T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/625 Esas KARAR NO : 2026/370 DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 22/09/2021 KARAR TARİHİ : 30/04/2026 Mahkememizde görülmekte olan ticari şirket davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile şirketin 05/05/2020 genel kurul toplantısı sonrasında yapılmış 23/06/2021 genel kurul toplantısı dahil 2020 olağan üstü genel kurul toplantısı, 0…
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/625 Esas KARAR NO : 2026/370 DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 22/09/2021 KARAR TARİHİ : 30/04/2026 Mahkememizde görülmekte olan ticari şirket davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile şirketin 05/05/2020 genel kurul toplantısı sonrasında yapılmış 23/06/2021 genel kurul toplantısı dahil 2020 olağan üstü genel kurul toplantısı, 08/10/2020 olağanüstü genel kurul toplantısı , birinci 11/11/2020 olanağüstü genel kurul toplantısı ve 08/04/2021 genel kurul toplantısında oluşan tüm genel kurul toplantılarının yoklukla malul olduğunu, bu kapsamda 5 Mayıs 2020 GK Toplantısı'nın finansal tabloların müzakeresi ve onayına ilişkin 3 no.lu gündem maddesinin görüşülmesi esnasında müvekkilleri vekillerince sunuları TTK'nın 413 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca mevcut yönetim kurulu üyeleri ..., ... ve ...'in görevden alınarak yerlerine ..., ... ve ...'nin seçilmesi önerisi hatalı oylarla tutanakta reddedilmiş olsa da oydan yoksun oylar düşüldüğünde kararın alınacağı ortada olduğunu ve ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdindeki ... Esas no.lu dosyada görülen yargılama neticesinde bu durum tespit edileceğini, bu nedenle halihazırda davalı şirket yönetim kurulu'nun 5 mayıs 2020 tarihinde üyeliğe seçilmiş olan ..., ... ve ...'den oluştuğunun ve geçersiz oylarla seçilmiş olmasına karşın hala görevde görülen yönetim kurulu üyelerinin yaptığı genel kurula çağrı dahil tüm işlemlerin de geçersiz olduğunu, genel kurulu toplantıya çağıran yönetim kurulunun görevinde bulunmaması veya aldığı yönetim kurulu kararlarının yoklukla malul olması halinde öğretide ve yargıtay”ın kökleşmiş içtihatlarında alınan genel kurul kararlarının da yoklukla malul olduğu kabul edilmekte olduğunu, Yargıtay da TTK m.515 uyarınca dürüst resim ilkesine aykırı finansal tabloların onayının kararının iptaline hükmetmekte olduğunu, şirket'i önemli ölçüde kayba uğratan bu bir kısım pay sahibi ve yöneticilere ciddi miktarda sağlanan menfaatlerin, Soyak Yapı'ya kredi aktarımının, borç verilmesinin ve Şirket'in verdiği muhtelif teminatların, pay sahiplerinc kâr dağıtımı yapılmamasının nedenlerinin dürüst hesap verme ilkelerine uygun olarak finansal tablolara yansıtılmadığını, görülmekte ve finansal tabloların gerçeği yansıttığından söz edilememektedir. 23 Haziran 2021 genel kurul toplantısı'nın bitimine kadar müvekkillerimiz vekillerince bu konularda bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamında sorulan sorulara dürüst hesap verme ölçüsü ilkeleri uyarınca cevap alınamadığını, müvekkillerini şirket hakkında kapsamlı ve güvenilir bilgi edinme imkaru bulunamamış ve genel kurulur iradeşi sakatlarımıştır. Bu nedenle, 2020 yılına ait bilanço ve kâr/zarar hesaplarırım onaylanmasına ilişkin karar iptal edilmesi gerektiğini, ...'