TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 11/02/2020 NUMARASI: 2017/1042 Esas, 2020/127 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 12/03/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sını…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1451 KARAR NO: 2026/313 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 11/02/2020 NUMARASI: 2017/1042 Esas, 2020/127 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 12/03/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; İİK. 67 ve devamı maddeleri uyarınca açılan itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin davasının kabulüne dair verilen karara karşı davalı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili, davalı şirket ile müvekkil şirket arasında 31/05/2013 tarihinde Kalıp İmalat Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca davalı tarafça 12/07/2013 tarihinde 4.000,00 TL, 01/11/2013 tarihinde 4.000,00 TL olmak üzere toplam 8.000,00 TL avans ödemesi yapıldığını, müvekkil şirketin anlaşma gereğince yapmış olduğu kalıpları 16/05/2014 tarihinde sevk irsaliyesi ile davalıya teslim ettiğini ve 16/05/2014 tarihli 41.595,00 TL'lik fatura tanzim ederek davalıya verdiğini, davalı şirketin bakiye kalan 33.595,00 TL yi ödemediğini, alacağın tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı (........ İcra Müdürlüğü'nün ... Esas) sayılı dosyasından 16/05/2014 tarihli faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin 06/11/2017 tarihinde haksız ve dayanaksız olarak itiraz ederek icra takibini durduğunu ve tüm bu nedenlerle davalı şirket tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalının alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; sözleşme ile alacaklı olduğunu iddia eden davacının V363 projesinin kalıplarının bir kısmını müvekkile yaparak teslim etmeyi taahhüt ettiğini, bu sebeple müvekkil şirketçe 8.000,00 TL avans ödemesi yapıldığını ancak sözleşme kapsamındaki işler alacaklı olduğunu iddia eden davacı tarafından yapılmadığını ve sözleşme konusu işlerin müvekkile teslim edilmediğini, davacının asli edimini yerine getirmediğini, davacının başlattığı icra takibi bu sebeplerle haksız olduğunu, davacının malın teslimine ilişkin herhangi bir kanıt sunmadığını ve faturaların irsaliyeli olmadığını, davacı tarafça sunulan irsaliyede müvekkilinin herhangi bir imzası veya kaşesi bulunmadığını, sadece davacının imzasının olduğunu ve tüm bu nedenlerle davanın reddine, davacının %20’den aşağı olmamak üzere tazminat ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece 11/02/2020 tarihli karar ile, tüm dosya kapsamı ile toplanan deliller ve usulüne uygun olarak alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında "Kalıp İmalat Protokolü" imzalandığı, buna istinaden davalı tarafça 8.000,00-TL avans ödemesi yapıldığı, işin sonunda davacı tarafça 41.595,00-TL fatura düzenlendiği, bakiye borcun ödenmemesi üzerine 33.595,00-TL üzerinden icra takibi yapıldığı, davalı tarafça takibe itiraz edildiği, Türk Ticaret Kanunu'nun 21/2 maddesinin " Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmünü düzenlediği, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222/2 maddesinin " Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. " hükmünü düzenlediği, taraflar arasında davalı tarafın davacı tarafa 33.595,00-TL borçlu olduğuna ilişkin 21/10/2015 tarihli hesap mutabakatı olduğu ve teslime ilişkin tanık beyanları göz önünde bulundurulduğunda davacı tarafın yüklendiği işi yaptığı, bu konuda fatura düzenlediği, faturanın davalı tarafa tebliğ edildiği, davalı tarafın faturaya itiraz etmediği, ticari defterlerin borç ve borç miktarı konusunda birbirini doğruladığı anlaşıldığından davanın kabulü ile, davalının .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin aynen devamına, asıl alacak 33.595,00 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, davacı tarafın mal teslimini yazılı delil ile ispat etmek zorunda olduğunu, oysa dosyada hiçbir şekilde mal teslimine ilişkin bir delilin mevcut olmadığını, mal tesliminin tanık ile ispat edilemeyeceğini, yazılı delil ile mal tesliminin ispat edilmesi gerektiğini, Yargıtay uygulamasının bu yönde olduğunu, oysa yerel mahkeme hukuka aykırı olarak davacı tanıklarının beyanları ile mal tesliminin ispat edildiğini kararın gerekçesine hukuka aykırı olarak dayanak yaptığını, dosyaya sunulan irsaliyede de malın müvekkile teslim edildiğine dair herhangi bir imza, katı ve isim olmadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mal tesliminin tanık ile ispat edilemeyeceğini, kararın bu nedenle kaldırılması ve bozulması gerektiğini, yerel mahkeme 