TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 12/10/2021 NUMARASI: 2020/628 Esas, 2021/637 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 18/02/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırl…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/41 KARAR NO: 2026/203 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 12/10/2021 NUMARASI: 2020/628 Esas, 2021/637 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 18/02/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili için davacı yüklenici tarafından başlatılan icra takibine, davalı iş sahibi tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı iş sahibi vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili; taraflar arasındaki ticari anlaşma tahtında davacının, davalı şirkete sunduğu ......... hizmetine ilişkin olarak; ......11.2017 tarihli ve ....... sıra no’lu 46.500,00 –TL+KDV olmak üzere toplam 54.870,00-TL bedelli fatura, davalı şirkete sunduğu iki farklı mobil uygulama geliştirme hizmetine ilişkin olarak 31.01.2018 tarihli ve ...... sıra no’lu 110.00,00-TL+KDV olmak üzere toplam 129.800,00-TL bedelli faturanın düzenlenerek; davalı tarafa gönderildiğini, davalı tarafça söz konusu faturalara herhangi bir itiraz yapılmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 21/2 uyarınca, fatura alan kişinin sekiz gün içerisinde itirazda bulunmaması halinde, faturanın kabul edilmiş sayılacağını, bu çerçevede, davacı şirketin söz konusu faturalara konu toplam 184.670,00-TL alacağının, davalı yan tarafından kabul edilmiş bulunduğunu, söz konusu faturalar döneminde davalı tarafça davacı şirkete 2018 yılı içerisinde toplam 87.118,78-TL ödeme yapılmakla, toplam 184.670,00-TL bakiye alacaktan yılsonu itibariyle 97.551,22-TL bakiyenin kaldığını, 10.01.2019 tarihinde yapılan 2.133,00-TL’lik ödeme ile bakiye alacağın 95.418,22-TL olduğunu, yine taraflar arasında akdedilen 02.01.2019 tarihli eser sözleşmesi ile taraflar arasında sanal gerçeklik projesi hazırlama hizmeti teminine ilişkin ticari ilişki kurulduğunu, bu kapsamda davacı şirket tarafından sözleşme kapsamında yüklenilen edimlerin yerine getirildiğini ve ilgili sözleşmenin 6. maddesinde kararlaştırılan hizmet bedeli tahtında; 31.01.2019 tarihli ve 11535 sıra no’lu 112.500,00-TL+KDV olmak üzere toplam 132.750,00-TL bedelli fatura ile 31.01.2019 tarihli ve .... sıra no’lu 112.500,00-TL+KDV olmak üzere toplam 132.750,00-TL bedelli fatura düzenlenerek davalı tarafa gönderildiğini, davalı tarafça söz konusu faturalara herhangi bir itirazın söz konusu olmadığını, bu çerçevede, davacı şirketin söz konusu faturalara konu toplam 265.500,00-TL’lik alacağının, davalı yan tarafından kabul edilmiş bulunduğunu, söz konusu fatura bedellerine konu 265.500,00-TL’lik alacak ve devreden 95.418,22-TL’lik alacak toplamı ile, bakiye alacağın 360,918,22-TL olduğunu, davacı vekilince söz konusu faturalar tahtında doğan alacaklar tahtında taraflar arası ticari ilişkilerden doğan bakiye alacağın 17.10.2019 tarihinde davalı yana ihtar edildiğini, ancak herhangi bir ödeme gerçekleştirilmediğini ve davalı yana karşı İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlatıldığını, söz konusu takibe haksız ve hukuka aykırı olarak 20.11.2020 tarihinde itiraz edildiğini belirterek; İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ...... E. Sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibine karşı borçlu yanca yapılan itirazın iptalini ve davalı aleyhine dava konusu miktarın %20’sinden aşağı olmayan icra inkar tazminatına hükmedilmesini, talep ve dava etmiştir. Davalı veki cevap dilekçesi ile; davacı vekili tarafından sunulan sözleşmenin; uyuşmazlık konusu ile ilgisiz olduğunu, davacı vekili tarafından sunulan sözleşmede belirlenen hizmet ile sunulan faturaların açıklamasında yer alan hizmet birbiri ile örtüşmediği gibi; davalı şirketin, söz konusu sözleşmede idare değil, yüklenici konumunda olduğunu, davacı vekilinin sunmuş olduğu sözleşme konusu hizmetin "reklam ve hizmet alım işi" olarak adlandırıldığını, günde 10 defa