi ve belge sunulmadığından, konuyla ilgili olarak kök rapordaki tespit ve değerlendirin değişmediği, davalı tarafın elektrik işlerinin giderlerinin site tarafından yapıldığı, dolayısıyla kooperatifin bir zararının bulunmadığı yönünde itirazda bulunulmuş ise de, fatura örneğinden de anlaşıldığı üzere elektrik işleriyle ilgili fatura kooperatif adına düzenlendiğinden bu harcamaları kooperatifin yaptığı ve fatura tutarını davalı taraftan isteyebileceği, bina içi C Profilli alçıpan kaplama yapılmadan prekast dış cephe elemanlarının betonarme sisteme montajını müteakip hava sızdırmazlık testinin yapılmadığı, mevcut durum binaların kuzey cephelerindeki salon ve ebeveyn odalarında soğuk hava girişlerinin olması, imalat montajı sonrası hava sızdırmazlık testlerinin yapılmadığı yönünde bir kanaat oluşturduğu ve bu kanaatimizin aksini kanıtlayıcı herhangi bir belgenin doşya muhteviyatında bulunmadığı, davacı tarafın yapılan inşaat işinde imalat safhalarında kendileri adına denetim yapan davalı yüklenici tarafa, bildirimde bulunan bir mimar veya inşaat mühendisi teknik eleman bulundurmayarak yapılan imalatlara zamanında müdahil olmadığı ve bu nedenle sonradan meydana gelen şikâyetlerin oluşması yönünden kusurlu bulunduğu, banyo ve mutfakta yaşanan hava dolaşımı sorunlarının, asma tavanlarındaki hava hareketlerinden kaynaklandığı, sebebinin ise konutlarda davlumbaz benzeri gereçler için bırakılan baca boşluklarının, ince işlerin kooperatif yönetimi tarafından yapılması aşamasında kapattırılmamasından kaynaklandığı ve bu konuda davalı şirketin kusurunun bulunmadığı, sorunların tespit edildiği C1/C2 bloklarında yer alan ve kuzey cepheye bakan toplam 76 adet dairede, kök raporumuzdakl görüşümüzde bir değişikliğin olmadığı ve ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere, daha önce başka yapılarda uygulanarak olumlu sonuçların alındığı ve bu uygulama doğrultusunda yapılması önerilen işlerin toplam maliyet bedelinin 06.03.2015 Tarihli Keşif Günündeki Piyasa Rayiçleriyle: 69.043,12 TL + K.D.V. olarak hesaplandığı, mevcut Otopark durumunun 241 konutlar için 1 adet, 341 konutlar için 1 adet otopark olacak şekilde imar yönetmeliğinin belirlediği m2 alantara göre inşa edildiği, ancak sözleşme eki Mahal listesinde, inşaat sırasında yapılması talep edilen 3*1 konutlar için 218 adet ilave otoparkın ruhsata esas projelerde bulunmadığından yapılmadığı, Mahal listesinde öngörülen bahse konu ilave otopark sayısı kadar otoparkın yapılması mevcut arsa şartları ile yerleşim planı açısşından mümkün olmadığı, bununla birlikte otopark alanları, mevcut imar yönetmeliğine göre emsal alana dâhil edilmediğinden, mahal listesinde belirtilen sayıda otopark yapılmasının Projelendirmenin ilk aşamasında imara esas ruhsatlı projelerde bodrum kat sayısı artırılarak ilave talep edilen otopark sayısına uygun m2 alan otopark alanı olarak plantarnasının yapılabilirliğinin mümkün olabildiği, davacı tarafın; gerek projelendirme, imar ruhsatı aşamalarında ve gerekse uygulama sürecinde konuya müdahil olmadığından bu yönüyle kusurlu bulunduğu yönünde görüş bildirilmiştir. ....../10/2018 tarihli bilirkişi raporunda; Takdiri Mahkemeye ait olmak üzere, davacı tarafından yapılmadığı iddia edilen ancak Yapı Sitesinin projelendirme, imar ruhsatı aşamalarında ve gerekse uygulama süreçlerinde konuya müdahil olmadığı bu yönüyle kusurlu bulunduğu yönündeki görüş ve kanaatlerimizi Sayın Mahkemenin takdirlerine daha önce sunmuş olduğumuz 2014/932 E. dava dosyası muhteviyatındaki Kök rapor ve ek Rapordaki görüşlerimizde bir değişiklik olmamakla birlikte Sayın Mahkemenizin görevlendirmesine istinaden Finanskent Mahal Listesi ... Kapsamı işlere ait belgenin .... başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasındaki "iki