ın, şirket'in hem sermayesinin 96 42,74'üne sahip pay sahibi, hem de yönetim kurulu üyesi olması, yönetim krulu üyelerinin ayrı ayrı ibrasında TTK'nın 436 .maddesinin 2 nci fıkrasına aykırı olarak oydan yoksun olduğu halde oy kullanmış olması ve bu oylar olmasaydı 2020 mali yılında görev yapmış yönetim kurulu üyelerinden ... ve ... ibra edilemeyecekken, TTK'nın 436 ncı maddesine aykırı olarak kullanılan oylar sayesinde oy çokluğuyla ibra edilmiş olmaları hatalıdır ve 4'üncü gündem maddesi kapsamında verilen ibra kararlarının iptalinin gerektiğini, 23 Haziran 2021 GK Toplantısı'nın 6'ncı gündem maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396'ncı maddeleri kapsamında şirketle işlem yapma ve şirketle rekabet izni verilmesine ilişkin izinlerin verilmesi oylamasında TTK'nın 436'ncı maddesinin birinci fıkrasına aykırı olarak oydan yoksun olanlar oy kullanmış ulduğundan ilgili maddenin de iptalinin gerekmekte olduğunu , TTK'nin 436'ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca esasen pay sahibi, kendisi-eşi-alt ve üstsoyu ve bunların hakimiyeti altındakj germaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir iş veya işleme ilişkin müzakerelerde oydan yoksun olduğunu, TTK'nın 436 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca kendisi ve hâkimiyeti altındaki sermaye şirketlerine ilişkin izin oylamada oydan yoksun olduğu halde oy kullanmasının kanuna aykırı olmuş olduğunu, ... bu oylamada oy kullanmamış olsa idi, oylama 1.126.941.332 adet ret oyuna karşılık 199.240,000 kabul ayu sonucu reddedilmiş olacağını, bu kararın da iptal edilmesi gerekmekte olduğunu, davanın kabulünü ve yargılamanın yapılmasını, hukuk yollarına başvurma dâhil tüm haklarımız saklı kalmak üzere, 23 Haziran 2021 genel kurul toplantısı'nda alınan (3) sayılı kararın, (4) sayılı kararın ...'ın ibra edilmemesine ilişkin kısmı hariç kalmak üzere diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesine ilişkin kısminı, ve (6) sayılı kararın iptal edilmesine karar verilmesini, yapılacak inceleme sonucunda gerektirici sebeplerin varlığının anlaşılması halinde mahkemece re'sen ilgili genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun veya butlanının tespitini, anılan kararların TYK'nın 449 uncu ve HMK'nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca yürütmelerinin geri bırakılmasını talep etmiştir. Davalı vekilinin tarihli cevap dilekçesinde; tablolarda haksız tedbir taleplerinin görüleceği üzere müvekkil şirkette azınlık pay sahibi olan davacılar kendi menfaatleri için şirketin menfaatlerini heba ederek ve şirketin ticari faaliyetlerini bu yollarla engelleyerek pay sahipliği haklarını kötüye kullanmakta olduğunu, bilgi verilmediği iddiasının kötüniyetli olduğunu, bu iddiada iseler açmaları gereken dava genel kurulda alınan kararların iptali değil TTK 437/5 maddesi uyarınca bilgi alma davası olması gerektiğini, bu anlamda böyle bir dava açılmamışken davacılar'ın halen eksik bilgi sahibi olduklarında bahisle açtıkları iptal davası kötüniyetli ve usule aykırı olup, dinlenilemeyeceğini, 2018 yılından itibaren müvekkili şirket'in tüm genel kurullarına ilişkin iptal davaları açıldığı gibi ayrıca 2017 ve 2019 mali yılına ilişkin özel denetçi tayini talebinde de bulunmuş olduklarını, davacının pay sahipleri madem ki bu aklarından mahrum bırakıldıklarını düşünmekte iseler neden “bilgi edinme hakkını mahkeme aracılığı ile kullanma” hakkını kullanmayı tercih etmediklerini , raporda; “. pay sahiplerinin bilgi alma haklarının ihlal edilmesi sebebiyle başvurabilecekleri imkanların TTK'da öngörüldüğü, dolayısıyla pay sahiplerinin bu yollara başvurmadan doğrudan genel kurul iptali davası açmalarında hukuki yararın bulunmadığı sonucuna varılabileceği ...” tespiti yapılmış olduğunu, derdest bir davanın konusunun diğer bir dava doyasına konu edilemeyeceği açık olduğunu, kesinleşmemiş mahkeme kararlarına ve derdest davalardaki itiraza açık bilirkişi raporlarına dayanarak açılan dava ttk.m.450 uyarınca redde mahkum olduğunu, şirketin tahvil yatırımı hakkında pay sahiplerine bilgi edinme ihtarlarında ve genel kurulda açıkça bilgi verilmiş ve şirketin menfaatine hareket edilmiş olup her hangi bir zarar söz konusu olmadığını, ...