T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/709 Esas KARAR NO : 2026/37 DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 30/10/2023 KARAR TARİHİ : 15/01/2026 Mahkememizde görülmekte olan ticari şirket davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl dosyada davacı vekilinin dava dilekçesi ile davalı şirketin 2022 mali yılı yıllık faaliyet raporu ve bağlılık raporunun kanuna aykırı olarak düzenlenmiş olduğunu, finansal ta…
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/709 Esas KARAR NO : 2026/37 DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 30/10/2023 KARAR TARİHİ : 15/01/2026 Mahkememizde görülmekte olan ticari şirket davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl dosyada davacı vekilinin dava dilekçesi ile davalı şirketin 2022 mali yılı yıllık faaliyet raporu ve bağlılık raporunun kanuna aykırı olarak düzenlenmiş olduğunu, finansal tabloların yönetim kurulu üyelerinin gerçekleştirdiği hukuka aykırı işlemler dolayısıyla gerçeği yansıtmamaları ve dürüst hesap verme ilkelerine aykırı hazırlanmış olmasına rağmen bilanço ve kâr/zarar hesaplarının müvekkillerinin ret oyu ve muhalefet şerhine karşın çoğunlukça onaylanmış olan gündemin 3’üncü maddesinin iptalinin gerekmekte olduğunu, davalı şirketin bağlılık raporundan ...’ya 4.527.040 ABD Doları (84.647.952 TL) borcu bulunduğunu ve 8.245.421 TL faiz ödendiğinin görüldüğünü, teknik iflastaki ...’nın böyle bir borcu verecek finansal gücü nasıl bulduğu da tartışmalı olduğunu, ...’nın da ...’den 15.900.000 ABD doları ve 14.750.000 TL borç aldığının anlaşıldığını, davalı şirketin açıklamalarına göre ise 16.605.000 ABD Doları borç aldığı ve borca 2020 yılında 2.700.000 ABD Doları, 2021 yılında 6.350.000 ABD Doları ve 2022 yılında 3.027.960 ABD Doları geri ödeme yapıldığını, böylelikle 2022 yıl sonunda borcun 4.527.040 ABD Dolarına (karşılığı 84.647.952 TL) gerilediği anlaşılmakta olduğunu, ...’nin de böyle bir geliri olmadığını, ...’ya borç verdiği miktarın tamamını ...’tan, bakiyesini de ...’ın yönetiminde bulunduğu şirketlerden aldığı anlaşılmakta olduğunu, ancak ...’ın neden doğrudan davalı Şirket’e borç vermek yerine böyle bir yapıyı öngördüğü anlaşılamamakta olduğunu, ilişkili taraf olan ...’ye verildiği belirtilen 14.358.246 TL’lik danışmanlığın kapsamının, karşılıklı edimlerin neler olduğunun, bu işten ne kadar kar elde edildiğinin, bu hususların da finansal tablolarda ve bağlılık raporunda yer alması gerekirken yer almamış olduğundan dolayı finansal tabloların yine şeffaf olduğundan söz etmek mümkün olmadığını, bu belirsiz hizmetlerin 2022 mali yılında da değişmediğini, ...’in 2022 mali yılı bağlılık raporuna göre de aynı mahiyetteki hizmetleri toplam 7 şirkete verirken, davalı şirketten elde ettiği gelir, tüm şirketlerden elde ettiği gelirin %20,20’sini oluşturmakta olduğunu, ...’in hizmet verdiği belirtilen şirketlerin tamamının ...’ın hakim durumda pay sahibi ve yönetim kurulu başkanlığınının yürüttüğü şirketler olduğunu, bu hizmetlerin alınıp alınmadığı belirsiz olduğunu, faturalandırması da yıl başında ... tarafından oluşturulan bütçenin tüm şirketlere paylaştırılması ile oluşmakta olduğunu, ancak hizmetlerin alınıp alınmadığına bağlı bir değişiklik göstermemekte olduğunu, ...’den alındığı belirtilen hizmetlerdeki belirsizliğin davalı Şirket’in, müvekkili tarafından yöneltilen basit soruları dahi cevaplamaktan kaçındığını, ... ve ...’ye usulsüz ödeme yapıldığı kanaatini vermekte olduğunu, davalı şirketin almadığı hizmetler için düzenlenen faturaları kabul etmesi ve bedellerini itirazsız ödemesi, hukuken yanlış olduğu gibi Vergi Usul Kanunu’nun 359.maddesi (b) fıkrası uyarınca da suç teşkil ettiğini, ...’ye göre kar edilmiş görünmesine rağmen kar dağıtımı yapılmamasının gerekçesi olarak VUK’a göre hazırlanan finansal tablolarda zarar edildiğinin belirtilmesine rağmen, davalı şirketin 2021 mali yılında olduğu gibi 2022 mali yılına ilişkin olarak yalnızca bağımsız denetimden geçen finansal tabloları pay sahipleri ile paylaşılmış olduğunu, Vergi Usul Kanunu uyarınca hazırlanmış finansal tabloların da paylaşılması istenmesine karşın, davalı Şirket, böyle bir yükümlülüğü olmadığını iddia ettiğini, TTK’nın 437 nci maddesi uyarınca davalı şirketin her türlü finansal tabloyu dürüstlük kuralı çerçevesinde pay sahipleri ile paylaşması gerekirken ve anılan maddede bağımsız denetimden geçen tablolar varsa yalnız bunlar incelemeye sunulacağını, diğerleri sunulmayacağı gibi bir ibare bulunmamaması, davalı Şirket kasten pay sahiplerinden VUK’a göre hazırlanan finansal tabloları gizleyerek pay sahiplerinin bilgi alma ve inceleme haklarını ihlal etmiş ve iradelerini sakatladığını, şirketin uzun zamandır ifade ettiği ve savunmalarına dayanak yaptığı üzere şirketler topluluğuna dahil olduğu savunması dikkate alındığında dahi, 2022 mali yılına ait bağlılık raporu, TTK’nın 199 uncu maddesinde öngörülen şartları taşımamakta olduğunu, aksine şirketler arasındaki hakimiyet-bağlılık ilişkisi ve bunların, hâkim teşebbüsün yönlendirmesiyle yaptığı işlemler takip edilememekte olduğunu, davalı şirketin yapmış olduğu işlemlerin ve almış-kaçınmış olduğu önlemler nedeniyle bir kaybının ve/veya zararının olup olmadığı ve var ise bu kaybın aynı mali yıl içinde denkleştirilip denkleştirilmediği, zararın ise karşılanıp karşılanmadığını, karşılanmamış ise nedenleri vb hiçbir şekilde anlaşılamamakta olduğunu, bu hususun bağlılık raporunun sonuç bölümünün yönetim kurulu yıllık faaliyet raporunda da yer alması gerekliliği nedeniyle 2022 mali yılı yıllık faaliyet raporunu da TTK’nın 516 ncı maddesi uyarınca dürüst resim ilkesine aykırı kılmakta olduğunu, Yargıtay da, TTK’nın 515 inci maddesi uyarınca dürüst resim ilkesine aykırı finansal tabloların onayı kararının iptaline hükmetmekte olduuğunu, ...’ın, şirketin hem sermayesinin % 70’ine sahip pay sahibi olduğunu, hem de yönetim kurulu üyesi olmasının yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibrasında TTK’nın 436 ncı maddesinin 2 nci fıkrasına aykırı olarak oydan yoksun olduğu halde oy kullanmış olmasının, bu oylar olmasaydı 2021 mali yılında görev yapmış yönetim kurulu üyelerinden ... ibra edilemeyecekken, TTK’nın 436 ncı maddesine aykırı olarak kullanılan oylar sayesinde oy çokluğuyla ibra edilmiş olmasının hatalı olduğunu, 4’üncü gündem maddesi kapsamında verilen ibra kararının iptali gerektiğini, yapılan oylamanın kanuna aykırı olduğunu, ...’ın oydan yoksun olduğu halde kullandığı oylar sonuca etki ettiğini, eğer ..., ilgili ibra oylamalarına katılmamış olsa idi, ...’