8 günlük süre içinde faturaya itiraz etmediğimizi kabul kararına gerekçe yaptığını, taraflar arasında işin bedeli, fatura ve sözleşme konusu malların muhteviyatı üzerinde bir tartışma olmadığını, müvekkilin fatura kesilmesini sözleşme ile şart koştuğunu, karşı tarafın dosyaya sunmuş olduğu irsaliyede müvekkilinin her hangi bir imzası ya da kaşesi bulunmadığını, mahkeme hükme mutabakat evrakını da gerekçe yaptığını, davacı tarafça dosyaya sunulan mutabakat evraklarında müvekkil şirketin kaşe ve imzası olmadığını, bu durumdan delil değerinden de söz edilemeyeceğini, sadece davacının imzaladığını, oysa uyuşmazlık noktası fatura ve eser sözleşmesine konu malların teslim edilip edilmediği noktasında toplandığını, davacının sözleşme ve fatura konusu malları teslim ettiğini ispat etmek zorunda olduğunu, müvekkilin kaşe ve imzası olmayan mutabakat evrakının delil vasfı olmadığını, mahkeme kararının bu yönüyle de usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin olayı yanlış nitelendirdiğini, davanın basit bir alım satım sözleşmesi olmayıp eser sözleşmesi olduğunu, davacının % 20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, kararının kaldırılmasına ve bozulmasına ve de davanın reddine, karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Davada davacı vekili, taraflar arasında 31.05.2013 tarihinde kalıp imalatına ilişkin protokol imzalandığı, sözleşme uyarınca davacı şirket tarafından ...... projesine ait kalıpların imalatının üstlenildiği, davalı tarafından sözleşme gereğince 12.07.2013 tarihinde 4.000 TL ve 01.11.2013 tarihinde 4.000 TL olmak üzere toplam 8.000 TL avans ödemesi yapıldığı, davacı şirket tarafından sözleşme kapsamında üstlenilen işlerin tamamlanarak kalıpların 16.05.2014 tarihli sevk irsaliyesi ile davalı şirkete teslim edildiği ve aynı tarihte 41.595,00 TL bedelli faturanın düzenlenerek davalıya gönderildiği, davalı tarafından yapılan 8.000 TL avans düşüldükten sonra bakiye 33.595,00 TL’nin ödenmediği, alacağın tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı şirket tarafından borca haksız şekilde itiraz edilerek takibin durdurulduğu, davalının itirazının haksız olduğu belirterek, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına ve asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatının tahsilini talep etmiştir. Davalı, taraflar arasında kalıp imalat protokolü bulunduğu kabul edilmekle birlikte davacı tarafından sözleşme kapsamında üstlenilen işlerin tamamlanmadığı ve sözleşme konusu kalıpların davalı şirkete teslim edilmediğini, davacı tarafından sözleşme gereğince imal edilmesi gereken kalıpların büyük bölümünün üretilmediği veya teslim edilmediğini, davalı tarafından yalnızca sözleşme kapsamında 8.000 TL avans ödendiğini, davacının sözleşme konusu işi tamamlamadığı halde fatura düzenlediğini, dosyada mal teslimini gösterir herhangi bir yazılı delil bulunmadığını, sevk irsaliyesinde davalı şirket adına teslim alan kişi, imza veya kaşe bulunmadığını, mal tesliminin tanık beyanları ile ispatlanamayacağı ve yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini, faturaya süresinde itiraz edilmemiş olmasının malın teslim edildiği anlamına gelmeyeceğini Yargıtay içtihatlarına göre salt faturanın kabul edilmesinin mal tesliminin gerçekleştiğini göstermeyeceği ve davacı tarafın teslimi yazılı delille ispat etmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme, dosya kapsamında tarafların ticari defterleri, fatura, sevk irsaliyesi, banka kayıtları, tanık beyanları ve bilirkişi raporunun incelendiği, bilirkişi raporunda tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve davalı şirketin ticari defter kayıtlarına göre davacıya 33.595,00 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından düzenlenen faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve faturaya süresi içinde itiraz edilmediği, taraf ticari defterlerinin borç ve miktar yönünden birbirini doğruladığı, ayrıca taraflar arasında yapılan hesap mutabakatı ve tanık beyanlarının da davacının işi yaptığı ve faturayı düzenlediği hususunu desteklediği, davalı tarafın likit ve belirlenebilir borcunu ödemediği halde icra takibine haksız olarak itiraz ettiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin aynen devamına ve 33.595,00 TL asıl alacağın %20’si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Eser sözleşmelerinde kural olarak eserin meydana getirilip teslim edildiğini ispat yükü yükleniciye (davacıya) aittir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhası ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Ancak ihtilaflı durumlarda "ticari defterlerin delil olması" hususu