şirketi'nin (“...”) urla ilçesinde bulunan 33 adet gayrimenkulü müvekkil şirket tarafından Soyak Yapı ile arasındaki kredi ilişkisini kapatmak üzere 2019 mali yılında devralınmış olduğunu, fahiş fiyata devralındığına ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığı müvekkil şirketin bu gayrimenkulleri 24-25 Ağustos 2021 tarihinde satın aldığı fiyatın üzerinde bir satış bedeli ile satmış olması ile kanıtlanmış olduğunu, şirketin bugüne kadar yerine getiremediği herhangi bir finansal yükümlülüğü bulunmamakta olduğunu, ... ile ilişkili kişileri arasında 2020 hesap dönemi içinde gerçekleşen borç verme işleminin emsallere uygun koşullar altında gerçekleştiğini göstermekte olduğunu, müvekkili şirketin bütün bu işlemlerinin finansal tablolarına yansıtmakta olduğunu, faaliyet raporu ve bağlılık raporlarında da şeffaflıkla ortaya koymakta olduğunu, davacıların haksız ve asılsız iddialarının aksine finansal tabloların dürüst resim ilkesine göre hazırlandığı açıkça görülmekte olduğunu, yönetim kuruluna tanınan mali haklar sebebiyle şirketin bir zararı söz konusu olmadığı gibi davaya konu genel kurulda da bu hususta bir karar alınmadığından davanın konusu olmadığını, şirket kar elde edemese bile yönetim kurulu üyeleri için prim ve ücret hakkını öngören kanun ve doktrin uyarınca; yüksek kar marjına sahip olan müvekkil şirkette yönetim kurulu üyelerine ücret ve net satış üzerinden prim ödenmesine ilişkin karar da ne dürüstlük kuralına ne de hukuka aykırı bir durum bulunmamakta olduğunu, yönetim kuruluna emek, mesai ve başarılarına karşılık teşkil etmek üzere prim takdir edilmiş olduğunu, ... A.Ş.den alınan hizmet bedeli hukuka uygun faturalar ile düzenlenmiş olduğunu, ödenen ücretler detaylıca açıklanmış olduğunu, davacıların dilekçelerinde sadece kendi lehlerine olan mahkeme kararlarını sunarak bu hususta mahkemelerce hep aleyhe tespitin yapıldığı algısına izin vermemek adına bu hususta mahkemelerce davacılar'ın iddialarının aksine de kararlar verildiğini belirtmek; dava konusu mali yılla aynı hizmetin alındığı/verildiği 2018 mali yılına ilişkin ne ...'in de ...'ün finansal tablolarında sundukları iddialar ile aykırılık tespit edilmediğini vurgulamak önem arz etmekte olduğunu, genel kurulda yönetim kurulu üyelerinin ibrası hep birlikte “kurul” olarak değil, her bir yönetim kurulu üyesi için “ayrı ayrı” oylanmış olduğunu, TTK'nın 436/2.maddesinde öngörülen yasağın amacı, Şirket ile Yönetim Kurulu arasında menfaat çatışması yaşanmasını önlemek olduğunu, somut olay bakımından bu menfaat çatışması ancak aynı zamanda yönetim kurulu üyesi de olan ...'