ın ibrası 440.790 ret oyuna karşılık 0 (sıfır) kabul oyu ile reddedilmiş olacağını, bu nedenlerle anılan ibra kararının iptali gerekmekte olduğunu, 31 Temmuz 2023 GK Toplantısı’nın 5 inci gündem maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerine TTK’nın 395 ve 396’ncı maddeleri kapsamında şirketle işlem yapma ve şirketle rekabet izni verilmesine ilişkin izinlerin verilmesi oylamasında TTK’nın 436 ncı maddesinin birinci fıkrasına aykırı olarak oydan yoksun olanlar oy kullanmış olduğunu ve ilgili maddenin de iptalinin gerekmekte olduğunu, 31 Temmuz 2023 GK Toplantısı’nın 5 inci gündem maddesinin görüşüldüğü esnada, yönetim kurulu üyeleri olan ... ve ...’a TTK’nın 395 ve 396 ncı maddeleri gereği izin verilmesi oylamasında ... hem kendisi, hem de kendisinin hâkimiyeti altındaki sermaye şirketi olan ...’ın izin oylamalarında oy kullanmak suretiyle ilgili kararın alındığını, TTK’nın 436 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca kendisi ve hâkimiyeti altındaki sermaye şirketlerine ilişkin oylamada oydan yoksun olduğu halde oy kullanması kanuna aykırı olduğunu, ... bu oylamada oy kullanmamış olduğunu, oylama 440.790 adet ret oyuna karşılık 0 (sıfır) kabul oyu sonucu reddedilmiş olacağını, dolayısıyla bu kararın da iptal edilmesi gerekmekte olduğunu, 31 Temmuz 2023 GK Toplantısı’nda alınan (3) sayılı kararın, (4) sayılı kararın ...’ın ibra edilmemesine ilişkin kısmı hariç kalmak üzere diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesine ilişkin kısmının ve (5) sayılı kararın TTK’nın 449 uncu ve HMK’nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca yürütmelerinin geri bırakılmasına, ilgili genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun veya butlanının tespitine, aksi takdirde anılan genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalının cevap dilekçesi ile müvekkili şirketin uğrayacağı muhtemel zararlara karşılık mahkemenizde göreceği miktarda nakdi teminatın davacı tarafından sunulmasına karar verilmesini talep ettiğini, huzurdaki davanın konusu olmayan ve esasen istanbul (18.) (11.) ve (21.) asliye ticaret mahkemekeri'nin derdest/kararlı dosyalarında incelenmiş ve incelenmekte olan iddia ve talepler karşısında derdestlik itirazlarının olduğunu, davacının bilgi alma ve inceleme hakkının ihlal edildiği iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, 31 Temmuz 2023 tarihli Genel Kurul Toplantısı” nda alınan kararlardan hiçbiri pay sahiplerinin bilgi alma, inceleme haklarını sınırlandırmamakta olduğunu, kararların butlanı zaten söz konusu olamayacağını, davacının eksik bilgi sahibi olduğundan bahisle açtığı iptal davası kötüniyetli ve usule aykırı olup dinlenilemeyeceğini, davacı ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyası ile bilgi edinme davası açmış olduğunu, bu davada bilgi edinme talebine konu ettiği sebeplerle, müvekkili şirkete karşı bu kez de huzurdaki genel kurul kararlarının iptali istemli davayı yöneltmiş olduğunu, davacının müvekkil şirket'e olan taahhüdü ve yükümlülüklerini yerine getirmekteki gayesinin ile haksız ve asılsız iddia ve ithamlarla hukuki temelden yoksun davalardan biri olduğunu, davacı ... ve diğer pay sahibi ...i'nin müvekkili şirkete gelmediğini, müvekkili şirkete sermaye koyma taahhüdünden doğan borçlarını da müteaddit ihtar ve yazışmalara rağmen yerine getirmemiş olduklarını, bu kadar açık hükümlere ve samimiyetle yapılan bilgilendirme ve açıklamalara ve 2018 yılına dek hisse rca bilinen ve kabul edilen şekli ile devam eden uygulamalar karşısında şirketler topluluğu hükümlerine riayet edilmediğine ilişkin iddiaları mesnetsiz olduğunu, 2022 yılı finansal tabloları dürüst resim ilkesine uygun olduğunu, finansal tablolar TTK 'nın 515. maddesinin gereklilikleri ile kanun ve esas sözleşmenin yönetim kuruluna yüklediği sorumluluklar gözetilerek hazırlandığını, müvekkili şirketin bılanço ve kar/zarar tabloları geçmiş mali yıllardaolduğu gibi ttk nın 515. maddesine uygun olarak düzenlenmiş olduğunu, davacının gündemin 3 nolu maddesi uyarınca alınan “bilanço ve kar/zarar hesaplarının onaylanması” kararının iptali hakkındaki iddialarının mesnetsiz olduğunu, müvekkili şirketin t bütün işlemlerini finansal tablolarına yansıtmakta olduğunu, faaliyet raporu ve bağlılık raporlarında da şeffaflıkla ortaya koymakta olduğunu, davacının haksız ve asılsız iddialarının aksine geçmiş yıllarda olduğu gibi 2022 mali yılı bilanço ve kar/zarar tabloları TTK'nın 515 inci maddesi uyarınca dürüst resim ilkesine uygun olarak düzenlenmiş olduğunu, bağımsız denetim raporunda geçmiş dönem tabloları ile cari dönem tabloları karşılaştırmalı olarak verilmekte olup, zaten 2021 mali yılı genel yönetim giderlerinin açıkça yer aldığı bağımsız denetim raporu karşısında bu davacının eriştiği bir sonuç olmadığını, şirketin personel sayısındaki artış finansalların onaylanmasına ilişkin olarak genel kararın iptaline gerekçe olamayacağını, müvekkil şirket”'in .. 18. Aslıye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. ve...K. sayılı iptal kararı ile 06.01.2020 tarihli ihtiyati tedbir kararına aykırı hiçbir ödemesi bulunmamakta olduğunu, müvekkili şirketin üst düzey yöneticilerine 2022 mali yılında yapılan ödemelerin davacının dava dilekçesinde yer aldığı mahkeme kararı ile bir ilgisi bulunmamakta olduğunu ...'ya olan borcun ödenmesi bankalarla imzalanmış olan kredi sözleşmesi şartlarına bağlıdır ve bu husus davacı tarafından çok iyi bilinmekte olduğunu, ... A.Ş den ıhtıyaç doğrultusunda alınan hizmetler hukuka uygun olduğunu, karşılığında yapılan ödemeler ise hiçbir surette usulsüz ödeme teşkil etmemekte olduğunu, ...'den ihtiyaç doğrultusunda alınan hizmetler hukuka uygun olduğunu, karşılığında yapılan ödemeler ise hiçbir surette usulsüz ödeme teşkil etmemekte olduğunu, davacının gündemin 4 no.lu maddesi kapsamında alınan“yönetim kurulu üyelerinin oy çokluğu ile ibrası kararının” iptali hakkındaki iddiaları mesnetsiz olduğunu, davacının gündemin 5 no.lu maddesi kapsamında alınan “yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine, TTK ”'nın 395 ve 396. maddeleri gereğince müsaade edilmesi” kararının iptali hakkındaki iddiaları da mesnetsiz olduğunu, bir topluluk ilişkisi içerisinde birden çok Yönetim Kurulu'nda yer alan bir kişiye temsil izni verilmesi ve rekabet yasağının kaldırılması hem topluluk bünyesinde yıllardır süregelen bir işleme müsaade edilmesi olduğunu, hem de bu hususun TTK 436'da bahsi geçen kişisel nitelikte bir işlem olmadığını, bu nedenle yönetim kurulu'nun kişisel nitelikte menfaatini doğuran bir durum da söz konusu olmadığını, davacı Ayfer Sengir ve birlikte hareket ettiği Gülden Tüfekçi ve