odalı daireler için 1 adet, üç odalı daireler için 2 adet kapalı otopark ” yapılması hükmü gereği (iki odalı ifadesinden 241 daire, üç odalı ifadesinden 3*1 daire olarak anlaşılması) dolayısı ile davacı tarafa ait 341 beher daireler için eksik birer adet otopark yapılmış olmasına dair iddianın 2014/932 E. dosya muhteviyatındaki raporlar ile mevcut dava dosyasındaki yapı kullanım izin belgeleri ile beraber ruhsata esas projelerdeki konut m2 lerine göre — ... Otopark yönetmenliğinin asgari bulunması gereken otopark adetleri ile mevcut yapıya ait .... bloklara ait toplam 322 adet otopark ..... Bloklara ait 310 adet toplam otopark toplamının 632 adet olduğu, 632 adet toplam otopark alanından davalı ...'A ait ....... bloklarındaki 141 adet konut karşılığı 132 adet otopark ..... yapı bloklarındaki 3 adet konut karşılığı toplam 135 adet otopark alanın projede belirtilen toplam 632 adet otopark alanından minha edilmesiyle bakiye kalan (632- 135) - 497 adet otopark alanı davacı tarafa kalmış bulunduğu, ... tarafından yapılan yapı sitesindeki mevcut otopark sayıları ...otopark yönetmenliğinin ön görülerinin üstünde otopark sayısı bulunduğu, dava dosyasında bulunan bila tarih sayılı taraflarca imzalı finanskent mahal listesi ... kapsamı işlere ait otoparklar başlıklı 6. maddesinde davacı tarafa ait 73 adet iki odalı daireler için 1 adet hükmü gereği 73 adet otopark + 218 adet üç odalı daireler için iki adet otopark öngörülmesine 218x2 adet = 436 adet otopark öngörülmesiyle toplam otopark sayısı ( 73+436) = 519 adet olduğu dikkate alındığında 519 adette 497 adet otopark sayısının minha edilmesiyle 22 adet otopark noksan (eksik) planlanmış olduğu, ...otopark yönetmenliğinin beher otopark için 20 m2 alan hesaplaması esas alınarak yukarıda ayrıntıları bulunan tablo değerlendirmelerinden anlaşıldığı, eksik planlanan 22 adet otopark için mevcut proje alanlarının yetersizliği de bir engel olabildiği gibi m2 alan üzerinden yapılan otopark alanlarının daha tasarruflu kullanılması halinde 519 toplam otopark alanında 22 adet otopark sayısı 22/519 = % 4 oranı telafi edilebilir bir oran olarak görüldüğü, bu durumda işin yüklenicisinin eksik olarak yapmadığı 22 adet otoparkın yapı maliyetleri %25 yüklenici karı genel giderler hariç bedel tasarruf etmiş bulunması dikkate alındığında eksik planlanan 22 adet otoparkların %25 yüklenici karsız bedelleri yapı ruhsatları ile dava tarihi itibari yıllarına göre ... otopark yönetmenliği hesaplama metodu göre değerlendirilmesinin; 2009 yılı ilk Yapı Ruhsatına göre 341 konut için eksik yapılan otoparkların %25 müteahhit karı genel gider maliyeti minha edilmiş şekliyle beher adet için yükleniciye maliyeti; 437,00 TL/ m2 x20,00 = 8740,00 /1,25x 22 adet eksik otopark toplamı = 153.824,00 TL 425 müteahhit karı genel giderler hariç toplam bedel oluşturduğunu, 2011 yılı imar planı değişikliğine göre Yapı Ruhsatı esas alındığında göre 341 konut için eksik yapılan otoparkların 625 müteahhit karı genel gider maliyeti minha edilmiş şekliyle beher adet için yükleniciye maliyetinin 482,00 TL/ m2 x20,00 = 9640,00 T/1,25 x 22 adet eksik otopark toplamının 169.664,00 TL toplam bedel oluşturduğunu, 2014 yılı Yapı Yaklaşık maliyetleri esas alındığında ; 3+1 konut için eksik yapılan otoparkların %25 mâteahhit karı genel gider maliyeti minha edilmiş şekliyle beher adet için yükleniciye maliyeti ; 550,00 TL/ m2 x20,00 - 11000, 00/1,25 x 22 adet eksik otopark toplamının 193.600,00TL toplam bedel oluşturduğunu, 2015 yılı dava tarihi itibarına göre Yapı Ruhsatı esas alındığında 341 konut için eksik yapılan otoparkların %25 müteahhit karı genel gider maliyeti minha edilmiş şekliyle beher adet için yükleniciye maliyeti 590,00 TL/ m2 x20,00 - 11800,00 /1,25 x 22 adet eksik otopark toplamı 