ın kendi ibrasında oy kullanması halinde gerçekleşecek olduğunu, davacıların dava dilekçesinde yer verdiği Yargıtay kararlarında, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanması hususu söz konusu olduğundan ilgili kararlar huzurdaki dava kapsamında emsal nitelikte olmadığını, davacılar'ın gündemin 7 no.lu maddesi uyarınca alınan “yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine, TTK'nın 395 ve 396. maddeleri gereğince müsaade edilmesi” kararın iptali hakkındaki iddialarının mesnetsiz olduğunu, yönetim kurulu üyelerine TTK m. 395 ve 396'ya göre verilen izinler hiçbir zaman topluluk dışı şirketlerde faaliyet izni olarak verilmemekte olduğunu, bugüne kadar da bu izinlerin verildiği yönetim kurulu üyeleri tamamı aile fertlerinden oluşan paydaşlardan oluşan şirketler dışında yöneticilik yapmamış olduklarını, bu nedenle yönetim kurulunun kişisel nitelikte menfaatini doğuran bir durum da söz konusu olmadığını, ... ailelerinin yönetiminde oldukları şirketlerin, hukuka aykırı ve keyfi kararlar ile yönetilmekte olduğunu, huzurdaki davada kendilerine tanınan dava hakları müvekkil şirkete karşı kötüye kullanılmakta olduklarını, davacıların dava konusu kararların yürürlüğünün durdurulması talebinin reddine, 23 Haziran 2021 tarihli genel kurulda gündemin (3), (4) ve (6) numaralı maddeleri kapsamında alınan kararlar kanun, esas sözleşme, dürüstlük ve iyiniyet kurallarına uygun olduklarından; yasaya ve usule aykırı, TTK'da düzenlenen hukuki temelden yoksun, haksız ve kötüniyetle açılmış davanın tümüyle usul ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın 23 Haziran 2021 tarihli erteleme üzerine gerçekleştirilen 2020 mali yılı olağan genel kurul toplantısında alınan (3) sayılı kararın, (4) sayılı kararın ...’ın ibra edilmemesine ilişkin kısmı hariç kalmak üzere diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesine ilişkin kısmının ve (6) sayılı kararının iptal edilmesi noktasında Kanuna, ana sözleşme ve dürüstlük kurallarına aykırılık halinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Davanın genel kurul karar iptali davası olduğu, mahkememizin görevli ve yetkili bulunduğu, genel kurul karar tarihinden itibaren yasal hak düşürücü süre içinde davanın açıldığı, davacıların şirketteki hisse oranları karşısında ise aktif sıfat sahibi konumunda bulundukları, halihazırda dava dosyamızda inceleme konuları gözetildiğinde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği, açılan dava nedeniyle herhangi bir teminatın ise mahkememizce alınmadığı, bu hususların tartışmasızdır. Davanın konusu anonim şirketin olağan genel kurulunun alınan kararlarının iptali olması nedeniyle konusunda uzman 3 kişilik heyetten alınan 26/09/2023 tarihli raporda bilirkişi heyeti" Mali tabloların finansal raporlama standartlarına uygun olarak raporlandığı, defterkayıtları ile uyumlu olduğu, şirketin borç ve alacakları ile mali durumunu ortaya koyacak açık ve anlaşılırlıkta bulunduğu hususları belirlenmiş olmakla mevcut delillere göre mali tabloların yasa, esas sözleşme ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu yönünde herhangi bir tespit de yapılamadığındanbu yönde alınan kararların iptalini gerektiren bir durum bulunmadığı, Bu çerçevede, iptali talep edilen toplantı gündeminin 3 ve 6 numaralı maddeleri uyarınca alınan kararlar bakımından dosyanın mevcut durumu itibariyle iptal sebeplerinin varlığının tespit edilemediği; gündemin 4 numaralı maddesi uyarınca alınan karar bakımından ise TTK 436/2 ibrada oydan yoksunluk hükmünün yönetim kurulu üyeleri hakkında ibra oylamasının ayrı ayrı yapıldığı hallerde de geçerli olduğu görüşü kabul edilir ise alınan kararın iptali gerektiğinin değerlendirilebileceği,"demiştir. İlk rapora itiraz üzerine bu sefer ikinci bir bilirkişi heyeti oluşturulmuş ve alınan 07/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda" Gündemin 3. maddesinde ele alınan