ailelerinin yönetiminde oldukları şirketler hukuka aykırı ve keyfi kararlar ile yönetilmekte iken huzurdaki davada kendisine tanınan dava hakları müvekkil şirkete karşı kötüye kullanılmakta olduğunu, davacının dava dilekçesi'nde ileri sürdüğü asılsız iddia ve ithamları ile hukuki temelden yoksun taleplerinin “iyiniyet” ve “dürüstlük” ilkelerine aykırı olduğu ve “çelişkili davranış” teşkil ettiği sabit olduğunu, davacının huzurdaki davada iptalini talep ettiği genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılması yönündeki talebinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, ayrıca 6100 sayılı hukuk muhakemesi kanunu'nun 389, maddesine de aykırı olduğunu, davacının dava konusu kararların Yürürlüğünün durdurulması talebinin reddine, 31 Temmuz 2023 tarihli Genel Kurul'da gündemin (3), (4) ve (5) numaralı maddeleri kapsamında alınan kararlar kanun, esas sözleşme, dürüstlük ve iyi niyet kurallarına uygun olduklarından; yasaya ve usüle aykırı, TTK'da düzenlenen hukuki temelden yoksun, haksız ve kötü niyetle açılmış olduğu davanın tümüyle esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. Birleşen dosyada dava dilekçesi ile; davalı ...A.Ş.nin (“...”) 2022 yılı olağan genel kurul toplantısı ilk olarak 31.03.2023 tarihinde yapıldığını, bilanço ile kar-zarar hesaplarının hazırlanmasında, müvekkilinin de dahil olmak üzere ortakların bilgilendirilmesinde TTK 445.madde kapsamında dürüstlük ilkesine aykırı hareket edilmiş, inceleme hakkı kullandırılmadığını, Yargıtay kararında “…çoğunluğun şirketi yönetirken azınlık haklarının ve dengesinin korunmasının bir zorunluluk olduğu, çoğunluğun almış olduğu kararlardan azınlığı ezecek ve hakların bertaraf edecek şekilde kararlar almaması gerektiği, çoğunluğun haklarını kullanırkenTürk Medeni Kanun'un 2. maddesi gereğince dürüstlük ve iyiniyet kurallarına göre hareket etmesi gerektiği…” belirtildiğini, 2022 yılı finansal tabloları, açıklayıcı bilgi, belge talep edilmesine rağmen talepler karşılanmadan oylanarak oy çokluğu ile kabul edildiğini, dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde bilgi alma hakkı engellenerek alınan 3 no.lu gündem maddesi kararının iptaline karar verilmesini talep ettiklerini, finansal tablolar dürüst resim ilkesine uygun olarak hazırlanmamış olduğunu, dava konusu genel kurulda davalı şirketin malvarlığı ve özkaynakları finansal tablolarda doğru gösterilmemiş, Şirketin bütün yükümlülükleri yansıtılmadığını, finansal tabloların tam tam, anlaşılabilir, şeffaf olmadığını, şirketin mali durumunun resmini dürüst bir şekilde vermemekte olduğunu, davalı şirketin genel yönetim giderlerinin 2021 yılında (personel giderleri dahil) 34.469.106.-TL (otuzdörtmilyondörtyüzaltmışdokuzbinyüzaltı TL) iken 2022 yılında yaklaşık 3 kat artarak 100.072.301.-TL’ye (yüzmilyonyetmişikibinüçyüzbir TL) çıktığını, davalı şirket personelinin başka şirketlere de hizmet vermekte ve bunların maliyeti davalı şirkete yüklenmekte olduğunu, ... 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ....E. ve ...K. sayılı kararı ile 06.01.2020 tarihli ihtiyati tedbir kararına aykırı olarak yöneticilere ödeme yapılmakta olduğunu, 2022 yılı içinde yapıldığı belirtilen 137.620.881.-TL (yüzotuzyedimilyonaltıyüzyirmibinsekizyüzseksenbir TL) tutarındaki yatırım hakkında yeterli açıklama yapılmadığını, ...’ya olan borcun ödenmemesi ve borç ödeme sırası hakkında yeterli açıklama yapılmamış olduğunu, ... A.Ş.’ne 7.741.427-TL (yedimilyonyediyüzkırkbirbindörtyüzyirmiyedi TL) tutarında, içerisinde ofis alanı kira bedeli, bina yönetim hizmet bedeli ve danışmanlık hizmet bedeli ödenmiş olduğunu, danışmanlık hizmet bedelinin nasıl fiyatlandırıldığı hususunda tatmin edici bilgi verilmemiş olduğunu, davalı şirketin aynı alanda faaliyet gösterdiği ... A.Ş.’ye hayatın olağan akışına aykırı biçimde “danışmanlık hizmet bedeli” adı altında 6.990.131.-TL (altımilyondokuzyüzdoksanbinyüzotuzbir TL) fahiş ödeme yapıldığını, yönetim kurulu üyelerinin oy çokluğu ile ibrası kararının” TTK m. 445 ve devamı maddeleri uyarınca iptali hakkında davalı şirketin yönetim kurulu, şirketi kanuna ve ana sözleşmeye aykırı olarak yönetmekte olduğunu, yönetim kurulu tarafından davalı şirketin menfaatlerine aykırı birçok karar alınmış olduğunu, yapılan işlemlerin detayları müvekkili davacı ve diğer ortaktan gizlenmiş olduğunu, ısrarlı taleplere rağmen açıklanmaktan imtina edilmiş olduğunu, TTK 436/2 maddesinde açık bir şekilde şirket yönetim kurulu üyelerinin, yönetim kurulu üyelerinin ibrasında kendi paylarından doğan haklarını kullanamayacakları, yani oy kullanamayacakları belirtilmekte olduğunu, oydan yoksunluğun sadece yönetim kurulu üyesinin kendi ibra oylaması ile sınırlanmamış olduğunu , yönetim kurulunun diğer üyelerinin ibra oylamasında da kendi payından doğan hakkını kullanamayacağı açıkça belirtilmiş olduğunu, nitekim davalı şirket yönetim kurulu başkanı ..., (440.790) adet red oyu ile ibra edilmemiş olduğunu, yüzlerce emsal karardan örnek olarak vermiş olunan Yargıtay kararlarından da TTK 436. Madde gereğince pay sahibi yönetim kurulu üyeleri, kendilerinin ve diğer yöneticilerin ibra oylamasında paylarından doğan haklarını kullanamayacağını, geçmişte davalı şirket için verilen ibra kararının iptaline ilişkin olarak kanunun açık hükmüne ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına rağmen davalı şirket ısrarla kanuna aykırı ibra kararı almaya devam etmekte olduğunu, 05.05.2020 tarihli genel kurulda alınan ibra kararı İstanbul 11. ATM’nin 2020/318E. ve 2022/1115K. sayılı kararıyla, bu yasağa aykırı olması gerekçeyle iptal edildiğini, gündemin (5.) maddesi uyarınca “yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine, TTK ’nın 395. ve 396. maddeleri gereğince müsade edilmesine” itirazımız hakkında yönetim kurulu üyeleri, TTK 436. madde gereğince payları oranında oy hakkından yoksun olduğunu, yönetim kurulu üyelerine TTK nın 395 ve 396. maddelerindeki izinlerin verilmesi şirkete zarar vereceğini, bu husus mahkeme kararı ile sabit olduğunu, yapılan incelemelerin ve Mahkeme kararlarından yönetim kurulu üyelerinin 2022 yılı faaliyetleri için hazırladıkları faaliyet ve bağlılık raporu ile finansal tabloların gerçeği yansıtmadığı, görevlerini suistimal ettikleri anlaşıldığını, yönetim kurulu üyelerine TTK.’nın 395. ve 396.maddeleri uyarınca izin verilir ise, davalı şirketin pay sahiplerinin paydaş oldukları diğer şirketlerde de benzer hukuki aykırılıkların gerçekleşmesi kaçınılmaz olacağını, davalı Şirketin erteleme nedeniyle 31.07.2023 tarihinde yapılan 2022 yılı olağan genel kurul toplantısında müvekkilin tüm itiraz ve muhalefetine rağmen genel kurul tarafından, oy çokluğu ile alınan; gündemin (3). maddesi uyarınca, kanuna aykırı olarak düzenlenen 2022 yılı Şirket Bilançosu ve Kar/Zarar Hesaplarının oy çokluğu ile onaylanması kararının TTK. 445 ve devamı maddeleri uyarınca iptaline; gündemin (4). maddesi uyarınca, Yönetim kurulu üyelerinden ...A.