207.680,00 TL toplam bedel oluşturduğu yönünde görüş bildirilmiştir. ..../05/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Mahallinde yapılan keşifte, duvar içi boşlukların olduğu ve bu boşluklardan hava ve rüzgarın girebileceği görüldüğü, davacı tarafın rüzgarın tüm daire duvar içerisindeki boşluklardan hareket ederek oturma odası, hol, mutfak ve özellikle banyo tavan aralarında sirkülasyon yaptığını, bu durum nedeni ile ısınma sisteminin maksimumda çalışmasına rağmen 20 dereceyi geçmediğini, daire sakinlerinin ısınamadıkları, duvar içinde hareket eden soğuk havanın ısınmayı olumsuz etkilediğini, ayrıca davacı tarafın banyo, mutfak ve hal kısımlarında tavanlarda uğultular ve rahatsız edici boyutlarda seslere sebep olduğunu öne sürdüğünü, keşif günü itibari ile bu hususların tespit edilemediğini, ancak bu boşluklar dolayısıyla olumsuz etkilenmenin söz konusu olabileceği kanaatine varıldığı, sözleşmenin 1. maddesine göre, müteahhitin bina dış cephe izolasyon ve kaplamaları tamamlanmış olarak arsa sahibine teslim edeceğini, keşif esnasında tespit edilen rutubetlenmeler, boşluklar, hava girişleri dikkate alındığında cephe izolasyonlarının uygun olmadığı kanısına varıldığı, daire iç duvar ve tavan aralarında rüzgar sirkülasyonu olup olmadığı hususunun keşif esnasında belirlenemediği, tespit edilen ayıp, noksan imalat ve hususların sözleşme ve inşaat tekniğine uygun olarak düzeltilmesi için ne kadar KDV ve işçilik dahil ne kadar süre ve masraf gerektirdiği hususunun açıklandığı üzere mühendislik hizmetlerinin yapılmasından sonra saptanabileceği, ana yapıda hasar gören bağımsız bölümlerin (dairelerin) içlerinde izolasyondan kaynaklanan zararların neler olduğunun ve zararların giderilmesi için KDV ve işçilik dahil ne kadar süre ve masraf gerektiği hususunun tespitinin kurulun uzmanlık alanı dışında olduğunu, kooperatif adına tahsis edilmesi gereken eksik ifadan dolayı 22 adet otopark için meydana gelen tazminat bedelinin 825.000 TL olarak tahmin edildiği yönünde görüş bildirilmiştir. 10/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda; Asıl davada davalı yüklenicinin sözleşmeden kaynaklanan borcunu ayıplı ve eksik ifa etmesi nedeniyle davacı iş sahibinin davalı yükleniciden, dava tarihi itibariyle (1.410.900,00 TL + 1.926.400,00 TL) = 3.337.300,00 TL tutarında bedel indirimi alacağına sahip olduğu, istinaf mahkemesi kararında (sayfa 4'de son iki paragrafta) “kısmi dava ve davacının ıslah dilekçesi” ile ilgili olarak varılan sonuçların (verilen kararın) değerlendirilmesi hususunda takdirin Mahkemeye ait olduğu, birleşen davada Davacının Islah Talebinin Mahkemece kabul edilmemiş olması nedeniyle, davacının işbu Birleşen Davayı açtığı ve Islah Dilekçesi ile ıslah ettiği alacak tutarının tahsilini işbu Birleşen Davada talep ettiğinin anlaşıldığını, ancak sonrasında, İstinaf Mahkemesi tarafından (sayfa 4'de son iki paragrafta) “davacının Islah Talebinin kabul edilmesi gerektiği” yönünde karar verilmiş olduğunun görüldüğünü, bu durumda işbu Birleşen Davadaki davacı talebi hakkında nasıl bir sonuca varılması gerektiği hususunda takdirin Mahkemeye ait olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. 07/01/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda; Davacı Kooperatif ortaya çıkan olumsuzlukların giderimi için iki firmadan teklif almış olup bunların maliyet tutarları arasında 1,8 kat fark bulunduğu, Yapıkur Firmasının teklifinin daha ayrıntı olduğu, tekliflerde eksik görülen hususlar açıklattırıldıktan sonra davacı kooperatif Yönetim Kurulu ve/veya Teknik Ekibi tarafından nihal kararın verilmesinin önerildiğini, kurulun aktiflerle ilgili görüş ve kanaatinin bilirkişilik hizmetleri kapsamında tavsiye niteliğinde olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. 