olmak üzere ayda toplam 300 defa dijital ekran yayını yapılacağının ifade edildiğini, dosyada mübrez faturaların açıklamalarının sözleşme konusu ile tümüyle ilgisiz olarak "sanal gerçeklik projesi hazırlama hizmeti" olarak belirtildiğini, sunulan faturalara karşılık herhangi bir mal ve/veya hizmet alınmamış olup, faturaların bu nedenle iade faturası yoluyla iade edildiğini, taraflar arasında çeşitli faturalaşmalar olduğunu ancak fatura konusu hizmetlerin alınmadığının ve alınamayacağının anlaşılması sonucunda faturaların iade edildiğini,davalının davacıya borcu bulunmadığı gibi; aksine cari hesap dökümleri incelendiğinde, davalı şirketin alacaklı olduğunun görüleceğini, dava yoluyla talep edilen alacağın likit olmayıp icra inkar tazminatı talebinin haksız olduğunu, tarafların cari hesapları arasında bir mutabakatsızlık bulunduğunu, davacının bir mal ve/veya hizmete dayanmayan faturaları takibe konu etmekle kötü niyetli olup tazminat ödemesi gerektiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece 12.10.2021 tarihli karar ile; İcra dosyası,taraflar arasında imzalanan sözleşme, davacı şirket tarafından düzenlenen faturalar, tarafların ticari defterler ve belgeleri, BA ve BS formları, tüm dosya kapsamına göre alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli ve denetime elverişli olduğu, taraflar arasında sözleşmeden kaynaklı ticari ilişki bulunduğu, davacının, davalıya ticari ilişkiden kaynaklı olarak icra takibi başlattığı ve davaya konu faturaları düzenlendiği, bilirkişi incelemesi ile davacının usulüne uygun ticari defter ve kayıtlarında, davacının davalıdan alacaklı olduğu, davalının usulüne uygun tutulmuş olduğu anlaşılan ticari defter ve kayıtlarında, davalının davacıya borçlu olduğu ve davalı şirketin, davacıdan hizmet alımında bulunduğuna ilişkin, Hocapaşa Vergi Dairesi’ne bildirimde bulunduğu, Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim (Form Ba) ile de icra takibine konu faturaların beyan edildiğinin bilirkişi raporu ile tespit edildiği, “..davalının vergi dairesine böyle bir bildirim yapmasının, takip dayanağı faturanın içeriğinin benimsendiği ve faturada yazılı malların alındığını gösterdiği, davalının bunun aksini gösterir delil sunmadığı ….” (Yargıtay 19. H.D. 2012/9636 E.- 2012/17068 K), davalı yanca hizmetin alındığı, buna ilişkin düzenlenen ve icra takibine konu faturaların karşılığının da ödendiğinin ispat edilemediği, davacının davalıdan takip tarihi itibariyle, faturalara dayalı alacaklı olduğu, davalı tarafın icra takibine yaptığı itirazın yerinde olmadığı, alacağın likit olduğu gerekçesi ile; davanın kabulü ile, davalının, İstanbul ...İcra Müdürlüğü’nün ....... E. sayılı dosyasından, davalının, 360.918,22-TL. asıl alacak üzerinden, yaptığı itirazın iptaline, asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, kabul edilen alacağın %20’si olan 72.183,64-TL. icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; tarafların ticari kayıtlarının birbiri ile örtüşmediğini, mahkemenin bu durumu dikkate almadığını, bilirkişi raporunun sonuç bölümünde de davacının kayıtlarına göre 360.918,22 TL alacaklı, bununla birlikte davalının da davacıdan 118.000,TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, bu durumda taraf defterleri birbiri ile örtüşmediğinden; ticari defterlerinin delil olarak kabul edilemeyeceğini, Yargıtay 19. HD. 2018/1179E. 2020/356K. Karar tarihi: 10.02.2020 tarihli ilamı ile, "...Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın ticari defterinin kendi lehine delil oluşturabileceği ve kayıtlara göre davalının dava tarihi itibariyle davacı tarafa bir borcunun görünmediğinin tespit edildiği, davacı tarafın defter kayıtlarına göre davacının davalıdan 138.000,00.TL alacaklı olduğunun görüldüğünün tespit edildiği, Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere taraflar ticari defterlerini yasaya uygun tutmuş olsalar bile iki tarafın defterleri birbirine aykırı ise ticari defterlerin delil vasfı kazanmayacağı,..." 