Ş.’nin oy çokluğu ile ibrası kararının TTK m.445 ve devamı maddeleri uyarınca iptaline, gündemin (5). maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine müsaade edilmesinin oy çokluğu ile onaylanması kararının TTK. 445 ve devamı maddeleri uyarınca iptaline, iptalini talep edilen 31.07.2023 tarihli genel kurul Kararlarının TTK md. 449 gereğince yürütmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dosyada davalı vekilinin cevap dilekçesi ile; müvekkili şirketin uğrayacağı muhtemel zararlara karşılık mahkemenizde göreceği miktarda nakdi teminatın davacı tarafından sunulmasına karar verilmesini talep ettiğini, huzurdaki davanın konusu olmayan ve esasen istanbul (18.) (11.) ve (21.) asliye ticaret mahkemekeri'nin derdest/kararlı dosyalarında incelenmiş ve incelenmekte olan iddia ve talepler karşısında derdestlik itirazlarının olduğunu, davacının bilgi alma ve inceleme hakkının ihlal edildiği iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, 31 Temmuz 2023 tarihli Genel Kurul Toplantısı” nda alınan kararlardan hiçbiri pay sahiplerinin bilgi alma, inceleme haklarını sınırlandırmamakta olduğunu, kararların butlanı zaten söz konusu olamayacağını, davacının eksik bilgi sahibi olduğundan bahisle açtığı iptal davası kötüniyetli ve usule aykırı olup dinlenilemeyeceğini, davacı ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyası ile bilgi edinme davası açmış olduğunu, bu davada bilgi edinme talebine konu ettiği sebeplerle, müvekkili şirkete karşı bu kez de huzurdaki genel kurul kararlarının iptali istemli davayı yöneltmiş olduğunu, davacının müvekkil şirket'e olan taahhüdü ve yükümlülüklerini yerine getirmekteki gayesinin ile haksız ve asılsız iddia ve ithamlarla hukuki temelden yoksun davalardan biri olduğunu, davacı ... ve diğer pay sahibi ...'nin müvekkili şirkete gelmediğini, müvekkili şirkete sermaye koyma taahhüdünden doğan borçlarını da müteaddit ihtar ve yazışmalara rağmen yerine getirmemiş olduklarını, bu kadar açık hükümlere ve samimiyetle yapılan bilgilendirme ve açıklamalara ve 2018 yılına dek hisse rca bilinen ve kabul edilen şekli ile devam eden uygulamalar karşısında şirketler topluluğu hükümlerine riayet edilmediğine ilişkin iddiaları mesnetsiz olduğunu, 2022 yılı finansal tabloları dürüst resim ilkesine uygun olduğunu, finansal tablolar TTK 'nın 515. maddesinin gereklilikleri ile kanun ve esas sözleşmenin yönetim kuruluna yüklediği sorumluluklar gözetilerek hazırlandığını, müvekkili şirketin bılanço ve kar/zarar tabloları geçmiş mali yıllardaolduğu gibi ttk nın 515. maddesine uygun olarak düzenlenmiş olduğunu, davacının gündemin 3 nolu maddesi uyarınca alınan “bilanço ve kar/zarar hesaplarının onaylanması” kararının iptali hakkındaki iddialarının mesnetsiz olduğunu, müvekkili şirketin bütün işlemlerini finansal tablolarına yansıtmakta olduğunu, faaliyet raporu ve bağlılık raporlarında da şeffaflıkla ortaya koymakta olduğunu, davacının haksız ve asılsız iddialarının aksine geçmiş yıllarda olduğu gibi 2022 mali yılı bilanço ve kar/zarar tabloları TTK'nın 515 inci maddesi uyarınca dürüst resim ilkesine uygun olarak düzenlenmiş olduğunu, bağımsız denetim raporunda geçmiş dönem tabloları ile cari dönem tabloları karşılaştırmalı olarak verilmekte olup, zaten 2021 mali yılı genel yönetim giderlerinin açıkça yer aldığı bağımsız denetim raporu karşısında bu davacının eriştiği bir sonuç olmadığını, şirketin personel sayısındaki artış finansalların onaylanmasına ilişkin olarak genel kararın iptaline gerekçe olamayacağını, müvekkil şirket”'in ... 18. Aslıye Ticaret Mahkemesi'nin ...E. ve ...K. sayılı iptal kararı ile 06.01.2020 tarihli ihtiyati tedbir kararına aykırı hiçbir ödemesi bulunmamakta olduğunu, müvekkili şirketin üst düzey yöneticilerine 2022 mali yılında yapılan ödemelerin davacının dava dilekçesinde yer aldığı mahkeme kararı ile bir ilgisi bulunmamakta olduğunu ...'ya olan borcun ödenmesi bankalarla imzalanmış olan kredi sözleşmesi şartlarına bağlıdır ve bu husus davacı tarafından çok iyi bilinmekte olduğunu, ... A.Ş den ıhtıyaç doğrultusunda alınan hizmetler hukuka uygun olduğunu, karşılığında yapılan ödemeler ise hiçbir surette usulsüz ödeme teşkil etmemekte olduğunu, ...'den ihtiyaç doğrultusunda alınan hizmetler hukuka uygun olduğunu, karşılığında yapılan ödemeler ise hiçbir surette usulsüz ödeme teşkil etmemekte olduğunu, davacının gündemin 4 no.lu maddesi kapsamında alınan“yönetim kurulu üyelerinin oy çokluğu ile ibrası kararının” iptali hakkındaki iddiaları mesnetsiz olduğunu, davacının gündemin 5 no.lu maddesi kapsamında alınan “yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine, TTK ”'nın 395 ve 396. maddeleri gereğince müsaade edilmesi” kararının iptali hakkındaki iddiaları da mesnetsiz olduğunu, bir topluluk ilişkisi içerisinde birden çok Yönetim Kurulu'nda yer alan bir kişiye temsil izni verilmesi ve rekabet yasağının kaldırılması hem topluluk bünyesinde yıllardır süregelen bir işleme müsaade edilmesi olduğunu, hem de bu hususun TTK 436'da bahsi geçen kişisel nitelikte bir işlem olmadığını, bu nedenle yönetim kurulu'nun kişisel nitelikte menfaatini doğuran bir durum da söz konusu olmadığını, davacı ... ve birlikte hareket ettiği ... ve ailelerinin yönetiminde oldukları şirketler hukuka aykırı ve keyfi kararlar ile yönetilmekte iken huzurdaki davada kendisine tanınan dava hakları müvekkil şirkete karşı kötüye kullanılmakta olduğunu, davacının dava dilekçesi'nde ileri sürdüğü asılsız iddia ve ithamları ile hukuki temelden yoksun taleplerinin “iyiniyet” ve “dürüstlük” ilkelerine aykırı olduğu ve “çelişkili davranış” teşkil ettiği sabit olduğunu, davacının huzurdaki davada iptalini talep ettiği genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılması yönündeki talebinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, ayrıca 6100 sayılı hukuk muhakemesi kanunu'nun 389, maddesine de aykırı olduğunu, davacının dava konusu kararların Yürürlüğünün durdurulması talebinin reddine, 31 Temmuz 2023 tarihli Genel Kurul'da gündemin (3), (4) ve (5) numaralı maddeleri kapsamında alınan kararlar kanun, esas sözleşme, dürüstlük ve iyi niyet kurallarına uygun olduklarından; yasaya ve usüle aykırı, TTK'da düzenlenen hukuki temelden yoksun, haksız ve kötü niyetle açılmış olduğu davanın tümüyle esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. Asıl dava ve birleşen davanın 31/07/2023 tarihli genel kurul kararının iptaline ilişkin bulunduğu, asıl ve birleşen davanın her ikisinin süresi içinde ve farklı davacılar tarafından mahkememizde açıldığı,asıl ve birleşen dava dosyasındaki yargılamanın zorunlu olarak birlikte icra edileceği, asıl ve birleşen davanın genel kurul tarihi dikkate alındığında mahkememizde süresi içinde açılmış olduğu, bu hususların tartışmasız olduğu, Asıl davadaki taraflar arasındaki uyuşmazlığın 31 Temmuz 2023 GK Toplantısı’nda alınan (3) sayılı kararın, (4) sayılı kararın ...’