07/01/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda; Davacı Kooperatif ortaya çıkan olumsuzlukların giderimi için iç ve dış cepheden uygulanmak üzere iki teklif aldığı, tekliflerin değerlendirmesi hem ek raporda hem de işbu ek rapora yapıldığı, otopark konusunda ek rapordaki görüş ve kanaatlerinin değişmediği yönünde görüş bildirilmiştir. (Birleşen dosyada) 13/11/2019 tarihli bilirkişi raporunda; Söz konusu blokların kazan dairelerinde çalışmaya engel herhangi bir problem olmadığı, ancak kullanıma ve bakım eksikliği ile doğru orantılı olarak esanjörler, havuz sirkülasyon pompası vb. kullanımı direkt bakım ile doğru orantılı olan bazı ekipmanların revizyona ihtiyacı olduğu, bazı borularda yalıtım problemi bulunduğu, ayrıca çatıların kullanılamaz durumda olmasına binaen tadilat ihtiyacının bulunduğu, bu kapsamda yapılacak, yapılması gereken işler ile ilgili olarak mekanik sistemlere yönelik onarım bakım tadilat (gizli ayıp) maliyetinin toplam 65.500,00 TL civarında olacağı (KDV ve işçilik dahil), bu kapsamda yapılacak yupılması gereken işler ile ilgili elektrik tesisatina yönelik onarım, bakım, tadilat (eksik imalat) mühiyetinin toplam 20.000,00 TL civaRINDA olacağı (KDV ve işçilik dahil) yönünde görüş bildirilmiştir. 26/05/2022 tarihli bilirkişi raporunda; Ayıplı ifa bakımından, taraflar arasındaki sözleşme ve teknik şartnameye göre, bina dış cepheleri, ortak alandaki havuz, elektrik tesisatları, güvenlik kamera sistemleri ve asansörü yapma yükümlülüğü davalı yükleniciye ait olup; bu imalatların kullanılma elverişliliğini veya değerini önemli ölçüde azaltacak ya da kaldıracak nitelikte olması halinde, ayıplı olacakları, muayene ve İhbar Yükümlülüğü Bakımından, asansör ve kamera sistemlerindeki ayıpların ilk bakışta açıkça görülebilen, kapsamı tespit edilebilen niteliği itibarıyla açık ayıp mahiyetinde oldukları, dış cephe ve mantolama sistemlerindeki ayıpların ise mevsimsel olarak açık veya gizli ayıp olarak nitelendirilebilecekleri, binaların sıcak, soğuk su hatları, ortak alandaki havuzların yalıtımının ise gözden geçirmeyle belirleme imkanı olmayan, kullanmayla ortaya çıkabilecek gizli ayıp mahiyetinde oldukları, açık veya mevsimsel açık ayıp olarak değerlendirilebilecek, kamera sistemleri, dış cephe ve mantolama sistemleri ile ilgili olarak iş sahibi tarafından, Beyoğlu .... ... ...01.2012 tarih ve.... yevmiye numaralı ihtamame ile Beyoğlu ....... ... .....09.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin gönderildiği, dosya içerisinde tebliğ şerhleri bulunmadığından, ihbarın yükleniciye ulaşıp ulaşmadığının bilinemediği, bu ihtarların davalıya tebliğ edilmesi durumunda, ayıpların ihtarnamede bildirildiğinden çok daha önce ortaya çıktığına dair dosya içerisinde bir bilgili olmadığından, ayıp ihbarının süresi içinde yapıldığının kabul edilmesi gerektiği, gizli ayıp olarak değerlendirilen, sıcak, soğuk su hatları, ortak alandaki havuzların yalıtımı bakımından ise, dava tarihi itibarıyla iskan alınmadığından ve dosya içerisinde bu ayıpların dava tarihinden çok önce ortaya çıktığına dair belge veya bilgi de olmadığından, bu ayıplardan da davalı yüklenicinin zamanaşımı süresi içerisinde haberdar edildiği, İş Sahibinin Seçimlik Hakları Bakımından, davacının zararlarının tazminini talep edebileceği, elektrik Tesisatları Bakımından, .......