9. Hukuk Dairesi 2025/8453 E. , 2026/1422 K. "" MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1572 E., 2025/1817 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bingöl 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2025/50 E., 2025/112 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekilince temyiz incelemesinin du…
9. Hukuk Dairesi 2025/8453 E. , 2026/1422 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1572 E., 2025/1817 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bingöl 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2025/50 E., 2025/112 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.02.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davacı vekili Avukat ... geldi. Karşı taraf adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait Hastanede 22.04.2009 tarihinden itibaren dahiliye uzmanı olarak çalıştığını, hâlen çalışmaya devam ettiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye göre müvekkilinin ücretinin aylık net 20.000 TL ve %25 hak ediş olarak kararlaştırıldığını, hak edişe ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla aylık ödenmesi gereken net 20.000,00 TL ücret alacağının düzenli ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını, davalı tarafça takibe haksız şekilde itiraz edildiğini, borçlunun itirazının iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı talebinin dava dilekçesinde somutlaştırılmadığını, davaya dayanak yapılan 20.04.2008 tarihli sözleşmenin geçersiz olduğunu, zira belirtilen tarihte davacının devlet hastanesinde memur olarak çalışmakta olduğunu, davacının memuriyetten ayrılmaya yanaşmadığını, belirtilen tarihte işyerinde çalışmaya başlamadığını, davacı ile ilk olarak 03.01.2009 tarihinde iş ilişkisi kurulduğunu, ancak davacının 05.01.2009 tarihinde davalı işyerinden ayrılarak memuriyete geri döndüğünü, ikinci iş ilişkisinin ise 21.04.2009 tarihinde kurulduğunu, ayrıca 20.04.2008 tarihli belgenin B.B ve davacı arasında imzalandığını, belirtilen kişinin davalı Şirketi temsil yetkisinin de bulunmadığını, davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesince verilen 29.12.2021 tarihli ve 27.11.2024 tarihli kaldırma kararları sonrası yapılan yargılamada, emsal ücret araştırmalarından sonra kapsama alınan bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere emsal ücrete göre belirlenen gerçek ücret üzerinden yapılan hesaplamada davacının alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince usulüne uygun şekilde emsal ücret araştırması yapılarak belirlenen ücrete göre ve zamanaşımına uğrayan dönem dışlanmak suretiyle hazırlanan denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davacının ödenmeyen ücret alacağının bulunmadığının anlaşılması karşısında İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Dosyaya sunulan 20.04.2008 tarihli sözleşmede davacının aylık ücretinin 20.000,00 TL olarak belirlendiği, her ne kadar yıl olarak 2008 yazılmış ise de bu durumun sehven yahut davalı tarafça kötüniyetle yaratıldığını, davalı tarafça dosyaya ücret miktarı içeren başkaca sözleşme sunulmadığını, sözleşmenin 20 Nisan'da düzenlendiğini, müvekkilinin 22 Nisan'da davalı nezdinde çalışmaya başladığını, tarafların gerçek iradeleri ile kurulmuş, yaklaşık 16 yıldır devam eden bir sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, sözleşmedeki başlangıç tarihindeki hatanın olmaması için daha fazla özen göstermesi gereken tarafın tüzel kişi yani tacir olan davalı olduğunu, davalı tarafın bu sözleşmedeki kendisinden kaynaklı hatadan dolayı sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmesinin onun kötüniyetli olduğunu gösterdiğini, 2. Söz konusu sözleşmenin yanı sıra 15.04.2009 düzenleme, 30.04.2010 vade tarihli 240.000,00 TL bedelli teminat senedi ve davacıya 04.06.2009, 15.12.2009 tarihinde yapılan aylık ödemelerin miktarı ile 2011 yılında 12 aya karşılık 230.000,00 TL ödeme gerçekleştirildiği hususları dikkate alındığında davacının ücretinin 20.000,00 TL olduğunun ispatlandığı, 3. Davalı tarafça yargılama sırasında davacının ücretinin 4.000,00 TL olduğu savunulmuş ise de