ın ibra edilmemesine ilişkin kısmı hariç kalmak üzere diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesine ilişkin kısmının ve (5) sayılı kararının iptalinin gerekip gerekmediği, Birleşen davada taraflar arasındaki uyuşmazlığın ise Gündemin (3). maddesi uyarınca, kanuna aykırı olarak düzenlenen 2022 yılı Şirket Bilançosu ve Kar/Zarar Hesaplarının oy çokluğu ile onaylanması kararının TTK. 445 ve devamı maddeleri uyarınca iptalinin; gündemin (4). maddesi uyarınca, Yönetim kurulu üyelerinden ... A.Ş.’nin oy çokluğu ile ibrası kararının TTK m.445 ve devamı maddeleri uyarınca iptalinin ; gündemin (5). maddesi uyarınca, Yönetim Kurulu üyelerinin Şirket konusu işlerle iştigal etmelerine müsaade edilmesinin oy çokluğu ile onaylanması kararının TTK. 445 ve devamı maddeleri uyarınca iptalinin gerekip gerekmediği noktalarında toplanmıştır. Dava konusu birleşen her iki dosyada davalı şirketin 31/07/2023 tarihli genel kurul kararlarından 3,4,5 nolu kararlarının iptali olduğu anlaşılmıştır. Dava tarihi 30/10/2023 tarihi olup TTK 445 maddesi gereğince 3 aylık yasal sürede dava açıldığından işin esasına geçilmiştir. Deliller toplandıktan sonra üç bilirkişiden oluşan 2 ayrı heyet raporu alınmıştır. İlk alınan 08/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda "Şeklen yapılan mali incelemede, şirketin dava dilekçesine konu edilen bilanço kayıtları incelenmiş ve bu inceleme sonucunda mali tablolarda yer alan bilgilerin ticari defterlerde yer alan kayıtlarla uyumlu olduğu anlaşılmıştır. Bu kapsamda finansal raporların gerçeğe uygun olmadığı sonucuna varmayı sağlayacak bir bilgi ve belgeye rastlanmamıştır. Ancak Sayın Mahkemeye bu hususun da vurgulanması gerekmektedir. Heyetimiz tarafından yapılan inceleme kapsamında yerindelik değerlendirilmesi yapılamamıştır. Özellikle genel kurul kararının iptali davasındaki amacın, diğer dava yolları ile elde edilebilecek sonuçların elde edilmesi olarak nitelendirilmemelidir. Özellikle davacının bilgi alma talebinde bulunmasına konu oluşturabilecek hususlar ile sorumluluk davasına konu oluşturabilecek hususların, genel kurulda alınan finan: onaylanmasına ilişkin genel kurul kararının iptali davası ile farklı içerik benimsenmektedir. Davacı tarafından başka gerekçelerle açılabilecek davalarda elde edilebilecek hususların bu davanın konusu olmaması gerektiği mütalaa edilmektedir. 4 NOLU KARARIN İPTALİNE İLİŞKİN OLMAK ÜZERE 4 Nolu karara ilişkin incelendiğinde; gündem maddesinin ibraya ilişkin olduğu gör olup, söz konusu gündem maddesine ilişkin genel kurul tutanağından alınan bilgiler ışığında, davacı ve birleşen dava davacısının söz alarak beyanda bulundukları anlaşılmaktadır:Bu kapsamda olmak üzere devamla finansal raporların görüşülmesine yönelik itirazların vurgulandığı anlaşılmaktadır. Görüşmelerden sonra yönetim kuruyu üyesi ... AŞ temsilcisi tarafından yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibrasının gerektiği bildirilerek oylama yapılmış ve aşağıdaki karar alınmıştır.Bunun üzerine davacıların vekillerinin ayrı ayrı muhalefet şerhlerini sundukları ve söz konusu şerhlerin tutanağa geçirildiği görülmektedir...Herkerin yazılı muhalefet Şerhi Amp Tulanağa .... Bunun üzerine ibra edilen şirket temsilcisi tarafından aşağıdaki beyanın sunulduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu kararın alınmasına yönelik olarak şirketin yönetim kurulunun bir gerçek kişi ve bir tüzel kişiden oluştuğu anlaşılmaktadır. Buna ilişkin TTSG ilanı aşağıdaki gibidir: ...tarih ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 199. Sayfasında yayınlanan ilana göre 29.12.2021 tarihli genel kurulda alındığı bildiriler kararlar ışığında olmak üzere; Şirketin yönetim kurulunun ... ve ... Şirketinden oluştuğu, tüzel kişi yönetim kurulu üyesini temsilen ...'ın gerçek kişi temsilci olarak tescil edildiği anlaşılmaktadır. Gerçek kişi ... hakkında ibra kararı verilemediği, buna karşın diğer yönetim kurulu üyesi için ibra kararı verildiği hususu tutanağa geçmiş bulunmaktadır. Davacıların iddiası ile ... kendisinin ibrasına yönelik oydan yoksun olduğu gibi yönetim kurulu üyesi olması sebebiyle diğer yönetim kurulu üyeleri bakımından da oydan yoksundur. Buna dayanak olarak gösterilen hüküm Türk Ticaret Kanunu md. 536, f. 2 olup, aşağıdaki şekilde kaleme alınmış bulunmaktadır: (2) Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz. Hüküm çok açık bir biçimde yönetim kurulu üyelerinin, yönetim kurulu üyelerinin ibralarında oy hakkı kullanamayacaklarını ortaya koymaktadır. Hükmün lafzı açık olduğundan, yönetim kurulu üyesi ... tarafından verilen oyların değerlendirme dışı tutulması gerekmektedir. Söz konusu oyların kullanılmamış sayılmasının karara ETKİ edip etmediği incelendiğinde, kararın 440.790 adet ret oyuna karşılık 1.028.509 kabul oyuyla alındığı tekrar ifade edilmelidir. Kabul oylarının sadece ...'ın 1.028.509 adet oylarından oluştuğu bulunduğu değerlendirildiğinde, bunların dikkate alınması mümkün olmayıp, ret oyları kabul oylarından fazladır ve oydan yoksun paylardan kaynaklanan oy hakkının kullanılmasının, karara etki ettiği benimsenmelidir. Bu haliyle ... ve Ticaret AŞ'nin ibra edilmesine ilişkin kararın iptalinin veya yeterli oy ile karar alınmamış olması sebebiyle alınan kararın yokluğuna karar verilmesi gerektiği kanaatinin Sayın Mahkemenin takdirine sunulması gerekmektedir. 6 NOLU KARARIN İPTALİNE İLİŞKİN OLMAK ÜZERE 6 Nolu karara ilişkin incelendiğinde; gündem maddesinin yönetim kurulu üyelerine TTK md. 395 ve 396 gereğince izin verilmesini konu aldığı anlaşılmaktadır. Toplantı tutanağının 24. Sayfasında davacıların konuya ilişkin beyanlarının ardı ardına alındığı görülmekte olup, ekteki gibidir: Gülden Tüfekçi vekili beyanında: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 395'nci maddesi yönetim kurulu üyelerine şirketle, şirketin konusuna giren bir işlemi kendi adına ve başkası hesabına yapmasını yasaklamaktadır. TTK'nın 396'ncı maddesinde ise yönetim kurulu üyelerinin şirketle rekabet etme yasağı düzenlenmiştir. “Anonim şirketlerde rekabet yasağı yönetim kurulu üyeleri bakımından getirilmiş ve yasağın genel kurul kararıyla kaldırılabileceği açıkça hükme bağlanmıştır. Bizzat kanunun kendisi mevcut kanun hükmünden sapılmasına izin vermiştir.Bu bakımdan hükmün emredici nitelikte olmadığı isabetle kabul edilmektedir.”