Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait yurt dışı projelerde 13.10.2013-16.06.2017 tarihleri arasında aylık net 2.100,00 USD sabit ücret ile çalıştığını, işyerinde haftanın altı günü 20.00-08.00 saatleri arasında çalıştığını, bu çalışmalara ek olarak iki haftada bir kez pazar günleri 21.00-06.00 saatleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline ka
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait yurt dışı projelerde 13.10.2013-16.06.2017 tarihleri arasında aylık net 2.100,00 USD sabit ücret ile çalıştığını, işyerinde haftanın altı günü 20.00-08.00 saatleri arasında çalıştığını, bu çalışmalara ek olarak iki haftada bir kez pazar günleri 21.00-06.00 saatleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, husumet, ücret miktarı, zamanaşımı def’i, kıdem tazminatı, fazla çalışma ve hafta tatili ücretlerinin hesaplanması, indirim oranı, vekâlet ücreti ve yargılama giderine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi kök raporunda davacının aylık net ücretinin 2.100,00 USD olduğu tespit edilmesine rağmen fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacaklarının aylık net 1.900,00 USD üzerinden hesaplanması hatalıdır. 3. Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (... ..., Milletlerarası Özel Hukuk, Ankara, 2022, s.315; ..., Türk Milletlerarası Özel Hukuku, Ankara, 2021, s.127). Buna göre Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 2. ve 8. maddelerinin bir gereğidir. Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde sözü edilen sürelerin Dairemizce daha önce bazı kararlarda hak düşürücü süre olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede; bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır. Kanun'un 392. maddesinde 03.07.2016 tarihinde yapılan değişiklikle mahkemeye başvuru için zamanaşımı süresi 1 yıl olarak belirlenmiştir. Somut olayda, söz konusu Kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten sonra davacının iş sözleşmesinin 15.06.2017 tarihinde sona erdiği dikkate alındığında, uyuşmazlıkta 1 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerekmektedir. Öncelikle iş sözleşmesinin sona ermesine bağlı olmayan fazla çalışma ve hafta tatili ücretleri belirsiz alacak davası olarak talep edilmiş olup bu alacaklar bakımından zamanaşımı süresi her bir aya ait alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren bir yıldır. Davalı taraf yasal süresinde sunduğu cevap dilekçesinde usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunmuş ise de Bölge Adliye Mahkemesince davaya karşı ileri sürülen zamanaşımı def'i dikkate alınmadan karar verilmiştir. Buna göre fazla çalışma ve hafta tatili ücretlerinin her bir aya ait alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren bir yıllık sürenin geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı gözetilerek karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. Kıdem tazminatı yönünden ise dava, kısmi dava şeklinde açılmıştır. Davacı vekili, 23.01.2020 tarihli dilekçesi ile söz konusu talebini ıslah etmiş; davalı vekili ise 27.01.2020 havale tarihli dilekçesi ile yasal süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Buna göre, kıdem tazminatı alacağı yönünden dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresi dolmamış ise de ıslah tarihi tarihi itibarıyla bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği anlaşılmaktadır. Şu hâlde davalı tarafın ıslaha karşı ileri sürdüğü zamanaşımı def'ine değer verilerek ıslah dilekçesi ile talep edilen kıdem tazminatı miktarının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmelidir. Bölge Adliye Mahkemesince, ıslaha karşı ileri sürülen zamanaşımı def'i dikkate alınmadan karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. 4. Bozmadan sonra yeniden yapılacak değerlendirme sonucunda, Dairenin önceki uygulamasına güvenerek dava açan davacı aleyhine yabancı hukukun uygulanması nedeniyle zamanaşımı kapsamında reddedilen miktarlar üzerinden vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi, yabancı hukukun uygulanması dışındaki nedenlerle (ispat yokluğu, ödeme vs.) reddedilen miktarlar dikkate alınarak bu miktar üzerinden davalı lehine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi gerektiği de gözden kaçırılmamalıdır.