yapılan ödeme miktarları dikkate alındığında yapılan ödemelerin bu miktarın çok üzerinde olduğunu, 4. Emsal ücret ortalamaları esas alınarak yapılan hesaplamaları kabul etmediklerini, bu yönde bir talepleri bulunmadığı gibi söz konusu araştırma sonucuna göre müvekkiline 362.748,08 TL ilâ 459.757,9 TL gibi fazla bir ödeme yapıldığı kabul edilmelidir ki davalı tarafın bu yönde bir savunmasının bulunmadığı, 5. Karar gerekçesinde emsal ücret araştırması dışındaki diğer delillere niçin itibar edilmediğine ilişkin herhangi bir gerekçeye yer verilmemesinin de isabetli olmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının aylık ücret miktarının tespitine ilişkindir. Davacı tarafça 08.02.2016 tarihinde 20.04.2008 imza tarihli sözleşme dayanak gösterilmek suretiyle davalı aleyhine 553.840,00 TL tutarında ücret alacağının tahsili amaçlı takip başlatılmış olup 11.02.2016 tarihinde davalıya tebliğ edilen söz konusu takip talebine davalı tarafça “Alacaklıya sadece 105.034,00 TL borcumuz olup geri kalan borca itiraz ediyoruz. Ödeme emri ekinde gönderilen sözleşme geçerli olmayıp uygulanmamıştır. Ayrıca bu sözleşme 1 yıllıktır. Borca ayrıntılarına, faiz oranına itirazımız gözetilerek takibin itiraz ettiğimiz kısmının durudurlarak iptaline arz ve itiraz ederiz.” denmek suretiyle itiraz edilmiştir. Davacı tarafça süresi içerisinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmaktadır. Davacı vekili dava dilekçesine, müvekkilinin 22.04.2009 tarihinde dahiliye uzmanı olarak çalışmaya başladığını, hâlen çalışmaya devam ettiğini, ücretinin aylık 20.000,00 TL + hakediş şeklinde olduğunu, işbu davanın da sadece ücret alacağına ilişkin olduğunu, ödemelerin eksik ve düzensiz yapıldığını, her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmenin süresinin bir yıl olduğu kararlaştırılmış ise de, müvekkilinin aynı sözleşme ile aynı şartlarda çalışmaya devam ettiğini beyan etmiştir. Davalı vekili ise cevap dilekçesinde; takibe dayanak gösterilen 20.04.2008 tarihli sözleşmenin geçersiz olduğunu, o tarihte davacının devlet hastanesinde doktor olarak çalıştığını, memuriyetten ayrılmaya yanaşmadığını, bu sözleşme kapsamında fiilen çalışması olmadığını, 20.04.2008 tarihli belgenin B.B tarafından imzalandığını, bu kişinin yetkili olmadığını, taraflar arasında ilk defa 03.01.2009 tarihinde sözleşme kurulduğunu, ancak davacının 05.01.2009 tarihinde tekrar memuriyet geçtiğini, bu dönemin de fiilî çalışma olmadan sona erdiğini, dolayısıyla takibe konu sözleşmenin geçerli olmadığını beyan etmiştir. Davalı vekili, yargılamada ileri sürdüğü 23.11.2017 tarihli beyanında ise işyerinin 01.01.2009 tarihinde faaliyete geçtiğini, mevcut olmayan bir hastane adına sözleşme yapılamayacağını, davacının da ilk defa 02.01.2009 tarihinde işe başvuruda bulunuğunu beyan etmiştir. Davalı tarafça cevap dilekçesinde ücret miktarına ilişkin açıklamada bulunulmamış ise de, Mahkemece bu hususun sorulması üzerine davalı vekili 24.04.2017 havale tarihli dilekçesinde, davacının aylık ücretinin ... Kurumu (...) kayıtlarından anlaşılacağı üzere 4.000,00 TL olduğunu belirtmiştir. ... kayıtlarına göre, davacının ilk defa 03.1.2009-10.01.2009 tarihlerinde işe giriş-çıkış bildirimi yapılmış ise de, tarafların ortak beyanlarına göre davacının bu dönemde fiilen çalışmadığı, zira davacı Devlet Hastanesindeki memuriyetinden istifa edip işyerinde 03.01.2009 tarihinde başlamış ise de, 05.01.2009 tarihinde istifanın iptaline ilişkin devlet hastanesine dilekçe vermiş olup bunun kabulü ile devlet hastanesindeki işine geri dönmüştür. Her ne kadar dosya kapsamında taraflar arasında imzalanan 02.01.2009 tarihli sözleşme yer almakta ise de, bu sözleşme ücrete ilişkin bir düzenleme içermediği gibi sözleşmenin fiilen yürürlüğe girdiği ve uygulandığından söz etmek de mümkün değildir. ... kayıtları ve taraf anlatımları dikkate alındığında davacının davalıya ait özel hastanede fiilen çalışmaya başladığı ilk tarih 22.04.2009'dur. Bu konuda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Kayıtlar ve iddialara göre davacı 22.04.2009-03.02.2014 tarihleri arasında işyerinde çalışmış