(Tekinalp, Ünal: Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, Tek Kişi Ortaklığı, Anonim ve Limited Ortaklıklar Topluluğu, Birleşme, Bölünme ve Tür Değiştirme, 4. Bası, İstanbul 2015, s. 282) Bu düzenlemeler ile amaçlanan ortaklığın sırlarını bilen, karar alma mekanizmasında etkili olan yönetici şahısların, pozisyonlarını kötüye kullanmalarını ve bu suretle haksız rekabet yaratmalarını önlemektir. Rekabet yasağı ile ilgili hükümler ise serbest rekabet ilkesine istisna teşkil eder. Bu yasak belirli kişilerin belirli konularda ticaret yapma özgürlüğüne sınırlama getirir. Ancak kişinin ticaret yapma özgürlüğünü tamamen kaldıracak nitelikteki bir yasaklama, rekabet yasağı içeren hükümlerin konuluş amacını aşar. Bu bakımdan literatürde rekabet yasağının dar yorumlanması gerektiği kabul edilmektedir. Genel kurulun rekabet etmeye ilişkin izin kararında, aynı zamanda şirkette pay sahibi olan yönetim kurulu üyesi bakımından oy yoksunluğu halinin uygulanması gerekir TTK'nın 436/1. Maddesinde “ Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hakimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz.” denilmektedir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi istisnai nitelikteki bu hükmün dar yorumlanması esastır. Bu açıklamalar çerçevesinde dava konusu genel kurula dönüldüğünde TTK 395 ve 396 maddeleri gereği müsaade edilmesine ilişkin oylamada Söz konusu oyların kullanılmamış sayılmasının karara ETKİ edip etmediği incelendiğinde, kararın 440.790 adet ret oyuna karşılık 1.028.509 kabul oyuyla alındığı tekrar ifade edilmelidir. Ancak oylamada yönetim kurulu başkanı ... da kendisi lehine oy kullanmıştır. Bu nedenle ... yönünden alınan izin kararı TTK'nın 436/1 hükmüne aykırı olduğundan iptali gerekmektedir. Her ne kadar ... kendisi lehine oy kullanamayacak ise de TTK madde 436'da pay sahibi yönetim kurulu üyesinin, diğer yönetim kurulu üyelerine ilişkin TTK 395 ve 396 maddeleri gereği müsaade edilmesine ilişkin oylamada oydan yoksun olduğuna dair bir düzenleme yoktur. Diğer bir ifadeyle bir yönetim kurulu üyesinin diğer yönetim kurulu üyeleri bakımından, sadece bu sıfatla oydan yoksunluğu söz konusu değildir. Ancak yasal düzenleme kapsamında, oydan yoksun bulunduğu iddia edilen pay sahibinin, diğer bir ifadeyle pay sahibi ...'ın, yönetim kurulu üyesi ... AŞ'nin TTK md. 436/1 anlamında “hakimiyetleri altında sermaye şirketleri” kapsamında olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir. Buna göre davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olan ...AŞ'nin ... a hakimiyetinde bir şirket olup olmadığının belirlenmesinin ardından, hakimiyet altında bir şirket ise bu tüzel kişi yönetim kurulu üyesi bakımından da kararın iptalinin gerekebileceği hususu Sayın Mahkemenin takdirine sunulmalıdır. DAVA ŞARTLARINA İLİŞKİN OLARAK Dava şartı olarak genel kurul kararına muhalif kalmak suretiyle muhalefetin tutanağa geçirilmiş olmasına yönelik incelemede, muhalefet şerhlerinin tutanakta “bulunduğu belirlenmiştir. SONUÇ 1) Gündemin 3. Maddesinin iptalini gerektirir bir hususa ulaşılamadığı, 2) Gündemin 4. Maddesi ve bu kapsamda verilen ibra kararlarının TTK'nın 436/2 maddesine aykırı olduğu, olumlu oy kullanan pay sahibinin yönetim kurulu üyesi olduğu ve oydan yoksunluk sebebiyle alınan kararın yeterli çoğunlukla alınmadığı, bunun iptal veya yokluk olarak değerlendirilmesinin Sayın Mahkemenin takdirinde olacağı, Gündemin 5. Maddesi ve bu kapsamda verilen rekabet ve şirketle işlem yasağının kaldırılması kararlarının, olumlu oy kullanan pay sahibinin kendi şahsı hakkında iptal şartlarının oluştuğu ve tüzel kişi yönetim kurulu üyesi bakımından hakimiyet durumunun incelenmesi gerektiği, buna göre hakimiyet olgusu var ise oydan yoksunluk sebebiyle bulunması sebebiyle TTK'nın 436/1 maddesine aykırı olduğundan iptal koşullarının gerçekleştiğinin söylenebileceği,"demişlerdir. Daha sonra alınan 17/11/2025 tarihli bilirkişi raporunda"Mali İnceleme Neticesinde Tespitler; 2022 yılı Yapılmakta Olan Yatırımlar hesabındaki artışın gerekli olup olmadığı hususunun uzmanlık alanımız dışında olduğu, ... A.Ş.'nin yatırım kredisinin garantörü olmasından dolayı 2021 yılından itibaren vergi kanunları gereği garantörlük komisyonu ödendiği ancak şirketin mali yapısına bakıldığında ... A.Ş'nin 2018,2019,2020,2021 ve 2022 yıllarında borca batık olduğu tespit edilmiştir. Garantörlük komisyonu ödemelerinin şirketin karlılık tutarının azalmasına neden olduğu görülmektedir. Ancak yatırım kredisi verildiğinde bankanın garantörlük için hangi kriterleri baz aldığı ya da ... A.Ş.'nin garantörlüğünün nasıl kabul edildiği dosyadaki belgelerden anlaşılmamaktadır. Aslında davalı şirket tarafından ... garantörlük komisyonu ödemelerinin kefalet unsuru olduğu açıktır. Yani kredinin geri ödenmemesi durumunda bu ödemeyi kefil olan ... gerçekleştirmek durumunda kalacaktır. Uluslararası muhasebe standartları (UMS-37 Karşıklıklar, Koşullu Varlık ve Koşullu Borçlar Standardı) yönünden davalı şirket açısından şarta bağlı bir koşullu borçtur. ... borca batık olarak görünmesine rağmen garantörlük banka tarafından kabul edilmiştir. Aynı zamanda kredi kullanma aşamasında ve devam eden yıllarda davacıların da ...'da ortaklıklarının olduğu bağlılık raporlarından görülmüştür. Davalı şirketin ...'ya ödemiş olduğu garantörlük komisyonu ödemelerinin kredi çekildiği 2018 yılından 2021 yılına kadar olmadığı 2021 yılından itibaren garantörlük komisyonu ödemelerinin ... A.