ve kabul edilen finansal tabloların onaylanmasına ilişkin kararın iptalini ilişkin bildirilen hususlar irdelenmiş olup, “dürüst resim ilkesine aykırı uygulama” veya “bilançonun gerçeğe aykırı düzenlenmiş olduğunu gösterir bir husus” tespit edilememiş olduğundan bu gündem maddesinde alınan kararın iptalini gerektirir bir hususa rastlanmadığı, Gündemin 4. Maddesi ve bu kapsamda verilen ibra kararlarının TTK'nın 436/2 maddesine aykırı olduğu, olumlu oy kullanan pay sahibinin yönetim kurulu üyesi olduğu ve oydan yoksunluk sebebiyle alınan kararın iptal koşullarının gerçekleştiği, gündemin 5. Maddesi ve bu kapsamda verilen rekabet ve şirketle işlem yasağının kaldırılması kararlarının, olumlu oy kullanan pay sahibinin kendi şahsı hakkında ve tüzel kişi yönetim kurulu üyelerinin hâkim ortağı bulunması sebebiyle bunlar hakkında oydan yoksun bulunması sebebiyle TTK'nın 436/1 maddesine aykırı olduğundan iptal koşullarının gerçekleştiği "denmiştir. İtirazlar üzerine her iki heyetten de ayrı ayrı ek raporlar alınmış, bu ek raporlarında bilirkişiler kök raporları gibi değerlendirmede bulunmuşlardır. Alınan iki kök rapor ve ek raporda da belirtildiği üzere olağan genel kurulun gündeminin 3.maddesinde ele alınan ve kabul edilen finansal tabloların onaylanmasında dürüst resim ilkesinin ihlal edildiğini gösteren somut bir delilin bulunmadığı ,yine bilançonun gerçeğe aykırı düzenlenmiş olduğunu gösterir bir hususun ya da somut delilin olmadığı anlaşıldığından davacıların gündemin 3 numaralı maddesi olan 2020 yılına ait bilanço kâr ve zarar hesaplarının okunması müzakeresi ve onaylanması kararına karşı açılan iptal davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Yine alınan raporlarda da izah edildiği üzere genel kurulun 4 nolu maddesi ve bu kapsamda verilen ibra kararlarının TTK 436-2 maddesine aykırı olduğu olumlu oy kullanan pay sahibinin yönetim kurulu üyesi olduğu ve oydan yoksunluk sebebiyle kararın iptali gerektiği anlaşıldığından gündemin (4) nolu kararın iptali için açılan davanın (yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibrası kararının) kabulü yoluna gidilerek bu 4 nolu ibra kararının iptaline karar vermek gerekmiştir. Davacıların bir diğer talebi ise gündemin (6) nolu kararının yokluk butlan veya iptali talebi olup bilirkişi heyetleri bu konuda farklı rapor sunmuşlardır. Gündemin 6 nolu maddesi davalı şirketle rekabet ve işlem yasağının kaldırılmasına ilişkindir. İlk heyet bilirkişi raporunda bu madde yönünden hukuka aykırılık bulunmadığını gündemin bu maddesinin (6 nolu) iptalinin gerekmediğini beyan ederken sonraki heyetten alınan raporda ise olumlu oy kullanan pay sahibinin kendi şahsı hakkında ve tüzel kişi yönetim kurulu üyelerinin hakim ortağı bulunması sebebiyle TTK 436-1 maddesine aykırı olduğundan iptal koşullarının gerçekleştiği şeklindedir. Bu heyetten alınan ek raporda da benzer gerekçeyle kök rapor gibi ek rapor sunulmuştur. Bunun üzerine çelişkinin giderilmesi için ilk raporu sunan heyetten 06/02/2026 tarihli ek rapor alınmıştır. 06/02/2026 tarihli ek raporda" Ek incelemeye konu, davalı şirketin 6 numaralı gündem maddesi uyarınca alınan rekabet yasağı ve şirketle işlem yapma iznine ilişkin genel kurul kararı oylamasında TTK 436/1 anlamında oydan yoksunluğun uygulanıp uygulanmayacağı yönünden öğreti ve uygulamada bizim tercih ettiğimiz ve sonraki heyetin ortaya koyduğu iki farklı görüş ve yaklaşım mevzubahis olup, somut olayın özelliklerine göre bunlardan birisinin tercih edilerek karar verilmesi Sayın Mahkemenin takdirlerindedir. Bu nedenle kök rapordaki görüş ve tespitlerimizde herhangi bir değişiklik oluşmamıştır."denilmiştir. Ancak mahkememiz 07/10/2024 tarihli rapordaki görüşleri benimsemiştir. 