Şti tarafından Finanskent Site Yönetimi adına düzenlenmiş 500.000, TL lik faturanın muhtelif güvenlik kameraları ve kontrol elemanları, bağlantı kabloları, malzeme ekipman ve montaj bedelini kapsadığı, bu fatura kapsamında yapılan işlerin fiyatlarının - fatura tarih itibarıyla piyasa rayiç bedellerine uygun olduğu, faturanın Mahkeme tarafından değerlendirmeye alınması halinde davalıdan istenecek bedel 31.08.2018 tarihi itibarıyla KDV Hariç 423,729 TL olduğu, muhtelif en ve boylarda galvaniz kablo kanallarının yenilenmesi için dava tarihi itibarıyla gerekecek muhammen bedelin montaj dahil ve bağlantı elemanları dahil KDV hariç 25.000 TL olacağı, İnşaat Yönünden kapalı ve açık havuzdaki mevcut izolasyon malzemelerinin sökülerek yeniden uygun su yalıtımı yapılması, koridor ve kapalı alanlar tavan ve duvarlardaki sıva-boya hasarlarının tamiri, ... Bloklarda açık teras bölümlerinde su yalıtımı yapılması, .. ve ..... Bloklar dış cephelerdeki yalıtım ve izolasyon kusurlarının giderilmesi işlerinin; her türlü malzeme veya işçilik ve nakliyeler dahil dava tarihi itibariyle toplam- 853.000 TL bedelle yapılabileceği kanaatine varıldığı, mekanik Tesisatlar Bakımından; Makine mühendisliği/ mekanik tesisat yönünden ayıplı olan ve onarımı yapılan işlerin dava tarihi itibariyle toplam bedelinin, 290.147,67. TL olabileceği kanaatine varıldığı yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir. Uyuşmazlık konusu olay incelendiğinde;Yargılama konusu olayda davacı "........", davalı ise ticari şirkettir. Birleşen davalardan Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/596 Esas sayılı dosyasında, asliye ticaret mahkemesi ile ortaya çıkan görev uyuşmazlığında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 31/10/2018 tarihli 2018/1289 E ve 2018/1755 K sayılı kararı ile yargılama görevinin asliye hukuk mahkemelerinde olduğuna kesin olarak karar vermiştir. İlgili Daire kararında, "1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 99. maddesi uyarınca Kooperatifler Kanunu'ndan kaynaklanan hukuk davalarının tarafların sıfatlarına bakılmaksızın ticari dava olduğu kabul edilmişse de, taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklandığından; genel olarak kooperatif ve ortakları arasındaki uyuşmazlıkların ifade edildiği Kooperatifler Kanunu'nun anılan hükmünün somut olayda uygulama yeri olmadığından, eldeki davanın Kooperatifler Kanunu gereği ticari dava olduğu sonucuna ulaşılması mümkün olmadığı gibi eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceğine ilişkin bir düzenleme de bulunmamaktadır. Bu durumda, eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nce görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. Davalı yüklenicinin ticari şirket olması nedeniyle tacir olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Buna karşılık, yapı kooperatifi olan davacının tacir olarak kabulü mümkün değildir. Şöyle ki; 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 1. maddesinde kooperatifler “Tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını iş gücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklar” olarak tarif edilmiştir. Madde de, kooperatifin ortaklık (şirket) olduğu belirtilmiş ise de, bu ortaklığın “ticari nitelikte bir ortaklık” olduğu yönünde bir açıklama ve belirleme yapılmamıştır. Kooperatifler Kanunu'nun 1. maddesinde gösterilen bu tanımdan açıkça anlaşılacağı üzere kooperatiflerde amaç, diğer ticaret şirketlerinden farklı olarak kazanç elde etmek ve bunu ortakları arasında paylaşmak olmayıp, ortakların ekonomik menfaatlerini, özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını iş gücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak ve gidermektir. Kooperatifler, kâr - zarar amacından ziyade sosyal yönü ağır basan ortaklıklardır. Bu tanım ve amaç 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 171. maddesinde "Devlet, milli ekonominin yararlarını dikkate alarak, öncelikle üretimin artırılmasını ve tüketicinin korunmasını amaçlayan kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak tedbirleri alır." şeklinde anlamını bulmuştur. Bu tanım ve düzenlemelere göre, yapı kooperatiflerini tacir kabul edip, tacir sıfatının