Ş tarafından bildirim yapıldığı ve bu nedenle yasal zorunluluk gereği ...'ya garantörlük komisyonu ödemelerinin yapılmak zorunda kalındığı, ... *ye göre hazırlanan tablolar ile 213 sayılı Vergi Usul Kanuna göre hazırlanmış mali tablolardaki kar rakamlarının farklı olması tabidir. Bu nedenle farklılık nedeniyle gizlendiğini iddiasının araştırılması yerindelik denetimini gerektirdiği, Hırvatistanda çalıştırdığı kişilerin ücret ve sair giderleri ile ilgili hizmet alım fatura detayları dosyaya kazandırılmadığından Hırvatistan çalışanlarından sağlanan gelirin personel maliyetleri ile örtüşüp örtüşmediği tespit edilemediği, Hukuki İnceleme Neticesinde Tespit Gündemin 3.maddesine İlişkin tespitler; Davalı şirketin esas faaliyetinin, üretilen elektriği sisteme vererek satılmasından ibaret olmasına rağmen 2022 yılında, yıllık karın önemli bir kısmına tekabül edecek şekilde 14.690.054 TL'si, ciro üzerinden ödenen prim, kalanı da huzur hakkı olmak üzere toplam 18.477.866 TL'yi bulan mali ödeme yapması ayrıca hangi gerekçelerle personel sayısını kat kat arttırdığını kabul edilebilir şekilde açıklayamamış olması dürüst resim ilkesine de uygun değildir. Abartılı olduğu ve diğer pay sahiplerinin kar payı hakkını ihlal edecek nitelikte olduğu kanaatini oluşturmaktadır. Anonim şirkette pay sahiplerinin, şirket ortaklığından kaynaklı kar payı hakları vazgeçilmez nitelikte bir pay sahipliği hakkı olup, kanunla getirilen sınırlamalar dışında sınırlandırılamaz ve kaldırılamaz. Yöneticilerin TTK.m.394'de belirtilen mali hakları ile pay sahiplerinin kar payı hakları arasında doğrudan bir ilişki/korelasyon bulunmaktadır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları yöneticilere esas sözleşme veya genel kurul kararıyla verilecek ücret, prim, ikramiye, kazanç payı gibi ödemelerin tutarı bu görevleri sebebiyle harcadıkları emek ve mesai, aldıkları riskler, emsal şirketlerdeki ücretler gözetilerek belirlenmelidir. Şirketler üst düzey yöneticilerinin ücret, huzur hakkı gibi mali haklarını açıklamadığından, YK ücretleri ve diğer mali haklarına yönelik emsal bulmak gerek taraflar gerek bilirkişiler için kolay değildir. Ancak, benzer dava dosyalarında karşılaşılan ücret ve diğer mali haklar üzerinden bir mukayese yapmak mümkündür. Prim, ikramiye ve yıllık kardan kazanç payı verilmesi genellikle istisnai bir uygulamadır. Prim genellikle şirketin satış performansını artırmak ve yöneticileri bu yönde teşvik etmek amaçlı önceden kararlaştırılan mali ödemedir. İkramiye genellikle yöneticilerin başarılı performansını ödüllendirme amaçlı sonradan verilen parasal ödemedir. Kazanç payı ise esas sözleşmesel dayanağı olmak kaydıyla (TTK.m.339/2-f) yöneticilere şirketin yıllık karından pay verilmesidir. Genellikle sermaye şirketlerinin yöneticileri için aylık sabit ücret kararlaştırılmakta, bazen de ücretin yanında veya ücret yerine katıldıkları toplantı başına huzur hakkı verilmektedir. Bunun dışında prim, ikramiye ve kazanç payı ödenmesi nadiren rastlanan bir uygulamadır. Üst düzey yöneticilerine ve çalışanlara yapılan maaş ve prim ödemelerinin fahiş olup olmadığının, emsal ücretlere ya da prim sistemine ilişkin bir veri bulunmadığından tam bir değerlendirme yopılamaz ise de, şirketin durumuna göre yeterli izahat yapılmayan 2022 yılı Yapılmakta Olan Yatırımlar hesabındaki artış, ilişkili firmalara danışmanlık bedeli gibi adlar altında ödenen yüksek ücretler, grup şirketi ... A.Ş.'ye ödenen yüksek garantörlük komisyonu ödemeleri gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirkette sistemli şekilde genel yönetim giderlerini şişirmeye, böylece şirketin karını eksiltmeye yönelik bir çalışma yapıldığı izlenimi doğmaktadır. Zira, her biri istisnai nitelikte olan yöneticilere yüksek ücret ve prim ödemeleri, borca batık grup şirketinin garantörlüğü karşılığında yapılan yüksek garantörlük komisyonu ödemeleri, yatırımını tamamlayan şirkette izah edilemeyen personel sayısı ve yüksek personel giderleri, fiilen başka şirketlerde çalıştırılan personel istihdamı gibi hususlarının tümünün davalı şirkette uygulanıyor olması makul sebep ve gerekçelerle izah edilememektedir. Söz konusu uygulamalar birbirinden bağımsız olarak ele alındığında emsal ücret ve prim sisteminin olmaması, mali tabloların bağımsız denetimden geçmiş olması, garantörlük komisyonu ödemelerinin vergi mevzuatı yönünden yasal temelinin olması, davalı şirkette tespit edilen ve davacı azınlık pay sahiplerinin kar payı ve tasfiye payı haklarını radikal şekilde azaltan söz konusu istisnai ve abartılı genel gider uygulamalarının tümünün birden kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına uygun değildir. Somut olayda, davalı şirketin hakim ortakları ile azınlıkta kalan davacı pay sahipleri arasında çok sayıda davanın bulunduğu, bunların ağırlıklı olarak davalı şirketin hakim ortakları tarafından azınlıkta kalan davacı pay sahiplerinin pay sahipliği haklarının ihlal edildiğine yönelik olduğu, özellikle gündemin 3. Sırasında görüşülen bilanço ve gelir tablosu bağlamında, önceki yıllarda alınan kararlara yönelik açılan davalarda benzer konuların tartışılıp karara bağlandığı görüldüğünden, dosya kapsamında 2022 yılına ilişkin olarak tespit edilen şirket yöneticilerine ödenen yüksek prim ve ücretler, şirketin faaliyetiyle izah edilemeyen sayıda personel istihdamı ve yüksek personel ücretleri, borca batık grup şirketine yüksek miktarlı garantörlük komisyonu ödemeleri gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacı pay sahiplerinin TTK.m.507/1'de düzenlenen ve pay sahibinin kendi rızası olmaksızın, genel kurul kararıyla dahi geri alınamayacak nitelikte vazgeçilmez hak niteliğinde olduğu kabul edilen kar payı ve tasfiye payı haklarının özüne dokunacak şekilde istikrarlı olarak ihlaline yönelik uygulamaların yapıldığı kanaati oluşturduğundan dava konusu 2022 yılı bilançosunun tasdikine dair 3 nolu genel kurul kararının TTK.m.447/1-a ve c hükümleri kapsamında emredici nitelikte kanun hükümlerine aykırılık sebebiyle butlan ve TTK.m.445/1 kapsamında kanuna ve dürüstlük kurallarına aykırılık sebebiyle iptal koşullarının oluştuğu değerlendirilmekle birlikte takdiri mahkemeye aittir. Gündemin 4.maddesine ilişkin tespitler; Genel kurul toplantısında Yönetim Kurulu Başkanı ...'ın, diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararda oylamaya katıldığı ve verdiği olumlu oylarla nisap sağlandığı, adı geçenin oy yoksunluğu haline göre kullanmış olduğu oylar dahil edilmediğinde bu kararın alınamayacağı; bu haliyle adı geçenin oylamaya katılmak suretiyle TTK'nın 436/2.md kapsamındaki yasağa aykırı karar alındığı, söz konusu oyların kararın alınmasında etkili olduğu; açıklanan nedenlerle Yönetim Kurulu Başkanının ibra edilmemesi dışındaki diğer yönetim kurulu üyelerinin ibralarına ilişkin alınan ve dava konusu yapılan 4 nolu gündem maddesinin bu kısmının yasaya aykırı olduğu anlaşıldığından iptali gerektiği, - Şirketin hakim ortağı aynı zamanda yöneticisi ... açısından; TTK'nın 395. Ve 396.maddeleri çerçevesinde alınan kararlarda aynı yasanın 436/1.madde gereğince hakkında izin verilen yönetim kurulu üyesi veya üyeleri kendi lehine oy kullanamaz, diğer yönetim kurulu üyeleri için yapılan oylamada oy kullanabilirler. Somut olayda, Yönetim Kurulu Başkanı ...'