olup 03.02.2014 tarihinde yerel seçimlerde belediye başkanlığı için işten ayrılmış ve ardından 05.04.2014 tarihinde yeniden çalışmaya başlamış olup dava tarihi itibarıyla hâlen çalışandır. Davacı tarafça takibe dayanak yapılan 20.04.2008 tarihli sözleşme incelendiğinde; sözleşmenin 30.04.2010 tarihine kadar geçerli olduğunun, tarafların mutabakata vardıkları takdirde yeni bir sözleşme ile çalışma sürelerini uzatabileceklerinin, davacının ücretinin 20.000,00 TL olduğunun, faturalanabilir muayene, tetkik, tahlil ve müdahalelerin %25'inin hak ediş olarak kabul edileceği, sözleşme süresini kapsayan dönem için 240.000,00 TL davalı Şirket tarafından senet düzenlendiği, bu senedin davacıya teslim edildiği, senedin 30.04.2010 tarihine kadarki maaşları kapsadığı, senedin üzerine teminat senedidir ifadesi düşülerek verilmiş olup çalışmanın sona erdiği tarih itibarıyla senetlerin İdareye teslim edilmek zorunda olduğunun kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Söz konusu sözleşme Şirket kaşesini de içermekte olup davalı tarafça söz konusu sözleşmenin şirketi temsile yetkili olmayan B.B tarafından imzalandığı ifade edilmiş ise de, dosya kapsamında yer alan Bingöl 1. Noterliğinin 10.05.2007 tarihli ve ... yevmiye No.lu ihtarında belirtilen kişinin davalı Şirketi 3 yıl süreyle münferiden temsile yetkili olduğu kararlaştırılmıştır. İlgili ihtarname içeriği dikkate alındığında yetkisiz kişi tarafından imzalandığına ilişkin davalı savunmasına itibar etmek mümkün değildir. Dosya içerisinde ayrıca düzenleme tarihi 15.04.2009, vade tarihi 30.04.20 10... .000,00 TL bedelli "KURUMLA YAPILAN SÖZLEŞME İÇİN TEMİNAT SENEDİDİR" başlıklı davalı tarafça düzenlenmiş kambiyo senedi de yer almakta olup bu senedin 20.04.2008 tarihli sözleşme için düzenlendiği açıktır. Sözleşmede maaşın 20.000,00 TL kararlaştırıldığı, senedin 30.04.2010 tarihine kadarki maaşları kapsadığı hususunun da açıkça belirtildiği dikkate alındığında 240.000,00 TL bedelin bir yıllık ücret alacağına denk geldiği açıktır. Ayrıca dosya kapsamında yer alan ödeme belgeleri dikkate alındığında davacıya farklı tarihlerde 20.000,00 TL'nin yatırıldığı da sabittir. İlk Derece Mahkemesince yapılan ilk yargılamada 26.03.2019 tarihli karar ile eksik ödemeler toplamı gözetilerek davacının talebiyle bağlı kalınarak davanın kabulü ile takibe yapılan itirazın kaldırılmasına karar verilmiş ise de, Bölge Adliye Mahkemesince verilen 29.12.2021 tarihli kaldırma kararında, davacının fiilen davalı Hastanede çalışmaya başladığı tarihin 22.04.2009 tarihi olduğu, bu hâli ile takibe konu yapılan sözleşme tarihi ile fiilen iş sözleşmesinin kurulduğu tarih arasında 1 senelik bir süre bulunduğu anlaşıldığından 20.04.2008 tarihli sözleşmenin işçinin fiilen çalışmaya başlamaması nedeniyle kurulduğundan bahsedilemeyeceği, taraflar arasında iş sözleşmesinin kurulma tarihinin 22.04.2009 tarihi olduğu, bu tarihte de ücretin miktarının yazılı bir sözleşme ile belirlenmediği anlaşıldığından ücretin belirlenmesi noktasında emsal ücret araştırmasının detaylı şekilde yapılması gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Ancak davalı vekilinin takip talebine itirazında taraflar arasındaki sözleşmenin bir yıllık olduğuna 23.11.2017 tarihli beyanında işyerinin 01.01.2009 tarihinde faaliyete geçtiğine ilişkin beyanlar da dikkate alındığında, mevcut olmayan bir hastane adına sözleşme yapılamayacağı, davacının da işe ilk defa 02.01.2009 tarihinde başvuruda bulunduğu ve bu döneme ilişkin sözleşmenin belirtilen sebeple geçersiz olduğu ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin ücret ve teminat senedine ilişkin düzenlemeleri, teminat senedinin içeriği ve ödeme kayıtları bir bütün olarak dikkate alındığında, tarafların ortak iradelerinden hareketle takibe dayanak yapılan sözleşmenin 20.04.20 08... .04.2009 tarihinde imzalandığının ve davacının ücretinin ilk çalışma döneminde fiilen çalışmaya başladığı tarihte 20.000,00 TL olarak kararlaştırıldığının kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme ile varılan sonuç hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.