(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2009/4327 E. , 2009/6620 K. MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında 121 ada 145 parsel sayılı 71411.57 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı nedeniyle çayır niteliği ile, 121 ada 146 ve 124 ada 2 parsel sayılı 12…
**(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2009/4327 E. , 2009/6620 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında 121 ada 145 parsel sayılı 71411.57 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı nedeniyle çayır niteliği ile, 121 ada 146 ve 124 ada 2 parsel sayılı 1299.97 ve 409615.35 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, tapu kaydı miktar fazlası olmaları nedeniyle sırasıyla tarla ve çayır niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... temsilcisi, yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece verilen süre içerisinde davacı tarafın keşif avansını yatırmadığı, bu nedenle keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı ve mevcut delillere göre de davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesinin mahkemece verilen süreye riayet etmeyen taraf aleyhine uygulanabilmesi için dosya keşfe hazır hale getirilip ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayı, tanık, teknik bilirkişiye verilecek ücretlerle vasıta parasının, yapılacak tebligatlarla ilgili masrafların kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgiliye makul bir süre tanınması, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında da bilirkişi adayları ve tanıklara davetiye tebliğ edilip, arazi başında hazır olmalarının bildirilebilmesi için yine uygun bir sürenin bulunmasına azami özen gösterilmesi gerekmektedir. Mahkemece 18.08.2008 tarihli duruşmada keşfin 15.10.2008 tarihinde yapılmasına karar verilmiş, davacı tarafa yüklenecek keşif giderleri ara kararında ayrıntılı ve usulüne uygun olarak belirtilmiş, keşif giderlerinin yatırılması için davacı temsilcisine ihtarın tebliğinden itibaren 30 günlük süre verilmesine ilişkin ihtarat, davacı köy temsilcisine 16.09.2009 tarihinde tebligat edilmiştir. Davacı tarafından keşif giderlerinin verilen 30 günlük sürenin son günü yatırılması halinde, bu sürenin keşif tarihinden sonraya rastlayacağı ve keşfin yapılamayacağı açıktır. Süreler tayin edilirken Tebligat Tüzüğü’nün 12. maddesinin mutlaka gözönünde bulundurulması gerekir. Tüzüğün anılan maddesine göre “Tüzüğün 8. maddesinde sayılan vasıtalarla yapılanlar dışındaki her nev’i tebliğ evrakı ve davetiyelerin alakalılara ulaşması ve alakalıların tebliğin veya davetiyenin icaplarını yerine getirebilmesi için bu evrakı çıkaran merci tarafından tayin edilecek müddetin hesabında evrakın gönderileceği mahallin yakınlık veya uzaklığı, mevsimin yaz veya kış olması, nakil vasıtalarının durumu gibi hususlar nazara alınır. Bu suretle tayin edilecek müddet, tebliği çıkaran merciin bulunduğu köy veya belediye hududu dahilinde tebligat yapılacaksa 3 günden, köyde veya aynı vilayetin diğer bir kazasında tebligat yapılacaksa 15 günden, diğer bir vilayet içinde tebligat yapılacaksa 1 aydan az olamaz.” hükmü yer almış bulunmaktadır. Bilirkişi adayı ve tanıklar adına çıkarılacak davetiyeler için gerekli giderler belirlenmiş olmakla beraber, yatırılması için davacı tarafa makul bir süre verilmeksizin yetersiz ara kararına dayanılarak keşif delilinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmesi ve yapılamayacağı önceden belli olan keşif için taraflara külfet yüklenmesinde isabet bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; davacı tarafa keşif masrafını yatırması için makul süre verilerek, masraf yatırıldığında arazi başında keşif yapılmak suretiyle, tarafların tüm delilleri değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Yanlış değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 16.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.