ın kendi yasağının kaldırılmasına ilişkin alınan kararda oy kullandığı, verdiği olumlu oylarla nisap sağlandığı, adı geçenin oy yoksunluğu haline göre kullanmış olduğu oylar dahil edilmediğinde kendisi yönünden bu kararın alınamayacağı; bu nedenle ...'a izin verilmesine ilişkin alınan kararın yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla Yönetim Kurulu Başkanı ... yönünden iptalinin gerektiği,sonuç ve kanaatine varılmıştır. "denilmiştir. Her iki bilirkişi raporu incelendiğinde dava konusu olağan genel kurulun 4 ve 5 nolu kararları için benzer görüşler sunulmuştur. Yani gündemin 4.nolu kararının TTK 436 maddesine aykırı olduğu yine 5 nolu maddesinin de TTK 436 maddesine aykırı olduğu sabittir. Zaten BAM tarafından ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazlarda da benzer kanaat ve görüşler beyan edilmiştir. Yani genel kurul toplantısında yönetim kurulu başkanı ...'ın diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararda oylamaya katılması ve verdiği olumlu oylarla nisabın sağlanması nedeniyle (bu kişi oylamaya katılmamış olsaydı nisab sağlanamayacağından) TTK 436-2 maddesine aykırılık oluşmuştur. ...'ın kendisinin ibra edilmemesi önemli değildir. Önemli olan hiçbir yönetim kurulu üyesinin oylamaya katılmamasıdır. Bu nedenlerle 4 nolu kararının iptali gerekir. Gündemin 5 nolu kararına konu şirketin hakim ortağı ve aynı zamanda yönetici olan ...'ın TTK 395 ve 396 maddeleri çerçevesinde alınan kararlara TTK 436-1 maddesi gereğince kendisi için oy kullanamaz. İbradan farklı olarak diğer yönetim kurulu üyeleri için TTK 395 ve 396 da yazılı izinler için oy kullanabilir. Bu durumda 5 nolu gündem maddesi için açılan iptal davasında kısmen kabul kısmen red kararı vermek gerekir. Yani nisaba etkili olacak derecede oy hakkı olan ...'ın kendisine yönelik TTK 395 ve 396 maddeleri çerçevesinde izin verilmesi kısmının iptali gerekir iken diğer yönetim kurulu üyeleri için oylamaya katılma hakkı olduğundan diğer yönetim kurulu üyeleri lehine verdiği rekabet yasağı izinlerine yönelik iptal talebinin reddi gerekir. Gündemin 3.maddesi için her iki rapor incelendiğinde özellikle 17/11/2025 tarihli raporda" somut olayda, davalı şirketin hakim ortakları ile azınlıkta kalan davacı pay sahipleri arasında çok sayıda davanın bulunduğu, bunların ağırlıklı olarak davalı şirketin hakim ortakları tarafından azınlıkta kalan davacı pay sahiplerinin pay sahipliği haklarının ihlal edildiğine yönelik olduğu, özellikle gündemin 3. Sırasında görüşülen bilanço ve gelir tablosu bağlamında, önceki yıllarda alınan kararlara yönelik açılan davalarda benzer konuların tartışılıp karara bağlandığı görüldüğünden, dosya kapsamında 2022 yılına ilişkin olarak tespit edilen şirket yöneticilerine ödenen yüksek prim ve ücretler, şirketin faaliyetiyle izah edilemeyen sayıda personel istihdamı ve yüksek personel ücretleri, borca batık grup şirketine yüksek miktarlı garantörlük komisyonu ödemeleri gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacı pay sahiplerinin TTK.m.507/1'de düzenlenen ve pay sahibinin kendi rızası olmaksızın, genel kurul kararıyla dahi geri alınamayacak nitelikte vazgeçilmez hak niteliğinde olduğu kabul edilen kar payı ve tasfiye payı haklarının özüne dokunacak şekilde istikrarlı olarak ihlaline yönelik uygulamaların yapıldığı kanaati oluşturduğundan dava konusu 2022 yılı bilançosunun tasdikine dair 3 nolu genel kurul kararının TTK.m.447/1-a ve c hükümleri kapsamında emredici nitelikte kanun hükümlerine aykırılık sebebiyle butlan ve TTK.m.445/1 kapsamında kanuna ve dürüstlük kurallarına aykırılık sebebiyle iptal koşullarının oluştuğu değerlendirilmekle birlikte takdiri mahkemeye aittir."şeklindeki görüşe mahkememiz de iştirak ettiğinden gündemin 3 nolu kararınında iptali gerektiği kanaati hasıl olmuş aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Birleşen her iki dosyada davacıların davasının KISMEN KABULÜ ile, ... Ticaret Sicili Müdürlüğünün ...sicil nolu .... Şirketinin 31 Temmuz 2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan gündemin 3 numaralı 2022 yılı bilanço ve kar zarar hesaplarının onaylanması, 4 nolu yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı iptal edilmesi kararları ile 5 nolu gündem maddesinin yönetim kurulu başkanı ...'ın şirket konusu işlerle iştigal etmesine dair TTK 395 ve 396 maddeleri gereğince müsaade edilmesine ilişkin kararların İPTALİNE, 2-Davacıların ... dışındaki yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine müsaade edilmesine ilişkin (5 nolu gündem maddesinin) kısmına karşı açılan iptal davasının REDDİNE, 3-Asıl davada; 492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL karar ilam harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 539,70 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Asıl davada; Davacı tarafından harcanan 1.120,00 TL tebligat posta masrafı, 51.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 51.120,00 TL yargılama giderinin dava dilekçesindeki taleplerin kısmen kabul durumu nedeniyle ve takdiren %83 oranına isabet eden 42.429,60 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Dava kısmen kabul edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereği takdir edilen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Dava kısmen red edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereği takdir edilen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Birleşen davada; 492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL karar ilam harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 9-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 539,70 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Dava kısmen kabul edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereği takdir edilen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 11-Dava kısmen red edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereği takdir edilen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 12-Birleşen davada; Davacı tarafından harcanan 665,75 TL tebligat posta masrafı, 53.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 53.665,75 TL yargılama giderinin dava dilekçesindeki taleplerin kısmen kabul durumu nedeniyle ve takdiren %83 oranına isabet eden 44.542,57 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 13-Davalı tarafça sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına, 14-Artan avansın karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine, Dair, asıl dosyada davacı vekili ile birleşen dosyada davacı vekili ile asıl ve birleşen dosyada davalı vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF YOLU açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 15/01/2026 Başkan Üye Üye Katip