ispat hukuku açısından temel bir yönlendiricidir. Ticari defterlerin delil olması ile faturanın delil olması birbirinden farklıdır. Faturayı alan kişi, bu faturayı kendi ticari defterlerine kaydetmişse, faturada yazılı mal veya hizmeti aldığı (eserin teslim edildiği) karinesi doğar. Başka bir deyişle, ticari defterlerine kayıt etmiş sayılan belge olduğu ispatlandığı takdirde, artık mal veya hizmet alınmadığını ispat yükü faturayı kabul ederek kullanmış olan tarafa (davalı iş sahibine) geçer. HMK m. 222/3 ve m. 222/4 (Ticari Defterlerin Sahibi Aleyhine Delil Olması): Kanun hükmüne göre, ticari defter kayıtları kural olarak sahibi aleyhine delil teşkil eder. Davalı tarafın ticari defterlerinin açılış ve kapanış onayları bulunmasa veya usulüne uygun tutulmamış olsa dahi, içerdiği kayıtlar sahibi (davalı) aleyhine kesin delil olur, Davalının kendi defterlerinde borçlu görünmesi, mahkeme nezdinde davacı iddialarını doğrulayan bir "ikrar" ve "kesin delil" mahiyetindedir. İş sahibi bu kayıtların aksini, örneğin borcu ödediğini veya eseri aslında almadığını ancak yine **kesin delillerle (makbuz, dekont, yazılı belge vs.)** ispat etmek zorundadır; bu hususun tanıkla ispatı mümkün değildir. Dairemizin, istikrar kazanmış içtihatlarında, davalının kendi ticari defterlerinde faturanın ve borcun kayıtlı olması durumu, eserin teslim edildiğinin kesin ispatı olarak kabul edilmektedir. Somut olayda, davacı ile davalı arasında 31.05.2013 tarihli kalıp imalat protokolü bulunduğu, davacı tarafça sözleşme kapsamında imal edilen kalıplara ilişkin olarak 16.05.2014 tarihli 41.595,00 TL bedelli fatura düzenlendiği, davalı tarafından sözleşme kapsamında 4.000,00 TL + 4.000,00 TL olmak üzere toplam 8.000,00 TL avans ödemesi yapıldığı, bakiye 33.595,00 TL alacağın ödenmemesi üzerine davacı tarafından .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı tarafça takibe süresinde itiraz edilmesi üzerine eldeki itirazın iptali davasının açıldığı, ilk derece mahkemesince tarafların iddia ve savunmaları, ticari defter kayıtları, fatura, sevk irsaliyesi, banka kayıtları, hesap mutabakatı belgeleri, tanık beyanları ve mali müşavir bilirkişi raporu birlikte değerlendirilerek davanın kabulüne karar verildiği, davalı tarafça istinaf başvurusunda esas itibariyle davacı tarafından sözleşme konusu kalıpların teslim edildiğinin yazılı delille ispatlanamadığı, sevk irsaliyesinde teslim alan imza ve kaşesinin bulunmadığı, mal tesliminin tanık beyanları ile ispatlanamayacağı, faturaya itiraz edilmemiş olmasının mal teslimi anlamına gelmeyeceği ve davacının eser sözleşmesinden doğan edimini yerine getirmediği ileri sürülmüş ise de dosya kapsamı incelendiğinde tarafların 2014 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve takip konusu faturanın hem davacı hem davalı ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, davalı tarafından yapılan 8.000,00 TL avans ödemesinin davalı ticari defterlerinde yer aldığı ve bu ödemenin mahsubu sonrasında davalı şirketin takip tarihi itibariyle davacıya 33.595,00 TL borçlu olduğunun yine davalı ticari defter kayıtları ile sabit olduğu, ayrıca taraflar arasında düzenlenen 21.10.2015 tarihli hesap mutabakatı belgesinde davalı tarafın davacıya 33.595,00 TL bakiye borçlu olduğunun açıkça gösterildiği, davacı tarafından düzenlenen faturanın davalı ticari defterlerine kaydedildiği ve bu faturaya yasal süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunulmadığı, taraf ticari defterlerinin birbirini doğruladığı, bu haliyle ticari defter kayıtlarının HMK 222. maddesi uyarınca delil niteliği taşıdığı, sevk irsaliyesinde teslim alan kısmında imza bulunmaması tek başına teslimin gerçekleşmediği sonucunu doğurmayacağı gibi, dosyada mevcut ticari defter kayıtları, hesap mutabakatı ve tanık beyanları ile birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafından sözleşme konusu işin yerine getirildiği ve faturaya konu kalıpların davalıya teslim edildiği hususunun ispatlandığı, bu nedenle davalı tarafın icra takibine yaptığı itirazın haksız olduğu, ilk derece mahkemesince yapılan değerlendirme ve ulaşılan sonucun dosya kapsamına ve hukuka uygun bulunduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerin yerinde olmadığı, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../02/2020 tarih ve 2017/.... Esas, 2020/127 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 2.294,87 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 573,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.721,12 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 12/03/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.