'nın belirtildiğini, bilirkişinin, her iki tarafın da kendi kayıtlarına göre alacaklı olduklarını ifade ederken; herhangi bir gerekçe ve/veya açıklama belirtmeksizin, davacı kayıtlarına öncelik tanıdığını, davacının bu durumda davasını ispat edemediğini, .....Teftiş Kurulu Başkanlığı raporuna göre; davacı şirket ile imzalanan sözleşmeye istinaden düzenlenen hakediş dosyalarında usulsüzlükler yapıldığı iddiasıyla soruşturma başlatıldığını, yargılama sırasında davalı şirket uhdesinde bulunmayan Tevdi Raporunun taraflarına henüz ulaştığını, yapılan incelemede, davalı şirket bünyesinde çalışan eski Genel Müdür ...., Eski Ticaret Müdürü .., Eski Mali İşler Müdürü .... ..., Eski Yayınlar Müdürü ..., Muayene ve Kabul Komisyonu Üyeleri Bilgi Teknolojileri Uzmanı ...., Eski Bilgi Teknolojileri Şefi ... ..ile alt yüklenici şirketlerden birisi olan davacı şirketin yetkilileri tarafından usulsüzlükler yapıldığı ve kamu zararına neden olmak ve edimin ifasına fesat karıştırma suçlarının işlendiği kanaatine varıldığını ve bu kişiler hakkında 3628 sayılı yasanın 17 ve 18. Maddeleri ile TCK'nın 236. Maddesi ile 4735 Sayılı Yasanın 25 ve 27. Maddeleri hükümlerine göre işlem yapılmak üzere dosyanın, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildiğini, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdindeki 2020/181467 numaralı dosyada soruşturmanın devam ettiğini, Mahkeme tarafından bir kamu iştirak şirketi olan davalı şirketin zarara uğrayıp uğramadığının tespitinin gerektiğini, Yargıtay kararlarına göre; sözleşme bedelinin belirlenmesinde, davalı şirket elemanlarının ihmal ve kusurları bulunup bulunmadığı, varsa dereceleri ve miktarları ile davacı yüklenicinin sözleşme ile eki ihale dökümanlarına göre yapımını üstlendiği halde hiç yapmadığı ya da eksik yaptığı işler olup olmadığı ve bunlar sebebiyle kendisine ne miktarda fazla ödeme yapıldığı, kontrol ile geçici kabul komisyonunda görevli olan davalı şirket elamanlarının kontrol ve denetim görevini ihmal sebebiyle fazla ödemeye neden olup olmadıkları ve miktarı konusunda gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınması ve davacı yüklenicinin, ihale evraklarında fiyatın yüksek belirlenmesi ya da hayali imalât gösterilmesinde katkısı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiğini, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi Esas: 2014/4727 Karar: 2015/2279 Karar, 30.04.2015 tarihli ilamında; "...Dosya kapsamından geçici kabul işlemleri yapılmakla birlikte kesin kabul ve kesin hesap işlemlerinin yapılmadığı anlaşılmakta ise de; yüklenici şirket tarafından onarım işi bitirildiği belirtilerek iş sahibine teslim edildiği ve 1 adet hakediş belgesinin düzenlendiği, davacı idare tarafından da fazla ödeme yapıldığı ve idare zarara uğratıldığından bahisle kesin kabul ve kesin hesap yapılamayarak eldeki dava açıldığına göre, mahkemece tasfiye kesin hesabının çıkartılarak sonucuna göre fazla ödeme yapılıp yapılmadığı, davacı idarenin zarara uğrayıp uğramadığı ve davalıların hangi hukuki sebeplerle sorumlu olacaklarının tespiti gerekir. Erken açılan bir davadan söz edilemeyeceği gibi, ihtilafın halli için kesin kabul, kesin hesap işlemlerinin yapılmasını bekleme zorunluluğu da bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece öncelikle sözleşme eki ihale evrakları ve dokümanlarında yapılması kararlaştırılan işlerin sözleşme tarihi itibariyle gerçek piyasa fiyatlarının ticaret ve sanayi odaları ile ilgili meslek kuruluşlarından sorularak tespit edildikten sonra bilirkişi kurulundan heyete, konusunda uzman elektrik mühendisi bilirkişi de dahil edilmek suretiyle yaklaşık maliyet cetveli, mahal listesi, ihale evrakları ve sözleşme bedelinin belirlenmesinde davalı idare elemanlarının ihmal ve kusurları bulunup bulunmadığı varsa dereceleri ve miktarları ile davalı yüklenicinin sözleşme ile eki ihale dökümanlarına göre yapımını üstlendiği halde hiç yapmadığı ya da eksik yaptığı işler olup olmadığı ve bunlar sebebiyle kendisine ne miktarda fazla ödeme yapıldığı, kontrol ile geçici kabul komisyonunda görevli olan davalı idare elamanlarının