07/10/2024 tarihli raporda izah edildiği üzere davalı şirket yönetim kurulu başkanının kendi lehine kullandığı oylar TTK 436-1 maddesine aykırı olduğundan iptali gerektiği konusunda şüphe yoktur. Tartışılması gereken yönetim kurulu başkanı ...'ın yönetim kurulu üyeleri olan ... A.Ş ve ... için oydan yoksun olup olmadığıdır. ... A.Ş'nin %84,50'si ... 'a aittir. Yani olumlu oy kullanan ... yönetim kurulu üyesi olan bu iki şirket üzerinde hakim konumundadır. Dolayısıyla ...'ın dışındaki yönetim kurul üyesi olan bu iki şirket için hakim konumunda bulunduğundan bu iki şirkete yönelik TTK 395 ve 396 maddeleri gereği müsaade edilmesine ilişkin kararda TTK 436-1 maddesine göre hakimiyeti altında bulunan şirket kavramı içinde kaldığından bu 3 yönetim kurulu başkan ve üyesi hakkında alınan (6) nolu gündem maddesinin iptali gerekir. Davada genel kurul kararına muhalif kalıp tutanağa geçirilmesi dava şartı yerine getirilmiştir. Dava süresinde açılmıştır. Dava öncelikle olağan genel kurul toplantısının 3-4-6 nolu gündem maddelerinin yoklukla malul olduğunu veya butlanı bunlarda olmaz ise iptali şeklinde olup yokluk ve butlan şartları oluşmamış ise de iki gündem maddesi için iptal şartları oluştuğundan davanın kısmen kabulü yoluna gidilmiştir. HÜKÜM;Yukarıda açıklanan gerekçelere göre; 1-Davacının davalı şirketin 23/06/2021 tarihli olağan genel kurulunun (3) nolu gündem maddesinin (2020 yılı bilanço kâr zarar hesaplarının okunması, müzakeresi ve onaylanması) iptali davasının REDDİNE, 2-Davacıların davalı şirketin 23/06/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısının (4) ve (6) nolu gündem maddelerinin iptali davasının KABULÜ ile; (4) nolu gündem maddesi (yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibrası) ve (6) nolu gündem maddesi (yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigali) kararlarının İPTALİNE, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 301,40TL harcın mahsubu ile bakiye 430,60 TL karar ilam harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 301,40-TL peşin harç, 301,40-TL, başvuru harcı gideri toplamı olan 602,80-TL harcın davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 5- Davacı tarafından harcanan 250,00-TL tebligat posta masrafı, 49.500,00- TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 49.750,00TL yargılama giderinin dava dilekçesindeki taleplerin kısmen kabul durumu nedeniyle ve takdiren (%66) oranına isabet eden 32.835,00 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 6-Davalı tarafından harcanan 209,01-TL tebligat posta masrafı giderinin dava dilekçesindeki kısmen red nedeniyle ve takdiren %34 oranına isabet eden 71,09 TL nin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 6-Dava kısmen kabul edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereği takdir edilen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 7-Dava kısmen red edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereği takdir edilen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak tek olarak davalıya verilmesine, 8-Artan avansın karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacılar ve davalı vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF YOLU açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.30/04/2026 Başkan Üye Üye Katip