sonuçlarıyla sorumlu tutmak mümkün değildir. Aksi bir kabul, kooperatiflerin ticari kazanç elde etme amacına yönelik hareket etmeleri sonucunu doğurur ki, bu durumun Anayasada dahi kendisine yer verilen kooperatifçiliğin amacına uygun düşmeyeceği açıktır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 124/1. maddesinde “Kooperatifler” ticaret şirketleri arasında sayılmış ise de, aynı maddenin 2. bendinde kooperatifler “Şahıs şirketleri” ve “Sermaye şirketleri” arasında gösterilmemiştir. TTK'nın 124. maddesinin 1 ve 2. bentleri ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 1. maddesi birlikte değerlendirildiğinde yapı kooperatiflerinin “ticaret şirketi” olmadığı, sosyal niteliği ağır basan kendine özgü bir ortaklık olduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki, bu düzenlemelere benzer hükümler, 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu'nda da bulunmasına rağmen (md 18, 136), Yargıtay'ın istikrar kazanan uygulamasında yapı kooperatifleri tacir olarak kabul edilmemiştir. Esasen, yıllardır süregelen Yargıtay uygulamasını (Dairemizin 09.06.2008 tarih ve 2007/2726 esas, 2008/3798 karar ile yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.02.1996 tarih ve 1995/956 esas, 1996/45 karar sayılı kararları) ortadan kaldıracak bir yenilik de bulunmamaktadır" gerekçesine yer vermiştir. Nitekim eser sözleşmelerinden kaynaklı uyuşmazlıkların çözümünde görevli Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin (öncesinde 15. Hukuk Dairesi) içtihatları da benzer doğrultudadır. Bu nedenlerle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin kesin nitelikte görev tespit kararına rağmen dava dosyasının Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyası ile birleştirilmesi hatalı olduğu gibi, gerek ana dava dosyası ve gerekse de birleşen dosyalarındaki uyuşmazlıkların çözümünde asliye hukuk mahkemesi görevli olmasına rağmen asliye ticaret mahkemesince yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu nedenle görev noktasından usulen davacı ve davalı vekillerinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı kabulüne karar verilmiştir. Kabule göre de; her ne kadar ilk derece mahkemesi tarafından zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi olarak "fiili teslim" olarak mahkemece kabul edilen tarih esas alınmış ise de, iskan alınması yükümlülüğünün yüklenicide olduğu anahtar teslim inşaat sözleşmelerinde zamanaşımının başlangıcı "fiili teslim" tarihi olmayıp, "hukuki teslimi" ifade eden iskan tarihidir. Dosyadaki belgelere göre, iskan tarihi ile ıslah dilekçelerinin verildiği tarih arasında eser sözleşmeleri için öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından bu husustaki ilk derece mahkemesinin değerlendirmesi de hatalı bulunmuştur. Öte taraftan ana dava dosyasının, dış cephe kaplamaları ve eksik otopark iddiasına dayalı olarak açıldığı, buna karşılık davacı tarafça ıslah dilekçesi ile B Bloktaki elektrik panolarının uygun hale getirilmesi için gerekli maliyetin de talep edildiği, ana dava dosyası ile birleşen davaların hiçbirisinde B Bloktaki elektrik panolarındaki eksik/ayıp bedelinin talep edilmediği, dolayısıyla dava dilekçesinden talep edilmeyen söz konusu hususun ıslah dilekçesinde talep edilmesi mümkün olmamasına karşın mahkemece kabul edilen kısım içerisinde elektrik panolarındaki ayıp işten kaynaklı olan ve bilirkişilerce hesaplanan tutarın da bulunduğu görülmekle bu yön itibariyle de karar hatalı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin usul yönünden KABULÜNE, 2-BAKIRKÖY .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../11/2023 tarih, 2018/... Esas, 2023/..... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 05/02/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.