kontrol ve denetim görevini ihmal sebebiyle fazla ödemeye neden olup olmadıkları ve miktarı konusunda gerekçeli ve denetime elverişli ek rapor alınıp, davalı yüklenicinin, ihale evraklarında fiyatın yüksek belirlenmesi ya da hayali imalât gösterilmesinde katkısı bulunup bulunmadığı değerlendirilerek, davalılardan yüklenici şirket yetkilisi ... .. ve ...'nun sanık olarak dava konusu onarım işine ait edimin ifasına fesat karıştırması suçundan yargılandıkları ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2009/371-2012/56 sayılı ceza dosyası da dikkate alınarak, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur..." denildiğini, yine Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2019/3401 E., 2020/2031 K. 02.07.2020 tarihli ilamında da: "...yaklaşık maliyet cetvelinin ve sözleşme bedelinin belirlenmesinde davalı idare elemanının ihmal ve kusuru bulunup bulunmadığı varsa derecesi ve miktarları ile davalı yükleniciye sözleşme ile eki ihale dokümanlarına göre fazla ödeme yapılıp yapılmadığı, davalı idare elemanının kontrol ve denetim görevini ihmâl sebebiyle fazla ödemeye neden olup olmadığı ve miktarı konusunda gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp, davalı yüklenicinin, ihale evraklarında fiyatın yüksek belirlenmesi ya da hayali imalât gösterilmesinde katkısı bulunup bulunmadığı değerlendirilerek uygun bir karar verilmesi olmalıdır..." denildiğini, Yargıtay'a göre; fazla ödeme yapılmasına sebebiyet veren belgeleri imzalayanlar, ihmal ve kusurlarının bulunması halinde yapılan fazla ödemeden sorumlu olacağından öncelikle davacı şirket ve müvekkil şirket çalışanları hakkında devam etmekte olan soruşturmanın tamamlanmasının ve ceza davasının açılması halinde ceza davasının kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini, henüz ortaya çıkan Teftiş Kurulu Raporu'da göz önüne alınarak; kararın kaldırılması gerektiğini, belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yan yüklenici, davalı ise iş sahibidir.Taraflar arasında; 02.01.2019 tarihli sanal gerçeklik projesi hazırlama hizmeti teminine ilişkin eser sözleşmesi ve 01.11.2018 tarihli "reklam tanıtım hizmetleri" sözleşmesi akdedilmiştir. Davacı vekili; taraflar arasında; davacının, davalı şirkete sunduğu finans modülü yazılım ve tasarım hizmeti ve 02.01.2019 tarihli sanal gerçeklik projesi hazırlama hizmeti teminine ilişkin ticari ilişki kurulduğunu, bu kapsamda davacı şirket tarafından sözleşme kapsamında yüklenilen edimlerin yerine getirildiğini, her iki sözleşmeden kaynaklanan bakiye 360,918,22-TL alacağın olduğunu, davacı vekilince söz konusu faturalar tahtında doğan alacaklar tahtında taraflar arası ticari ilişkilerden doğan bakiye alacağın 17.10.2019 tarihinde davalı yana ihtar edildiğini, ancak herhangi bir ödeme gerçekleştirilmediğini ve davalı yana karşı İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün .... E. Sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlatıldığını, söz konusu takibe haksız olarak 20.11.2020 tarihinde itiraz edildiğini belirterek; İstanbul ..... İcra Müdürlüğü’nün .... E. sayılı icra takibine, borçlu yanca yapılan itirazın iptalini ve davalı aleyhine dava konusu miktarın %20’sinden aşağı olmayan icra inkar tazminatına hükmedilmesini, talep ve dava etmiştir. Davalı iş sahibi vekili cevap dilekçesi ile; davacı vekili tarafından sunulan sözleşmenin; uyuşmazlık konusu ile ilgisiz olduğunu, davacı vekili tarafından sunulan sözleşmede belirlenen hizmet ile sunulan faturaların açıklamasında yer alan hizmet birbiri ile örtüşmediği gibi; davalı şirketin, söz konusu sözleşmede idare değil, yüklenici konumunda olduğunu, davacı vekilinin sunmuş olduğu sözleşme konusu hizmetin "reklam ve hizmet alım işi" olarak adlandırıldığını, günde 10 defa olmak üzere ayda toplam 300 defa dijital ekran yayını yapılacağının ifade edildiğini, dosyada mübrez faturaların açıklamalarının sözleşme konusu ile tümüyle ilgisiz olarak "sanal gerçeklik projesi hazırlama hizmeti" olarak belirtildiğini, sunulan faturalara karşılık herhangi bir mal ve/veya hizmet alınmamış olup, faturaların bu nedenle iade faturası yoluyla iade edildiğini, taraflar arasında çeşitli faturalaşmalar olduğunu ancak fatura konusu hizmetlerin alınmadığının ve alınamayacağının anlaşılması sonucunda faturaların iade edildiğini,davalının davacıya borcu bulunmadığı gibi; davalı şirketin alacaklı olduğunu, icra inkar tazminatı talebinin haksız olduğunu, tarafların cari hesapları arasında bir mutabakatsızlık bulunduğunu, davacının kötü niyetli olup tazminat ödemesi gerektiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece 12.10.2021 tarihli karar ile; bilirkişi incelemesi ile davacının usulüne uygun ticari defter ve kayıtlarında, davacının davalıdan alacaklı olduğu, davalının usulüne uygun tutulmuş olduğu anlaşılan ticari defter ve kayıtlarında, davalının davacıya borçlu olduğu ve davalı şirketin, davacıdan hizmet alımında bulunduğuna ilişkin, Hocapaşa Vergi Dairesi’ne bildirimde bulunduğu, Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim (Form Ba) ile de icra takibine konu faturaların beyan edildiğinin bilirkişi raporu ile tespit edildiği, “..davalının vergi dairesine böyle bir bildirim yapmasının, takip dayanağı faturanın içeriğinin benimsendiği ve faturada yazılı malların alındığını gösterdiği, davalının bunun aksini gösterir delil sunmadığı ….” (Yargıtay 19. H.D. 2012/9636 E.- 2012/17068 K), davalı yanca hizmetin alındığı, buna ilişkin düzenlenen ve icra takibine konu faturaların karşılığının da ödendiğinin ispat edilemediği, davacının davalıdan takip tarihi itibariyle, faturalara dayalı alacaklı olduğu, davalı tarafın icra takibine yaptığı itirazın yerinde olmadığı, alacağın likit olduğu gerekçesi ile; davanın kabulü ile, davalının, İstanbul ...İcra Müdürlüğü’nün .... E. sayılı dosyasından, davalının, 360.918,22-TL. asıl alacak üzerinden, yaptığı itirazın iptaline, asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, kabul edilen alacağın %20’si olan 72.183,64-TL. icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Somut olayda; davacı yüklenici, dava dilekçesindeki anlatımlarına göre; 02.01.2019 tarihli sanal gerçeklik projesi hazırlama hizmeti teminine ilişkin eser sözleşmesi ve 01.11.2018 tarihli "reklam tanıtım hizmetleri" sözleşmesine dayalı alacağını icra takibine konu etmiştir. Ancak dosyada kapsamında, dava dilekçesi ekinde , sadece 01.11.2018 tarihli sözleşme bulunmakta ve bu sözleşmede davacı yan iş sahibi, davalı yan ise yüklenicidir. 02.01.2019 tarihli sözleşme ise dosya kapsamında bulunmamaktadır. 01.11.2018 tarihli sözleşme bedeli 100.000,00 TL+ KDV olarak belirlenmiştir. Davalı yan bu sözleşmeye dayalı olarak; yüklenici sıfatı ile davacı yana 14.11.2018 tarihli Kdv dahil, 118.000,00 TL lik fatura düzenlemiş, davacı yan ise davalının işi ifa etmediği gerekçesi ile 02.09.2019 tarihinde iade faturası kesmiştir. Davaya konu icra takibinde ise davacı yan 02.01.2019 tarihli sanal gerçeklik projesi hazırlama hizmeti teminine ilişkin olarak 30.01.2019 tarihli 2 adet 132.750,00 TL lik fatura ile, 02.09.2019 tarihli davalı yana gönderdiği iade fatura bedeli toplamı olan 360.918,22 TL yi talep etmiştir. Dosya kapmanında alınan bilirkişi raporu incelendiğinde taraf defterlerinin birbirleri uyuşmadığı, davalı yanın davacı yana yaptığı ödemelerin bir kısmının davacı yan defterlerinde kayıtlı olmadığı görülmüştür. Ayrıca bilirkişi raporu da denetime elverişli ve anlaşılır da değildir. Bu nedenle, taraflardan, birbirlerine her iki sözleme nedeni ile yaptıkları ödeme belgelerini ve 02.02.2019 tarihli sözleşmeyi sunmaları istendikten sonra dosyanın yeni bir bilirkişiye tevdi ile denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; yazılı gerekçelerle; davanın kabulüne karar verilmesi ve alacak yargılamayı gerektirdiği halde icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru olmaıştır.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../10/2021 tarih ve 2020/... Esas, 2021/. Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 18.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.